Başlıklara tıkladıkça Rastgele yeni kayıtlar gelicektir

Her şey Beyin'de-Beyninde mi (!)

Hiçkimse Beyin'e Dışarıdan bakmamıştır ki bütün her şey "Beyin'de" ya da "İçinde" demesi Doğru bir İfade olsun.. Bu durumda İç veya Dış nedir ki "Hepsi Beyin'de" denebilsin! Beyin nerede! Şu var ki "Ruh" derse bu Doğru olur.. Çünkü "Beyin" Mekanlı, Ruh (Min Ruhi) Mekansızdır.. Ne içerde ne dışarıdasın "Sen"!

Panteizm ~ Vahdet-i Vücud ~ Tasavvuf

Ne saat makina, robot gibi sistematik, ne de başıboş, hükmedilmeyi bekleyen Hayal!.. İkisinden biri de değildir!.. "Sünnetullah" O'ndan gayrı düşünülemez ki "Sistem" olsun!.. Her işini bir Hikmetle yapar da, Kendini Bilene Apaçık Sır ele gelmez izi yok!

Felsefe ~ Kendinden Geçme - Fena..

Çivi çakarken belki Sevgiliyi "Düşünemezsin" ama, Helal olan her işte Bismillah deyip Kendinden Geçebilirsin.. Tabi bunun olması için Düşüncelerde kaybolmamış, varlığa gelmiş, varlığı Kendisinde Yok edebileceğin Bir Sevgilin olması lazım! Düşünmeden Kendinden geçebildiğin yani Aşık olabileceğin bir İlah! Allah lazım Allah..; Allahsız!

Celalini Tattırdı ki..

Evvel Celalini Tattırdı ki Cemali Ahirin olsun..

Enerji ~ Evren ~ Hayal ~ Kudret - Halim..

Evren'deki mevcut Enerji'yi toplayıp hayal etmeye çalış.. Acaba onun yoktan bu hale gelmesine etken Enerji nasıl ne derecede olabilir bir de O'nu hayal etmeye çalış.. Kudreti Hayal edemediğin derecede (Sonsuz) olup aynı zamanda Hassas (Halim) olduğu için de Yok gibi gelir..

Ruh nedir.. ~ Min Ruhi

Batılıların çoğunun Ruh'tan anladığı "Kimlik"tir, "Etiket"tir.. Bunun için "İlüzyon"dur derler.. İnsan Bilmezlikten geldiğini nasıl bilecek!.. Bizdeki Batı Bilgiçi çok bilmiş Ahmaklar da Ben'ini Hafıza'sı zanneder.. Yavaş yavaş ölecek ya!.. Ruh deyince en fazla Ölüler, Hayaletler gelir akıllarına.. Hani Ruh çağırırlar ya! Kendileri Ruh ama nasıl gelsinler Varlığa? "Min Ruhi" Arapça, Türkler nasıl anlasın, "Kendi Ruhumdan" Türkçe, Araplar nasıl anlasın!..

Aşk ~ İki ~ Vahdet

Aşk'ın Zevki İki'de Bir'den! Vahdet ister isen unutma bil Sen'i O'nu!

Oruçlunun ağız kokusu..

Oruçlunun ağız kokusu O'na göre Misk Kokusu gibidir.. Ya Sana göre?.. Dilerse evet, sana da öyle gelebilir.. Dilerse!..

Kibir.. ~ Kendi Ruhumdan..

Şeytan Kibirle Kendini Ateş'e Nispet etti.. Allah ise Adem'i Kendi Ruhuna; Zatına!

O kadar Akıllandık ki !..

O kadar Akıllandık ki, Hurafe'yi, Mucize'yi geçtik, neredeyse "Espri" İnkar edilecek! "Latife"ler anlaşılamayacak!

İyi "İyi" olduğu için..

Menfaati için İyilik yapan Hakk'ı görmezden gelmiştir.. Menfaatin için değil, İyi "İyi" olduğu için yap! Yani Hakk için! Hakk'ı görmek için!

Ruh ~ Kalp ~ Dünya

Ruhlar Tabii zevk yönünden aşık olsalar da Bedenlerinden ürkerler.. Hakikatte düştükleri durum "Denize düşen yılana sarılır" gibidir.. "Onlar kendi kendilerine zulmediyorlar".. Ruhu bedene olan bu zavallı esaretinden, Dünya'dan, ancak her şeye Derinden Nüfuz eden Hakiki bir İlim ve Kalbi Zevkler Hür kılabilir.. Bu da ancak Ruhun Aşkın olan Özüne (Min Ruhi) Safi, Aşki Muhtaçlıkla (Kibirsiz) yönelişi ile (İhlas-Din-İslam-Şeriat-Tasavvuf) mümkün olur.. Kalb (Akıl-Duygu) Nurlanınca (İlim, Vecd, Zikir) Ruhun Nefs'e Bedenlere, Putlara yani Dünya'ya olan esareti, bağımlılığı azalarak yok olur.. Kavga önce kalpte biter!.. Çünkü artık Zevk onlara ta Özlerinden (Min Ruhi) Kendi Kendilerinden akar! Birlik önce Kalpte başlar!.. Ve öyle ki Bedenler Bir araya geldikçe de Rızıkları artar! Çünkü artık Zulmani ve Nurani Perdeler seyrelir, hatta kalkar! Allah Tektir, Tekliği (Ferdiyet) Sever, Birdir Birliği (Ümmet) Sever!

Söz'deki Büyü.. ~ Mudil..

Kendi Mertebesince, Emrolunduğu gibi Dosdoğru olan bir Kulun "Mudil" İsmiyle işi olmaz.. İsimler çocuk oyuncağı değildir; büyüyle Hayır yapılabileceğini zanneden sapık, Doğru Yoldan sapmıştır.. Saptıran Sapıtır.. Söz'de de bir büyü vardır, sakın.. "Doğru" olanı söyle, yanlış anlaşılmasından korkmadan, herkese duyurmaya çalışmadan.. Söyle, onu ehli duyar.. Lazım olduğu yere ulaşır.. Fakat Oyun oynama.. Çünkü Sen Peygamber'e (as) uymakla emrolundun..

Ruh.. ~ Aşk..

Ruh Özünde Münezzeh, Gani olduğundan, Zatından başka hiçbir şeye İhtiyaç duymaz, Özünde Özünden (Min Ruhi) Mutmaindir.. Bundan dolayı onda biraz Soğukluk, Yabancılık vardır.. Allah bizleri İsimler, Tecelliler Alemine, Aşkının Sırlarının Derinliklerini öğrenelim diye indirdi! Böylece bizler (Min Ruhi) Isınırız, Aşk ile Ülfet ederiz, Ünsiyet olur, Vahdet-i Tam oluruz.. Yabancılık Soğukluk gider, O'ndan geldiğimiz gibi yine O'na döneriz..

"Dikkat!" edilecek Husus bu mu!

"Makattan su kaçmasın Oruç bozulur, aman dikkat edin!".. Sohbet'e Muhabbet'e Konu edilmesine "Dikkat!" edilecek Husus bu mu!

Nefs ~ Ruh ~ Esma

Nefsine (Esma-Sıfat) Müsemması (Zatı-Ruhu) "Mutlak" Hakim ve Malik'tir.. Bu Zati Mana'dan başka, bir de Yarattığının Yaratılış Hikmet'i gereği İlkeler Sahibidir: Ayet; "Allah Kullarına karşı Zatına Merhameti yazdı"..

Nefsini bilmezsen..

Nefsini bilmezsen, her kötülüğü dışarıda arar, böylece Kendindekine Hakim olamazsın.. En basitinden Öfke, Nefsin bir Özelliğidir ve Hakim olunmazsa sahibini Ölüm'e Öldürmeye (Cinayet) kadar götürür; "sigaradan başlar" dedikleri gibi ona azıcık da Uysan (Ben-"lik") seni Akıntı gibi götürebilir.. sonra o durumda zaten Hakim olamazsın.. Hz Peygamber (as) "Sabır darbenin geldiği ilk andadır" buyurmuştur.. Hayvanlardan tabiatları en yumuşakları bile olsa, Kendi Nefislerinden İnsan gibi haberdar değillerdir, ve en Akıllıları bile olsa İnsan gibi Nefislerine Hakim olamazlar.. Ki Akıl İnsan'ı durdurma veya hareket ettirme özelliğinde değildir.. İrade eden (Mürid), Akıl değildir.. Ruh (Min Ruhi) belli bir Mertebeye yükseltilmeden hiçbir şey onu durduramaz ve hareket ettiremez; yani Ruh İrade bulamaz.. Bu söylediğimle Ruh'un oluştuğunu söylemiyorum, hayır Ruh hiçbir şekilde oluşmamıştır.. Oluşan Nefs'dir.. O (Min Ruhi) ilk gün, bir An'da Var olduğu gibi Aynı, Ezel'de, Elest Bezminde "Evet, Sen bizim Rabbimizsin" dediği gibidir.. Oluşan, Nefsi - Dünyevi Perdedir! Yükselmeyi iste, Perdelerin arasından! O'ndan Kendini (Min Ruhi) iste!

(Nefsine) Hakim olmazsan..

Öfken'e veya Hased'ine (Nefsine) Hakim olmazsan.. Nefsini Bilmezsen (!).. sadece aradığın Gerçek Kusur'u değil.. atman gereken (!) İftira'yı da bulursun!.. Hızını alamazsın, daha işine yarar (!) çok şeyler gelir arkasından, inanamazsın.. Sonra deme ki ben nasıl neden Cehennem'e girdim.. Derler ya hani sigaradan başlar..

Bilim..

İki Hidrojen Bir Oksijen birleşince neden Su oluyor?.. Bilim, bir yere kadar.. İşte o yerden sonra Bilim, oraya kadar kabul ettiği nedenselliği "bilinemeze" çıkarır.. Yani Dürüstlüğü elden bırakırlar ve Saçmalamaktan da çok azı geri durur; halk dilinde "Kıvırmak" dediğimiz aslında..

İnsan ~ Yaradan ~ Huu..

Dilediğin Arzu ettiğinin Hayalini bile kuran (Yaratan) O'dur. Çünkü O'ndan başka "Yaratıcı" yoktur.. Tek'dir!.. Sen böylece "Dilenen-Dileyen".. "Arzulayan-Aşık" ol-muş oldun.. "Şımarık-Uslu" olmuş oldun.. "Günahkar -Tevbekar" olmuş oldun!.. "Kötü-İyi" olmuş oldun!.. "Sureti" üzere Allah'tan bir "Nefs-Ruh" olmuş oldun! Ya bunlardan birini seçer Cennet'e ya da Cehennem'e düşersin.. Ya da Yaratılanı değil, Yaratanı seçersin, "Yakın" olursun! Yaratmayabilirdi, fakat işte Gizli Hazineydi; Cömert'tir.. Dilediğini Yapandır, kimseye sorar değil.. Adalet Kendisidir, hesap verir değil!.. 99 ve Bilinmeyen Sayısız İsmi de kat, Müsemma'yı Unutmadan!

Hakk..

Hakk'ın Sen'in üzerinde dilediğini yapmaya Hakk'ı vardır da.. Sen henüz bunun idrakinde değilsin.. İdrak etsen, "Sen-Ben" yapmayacaksın çünkü.. çünkü, Hakk zaten O..

İster Dinsiz ol ister Ateist..

İster Dinsiz ol ister Ateist.. "İnsan" olarak Saygı duymadığın kimseden, senin İnançsızlığına Saygı duymasını bekleyemezsin.. Kimse senin Dinsizliğine Ateistliğine Saygı göstermek Zorunda değil.. Düşmanlık etmek Zorunda olmadığı gibi.. Sadece "İnsan" olarak, Sen Hakkı gözettikçe, Onlar da sana Zulmetmemek zorundadırlar.. O kadar.. Bizim Dinimiz (İslam) bu!.. Kimliği kapıda bırak; Sen "İnsan" ol, "İnsan"ı görürsün merak etme! Lakin işleri karıştırırsan, ha öyle ha böyle Kimliğinle Benlik yapmaya kalkışırsan, asla sağ salim çıkamazsın o girdiğin karışıklıktan! Haberin olsun!.. Çünkü ister "Padişah" ol, istersen "Kul" ! Zulm ettin, yani Hakk'ı görmezden geldin mi? Yandın Yandın!

Hayy.. Varlık..

Parçaları topla birleştir, hangisinde O Hayat; Tek ve Bir Kim, O'ndan başka Ne, hani?.. Ölüp de dönen yok; Hayat'ın Sırrı Kimde, hani?.. Yokken kendine Varlık veren, nerede hani?.. Varlığının Başlangıcı olmayan Hayat Sahibi Kim? Arama şunda bunda, şurda burda.. Ne kanda ne akılda düşüncede, ne de zamanda.. Hayy O'dur her şey O'nda, Var O'dur, Var-lık O'nda! Kendi Ruhumdan dedi Sana, Bağ O'nda!

Hakikat-i Muhammediyye ~ Ehl-i Beyt ~ İnsan..

Sevdiğinden, Hayran olduğundan Muhakkak Etkilenirsin.. Ona benzemeye çalışırsın.. Aslında o da biraz zaten sana benziyordur.. Ama o öndedir, öncedir.. Kendini onunla görürsün, o olmadan kendini göremezsin.. Olgunluk hep böyle gerçekleşir.. Hakikatte sende o, onda sen varsındır.. Aslında, Hakikatte, ikiniz de, tek bir Özdensiniz demektir! Bu Sevmeyi bu Hayranlığı üst Perdeden anla sen.. Hz Peygamber (as) olmadan, Hakikati Muhammediyye olmaz.. O, O'nun Ruhaniyetidir.. Keza "Muhammed Ali Hasan Hüseyin Fatma" olmadan "Ehl-i Beyt" olmayacağı gibi.. Hz Peygamber (as) Yüce Allah'ın Örneğidir! Ayna olmadan, Kendini göremezsin! O İsa'dır, Musa'dır, İbrahim'dir; "Hakikat-i Muhammediyye"dir : yani "İnsan"! Sen'dir "Sen"!

Kendini Rab İlah edinsen..

Namaz kılmamak Oruç tutmamakla kimi Yalnız bırakıyorsun? Seni çağırdığı halde kimi duymazlıktan geliyorsun? Kim kime muhtaç, kim kimin peşinde! Kendini Rab İlah edinsen şu halde kendini Kulluktan çıkarırsın be!

Teslimiyet ~ Edep

Teslimiyet'in Özü, Emir'de değil Edep'de.. İtaatsiz Edep, Edepsiz Emir, olmaz!

Batıl'da Hakk'ı, Hakk'da Batıl'ı..

Hayali Gerçek, Rüyası Sadık olmayan, Batıl'da Hakk'ı, Hakk'da Batıl'ı sormasın! Mudil de O, Hadi de O, Hakk da O!

Tasavvuf Düşmanlığı (!)..

"Şeyhler" müridlerine "camdan atla" derler.. Müritler de "atlarlar", atlamak zorundadırlar.. Öyle mi !.. Tasavvuf'a, bunca Tasavvuf Büyüğüne, Koca Geleneğe, Hakikatini bırakıp böyle Saçma bir Genel Yakıştırma yapmak, dedikodu, yalan, iftira, yanında hiç kalır! Bu nasıl misal; mecaz mı, metafor mu! Bu nasıl Rezillik, bu nasıl Yabanilik! Hayret ki ne Hayret!

Bu Sırra erenler, sadece Vahdet'e erenler!

Hiçkimse kimseyle yüzyüze değildir, bilmeseler de hepsi ancak Hakk ile yüzyüze! Bu Sırra erenler, sadece Vahdet'e erenler!

Kesret - Vahdet !

İki göz bir görüyor, beş parmak bir tutuyor.. Eh şimdi sen Vahdetini görme de Kesreti gör olacak iş mi, taş olur körolası insan!

Zikir

Zikrederken, dilini damağına koyar gibi, Hayalini göğsünün içine koy.. "Rahman Rahim" olan Allah'ı Kalbine sığdır!

Yapay Zeka ~ Ruh

Yapay Zeka Robot'da "Ruh" olabileceğine inanan kimse, öldükten sonra bir sisteme bütün bilgileri yüklense, Yaşayabileceğine inanan kimsedir.. Kafirlerin Hayalleri Hikayeleri hep aynı, hem Nankörlük hem İnat.. Ölmeden yapılsa bu işlem, ne olacak İki'ye mi Ayrılıcak? Ruh!.. Onlar bilmezler!.. Sağırdırlar, Kördürler!..

Huu..

Her birerlerimize Farklı gözüken (Tecelli), Aynı Tek ve Bir Suret (Nur).. Salonlarda Tv Yayını gibi.. Ve her bir Ruh (Min Ruhi) Filmin içinde canlı kanlı.. Fakat kimisi daha Konu'yu anlamamışken (Bilgi) kimisi için F-ilim bitmiş durumda (Malum).. Kimisi doyamıyor Seyr'etmeye yeniden yeniye (Zevk), kimisi Uyukluyor (Gaflet).. Gepgeniş bir Salonda bir Aile (Ademoğulları).. O'ndan başka ev bark sığınak, başını sokacağın bir Varlık yok! İsyan etme, Doğmadı Doğurulmadı, Üveylik diye bir şey yok! Yabani olma Fitne'yi bırak da, Ashab'tan Selman (ra) ol, ta gir içine Ehl-i Beyt'e (as) kadar! Muhammed Ali Hasan Hüseyin Fatma!

Suret (Devam)

Şu yaptıklarını hiçbir Suret olmaksızın yapabileceği Sırrına erdin mi..

Dünya Düz mü (!)

Ay, Güneş "Yuvarlak" da Dünya Kare mi olmalı.. Bilemez miyiz yani şimdi; "Bilgi" edinmek şüpheli mi?.. Hiç deniz görmemiş birisi yağmur dolmuş bir ayak izinden Okyanus'u "Hayal" edemez mi?.. Ya da Bir görüyor Birlik görüyorsa, Rüya'da Göremez, Bilemez mi?.. Bildiremez mi!

İnsanlar..

İnsanları "Çok" zannetme.. Tek olanın Çokluk Tuzağıdır İnsanlar.. Cemal yönünden bakarsan hani Kendi Tek ama Lütfu Çok ya..

üzerine, alınmayasın..

"Karışık" olma ki (!), üzerine, alınmayasın.. "Uğraşanlar", farkında olmadan Hakk ile uğraşıyorlar(!)..

"Quantum" ve Tasavvuf..

İlim de Nur'dur, fakat Işık Suretinde değil.. Ve Bilene, her bir İsim diğerinin aynı ve Zatının Aynıdır.. Onun için, "Kemal" ne Tenzih ne de Teşbih'te değildir.. Hiçbir şey O'na benzemez; "O" İşitendir, Görendir.. "Quantum" Işıltılı Parıltılı olduğundan ilgi çekiyor, İslam'da İlim'in de "Nur" olması Mantığı onlara gelemiyor o yüzden, ki gelmez.. Çünkü onlar İlim'den de yine parıltılı ışıltılı olanı isterler, O'nu isteyemezler.. Hani belki Kudret Alemi diyelim ama "Çocuk Hayalleri" gibi olan boyuttan.. Bu yüzden o şekilde ne Kemal olabilir ne de Birlik Teklik.. Hiçbir şeye benzemez ve İşitendir Görendir Sırrı her daim Muhammedilere Özel kalacaktır, Avam (Müslüman görünen veya Kafir olsun farketmez) ondan bir koku dahi alamaz.. Işıltıyı Bilgiyi Sureten geçicek, Tenzihi Teşbihi geçicek de Kul olacak, Fena'yı aşıcak Beka, Tevhid'den Vahdet'e gelecek, Kul Makamında kalacak İlahir.. buna hiçbir şekilde imkan yoktur.. Muhammedi olmadan (Fakat bu "Laf" - "Slogan" olarak değil!) , yani Son Nebi'ye (as) tam Sıdk ile tabi olmadan, İmkan (İzin) yoktur.. Onlar (Halk) kendi Zanlarınca İbadet ederler, hep böyle olmuştur.. o İbadetler Kamillerin İbadetleri yanında Gaflet Günah gibidir.. Neyse uzatmayalım.. Arif olan (!) anlar..

Yalan

Yalan, İman'ı Küfür yapar! Hele ki Haklısın diyerekten Yalanla iş tutmak, değil hakkını almak Cehennem'e girersin!

Sıfatları ve Tecellileri Ayrımı..

Sıfatları ve Tecellileri Ayrımı; mesela Kudret'in (Sıfat) Bedenini, Alemi, her an (!) ayakta tuttuğu halde, senin onu sadece bir şeyi kaldırdığında vb (Tecelli) Hissetmendir.. Esma'nın Uluhiyet Mertebesinde Birbirlerinin ve Zatının Aynı olması ise, yukarıdaki örnekteki ilk durumun El Batın'a, ikinci durumun ise Ez Zahir'e Nispet olunması gibidir..

Zaman (Devam)

"Hareket" ve "Zaman" çoğu insanın Zannında -hele ki şu Hayali Modern Çağda- "Doğrusal"dır.. Hakikat'de ise, "Döngüsel"dir.. Hatta her An, başladığı yere, döne döne!

Kalp ne demektir ~ Kuran ~ Takva ~ Ruh ~ Sır

"Takva" sadece Korkmak demek olmadığı gibi.. "Kalp" de Kuran'da sadece Duygu demek değildir.. "Kalp" İnsan Varlığında tek bir Sırra İşarettir, sadece Duygu ve sadece Akıl'da kalmaz, ikisini de kuşatan o Öz'e gelir, getirir.. Ta Ruh'a, Min Ruhi'ye varıncaya kadar ! Henüz Kamil olmayanlar ise, ya Akıl ya Duygu demiş, birbirlerinden ayrılmakla rahata ermişlerdir!..

Bir Tesettür'e gir de..

Bir Tesettür'e gir de bak bakalım çevrendekiler ne kadar Modern (!) , ne kadar Müslüman (!)..

Abdulkadir Geylani (ks)

Daimdir Himmeti Kalbimizde Pirim Abdulkadir'in..

Yapay Zeka - Robot ~ Doğa - Yaratılış ~ Zihin ~ Felsefe

Yapay Zeka Robot'da Zihin var mı filan bırak, "Yapay" ve "Gerçek" nedir ? onu düşün.. Sen Doğal mısın ? Yapay mısın ?.. Hem Doğal hem Yapay şeyler var ise, Yapay olmayan "Doğal Gerçek" nedir ? "Gerçek" nedir ? "Yapay" İnsan eli ile Taklid edilip "Yapılan" yani Doğal olmayan ise, Doğa neye göre "Yapay" değil ? "Doğal Gerçek" olan İnsan ise, Robot da Doğal değil Yapay'sa, "Gerçek" hangisi? Ve "Yapılmamış" olan hangisi! Doğa mı İnsan mı Yapay Zeka mı!.. Kafir İnsan Zekayı Aklı Doğayı Gerçeği (yani Hakkı) ne kadar İnkar etmeye çalışırsa çalışsın, ne kadar Oyun Oynarsa Oynasın, sadece kendini batırmış sadece kendini rezil rüsvay etmiştir; Yazık..

Zat-ı Aşk..

Çirkin'i de Güzel'i de aşan, Sıfatı Zat-ı Aşk..

İlim Sıfatı ~ Min Ruhi

Doğar doğmaz Örümcek hangi bilgiyle nasıl ağ örer veya Arı hemencecik ne yapacağını nasıl Bilir de en yetkin şekilde yaşamaya başlar.. İşte İlim Sıfatında böylece gördüğün gibi, Esmai Tecellilere değişik değişik Mazharlarda bak ki, Alemlerin Rabbi olan Zat'ı Kayıtlayıp Nefsinde Daraltmayasın, zira O değil, böylece ancak Sen daralır Sen kayıtlanırsın.. Halbuki İnsan Ruhu (Min Ruhi) en büyük kayıtsızlık en büyük genişlik Lütfuna Mazhar kılınmıştır! Sabret de Nefsini Sana Perde çekmesin, Bil, Sabret de Kendine Zulmetme!

Namaz..

Görmek istiyorsan önce bir bak.. Namaz'da Görmüyorsan, başka nereye bakacaksın..

"Hayal" diye..

"Hayal" diye, O'na Nispet ettiklerin ve Öz'üne değil, O'na Nispet etmediklerin ve Gayrısı Zannettiğin Kendine denir!

Kurancılar (!) ve Tasavvuf..

Bir Ay boyunca tutulması Farz Kılınmış Oruç var, ama hala Tasavvuf'u soruyor, anlıyamıyor.. O bir Ayı da Zorla tutuyor ya, ondan anlıyamaması.. Nefsine göre Din öyle olur işte, Anlayamazsın!

Zaman Sırrından..

"Zaman" izlediğin Video'yu durdurduğundaki gibi duruyor mu?.. Madem Sabit Kalıcı olmuyor ise, akan değişip giden Resimleri onlarla birlikte değişip akıp gitmeden Sürekli Algılayabildiğin "Sen" (Ruh) nasıl Sabit-Kalıcı olabiliyor.. demek ki O (Min Ruhi) Zaman'dan Hür'dür.. Düşünce (Bilgi) ve Hatıra da Kalıcı Sabit olmakla birlikte, onların Zaman'dan Hür oluşu Ruh'unki (Öz Saf Ben) gibi değildir.. Keza bilgi ve hatıra'dan farklı olduğu gibi elbette o yüzyıllarca sabit kalabilen Taşlar veya Ağaçlar türünden bir varlık da değildir.. Peki Zaman izlediğin Video'yu hızlandırıp yavaşlattığın gibi yavaşlayıp hızlanır mı.. Evet; bir Bitki veya Sen'in Maddi Bedenin aynı Süre'de oluşmaz.. Ruh'un (Min Ruhi) Zaman'la İlişkisinde şöyle Acayip bir Sır da vardır ki Yaşamayan (Keşf) asla bilemez ve inkar etmesi cehaleti doğrultusunda çok kolay olur: Henüz olmamış bir olayı olacağı gibi önceden aynıyla Rüya'da görüp yaşamak.. Evet bu kesinlikle Doğrudur, Şahsen de tecrübe edilmiş, bir Hakikattir.. Fakat bu Allah'ın bir Lütfu yani İstemekle hiç mümkün olmayacak bir şey olduğundan, İspatlamak da pek mümkün olmaz.. Ancak Allah dilerse gösterir ki, O, İman etmeyen Kafirler topluluğunu asla Hidayet'e erdirmez..

Zaman ~ Düşünce ~ Min Ruhi

Dış (?) Dünya'da Kalıcı olmayan şeyler, Düşünce'de Kalıcı Sabit duruyor.. Hem Resim olarak da Sen'de Kalıcı duruyor.. Bir Kayıp olsa, yani Unutsan -ki onlar zaten hali hazırda Sen'de kayıptır (!)- , o Anı-Kayıt Sen'de sadece Resmi değil, Düşünce'yi de Zaman'a bağlı kalmaksızın tekrar önüne (!) koyuyor.. Dikkat edersen, Düşünce'den Hatıra'dan öte, Zaman'dan bağımsız Asıl Sabit Asıl Öz, hiç değişmeyen, Sen'sin Sen!.. Düşünce, Hatıra, Kimlik değil, Saf "Ben", yani Ruh! "Min Ruhi"!

Matematik ~ Vahdet ~ Tasavvuf

Esmai Tecelli Müşahedesinde: "0" (Yokluk) el Batın'da, "2" (Çokluk) ez Zahir'de, "1" (Birlik) el Vahid'de.. Zati Tecelli Müşahedesinde: "Yokluk" Eşya'da (Maddi), "Çokluk" Sıfat'ında, "Varlık" Ruhunda (Min Ruhi), "Teklik" Vücud-Varlığında..

Nefs ~ Akıl - Duygu ~ Kalp ~ Sır

Horoz veya daha küçük bir Hayvan kendisinin on katı büyüklüğünde bir Hayvana Diklenebilir.. Bu ondaki Nefs'dir.. Eğer Aklına kalsa, o Cesareti gösteremezdi.. "Kaçmak" da Akıllılık sayılabilir (!); Ceylanlar böyle yapar.. Peki "Teslim olmak" ? Yani "İnsan" söz konusu ise; Nefs ile mi.. Akıl ile mi.. Yoksa Kalp ile mi? Çünkü Nefs ve Akıl ile olan Teslimiyet, Kalp yanında Makbul sayılmaz.. Hatta onlarla Teslimiyet hiç gerçekleşmeyebilir bile.. Kalp Batı Dilinde diğer her şey gibi Kısırlaştırılmıştır; Hakikat'de Kalp: Akıl ile Duygu'nun Birliği'dir.. Batıl (Cehalet) onu ya İki'ye Bölerek ya da birine indirgeyerek daraltır.. Örtmeye çalışır.. Hatta O Kalp Sır'dan olduğundan, Dilsel Açıklamalar yetersizdir.. Yani İnsan sadece Nefs sadece Akıl'dan ibaret Varlık olmayıp, Kalp olmaksızın sadece onlarla da Hakk Katında Makbul olamaz; yukarıda bu Hakikat'e işaret olacak yeterli Örnek verildi.. Ruh ise, "Zat"-en Teslimdir!

Evrimini Tamamlamış (?) İnsanlar!

Bu Halk "Taklidi İman Sahibi" (Ümmi), onun için Son'u Tehlike'de.. Ama "Oku"muş (!) "Herkese Faydalı" olan bir Bilim Adamı ise Yahudi Hristiyan kalsa, hatta Deist bile olsa, bu onun ve Meal'den Muhteşem Bilimsel Yorumlar Yapabilen (!) yani "Oku"yabilen (!) sizlerin Hakikat'de "Takva Sahibi" olduğunuza Delil oluyor, Sizler Evriminizi Tamamlamış (?) İnsanlarsınız, Öyle mi! Onlar ise "Eksik", Cahil Cühela Takımı! Ah Kibirli Yabani ah! Şimdi sen bana "Evrim'de Evrim'in Tamamlanması diye bir şey yok" diye Ahkam da satarsın! Ahkam mı Ahmaklık mı?

Fark ve Cem Sahibi ol.. Ruh Deryasında Ruh Balığısın O'nun..

Düşünce ile İlim.. Ses ile Mana Aynı mı.. Hayal ile Hatıra.. Suret ile Kalp Aynı mı.. Tecellisi ile Esması, Müsemmasında; Fark ve Cem Sahibi ol.. Ruh Deryasında Ruh Balığısın O'nun, Zatında Tek ve Bir olanı Bul!

Delil'de kalan, Dalalette kalır..

Delil'de kalan, Dalalette kalır. İlim'de kalan, Malum'dan Gafil gezer.. Esma'da kalan Müsemma'ya varamaz..

Celal - Cemal ~ İnsan..

İnsan hep Cemal üzere yaşasa idi, Celal diye bir şeyin olduğunu bilemezdi.. Elbette açığa çıkmadığı için, Var olsa da, bu Özellik ona Gizli kalırdı.. Tersi de aynen geçerli, yine bir şey Gizli kalırdı.. Yani İnsan'a Ne Gizli kalmış, Tanınmaz olurdu?!.. Bir de şu var: Celalin Açığa çıkacağı Zamanla, Cemalin Açığa çıkacağı Zaman, yani Sebepler diyelim (!), Mutlak Karışık olsaydı?.. Yani İlkeler olmasaydı!.. Bu durumda da şüphesiz yine Gizli kalan bir şey olurdu! Ve İki durum da, şüphesiz "Eksiklik" demek olurdu; "İnsan" için! Halbuki "İnsan" bir Berzah olarak Yaratılmıştır.. Eksiklikle Tamlık arasında Tecelli eder.. Ruhlar Varlık bulduktan sonra, bu Berzah'a (İnsan'a) İndirilmiştir!.. "Yokluk" Eksikliktir, Gizli kalmışlık olarak!.. Yoksa O Varlığın Zıttı yoktur! Eksiği yoktur! Tamamlanması yoktur!.. O'nu Tanıyanın Noksanı kalmaz, Fazlası ise nihayet bulmaz!..

Kader Sırrından..

Elemli Hastalık veya herhangi bir Bela, mesela Düşmanın Zulmü, Zorluk Sıkıntı bakımından Aynı şeydir.. İster Haketmen sonucu Ceza olarak İmtihan olsun, ister sadece İmtihan olsun, elinde olmayan Kader de öbürü değil mi zannediyorsun? Yaşıyorsun, illa ki bir Sıkıntı Zorluk Yaşamayacak mısın?.. Zalim bunu yani yerini bilmediğinden ötürü Cehennemde! Müminler, es Sabr'ı el Hakk'ı Bildikleri için Cennette!

Haramlar..

Değerlendirmeyen kimse Şükredemez.. İçki zina türlü haram sana "Değer" vermez.. İçini çalar, sana şişesi-kabuğu kalır.. Daha şu var: (Mealen) "Her şeyin hazinesi benim yanımdadır.. sizin yanınızdaki tükenir"..

"İnkılap" Asl'a, Öz'e Dönme değil..

"İnkılap" Asl'a, Öz'e Dönme değil, Farklılaşma, Başkalaşma, Benzeme, Yeniliktir.. Bunu anladıysan; Şimdi buyur: "Asıl-Öz" nedir?.. Nasıl Dönülür?..

"İnkılap" Diktatörlük değil öyle mi..

"İnkılap" Diktatörlük değil öyle mi.. Şimdi Yapılsın bakalım, görürüz.. Kim demiş değil diye, neye göre!?.. Tatlı canına göre mi?.. Hala Hayali Batı Medeniyeti Şekeri yalayan aptallar var.. Dünya'yı zehirlediler kurudu bitti, hala yalıyorlar bizimkiler.. Biz bize benzeyemedik(!), çünkü o Biz, Suni bir Biz!.. Yalan! Sadece Ahmakça Zevkli Kölelik! Temelinde Milliyetçilik Yalanı da olunca değme keyfine! "Türk'üm diyen" hani, ve nasıl "Türk" olunuyor!?.. Hani nerede görüldü bu genişlik, kendi evlatlarına tahammülün yok Dinsiz! Ne Türklüğü ne Müslümanlığı Yalancı Münafık! Ne anlatayım..

Uyanıksan hani Perde, nerde kesret, nerde İkilik!

Ha veren el ol, ha alan el ol, Maddi olmuş Manevi olmuş Rızık Allah'tan, el kol, Kuvvet, Suretler, Ruhlar Allah'tan! Herkese yayılan Kahır ve Hamd Allah'tan! Şahdamarından daha Yakın, nereye dönsen Vechi orada! İstediğin kadar Suret üzere görme, Batın'da O! Ee hadi şimdi Sen Vahdet'de değilsin, bu Vahdet değil! Ya ne bu Şirk mi! İstediğin kadar şeyi Perde koy, Hakikatte değil, yine Sen'in Uykunda Gaflet! Gafletinde Şirk! Uyanıksan hani Perde, nerde kesret, nerde İkilik!

"Mudil" İsmi üzerine..

Bir Güreşçi kendi kendini kündeye getirebilir mi.. Buna Kudret denebilir mi.. Eğer kendini yenerse, kim yenmiş olacak mesela.. Gücü mü bitecek.. Var'ı Gücünden mi ki, Biticek de Yok olacak.. Ölecek!.. Kudret'in bu Üstünlükmüş gibi gözüken Saçmalamalarla cümlelerin kendi içinden de görülebileceği gibi hiçbir alakası yoktur.. Bu Zeka zırvalamalarının Kudret Sıfatı ile değil "Mudil" Sıfatıyla alakası vardır.. Mudil, yani "Saptırma", "Yoldan çıkarıcı", "Oyun oynayan" gibi manalar verebiliriz.. Mesela Hayal Kuvvemiz Kudretimizin de Alemlerin Rabbinin bu İsmi ile alakası vardır.. Keza Vehim de öyle.. Hoş Uluhiyet Mertebesinde her İsmin her İsimle alakası vardır çünkü Varlığı Tek (İkincisi yok) ve Bir (Bölünmez) ve "Mutlak" (Tek Gerçek) olanın "Kendi" Özellikleri, Sıfatlarıdır.. Sana Kendi Ruhunda Varlık vermekle büyük bir Lütuf'ta bulunmuş, böylece seni hayatına katmış, hayatını oyuna çevirmemiş, Vehim yapmamış, Batıl yapmamış Hakk olarak Yaratmış, seni Saptırmamıştır.. Oyuncak yapmamıştır seni!.. Her şeyi dilediği gibi ama bir Hikmetle, ve yerli yerince yapar; "Oyun"u çocukken oynatması, Sevdirmesi gibi.. Sana kendinle, daha kötüsü sakın bu İsmine güvenip de, O'nunla oyun oynamamanı tavsiye ederim.. Yani Düşünürsen Çocukluğu bırakıp, Hakk'ı gerçekten Hakk olarak düşünmeni, Peygamberine (as) Uyan Sevdiği Kullar gibi "Kul" olmanı!

Allah Nur, Alim ve Musavvir'dir.. ~ Suret - Hayal - Rüya ~ Mana

Işık olmaksızın şeyler görülür olmaz.. Halbuki o şeyler Şekillenmişlerdir.. Hayal'de ise, Işık ve Madde olmaksızın Suret-ler Görülür olur.. Allah Nur, Alim ve Musavvir'dir.. "Nur" bildiğimiz Işık olduğu gibi "İlim" de Nur'dur.. "Suret"ler Hayal'de de olsa (Mesela Rüya) İlim'e (Mana) göre Şekillenir, ama Nur ile Görünür olur..

Resmedilme..

Ayırma-İkilik, Birleme-Birlik vs Senin de Özün'de Hazır bulunduğun Varlığın Hakikatinde değil, Sonradan Olan-Oluşan, Nefsinde Yansıması, Resmedilmesindedir.. Hakikat'de değil! Bu açıdan Cahilin Kemali Sonradan, Eşya ve Zamanla Kayıtlı, Kamil'in Hakikati ise Ezeli ve Hakk'tan başka hiçbir şeyle Kayıtlanmaz olur..

Çok güzel Bölersin, Parçalarına Ayırırsın, zevklidir de.. ~ Akıl Yolu

Çok güzel Bölersin, Parçalarına Ayırırsın, zevklidir de.. Fakat o aynı Akılla Birleştiremez, Birleyemezsin.. İşte Akıl Yolu öyle Zavallı bir Yoldur.. Kavrayamıyorsun değil mi?!..

Fitne'nin Dört Ana Yolu..

Fitne'nin Dört Ana Yolu; Aşırı Taraflaştırma: Irk ve Din.. Tarafsızlaştırma: Yabancılaştırma; Değerlerinden Soyutlama, Tarihini Unutturma.. Aynılaştırma: Bütün Dinler Bir, İnançlar tümüyle Aynı.. Hiçbir Farkları yok.. Kapitalizm: Salt Dünyevileştirme..

Panteizm - Putperestlik - Şirk

"Şirk" İnsanların İlahi olanı, yani Uluhiyet'i, neye verdiklerine göre belirlenir.. Kutsallığı şeylerle Vesileler olarak Kayıtlanmadan Belirmesi bakımından değil, "Mutlak" olarak neye ya da nelere Kayıtladıklarına göre.. Yani "işte Şu İlah'tır-İlahlardır" veya "Şunlar Kutsallığın Mutlak Kaynaklarıdır" şeklinde.. Mesela Panteist'ler; İlahi olanı Alem'e Mutlak olarak veriyorlarsa, "Alem" sadece bir İsim'den ibaret olduğundan, kastedilen: "her bir şey" olur.. Halbuki hiçbir şey, Uluhiyeti ve Kutsallığı Kendi başına Taşıyamaz.. Dolayısıyla onlar henüz İlahi olanın Nispetini bırakın, İlahi olanın, Kutsallığın "Kendisi" hakkında bir Düşünceye varamamışlardır.. Onların Şirklerinin sebebi, Cahillikleridir.. Putperestler ise, Kutsallık hakkında Cahil kalmalarından öte Zalimdirler.. Çünkü İlahi olanı her bir şey'e Nispet etmenin ötesinde Kutsallığın Vesileler olarak Belirimlerini Canlı Mahluklarda dahi görmezden gelip, bazı taştan topraktan yaptıkları türlü Cansız Nesnelere "Mutlak" olarak Kayıtlamışlardır.. "Kutsallığın Kaynakları olarak" bizzat onları görmüşlerdir!.. İlah'ı değil!.. "Bazı" Putların Seçilip Büyük Tutulması bundandır.. Veya bir Beşer'in Peygamber olarak yaratılmasını bırakın "seçilmesini" dahi kabul edememeleri bundandır.. Onlar gerçekten Zalimlerdir.. İki gurup Cahillik bakımından birdirler.. Fakat Şirk sadece Bilgisizlikle açıklanamaz.. Çünkü çok Müstesna Felsefeciler ve Uzakdoğu Bilgeleri vardır; sayıları çok çok az olsa da.. Örneğin: Bazı Eski Uzakdoğu Bilgeleri -Mesela "Lao Tzu"- Nübüvvet'den yani İslam'dan habersiz olmalarına, yani Uluhiyet Hakkında Bilgisizliklerine rağmen, İlahi olanı Belirimleriyle her şeyde Görmekle beraber İlahi olanın Tekliğini-Kendisini-Zatını hiçbir şeyle Kayıtlanamaz, İdrak olunamaz olarak İfade etmişlerdir.. Tabi ki bu Şirk ve Cahillik olmamakla beraber, "Kemal" de değildir!.. Her Kavme bir Resul gönderilmiş olmasını ve Özel Velayeti düşünürsek bunda çok şaşılacak bir şey de yoktur.. Zaten: Allah ancak Allah ile bilinir! Hiçbir şey O'nun bilinmesindeki Kemal bakımından "Hakikat-i Muhammediye"ye de denk olmaz!; yani Belirim bakımından Hz Muhammed'e (as)!

Sebepler ~ Kelam ~ Tasavvuf ~ İlla İllah..

Her şeyi hiçbir maddi manevi Alet, Aracı olmaksızın Kendi'yle Yapan, ortaya koyandır.. Yani Sebepler diye görüklerimiz de.. Bu da Tasavvuf'un Kelam'dan Akılcılardan ayrıldığı en keskin noktalardan biridir.. "Nasıl" Perde olmuştur, "İlla Allah" diyemezler, o yüzden Gördüklerini de Anlıyamazlar..

Ayan-ı Sabite ~ Felsefe ~ Tasavvuf

Ayan-ı Sabite'nin Varlık kokusu dahi almaması, onu ancak Akli olarak bilebiliriz, yani varlığı Akıldadır demek değildir.. Tam tersi, onu Tek ve Bir olan Vücud'da, El An Mevcud olan Allah'ın Varlığıyla algılayabiliriz demektir.. Felsefe'nin Tasavvuf'tan ayrıldığı en keskin
noktadır bu.. Bu keskin nokta onların kendilerine Akıl Perdesi çekmelerinden ötürü "İlla Allah" diyemeyişlerinden kaynaklanır..

Düşünmek..

"Düşünmek", kendiliğinden olmaksızın senin ben yaptım diyebileceğin bir şey değildir.. İstedin diye Düşünemezsin. Hakikatte, Senin Düşünmen diye bir şey söz konusu değildir.. O hazır Olan bir akıştır.. Sen, onun Oluşu içinde, Düşünüyorum zannediyorsun.. Bazılarını Seçersin, bazılarını seçmezsin.. Bazılarını bazılarına göre Üstün tutar, öbürünü ötekiyle savarsın.. O, senin hatırlamadığın bir evvelden beri seninle olduğu için, Ülfet ettiğindir!.. Uyanır isen, Sır içinde Sır!

Tasavvuf ~ Putperestlik..

İslam'ın yani Özel'de Tasavvuf'un Putperestlikle hiçbir alakası yoktur zira "Uluhiyet" Tek ve Bir olana Tahsis edilmiştir; Putlar ise bu anlamda zaten hem Çok-luk'tur, hem de onlara kendi başlarına ayrılmış belirgin Kutsallık Tahsis edilmiştir.. Allah, Uluhiyetinde Tek ve Bir, Kutsallık ise şeylerin Kendilerinde Putlar olarak Özelleşip Tapınılmaksızın O'ndan gelip O'na döner..

Gaflet.. ~ Felsefe ~ İlla Allah

Beş tane taşı üstüste dizip durduran bi adam görüyorsun da Hayret ediyorsun.. Ama bu yanda Kayyum'dan haber yok!.. Bir Sihirbaz veya Sanatçı bir Marifet sergiliyor, ağzın açık kalıyor da.. bu yanda Sani'den haber yok!.. Koca Alem Ayakta! Sanat'ın Marifet'in içinde Yüzüyorken, Uyku içinde Uyku Gaflet içinde Gaflettesin! Felsefeci olsan ne fayda, Düşünüyorsun ama Gölgeler, Perde'ler üzerine.. "İlla Allah" demiyorsun sen! Balıklar gibi Denizin içindesin, Deniz'den haberin yok! Hakikati Arıyorsun; Neden?! Sorun Sebep Tek Bir şey! "İlla Allah" demiyorsun ki sen!

Aşk ~ Min Ruhi

Her İnsan Allah'dan bir Ruh'tur (Min Ruhi).. Allah onu Sıfatlandırmış, fakat Tesirini ondan Gizlemiştir ki Üflediği o Ruhuna el kol kuvvet vücud dahi Kendisi olsun, Rabbisi kalsın! İşte öyle yakıcı bir Aşk!

Hastalık..

"Hastalık" Sen O'na döndüğünde anlarsın, "İlim"dir! Aczini gören Kudretini Perdesiz Müşahede ile Şereflenir! Kendisini Kudretli zanneden ise Rabbini Göremez ki bundan büyük "Körlük", Cahillik, Hastalık olmaz!

Hastalık seni Aciz düşürmesiyle, "Kudret" demektir.. ~ Vahdet

Hastalandığında "Aciz" sen olursun, Hastalık değil.. Hastalık seni Aciz düşürmesiyle, "Kudret" demektir.. Aciz olan Sen'sin, O değil! Birlik Aynı kaldığı halde, Cehaletini ve Acizliğini Kabul etmediğinden, işi Birliğe Kafana göre savurup, Tevbe ile yine O'na Sığınmadığından dolayı, "Suçlu" olan Sen olursun, O Değil! Birlik Teklik "Laf" ile olmaz, O'nun dilemediği Birlik Zararı ortadan kaldırmaz! Nefsini Bilmeden Rabbini Bilmiş olmazsın!

O'nu O'ndan başka göğüsleyecek de olamaz değil mi..

Bela O'ndan ise, O'nu O'ndan başka göğüsleyecek de olamaz değil mi! Kalbine sor, Mümin'e sor, Sabır nedir, Çare nedir!

O'na O'nsuz bir İz Yol yok!

Ha göğe atmışsın ha gelecek zamana, ha Beyin'e ha İsa'ya (as).. O'nun ne putu var ne de Elçisi O'ndan gayrıdır.. Elçisinin Elçiliğini yapan dahi O'dur.. O'nsuz bir Birlik yok, bu Putperestlikle bir yere varamazsın, O'na O'nsuz bir İz Yol yok! Başta O Sonda O hep O!

Duygusal İlişki - Marifetullah..

İlim sadece "Bilgi"de kalmamalı, Marifietullah'a varmalıdır; yani Duygusal İlişki'ye!

Bilgi..

"Bilgi" öyle bir Sıfat Tecellisi ki, O Sana Unuttursa, yine Seninle olduğu halde O'ndan haberin olmazdı.. Fakat Allah (cc) asla Zulmetmez, Güvenilen, Emniyet Verendir..

Mertebeler..

O gün iman eden erkekleri ve iman eden kadınları, nûrları önlerinde ve sağlarında koşarlarken görürsün. "Bu süreçte sizin müjdeniz, içinde sonsuz yaşamak üzere, altlarından nehirler akan cennetlerdir! İşte bu çok büyük kurtuluşun ta kendisidir!" (denilir). { Hadid 12 }

Allah, göklerin ve yerin nuru’dur. O’nun nuru, içinde misbah (lâmba) bulunan kandil (ışık saçan bir kaynak) gibidir. Misbah, sırça (cam) içindedir. Sırça (cam), inci gibi (parlayan) yıldız gibidir. Doğuda ve batıda bulunmayan mübarek bir ağacın yağından yakılır. Onun yağı, ona ateş değmese de kendi kendine ışık verir. Nur üzerine nurdur. Allah dilediğini nuruna hidayet eder (ulaştırır). Ve Allah, insanlara örnekler verir. Ve Allah, herşeyi en iyi bilendir. { Nur 35 }

İşte Mertebelenmelere örnek Ayetler sana..

Bilim ~ Işınlanma ~ Nur

Nur'un O olduğunu bilenin her Adımı bir Işınlanma olur! Ey aklı havada olan! Bilim istediği kadar gelişsin, bu aşamaya gelemeyeceksin!

Ne görüyorsun da Kahhar O değil ve Galip O değil!..

Yıkılırsam nefsimden olsun veya olmasın, Yıkan O, kalkarsam sebep olsun veya olmasın Kaldıran O; şimdi Ne görüyorsun da Kahhar O değil ve Galip O değil! Bir Deniz ki Mümin ile Kafir arasında Bir Engel ! Allah'tan başka güç kuvvet tanıyan ne ölür ne yaşar, Allah Korusun!

Ayna ~ Hayal ~ Suret ~ Halife ~ Min Ruhi

"Ayna" da Sureti üzere bulunduğu halde Suretleri göstermesi ne acayiptir! Elbette: O Nur'dur, Musavvir'dir.. Ayna da, Sureti üzeredir ama, Ruh'unun yalnızca Suret Özelliğine bir Halifesi olarak.. "Hayal" de öyle.. Eşyalar, "İnsan"lar gibi Zati Tecelliye Suret olma Özelliğinde yaratılmadılar, "O" açıdan Halife seçilmediler! Halbuki hepsi yine O Allah'ın Tecellileri! Fakat Zati Tecellisini, Allah ile Kulu arasında sakladı! Vahdeti ona özel kıldı! Bunu Aşk ile gizledi! En Yakında En Yakın; Sen'de (Min Ruhi) !

İlahi Mutekad ve Uluhiyet Sahibi ~ el- Vâhidu'l-Kahhâr..

İlah, Tasavvurlara göre olsaydı, her varlığın nefsine hevasına veya Hayaline göre Çoklu bir İlahlık-Uluhiyet var olurdu.. Halbuki Varlık Tek ve Bir'dir, her Heva Nefs ve Hayal yani çokluk, O Varlığın İradesi altında Kahr ile ezilmektedir.. Aldatan ve Aldananın durumu O'nun önünde eşittir, Galip olan, yani Uluhiyet Sahibi Yalnızca O Tek ve Bir olan Varlık'tır.. O Varlığı Tasavvurların Ötesinde olarak ancak Ehlullah Tanır, çünkü "bile isteye" yalnızca onlar kendilerini O'nun için Hiç Heba Kahr etmişlerdir..

Ceviz..

Ceviz; ama Şuurun, İlgin sadece Kabuğunda; halbuki Sırrın Kabukta değil, İlgin, Şuurun Kendine geldiğinde anlarsın ki, Kabuk Değişken, Geçicidir.. Sırrın ise Öz'de.. Ancak o zaman Kabuk Sana (Min Ruhi) Perde olmaktan çıkar..

Sarhoşluk içinde "Uyanıklık" ne de tatlı!..

Mevzu nedir, önemli değil, kim konuşuyo, hangi şey, olay nedir.. Önemli değil.. Konuşan O, Duyulan O, Görünen O, hep O.. Sarhoşluk içinde "Uyanıklık" ne de tatlı!..

"Var-lık"..

"Var" elbette ki O'ndan başkasına Nispet edilemez.. Dolayısıyla "LIK" da! Sen O'nunla ne İş işlediğine, O'ndan ne İstediğine bak: Rızasını mı istiyorsun, Gazabını mı istiyorsun.. Bunu bilmek çok kolay: Salih Amel üzere mi yaratılıyorsun, Haram İşler üzere mi.. Sünnet'e mi uyuyorsun, yoksa Kafana göre mi takılıyorsun! Hangi Tecellilerinin peşindesin; Suret'in ve Yöneldiğin Suretler hangileri! O'na göre!

Müslüman "Evrimci" Kardeş'e, anlat anlatabilirsen!

Işık (Nur) hem dalga hem parçacık özelliği gösterdiğinden Quantum Düşüncesindeki "Varlık Tasavvuru" Temel'de (!) "Zan Sahibi İnsan" için bir Sorun teşkil etmez.. Fakat "Evrim" Temel'de, "Zan Sahibi İnsan"ın "Varlık Tasavvur"u için, büyük bir "Sorun-Çelişki" teşkil eder ve Öz'de bir "Kemal" barındırmaz.. Neticede "Varlık" onun gözünde "Allahsız" olabilir.. "İnsan", İlahi (Min Ruhi) bir Öz taşımayabilir, "Dini bir Ahlaki Temel" bağlantısı kurulmaksızın "Varlık", "Rastlantısal, Kimyasal Tepkimeler", "Devinen Madde Yığınları" olarak yorumlanabilir.. Tabi bu Keşf Sahibi Kamil İnsan için değil "Zan Sahibi Cahil İnsan" için, Zannında Vehminde böyle olabilir.. Ki bu, elbetteki "İnsan" için Ahiret'e dönük hem Kişisel hem de Dünyevi Gelecek-Gelenek açısından Kültürel Toplumsal olarak büyük "Sorun"lar barındırır.. Fakat gel de sen bunu "Varlık" açısından hiçbir "Gerçek" Temellendirme yapamamış -ki Evrim Temel'de yetersiz, problemli ve çelişkili olduğundan bu Temellendirme asla yapılamayacaktır- ama yapamadığı halde "Kuran'da şu Ayet şöyle de anlaşılabilir" nevinden geçiştiren Pek bir "Allahlı" (!) İman sahibi, Akıllı geçinen Müslüman "Evrimci" Kardeş'e, anlat anlatabilirsen!

Kamiller..

Bahar Yaz geldiğinde Nefislerde de çiçekler açar, tatlı kokular rüzgarlar eser ya.. Kamiller de işte öyle İnsan'ın içine Manevi Bahar Yaz getirirler.. Bazısı sıcak içinde serin rüzgar gibi eser, bazısı serin su gibi içinde akar.. Bazısı da, kıyamet gibi dünyayı kökünden söker atar.. Ahiret gibi.. Ölmeden önce, Ölüm gibi.. İşte O belki de Sen'sin..

"Evrim" Anne!

"Evrim" Anne: Üreme, Hayatta kalma; yani buna bağlı Neslini devam ettirme, Evlat edinse dahi Kimyasal İhtiyaç.. İç (!) Güdü, Dürtü, Arzulama! Evladı da tabi ki böyle; Anne Sevgisi dediğin şey bu yani: Kimyasal Tepkime ile Devinen, Yaşam'da kalma Savaşı veren Kimyasal Çorbalar, Evrilip duran Madde Yığınları.. Ruh değil, ama "Canlı" da bu! Hiç İlahi bir şey yok, "Sevgi" dediğin bu; Allah Sıfatları filan değil! Yalan Dolan'ın Zevki; Dopamin! İlah da işte bu Devinen Evrilen "şey"lerin Kimyasal açlıktan uydurduğu Psikolojik Sorunlar yumağı.. Sanat'la Edebiyat'la da sıvadın mı da tadından yenmez; "Dopamin", "Serotonin" vs sonuçta! Ah, ah Akıllı geçinen Kibirli Ahmak! Varlık dediğin, "Evrim" diye yırtınıp durduğun bu! Sen de gel bunu bir de Kuran'la Harmanla! Övünç duy Medeniyet Riya'ndan! Bilimsel "Hakikat" Ahmakı! Güya Gerçekçi! O "Gerçek" Tanrın işte seni layık olduğun o Gerçekliğe bir güzel Yerleştirdi! O İmanını (!) böyle Kemal'e erdirdi! Cahilliğin "Hakikat" dışkısı, Bilimsellikle de onu öyle güzelce sıva!

Tesettür - Örtünme ~ Tasavvuf ~ Suret - Şeriat

Örtünme ile Beden'den soyutlanma arasında İlişkiyi o aklın kuramıyor, ama Şeriat'den, Suret'ten geçtin sen, Hakikat'e erdin..

Kamil olan hangisidir..

Bir vesvese veya telaş olduğunda, veya Nefs'inde bir hal olduğunda diyelim.. Kamil olan hangisidir: Allah'a sığınmak; ama nefsinden olan bu Acz'e hiç düşmeyerek, nefsindeki bu halden kaynaklanacak hiçbir şekle bürünmemek.. Ya da; yine Allah'a sığınmak, ama Acziyet içine girerek, hatta belki ağlayarak nefsinin bu hali için Allah'a Niyaz etmek..

Nefs - Beden - Ruh İlişkisi ~ Min Ruhi..

Ruh'un Beden'de oluşan Acı'yı Algılaması, hayvan, çocuk ve yetişkin İnsan Beden'inde Aynı'dır, değişmez. Beden'de oluşan diyoruz, çünkü Bedenin Uyuşturulan bölgesinde Acı Hissedilmez; veya Uyuşan Bacağını Hissetmezsin. Fakat Nefs'in Acı'ya Tepki vermesi, değişmektedir: Hayvan'a hiçbir şekilde anlatamazken, Çocuğa Anlatsan da Ağlar ve Korkar.. Yetişkin Bedenine Sahip Nefs'in Tepkisi ise değişiklik gösterir.. Nefs Acı'yı Hissetmesinde değişmese de, Akıl Ruh'a ve Nefs'e Telkiniyle onu Teskin edebilir.. Fakat Ruh Nefsine Uyarak onu dinlemeyebilir, veya Akıl onu İkna edemeyebilir.. Nefsine ve Aklına (ki Akıl İlim Sıfatından bir Tenezzüldür) Malik Ruh ise, onların kesintisine-nakıslıklarına veya değişen durumlarına karşın Beden yoluyla Maddi veya Manevi-Psikolojik olsun tüm Acı'lardan Soyutlanabilir.. Ya da, Yaratıcısı, O'nun Nefsini ve Bedenini çeşitli şekillerde Kesin olarak koruyabilir.. Fakat Ruh'un Allah'da (cc) bu Bedeni ve Nefsi Korumadan öte, Soyutlanabilmesinin de kaynağı Özel Konumu, Kendinde bir Hususiyeti vardır.. O (Min Ruhi) Aslı itibariyle Soyut'un ta Kendisi ve her şeyden Münezzeh'tir.. Çünkü Maddi Manevi olsun Acı veya Lezzet (vb), Sıfat Tecellilerinden bir Tecelliler olup, Ruh ise, Zati Tecelliden İbaret Saf Varlık'tır, Öz Vücud'dandır (Min Ruhi)..

Buna sen "Beyin" Gücü mü diyorsun?..

Vücud'una otur veya kalk diye Emir ver veya İste bakalım, senin Emrinle İsteğinle mi oturup kalkıyor.. Elin ayrı kolun ayrı, sağ sol ayrı, on parmak, göz kırpman ayrı vb.. hepsi de aynı Anda Emr'e Amade, görüyorsun; tek bir An'da kaç Emir vermen gerekirdi? Buna sen "Beyin" Gücü mü diyorsun?.. O Emir, bu Emir, Aynı diyorsun öyle mi?.. Halbuki Büyükler "La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim" diyor.. He "Yenilen" diyorsun, nasıl olsa "Aynı Mana", onlar Misal dedi ben şimdi "Hakikat" diyorum.. Veya Kelimelere fazla takılma, "Şeriat"te kalmışsın sen diyorsun.. Hıı, tabi, evet, OL'du da Bitti hem, Maşaallah..

"İşte onlar Kafirlerdir"...

Devletler, İnsanlar, her türlü Düşmanlığı bırakma, birbirlerine her türden Yardım etme, her türden imkanlarını Paylaşma için, Bugün Anlaşsalardı, yani Rızk'ın aralarında böylece Deveran etmesine izin verselerdi, yarın Allah'ı Görürlerdi.. "İşte onlar Kafirlerdir"...

Büyüklüğüyle Zati Zuhuru Ürpertir..

Büyüklüğüyle Zati Zuhuru Ürpertir, Ürkütür (Haşyet).. Ya Heybet'ine ya Ülfet'ine Sığınırsın.. Yoksa hiçbir Tecellisinde hiçbir şekilde Küçüklük yoktur; O yine O'dur! Zatıyla Tecellisinden Sıfatlarına, türlü çeşit başka Tecellilerine Sığınırsın.. Bu korkma Takva'ya dahildir. Bu Kavuşma gerçekleşmiş olsa da Özlem duyulmasındaki aynı Sırrıdır.. Görülme ile Görünmesi arasında Fark vardır; Görünmesi senin Kaçma isteğine İzin vermemesidir..

Oruç..

Oruç Amel midir? Hayır! Oruç'taki bu Sırrı anla! Anla ki İftarın da O Sırla daim olsun..

Ben , Sen..

"Sen" varsın da Senin değil, Sen'den değil!

Tasavvuf Nedir..

Kabe'yi gören dönemiyor, dönmek istemiyor.. Sahibinden bir saç teli görenin hali n'olur bi hesab et.. Güneşi söner, dünyası yanar.. Nereye nasıl dönecek zaten.. Tasavvuf putperestlik kalesi değil dağ taş gökdelen bırakmaz da, göremeyene işitemeyene, Kuran deyip durup da sanki hiçbir şey anlamamış gibi olana nasıl anlatacaksın.. Rabbinin Tecellisi-Belirmesi saymayacağın her şey zaten put olur! Bu nasıl izah edilecek! Var da yok mu oluyor, az da Çok mu oluyor O Tecelli?.. Misal Celalinden bir esinti almayan, tabi ki minnacık bir Zalim'den korkar! O, Celal mi, bu zulüm mü?.. O görünmeden, bu nasıl anlaşılsın! Misal bi İnsan'ın saçını görmekle Ruhunu görmek arasındaki Fark ve ilişki nasıl izah edilecek (!).. O, onun Ruhu mu, o da bedeni mi diye soracak.. filan!.. O görünmüyor ise Kula, sen görünmüşsün Laf mı! Hem o zaten Allah'tan bir Ruh (Min Ruhi).. İşte azıcık Tasavvuf sana.. Sen anladın mı!

İhlas

Şiir, Edebiyat, Felsefe vs gider; Ağlama ve İnilti kalır.. "Sığınma" gerçekleştiğinde, Putlar yıkılır.. Tek ve Bir'den başkası kalmaz ki bu, "İhlas" kabul edilmesin.. Bundan daha büyük bir Lütuf olmaz!.. Çünkü bu, Müslümanlığın Anahtarıdır! Sahile çıkınca O Lütufa Nankörlük edenlerden, O Fırtınayı unutanlardan olma! Müslümanlığı, yani Teslimiyeti bırakma!

Müslümanlar!

Müslüman olmak "Sığınmak anlamında Teslim olmak" diye kabul et.. "Şunların İbadeti Surette, şunların Tefekkürleri yok, şunlar aslında Müslüman değil" filan deme.. Zira böyle dersen yani işi Derecelendirmeye vurursan senin Namaz'ın Hz Ali'nin Namaz'ı yanında bir hiç olur, La İlahe İllallah'ın onların deyişi yanında bir hiç olur.. Onların Anlayışı yanında senin Düşüncen hiç olur.. İddian varsa, işte Hesap!.. Ona göre de "Ben Müslüman'ım" diyeni Hor görme, onu "Sığınan" gör.. Söyleyeceğin varsa Güzel Söyle.. Didişme.. Her Müslüman'ın yalnızca kendine bakması, yeter de artardı!

Ey Allahım, Ülfetin de ne güzel her şeyin de ne Güzel..

Ülfet, her şeyi o şeylere verdiği yaratılışa göre yapmasındadır.. O'nu Bilene Ülfet'de de O Zat Aynı Zat! Sobe! Uyanık ol, Ülfet'i elde et.. Aman Ya Rabbi, Ey Allahım, Ülfetin de ne güzel her şeyin de ne Güzel.

Müslümanlar !

"Müslümanları" -ki onlar "Ben Müslüman'ım" diyenlerdir- Kamil'e, ve Mükemmel'e göre ayıramazsın!.. Çünkü Efendimizin (as) Himmeti (!) henüz senin göremediğin bir yönden hepsini kuşatmıştır!.. Hatta farkında olmaksızın "Ben Müslüman değilim" diyenler dahil! Sen şimdi onları bu göremediğin, eksik ettiğin! yönden göremediğin için, beğenmiyorsun! Dikkat et sözüme, anla!

Kesinti ~ Zikir

Özellikle Zikir'de, genel olarak her şeyde, Kesinti'nin Seni de kesmesine izin verme!

Zikir

Zikrederken kendini yok et; Zikir ol!

Tevil Hastalığı ~ Kuran ~ Evrim

Misal: Vahiy İndiren Koca Cebrail (as) Adem'in (as) kan döküp bozgunculuk yapabilir olduğunu henüz onun bedeni toprakla çamur arasındayken (!) sezmeyecek, anlayamayacak.. İlla ki yeryüzünde olacak, yaşanmış bişeyler olacak önceden, ona göre bilecek.. Öyle mi!.. Hayır, öyle değil!.. Sen, İnsansı, Evrim vb filan diye kafana göre tevil edeceksin, züccaciye dükkanına giren fil gibi Kuran'a gireceksin, illa kendini çok Akıllı göstereceksin, bu Ayetler benim verdiğim Mana'dan ibaret, diyeceksin ya!.. Ondan!

İbadet

Bazen de, hiçbir Talep'de bulunmaksızın, Kudsiyeti için, Melekler gibi Zikret, Melekler gibi Namaz kıl.

Madde - Eşya ~ Nur ~ Esma

Uzaklık-Genişlik O'nun bir Özelliğidir, Eşya'nın değil.. Eşya O Aynı Varlık'da O Varlığın başka bir Özelliği: O Musavvir'in Nurun'da çizip resmettiği boyutsuz şekiller, biçimler..; Tek ve Bir olanın Kendinde!

Vehmi Birlik veya Ayrılık..

Tek ve Bir olan Özde'yiz.. Vehmi Birlik veya Ayrılık Biz'de.. Birlik ise Hakiki olarak sadece O'nda..

Zengin - Fakir..

Bakarsın fakir zengin olmuş da zulmediyor.. Bakarsın zalim dönmüş fakir düşmüş mazlum olmuş.. Sen her zaman mazlumun yanında ol tabi ki.. Ama daha önemlisi sen bunları geç.. Rabbine bak sen Rabbine! Alemlerin Rabbine!

Ne Halk'ta ne Leyla'da..

Ne Halk'ta ne Leyla'da; Alem'e sığmadı da, Mecnun Kulunun Kalbine sığdı! Geç geç geç, kendinden dahi geç!

Bismillah - Kader Sırrı

İnsan bir İşe dalınca kendini unutur.. Çünkü her İşi İşleyen O'dur!.. Ama O'nun bu İşi Bismillah diyene Helal, Nefsinden Kurtuluş ve Vahdet olurken, demiyene Haram, Uzaklık, Gaflet olur!.. Bismillah de ki, başına içinden çıkılmayacak İşler almayasın! Sonra O Kader Sırrına Küsersin!

Aşk ~ Zevk ~ Onsuz bir an yok!..

O Yüce Zat'ın Tecellilerinden Gafil kaldığı bir An olabilir mi.. Onsuz bir An olabilir mi! Ya Cemalini, ya Celalini Cemaline, Kendine Perde edersin!.. Halbuki Zat Ehli Yabancılık etmesini dahi Naz bildi, Aşk ile Kulluğunu her An Zevk etti! O'nsuz bir An yok ise, Zevksiz bir An nasıl olur! Saçına kaşına Aşık olmak ile Zatına Aşık olmayı Fark et de, Zat-en her halde Hamd Sırrına eresin!

Zat Sıfat Tecelli ~ Min Ruhi..

Resim değil.. Ressam Canlıdır.. Resmi görürsün, Sanatını-Yeteneğini göremezsin, ama O'ndan da ayıramazsın.. Çünkü Tek'tir, Bir'dir.. İşte Sen O Sanatçının Sırrındansın (Min Ruhi), Eserinden değil.. Eseri ve Sanatını Ruhunda hissetmen de bundan.. Yoksa Sır Eser'de değil!

Min Ruhi.. ~ Hayy

Sen Mana değilsin.. Sen İsimler de değilsin.. Bunlar Cansızdır, ki Hayy Sen'sin..

Değişim..

Akıllı kimseler bütün bu değişmeler içinde hiçbir şeyin değişmediğini göre göre, Hayali İstek Arzulardan, Halk'tan, Dünya'dan, Tarih'den, Zaman'dan, hatta Yaratılıştan çıkıp Safi bir Ruh kalarak, ta geldikleri yere, Yaratan Hakk'ın Zatına vardılar..

Heva ~ İnsan (Devam)

Hayvanlar Ruh'da ve Sıfatlarda Doğalarının Tabiatlarının Hükmü altındadırlar.. Hata etmeleri söz konusu değildir; dolayısıyla Ahlaklı da olamazlar.. Fakat İnsan, en Ahlaksız ve Zalim bile olsa Hata edebilir, Vicdan Azabı duyar.. Çünkü Kendisi Bilincinde İradesinde olmasa da Özü (Min Ruhi) Allah'tan Kendi Ruhumdan dediği bir Seviyede Takdir edilmiştir.. O'nu Kendi Öz'ünden Doğası Tabiatı değil, "Heva"sı uzaklaştırır.. Asla Doğa Tabiat Hükmü altına girmez.. Bundaki İnceliği Fark et.. İstisnasız her İnsan, Allah'tan bir Ruhtur! O'nun Dilediğini Yapar oluşunun İnsan'daki Sureti Heva'dır.. Allah Merhameti Kendi Zatına Farz kılmış, İnsan'ı Hakk üzere Gerçekten Kendi Özüyle Sınamaktadır; asla Adaletsizlik yapmamıştır! Mahrum bıraktığı hiçbir şey yoktur, Kapalı hiçbir şey yoktur!

Domates ve Sır ~ "Güzel"!

Domatesin Kokusu hep mi böyle acaba, yoksa ben Oruçluyken mi öyle yapıyorsun.. Sana göre ben mi domates mi güzel tatlı olan.. Yoksa hep Sen misin bu "Güzel"!

Tek, Kendi Nurunda Musavvir!

Nur olmadan, Suretler olmaz.. Güneş Sureti, ve Işınları, gökkuşağı hatta gölgeyi düşün.. Cansız ya da Canlı bütün varlıkların Sureti!.. Cisimsiz olan O Nur'dan bağımsız olmazlar.. ama gör ki O Nur ve Suret onlardan bağımsız onları evirip çevirmekte! Tek, Kendi Nurunda Musavvir!

Aksi halde leylekler getirdi!

Leylekler getirdi diye biliyordun.. Meğer Annen Baban yapmışlar seni!.. I ıh, Sperm Yumurta birleşip oldun.. Yok, o da değil.. Gördüğün gibi Suretler değişmese de Hakikat Tasavvurunda bir şeyler değişiyor.. Bilgin başka bir şeye çekiliyor.. Cahil ve Kafir olmazsan, yoldan sapmazsan, bu yolculuğun varacağı yer belli!.. Aksi halde leylekler getirdi!

"İnsan"

"İnsan" Hayvan'dan değil, her şey O'ndan birer Cüz'dür. Hakk Ehli bunu bilir; gerisi, İnsan-lar "İnsan"ı kendileriyle ve başkalarıyla Kayıtlayanlar olarak ikiye ayrılır.

Onları Aşağılaman için değil..

Allah Kardeşlerinin kusurlarını sana kendini onlardan daha Üstün Görmen, onları Aşağılaman için değil, Doğrularını Zikretmen için gösterir!

Dua edebilmen..

Dua edebilmen, istediğin şey ne olsa, kıyaslanamayacak kadar ondan daha büyük, hem de peşin bir Nimet'dir; lakin bilmezsin!

Cami'den Sarhoş çıktım bu nasıl iş..

Cuma'ya gittim gelemiyorum, Cami'den Sarhoş çıktım bu nasıl iş.. Gel öpeyim diycem, Çift görüyorum, seni nasıl bulayım!

Kendini bilinenlerden al, Bilinene ver..

Kendini bilinenlerden al, Bilinene ver.

Öldür ki

Ne desem tersine, ne etsem tersine.. Öldür ki ters düz etme.

Maşuk da onlara herkese açmadığı öyle deli değişik kapılar açmıştır..

"Cemaline döndüm Yüzümü" deyip de Celaline La diyebilir misin.. Veya "Zatına Döndüm" deyip, Celali Cemali bütün Tecellilerine La diyebilir misin.. Aşıkların bazı değişik deli halleri vardır.. Maşuk da onlara herkese açmadığı öyle deli değişik kapılar açmıştır.. Halk ve Halkla didişenler onları bilemez..

Kimisi de Canlı Kuran oldu..

Kimileri Suret'te kaldı Put'a Nispet etti Putlara taptı.. Kimileri Madde'de kaldı Yok saydı İnkar'da kaldı.. Kimileri Yaratılış'a, Zaman'a Nispetledi, Gayrı'yla Kayıtlandı.. Kimisi her şeyi Yokladı Fena'da kaldı.. Kimileri Tenzih etti Tecelli edeni görmedi, Mushaf'ta kaldı.. Kimisi de Canlı Kuran oldu, Her şeye Yaratılışını Tecellisi ile Verenin Nispeti, O'na kaldı!

Kader Sırrından (Devam)

Kulluk İnsan'ın Kaderidir.. Ahmak bunu Cebr'e yordu, Hürriyetini Kaybetti.. Aşık ise Aşk'a yordu da Hazıra kondu, Devlet buldu! Kader'in Hükmü ikisinde de şaşmadı!

Ne İkiliği, "Kendi Ruhumdan" demiş..

Ne İkiliği, "Kendi Ruhumdan" demiş.. "Her şeyin Yaratıcısıyım" demiş, ne İkiliği! "El An" buyurmuşlar, ne Zaman'ı! Yüzünü döner Nazlanır da, Küser de, Kimin Perdesi, Kimin Aşkı!

"Vicdan" Azabı.. ~ Küfür

Küfür dahil, İnsan'a Verilmemiş, İstisnasız her İnsan'da Sırlanmamış hiçbir şey yoktur, ama, "Vicdan" gibi Azabını Duymadan, hepsini, Kendini dahi İnkar eder, örtebilir!

Öyle bir Çelişkiye ; Aşk Tuzağına..

O'ndan bir Ruh'sun ama, Sana Nefis vererek, Ego'n ile öyle bir Çelişkiye, öyle bir Aşk Tuzağına düşürmüştür ki, Kendinden geçmeden olmaz!

Seve isteye Esir-Köle olurlar!

O'ndan birer Ruhturlar (Min Ruhi) Teslim olmazlar.. Nefislerine (Ego) seve isteye Esir olurlar!

"Kalpleri vardır.."..

"Kalpleri vardır..".. Onunla Akletmezler! Ruhları (Min Ruhi) vardır.. Teslim etmezler!

Kalp, "Huzuru Emr"e girince..

Kalp, "Huzuru Emr"e girince, Dünya yanmış ne gam..

Vahdet Ehli Vücud'da eridiği gibi Hallerinde de, çayın şekerde eridiği gibi erir, öyle tatlanır..

Bir gün tıka basa yiyim beş gün aç dururum, iki gün güleyim on gün ağlayayım!.. Bu böyle Laiklikle, İnsani İrade ile olmaz; Nefsi Keyfiyette olur!.. Allah'a Yapışmalı! Çünkü her Halin yerli yerince zaten vakti gelir, yani uzamasına gerek kalmaz, bir kıvam vardır; Vahdet Ehli Vücud'da eridiği gibi Hallerinde de, çayın şekerde eridiği gibi erir, öyle tatlanır.. Batmayan gemi çirkin görünür?..

Feyzi Deveran var!

Ruhundan (Min Ruhi) bedenine bedeninden düşüncene, düşüncenden duyguna, sonra geri yine Ruhuna, Döner durur, Vahdet'de (Min Ruhi) Feyzi Deveran var!

Feyzi Deveran var! O'ndan gelir O'na Döneriz Min Ruhi Sırrında!

Zatından Sıfatına Esmasından Tecellilere.. Tecellilerden İsimlerine, Esmasından Sıfatlarına, Sıfatlarından Zatına.. Feyzi Deveran var! O'ndan gelir O'na Döneriz Min Ruhi Sırrında! Kayıtlanma Tıkanma, Vahdeti Vücud Sırrınca, Aka Dur Dön Rabbinde Ey İnsan!

Akıl

Hayal Gücü (Musavvire), Fikir Gücü (Müfekkire), Hafıza Gücü, İdrak Gücü birbirlerine Allah'ın yardım ettiği kadar destek vererek Tasarımlar, Kurgular, Gerçeğe Uygun mu değil mi filan diye Sorgularken, Sen İnsan'a (Min Ruhi) bu Fiillerinden görüldüğü kadarıyla İdrak edilip verilmiş İsmi-Sıfatı konumunda olan bu "Akıl", neye ulaşmaya çalışıyor, niyeti, maksadı nedir.. diye sor.. Zatına!..

Allah'ın Fiili ~ Akıl

Allah İnsan'a bizzat Fiiliyle Su içmeyi öğretmeseydi, Akıl kendi başına bedenin Susuzluğunu anlayamadığı gibi Su İçmesi gerektiğini de fikredemezdi.. Akıl Fikredemez ve Bilemez, Ruh onunla sadece Beden Gözü gibi OL-anı Seyreder, Algılar, yani sadece Kabul edicidir.. Keza Hayvalarda da İş böyledir.. Her şeyde öyledir!..

Ezilip kalma..

İsimlerinin Tecellileri arasında ezilip kalmak istemezsen Kendini bil.

Tavırlar , Haller.. ~ Teslim olmak

Bir Müslümanlık Hali veya Tavrı, Müslümanlığın Kendi değildir! Tavırları ve Halleri geç, Teslim ol!

Bulmaca ~ Mana

Hafıza, Hatırlama İşlemi, zevk verir (Bulmaca), ama Mana'yı vermez.

Öfke

Birisine Öfkelendiğinde, Kendi Hatalarını, Günahlarını, Nefsinin Hallerini Hatrına getir, geçer..

Arapsaçı ~ Varlığın Bölünmesi.. ~ Akıl

Sen (Min Ruhi) karışmazsın, Kafan karışır. Bu, Varlığın Bölünmesi değildir. Arapsaçına döndünse, Saçını kes. Fikir İcad olabilir, Aklın değil.

Suret ~ Mana

Kabe'nin Suretini yık bakalım "Mana" kalacak mı.. Suret Mana, Hakikat; bunların Edebiyat'ını yapmak kolay.. Suretini İnşa ise İmkansız!

Vech'i Galib..

Dünya Günah Vesvese bükmüştür Boynunu Göğsünü, Ümid kesme Rahman Rahim Zahir Batın, ne yana dönsen elbet Vech'i Galiptir!

Zikir - Tesbih

Kalp Gözünü yumma ki seyret; Çün her ol an Zikri Tesbih'dir.

Peygamber Sevgisi ~ Mecaz - Metafor (!)

Efendimiz'den ayrı düşüp de inleyen ağaçı düşün, dağlara selam vermesini düşün.. Edebiyat değil bunlar, Mecaz Metafor değil! Nasıl Dağlar Taşlar bir şey anlamazmış! Anlamayan, mecaz hakikat filan diye ukalalık eden, Taş kafalılık eden sensin sen!

Ben-LİK - Nefs (Ego)

Olumsuzlanan elbette ki "Ben" değil, "LİK".. Yani: "Ruh" (Min Ruhi) değil, "Nefs" (Ego)..

Vahdet - Bir - Lik ~ Vahid

"Vahdet": Bir-Lik.. Bir-Lik Kendisiyle mümkün olan O "Bir" ise: "Vahid"..

Zaman Sırrı.. (Devam)

"Zaman" Kelimesini Zihninde Söyleyip de hem Manalandıran, ve Fiiliyle onu Canlandıran O'dur.. Dursa görürdün ki O yine de Hayy'dır.

Unsurlar - Yaratılış ~ Akıl ~ Nur ~ Ruh

Unsurlar, Bedeni-Dünyevi Yaratılış, Ol-uşma-Bozulma, yani Alem'e gelirsek daha genel olarak "Sebep-Sonuç" İlişkileri, Sen'in Özün için değil Akl'ın içindir.. Alem dediğin Yerin Göğün ise Aslı Yapısı, Nur'undandır; Bedenin Nur'dan olduğundan öte, Özün ise Ruhundandır (Min Ruhi)..

Allah'ın Konuşması.. ~ Elest Bezmi

Rabbimiz Dilsiz değil.. Musa'ya (as) Seslendi, onunla Konuştu. Sessiz olmadığı, Ses dediğinin kendisi O'na ait olduğu gibi, Suret'in kendisi de O'na aittir.. Suretiyle öyle bir derecede Dağa Tecelli etti ki Dağın yaratılışı ortadan kalktı, Sesiyle aynı derecede Musa'ya (as) Tecelli etse, Mana ne olurdu! Bu konuşmadan, Murad ne olurdu! Onun Görmek istemesi Peygamberliğinden hariç bir görmek istemekti, yani dünyevi yaratılışının kalkmasını istemesiydi! Elest Bezmine dönmekti! Öyle değil mi, o toplanmada Ruhlara hiçbir Mana hiçbir Murad, hiçbir Sıfat hiçbir Tecellisi, Perde olmamıştı ya!

Hiçlik..

Hiçlik değil, Varlık.

Muhtaçlık..

Muhtaçlık Dil'de olmıycak; para pul, açlık, hele akıl fikir.. bunları geç.. Muhtaçlık sağlığı, hayatı dahi geçicek, Özüne varacak Muhtaçlık.. O zaman, Bilirsin..

Muhtaç ~ İsyankar

İsyankar'ın yüzüne bakılmaz, ateşi harlanır.. Muhtaç olana ise Merhamet Şefkat yetmez, Mertebe Makam verilir..

İnsan ~ Aşk

Oruç tutan görür ki, Nimet Lezzet'den çok Muhtaçlığı Tatmak içindir.. Muhtaçlığı Tadan ise, kibirli isyankar olmanın, kırıcı yıkıcı olmanın, birbirine yakışmadığını, bununla bunun bir arada bulunmaması gerektiğini anlar.. Sen şimdi Akl'a değil Kendine bak, Sen "İnsan" değil
misin.. Çünkü Akletmeyen, İnsan değilse madem, onu hesaba katmanın bir anlamı yok.. İnek hoşaftan niye anlamıyor diye dertlenmek Akıl işi değil, şımarıklık, belki kibirdir.. Veya o İnsan'dır da, Cehenneme girmeye layık görülmüştür, iş baştan bitirilmiş, ona göre yaratılmıştır.. Düşünmediğin bir şey mi var!.. Allah'ın bilmediği, eksik gördüğü, bıraktığı bir şey mi var?.. Sen'in Kalbinde mi bir Tatminsizlik var, Aklında mı.. belki de Aşksızlıktan olmasın!.. Aşk eksik olmasın sende!

Ateizm ~ Akıl ~ Bilim

Ey kendini Akıllı Zanneden.. İman değil, Küfrün Sahte. Akıl dediğin nereden tatmin bulacak ki, zaten Yoktun, şimdi nasıl Varsın; nasıl toprak olasın!

Suret Sırrı

Ruh'un Hareket etmez, "Suret" yürür... Aslında Hareket Surette de değildir.. Hareket eden gördüğün Suret, Hareket'e Suret olan Suret'dir.. Suret'de böyle bir Sır vardır.. Hareket'in Hakikati ise, Karanlıkta, yürüdüğünü görmediğin halde Hissettiğindir (Fiil).. Daha önce zikretmiştik, "Sebep-Sonuç" da, İlmi Suret'den ibarettir.. Yani Hakikatte herhangi bir "Zorunluluk" söz konusu olmayıp, Allah onu Ayet'de belirttiği (Furkan 45) gibi bizim (Nefsimiz ve Akletmemiz) için, Yaratışına bir delil kılmıştır..

İrade - Kesb ~ Kader ~ Ruh ~ Elest Bezmi

İrade ancak Allah'ın sana şehadet aleminde göstererek veya Hayal ile, veya Fikir olarak zihnine getirdiği şey ile, ve ona karşı Sen'de İstek oluşturmasıyla söz konusu olur.. Bunlar olmadan bir şeyi ne İsteyebilirsin, ne de Allah onu Yaratmadan elde edebilirsin; yani kendiliğinden İrade ve Kesb edemezsin.. Allah bu İstekleri sana vererek ve vermeyerek, sonra veya önce Celali Cemali ile Muamele ederek, sana Öğretir, Hesaba çeker, İlim Sahibi kılar.. Zati Varlığımız ise böylece oluşan bir şey değildir; O'ndan bir Ruh olarak tek bir An'da, Kendi Sırrından Elest Bezminde Zuhur etmiştir.. Ve o Bilme-Öğrenme Zaman gibi Türlü (Zulmani Nurani) Perdeler altında olmadığı için, İsa'nın (as) Dünya'da bir Bebek iken söylediği gibi, hesapsız, şaşırma olmaksızın "Bela!" dedik.. Aslında, Hakikatte (!) İrade değil Teslim olma (ki kötü iyi bu anlamda görecelidir), Öğrenme değil Hatırlama, Bilme değil Unutma (Gaflet Perdesi) söz konusudur!

Kul

Selam vereceksin de almayacak.. Kapısında yatacaksın da, içeri almayacak.. Yalansa bari kendine de! Cilvesi Nazına Kurban olmalı ; O'nun için, ölümlerden ölüm beğenmeli!.. Ölmeden önce ölmeli!

Tasavvuf ~ Kelam

Nefs'in Tabiat'ı Ruh'a Şehvet'i "Gerekli" kılsa da bu, Zorunluluk değildir.. Doğa'da Zorunluluk zannedilen diğer Meselelerin hepsinin Sırrı da böyledir; Seni Rızıklandırmak istemesinin neresi Zorunluluktur.. Kendisine Muhtaç olmanı istemesinin, neresi Zorunluluk! İşte Felsefe-Kelam, Aşksızlıktan, ne yazık ki bunları anlayamaz.. Kötü olan, sanki Tasavvufi Hayatı Tecrübe etmişler, Zat Deryasına Dalmışlar gibi İnkar etmeleri.. Kibirli davranmaları.. Sevgilinin Sırlarına Sırrına, akıllı geçinmekle Erilebileceğini zannetmeleri üzücüdür.. Ne yazık ki o yolla bir şey elde edemedikleri de bizce açıktır..

Zahir - Batın ~ Hu

Zahirinde Neşe ile Tecelli ederken, Batınında Yücelik üzere kalır.. Veya tersi.. Hem Zatı ki Bir'dir hiç eksik olmaz hepsi..

Kulluk

Kulluğun Kemali Aklen (Akıllı olmak-Takva), Kalben ve Amel olarak, sürekli bağlılığı, ilişkiyi gerektirir.. Kul bu Bağlılıkta, İlişki'den Muhabbet'e, Amel'den Lütuf'a, Beden'den Aslı olan Ruh'a (Min Ruhi), Tedbir'den Yakınlık Sırrına erdirilir (Vahdet).. Hakk Perdelerini kaldırır.. Kulluğun bitimi olmaması, Lütfun da Kesintisizliğidir.. Aksi halde Kul (ki İnsan'dır) Kulluk'tan uzaklaştırılır, nefsine, kendi aklına, ameline (tabiatının fiiline), yani, Vehmine terkedilir.. Lütuflar -veya "Zikir" de- Unutturulur.. Yani Perdelenerek, Hakikati Unutturulur.. Hakikat İlmine Hakikaten Vasıl olanlar için (Vahdet-i Vücud) bu sonraki Perdelenme hiçbir zaman olmaz! Diğer Kullar için ise Haddi Aşmadıkları (Zulüm) sürece (fetret devri gibi düşün) herhangi bir Uzaklık, bir engel teşkil etmez..; çünkü İş zaten O'nun Lütfundan ibarettir ve Kulun (İnsan'ın Hakikati) zaten O'ndan bir Ruh (Min Ruhi) olması sebebiyle Maddi (Nur'unda Suretlenmeler: Musavvir, veya İlmi Suretlenmeler: Sebep-Sonuç) Tecelliler gibi Değişime uğramaz, "oluşmamıştır" ki bozulsun..

Müzik ~ Sanat ~ İlim

Müzik İlminde Minörler, Majorler, Makamlar denilen, Uyumlu Seslerin-Notaların Terkipleri vardır.. Mesela "C Minör" : Do, Re, Mi diyez, Fa, Sol, La diyez, Si diyez.. Diyelim ki birbirinden farklı Duyulan İki Şarkı da, bu seçilmiş belirli Notalarla, yani "C Minör" yazıldıysa, ikisi de "Benzer" Duyguları Hissettirir.. Aynı Sır, İlmin Hakikatinde de vardır.. Hakikat İlminde! Fakat bu Uyumlar, "Düşünce"de yoktur.. "Düşünceler" sadece Notalar gibidir.. Rastgele Piyano tuşlarına basmak gibi.. Notalar duyulur.. Belki bir Melodi tutturabilirsin.. Felsefe, Kelam, yani Akıl Yolu, Nihayeti bu gibidir.. Bir şeyler duyulursa da, ona "Müzik" denilemez.. Halbuki "İlim", notaları içermekle birlikte, Külli olduğu için, "zaten var olan" o "Uyumlu Notaların Terkiplerini" eksiksiz, yerli yerince Bilmek, tam Bilmek olmasa bile Duymak, Duymak olmasa bile Çalmaktır.. Vahiy ve Keşf.. "Vahiy" Külli yönüyle İstisna olsa da, Keşfi İlim, ve bu Keşfi İlmin Malumat'ı dahi olsa, böyledir..

"Modern-İlerici-Kalbi Temiz"

Sen kendi kızkardeşinin ya da kızının "Modern-İlerici-Kalbi Temiz" olan Yabancı biriyle, aynı yatakta yatmasına izin verir misin?.. Niye ki? İlerici olduğunu ispatlamak gerici olmadığını kanıtlamak mı? Anlamı ne yani.. Kalbin Temiz yani? Yani senin Ahmaklığın nasıl izah olunabilir Sapıtmışlığın nasıl doğrulabilir, onu arıyorum.. İnsan ve Ahlakı üzerinde at koşturanlar, ne "İnsan" sizin ne "Ahlak"ı, kuş kadar da Aklınız yok!

Kuran -CI- lar..

İbrahim (as) Diriliş'i bir Mucize olarak gördü, müşahede etti.. Sen ise bu Müslüman Halkı Akletmeden Atalarına tabi oluyorlar filan diye, Müşriklere Kafirlere benzetiyorsun.. Hem de Kuran'ı Şahit tutarak.. Peki Sen, Dirilişi ne Aklettin, ne de Gördün.. Öyle değil mi! Resul sana Bildirdi, sen de Tabi oldun.. Demek ki.. İman, Tabi olmakla gerçekleşebiliyor.. Eh şimdi Akletmek Akledememek iddia ettiğin gibi İmani bir konu ise, İftiralarını haklı çıkartabilecekse, anlayacağın üzere demek ki Sen de Kafir ve Müşrik olabilirsin?!.. Çünkü bir İnsan'a Tabi oluyorsun! Zaten sana bu tip Akıllı geçinerek onca insanı Aşağılaman İtham etmen Günah olarak yeter, bir de Kafir olma şimdi Kuran-Cı kardeşim!

Felsefe

Felsefe, yani Akıl yolu ile Geçmiş ve Geleceğe dair hangi Hakikat "İddia"sı Kabul edilebilir ve nasıl Doğrulanabilir! Gelecek, "Aklen".. yoktur.. Geçmiş, "Aklen".. yoktur.. Allah'ın "Evvel" oluşu Geçmiş'te, "Ahir" oluşu da Gelecek'te, yani Zaman'la Kayıtlı kalmamış, şu An'da, dilediği gibi Yaratmakla El An Zuhur etmektedir!.. Dolayısıyla "İddia" değil, İman Esas'tır.. Yani Akıl değil, Vahiy Asıldır!

İş "Akıl"da bitmez..

İş "Akıl"da bitmez.. Başta, Bilgi'yi Akıl'dan ediniyorsan, "Sen" Akıl değilsin demektir bu.. Akıl Bilgi'yi yoktan üretmediğine göre de -ki "Yok"tan bir "Bilgi" de meydana gelmez-, o da Bilgi'yi kendisinden edinmiyor demektir.. Bu aynı zamanda, Bilgi'den öte, var'sınız demek oldu.. Şimdi "Sen" Akıl değilsin, o halde Akıl'dan edindiğini söylediğin Bilgi'yi nasıl ediniyorsun.. Ve eğer Sen ve Akıl da, "Bilgi"den ibaret ise.. o halde aradaki bu "Edinme" (Fiil) nasıl ve niye gerçekleşsin.. Yani, "Bilgisizlik" nasıl mümkün oluyor.. Ve yine hepsi "Bilgi" ise, "Farklılaşma" nasıl mümkün oluyor.. Huuu Huu, Huuu Hu..

Kandiller..

"Diğer günler geceler Allah'ın değil mi" diye soran ince fikirli arkadaş.. İsra'yı sadece Hz Peygamber (sav) yaşadı da niye bize Kuran'da anlatıldı.. Abesle İştigal mi oldu şimdi bize de anlatılması! Bu nasıl bir ayrılık gayrılık yabanilik, bu nasıl bir "Fikir" sendeki..

Kandiller..

Kandiller el öpmeye değil Tevbe'ye Vesile! Kaybettiğini geri kazanmaya!

Namaz

Namazını kılmana mani olan Rızık değil Zulüm'dür!

Tecelli

Sen elbiseler içinde çıplak olup hissetmediğin gibi Tecellileri içinde O'ndan bir Ruh'sun; durup dururken soyunulmadığı gibi giyinilmez de değil mi.. Ve, Allah'ın Rengiyle renklen, Rüküş olma!

Miraç

Yaşamın her An'ında ne kadar Ayrıntı ne kadar Bilgi var görebilsen -misal şu baktığın anda kaç renk kaç tonu var gözün önünde- Aklın Hayalin şaşar, varlığın bir tür Komaya girerdi.. Bunu bir de Duygular'da hayal et.. Suretler'de hayal et.. Bilgiler'de hayal et.. İşler'de hayal et.. Sayısız sınırsız sonsuz Tecelliler açar getirebilir önüne.. Hem de bunu sen yaparmışsın gibi zevk ettirebilir.. veya seni oturtur her şeyi sana hizmet ettirir gibi.. Veya hepimize bir anda.. Diyorum ya sonu sınırı yoktur Cennetî Tecellilerin.. Bunları sana Açar açmasına da, hepsini birden, tek vuruşta nasıl, bitsin mi istiyorsun.. Bilmediğin çok şey var.. Bitmeyen ne.. Şu ne anlama geliyor: Hep bu Fazlası olsa, Eksikliğin varlığı meydana gelmezdi.. Eh yani "Mahluk" en baştan olmazdı anla.. "Sen" olmazdın.. Nefs'in olmazdı.. Sonra acaba o Mahluktakilerden başka, İlahi Tecelliler nelerdir, nasıldır.. Hiç Bilinmezdi.. Allah Kulu olmayan onları, şimdi de hiç bilmez.. Dünya'da da şeytan'ın oltasına takılır, Alemlerin Rabbini tanımazlıktan gelip, Nefsinin kölesi kaldığı için.. Şeytan'ın kölesi, Oyuncağı olur.. Acele'ye düşer.. Para'ya kul olur.. Olmazsa da, ya başkasına Kul, ya Kibir'e girmiş olur ki, şeytan'ın en sevdiği şeyler.. Yine Secde edicek ama Şekil çok önemli!.. Neyse uzatmayalım.. Allah'ına Muhabbet edemez yani!.. Miraç Kandilimiz Mübarek olsun.. Allah Kendisine Kul, Habibine Ümmet eylesin, Zat Cennetine girdirsin..

Noktayi Küll olarak Bilincinde olmayı gerektirir!..

Teslimiyet, Reddetmek değildir.. Zatına Teslim olduğunda Esmasının Tecellisini Reddetmeye düşme.. çünkü Tecelliler, olan her şey demek olup, sen belki Celalinden kaçarken, Cemaline de yüz çevirmiş duruma düşersin; bu yabanilik, yüzsüzlük olur.. Elbette ki O Sen'den Razı olmak, ve Seni Kendinden Razı etmek ister! Halbuki oluştan, yani her şeyden çekilmek, bırakmak, nihayette de bidayette de, Kendini O'na Teslim ettiğinin, O'na bıraktığının Bilincinde olmandır.. Unutma ki kurtarıcı olan Ameller değil, Allah'ın Rahmetidir.. Zikir değil, Zikrettiğindir! Ve İnsan Bedeni olsun (Namaz gibi), Kalbi olsun (Tefekkür gibi), Melekler gibi Daimi İbadet'le de Meşgul ve Mesul tutulmamıştır!.. İşte bu, Kendini bütünüyle Neye (!) Teslim ettiğinin, Hesapsız-Zamansız, Noktayi Kül olarak Bilincinde olmayı gerektirir!.. O Celal Cemal Sahibi, Zatında Sıfatında Tecellisinde: Hayy'dır, Kayyum'dur! Nur'dur, Musavvir'dir! Hikmet Sahibidir, Dilediği gibi Tasarruf eder!

Siz Düşünmez misiniz, Anlamaz mısınız..

A Hayvancağızlar Sivrisineğinizden Filinize o sevimli Yavrularınızı Canlarınız pahasına korursunuz Hayatlarınızı onlar için hiçe sayarsınız, sonra onca sene geçer belli yaşlara gelince de bu sefer hiç umrunuzda olmaz onlar, kendi başlarına terkedersiniz; Ne olduydu size de, öyleyken öyle olur.. Neye göredir bunlar.. A Kafir Kardeş İç ne ki Gütsün onları, Kemiklerinden mi bu, Doğa Ana ne Babası da mı var bunun.. Size Lütfedildiği gibi hangi Ruh'a Lütfedildi nedir bu Laf Kalabılığı, nedir bu Ahmaklığınız; ne Güdtü sizi de böyle saçmalarsınız, Aklınız mı Kalbiniz mi! Nerdesiniz Siz, Beyniniz Başınızda, Siz nerde! Nedir bu Körlüğünüz, Nankörlüğünüz, Kıymet bilmemeniz, Değerinizi bilmemeniz! ; nerden geliyor bu Büyüklüğünüz!.. Siz Düşünmez misiniz, Anlamaz mısınız..

Eğer İlim Külli değilse ve Şahsilikten kurtulamamışsa..

Her Nefs aynı mertebeden başlamaz.. Fakat Bilen, her Meseleyi Kuşatan bir İlimle bilir.. Canlı Kuran olan Efendimizde (sav) bütün Mertebeler Kemali ve Mükemmeliyle gösterilmiş, yazılı Ayetler ile de Apaçık Mushaf'da Mühürlenmiştir; apaçıktır ama yine ancak Allah'ı görebilene.. Eğer İlim Külli değilse ve Şahsilikten kurtulamamışsa ya derme çatma olur, ya birinci derecede önemli İkinci, beşinci derece önemli birinci gibi öne çıkarılır, ya da bir şeyler muhakkak eksik bırakılarak geçilir.. Mesela ya Fena ya Beka gibi.. Velhasıl ancak İlmi, yani Malümu, Şahsilikten kurtulan, bunları net olarak anlar apaçık görür.. Kendini Bilince, Başkasını da Bilir yani..

Esas İktidar, Devlet Kim ise ; Hüküm de O'nundur..

Esas İktidar, Devlet Kim ise ; Hüküm de O'nundur.. İsyan da O'na, İslam da, yani Selam da O'na.. Haydi Yerini belirle! Bak, Ölüm İşlerinden Sorumlu Devlet Meleği, kimsenin gözünün yaşına bakmıyor.. O Zalım Sultan'ın Hükmünden o dahi kurtulamıyor, Emrinden çıkamıyor! Sana ise İsyanınla, övünmek kalıyor.. Halbuki Emir de, Ölüm de O'nun, Hayy dahi O! Yokken sana danıştı mı, Diriltirken sorsun! Ferman Padişah'ın, aksiliğine bak, dağlar da O'nun!.. Hey! Halk içinde Tebdili Kıyafet dolaşıyor, ama sen bunları uyanık geçinen esnaf gibi yalan, hikaye diye oku..

Tuzağından daha Hayırlı tuzak bulunmaz..

Yaradan'ın açtığı Yara'ya Kendinden gayrı çare bulunmaz.. Tuzağından daha Hayırlı tuzak bulunmaz..

Tecelli

Herhangi bir İsmin, Sıfatın, Varlık'tan, Zat'ından, kaybolması azalması artması değişmesi eksilmesi yoktur, Mümkün değildir.. Bu Değişiklerin (Tecelli) hepsi ancak, Zati Tecelliden ibaret olan Ruhun (Saf Sen-Min Ruhi), yani Mazhar'ın (Sabit'in), Nefsinde Kuvveler olarak Mümkün olurlar! Yani yeniden yeniye "Tecelli" olurlar! Allah'dan bir Ruh olduğu Sırrına eren, yani Zati Tecelli'ye Mazhar olduğunu anlayan (Zati İrfan Sahibi), Tecellilerin Asıllarını yani Sıfatları, Zatıyla Sabit bulur; Tecelliler içinde Şahsı Manevisinde Sabit Kadem olur!.. Fena'da Beka'ya erer! Esma Tecellerinde kalan ise, Tecellilerle birlikte Değişir; Varlığın azaldığını arttığını, eksildiğini yok olduğunu, Vehm eder! ; Nefsine Uymaması mümkün olmaz!

Tenezzül ~ Esma ~ Akıl ~ Ruh

Esma Terkibinden oluşan "Akıl"dır.. Misal Hafıza, Alemlerin Rabbinin Sıfatının bir Tenezzülündendir.. Kulun iyi kötü yönelişine göre, İlahi hesaba (ceza) veya İmtihan-Tecrübe için bu Akıl Tecellisi (Beyin) ve ondaki Tecelliler bu açıdan bir çok işler yapar, değişiklikler gösterir.. Anlarsan! "Ruh" İsimlerden terkip değil Zati Sırdandır (Min Ruhi) Zati Tenezzüldür, Zati Tecellidendir; Oluşmamıştır!

Maksad Bilindiğinde, Oluş durmaz mı..

Maksad Bilindiğinde, Oluş durmaz mı, düşün dikkatle bak.. Bilindiğinde, Oluştan Bilinmiyor.. Ezel'den Biliniyor.. Celalli Cemalli O Maksud'un oluşta Bilinmesi, şimdi Sen'de; Zevk olur.. Huzurunda Huzur olur..

Maksad ne.. Maksud ne..

Yer, seni ayakta tutuyor sağlam bastırıyor.. Gök, seni genişletiyor içini açıyor.. Hep türlü bunlardan Maksad ne.. Maksud ne..

Hep bunlardan Maksad ne..

Hep bunlardan Maksad ne..

"Subhan Allah" deyip de noksan görmek olur mu?..

Yokum de, sonra noksanın yetmiyor gibi bir de varlığından hayıflan!.. Fena bu mu.. Yalancı tevazunun böylesi.. Bu Şirk'e gider mi gitmez mi.. Konuşmak Cemal ise, Konuşmamak Celali mi olacak mesela! Böyle olur mu.. "Subhan Allah" deyip de noksan görmek olur mu?.. Zikir dille değil diye, nakıs buluyorsun kardeşlerini, Mümin değiller!.. Ya Tam nedir.. Ya Sen.. Çıkmaz sokak.. Bir kedi yavrusuna bakıyorsun, veya köpek ölüsüne.. Burda gördüğün Cemali Celali değil de ne?.. Noksan mı! Hadi bakmıyosun diyelim.. Gördüğün ne! Gösterdiğinden gördüğün belli oluyor! Amayı bırak, Yol'san O'na çık! Ya senin ya başkasının Zavallı Nefsine, Tevazu'dan Övünmeye çıkıp durma! Ruhuna çık!

Selam ile Şalom sana aynı geliyor ise..

Selam ile Şalom sana aynı geliyor ise, Aldanmışlığının göstergesi!

Onlar, sadece “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Ve eğer, Allah’ın insanları birbiriyle defetmesi olmasaydı, (rahiplerin) mabetleri, (hristiyanların) kiliseleri, (yahudilerin) havraları ve içinde Allah’ın isminin çok zikredildiği (müslümanların) mescidleri mutlaka harap olup yıkılırdı. O’na (Allah’a) yardım edene, Allah mutlaka yardım eder. Muhakkak ki Allah, elbette Kaviyy’dir (kuvvetli, güçlü) Azîz’dir (yüce). { Hacc 40 }

"Yahudi bilginlerinden birisi bize şöyle dedi: ‘Sizin birlikte bir nasibiniz yok! Kitabınızın sureleri B ile başlıyor.’ Ben de şöyle yanıt verdim: ‘Sizin ki de öyle! Çünkü Tevrat’ın ilk harfi de Ba’dır.’ Bunun üzerine sustu kaldı ve başka bir şey söyleyemedi. Çünkü Elif ile asla başlanamaz.."
{ Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

"Oldum" deme..

"Oldum" deme zira, olmanın olmamanın oluş'un üstünde!

Nur ~ Min Ruhi

Karanlığın Siyah'ın da, "Nur" olduğunu anlamayan, Ruh'un da İnsan'ın ta Kendisi (Min Ruhi) olduğunu, sonradan dünya zamanında meydana gelen, "oluşan" bir şey değil Bezmi Ezel'den "Saf Sen" ! olduğunu Anlatamaz! "Beynin" değil, Sen'sin sen! Beşer de İnsansı da Evrim de, tanımladığın gibi senin Vehminde, Hakikat'de değil!

Melamet..

İçi sızlayan Günahkarları sever, o haliyle Taht'a oturmaya çalışan Günahkarları değil! Adam olanına bak, Melameti Övünmek için değildir, Yerilmek içindir! Ham Sofu'ya sataşmayı bilir, ama kendisi Surette! İddiası olmaz Makbul Günahkar'ın, Kırık olur! Yoksa o Münafıklık olur haşa Melamet değil! Münafığın da nerede olduğu bellidir; ilgilenmez! Kırık Günahkar Melami bozuntusundan Makamı Yüksek ve Makbul olur..

Melamet..

İçki içenin, Şeriat'e Uymayanın, Melamet'i, Hakikati Muhammediyesi, Tevhid'i, Vahdet'i, "Hu"su ! , Suret'de geçerli, Hakikat'de geçersizdir!

Kuran - CI !..

Edepsiz Saygısız Kuran-CI'lar acaba inceden inceye düşünüyorlar mı Hz Peygamber (as) olmayaydı Kullukları ne halde ne durumda olurlardı.. Hali hazırda Kendileri zaten Resul değiller öyle değil mi!..

“Bizi buna hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah’ın, bizi hidayete erdirmesi olmasaydı, biz hidayete ermezdik. Andolsun ki Rabbimizin resûlleri hak ile gelmiştir.” Araf 43

İnsan neden su içer yemek yer..

İnsan neden su içer yemek yer.. Maddi olarak bedeni ölmesin için mi, yoksa Allah Mahlukunu Rızıklandırmayı istediği için mi.. Anlarsan Rızıklandırmak istemesidir Asli olan.. Başta Varlığını yokluğuna tercih etmesi bundandır çünkü..

Sıkıntı..

Sıkıntısını O'ndan başkasıyla gidermeye çalışanın, müşkülü bitmez, sıkıntısı bitmez.

Kuran ~ Recm ~ Allah Korkusu!

Hiç çekinmez, cinsel ilişkiye girer, ama "Bebek" istemez.. ya doğmadan öldürür ya doğduktan sonra; sokağa atar.. Erkek kadın farketmez, Evli iken Zina eder, çoluk çocuğun hayatını perişan eder.. Ahlaksız, bunca Zulüm'den Eziyet'den Hakka girmekten Korkmaz da.. Allah'dan, Şeriat'den korkar!

Aramak.. ~ Tasavvuf ~ "Allah Muhsinleri Sever" !

Arayanın aradığını bulmaması imkansızdır.. Çünkü aradığı Vehim ise de Vehim yok olduğu için, Hakikat'i bulur! Yeter ki arasın! İnkar etmesin ve Şirk koşmasın; yalanı olmasın yani!.. Aradığı çer çöp değil, yeter ki Hakikat olsun! Geç ve geri kalmasın! Müslüman Sabredendir! Hatta İnkar etmemek ve Şirk koşmamak öyle güzel bir Saflıktır ki, Hakk Celali ile bile Lütfetse Hakikati Ayan olur! "Allah Muhsinleri Sever" !

Farketmez zanneder elbette!..

Senin şimdi hiçbirşeyden haberin olmadığından isyan edebilir küfredebilirsin.. Kör, karşıdan gelen Aslanı nereden görecek de korksun.. Hem de Ateşin görüntüsü uzaktan hoş gelir.. Hakikat'i, farketmez zanneder elbette!..

Mertebene göre..

Melek mi, İnsan mısın.. Topraktan mı yaratıldın Nurdan mı, yoksa Ruhunda-n Ruh musun!.. Allah'da yok yok! Mertebene göre, seç beğen, görebildiğin kadar!

Min Ruhi Sırrı ~ İnsan

Bulanık gören bebeğin gözüne gözlük takınca gülmeye başlıyor.. Netliği nereden biliyor da bulanıklık onu mutlu etmezken, Netlik hoşuna gidiyor.. Ya doğuştan Ama olanın gözü açılsa, memnun olmaz mı.. Anla ki İnsan sadece yaratılışına mahkum değil, sadece yaratılmış bir toprak parçası değil!.. Ezelden öyle değil! Sonradan oluşmuş değil, Kendisi Ruh Kendisi! Allah'ın Hayy oluşunun Belirtisi, soluduğu nefesi! Verdiğiyle aldığı bir! "Min Ruhi" Sırrı öyle belli bir duruma ayrılacak kalacak bir Sır değildir; yok insansı yok beşer, iman-küfür çatışması.. Üstündedir bu lakırdıların.. Görebiliyorsan "İnsan" denilen Sır bunlarla ayrılacak bölünecek Sır değil.. O halde Kafir gibi Dilin ile bölmeye çalışma Sen'i!.. Bize göre Ruhun Ruhu, Sırrın Sırrıdır "İnsan"..

İslam ~ Selam

İslam "Selam-Barış-Teslimiyet" demektir.. Mesela savaş var, Kafirler anlaşma isterse veya zaten Barış yapılmışsa, o Barış ve Antlaşma'ya Uymak, Allah'ın Emrine Uymaktır.. Müslüman da kendi Dininin gereklerini yaşayacak, Tebliğ de yapabilecek, Namaz da kılacak.. Kafir de buna ters hareket etmeyecek.. Velhasılı Kelam Kafir Müslüman hepsinin Dünya'da Selamet'e ermesi!.. Zavallı İnsan'ın Kibri Benliği İkiliği bırakıp Birliğe gelmesi.. Kafir bu dünya'da rahat eder, Müslüman iki dünya'da.. İslam'a Uyumsuz hareket eden ise, iki dünyayı da kaybetmiştir.. Hz Adem'e (İnsan'a) Secde etmeyen kaybetmiştir!.. İster Kafir olsun ister Müslüman, Sözünü Tutmayan, Yalan söyleyen, Münafıklık yapan, İtaat etmeyen vb.. elbette kaybetmiştir! Hakk'a İsyan eden nasıl Felah bulabilir! Müslüman Ahireti sever Kafir Dünya'yı.. İkisi de "İnsan" İkisi de Dünya'da, Bir de dünya'da! İman sadece Ahiret'de değil, "Doğru", "Gerçek" olan her şeyi kabul ve Hakk'a boyun eğmekte!.. Kafir, Adem'i Yalan ile kandırabilir.. Yine Müslümanım diyen, yalancıktan secde ederek Adem'i kandırabilir.. Fakat, Allah'ı nasıl kandıracaksın Ey İnsan!

O sadece Kudreti ile değil, İlmi ile de Üstündür..

O sadece Kudreti ile değil, İlmi ile de Üstündür.. İnsan Kudreti ile Üstün olduğunu zannedebilir; çünkü ya Kudretine aldanır Cahil kalır, ya Zayıftır İlmine aldanır.. Yani Ben-lik'lerine aldanırlar.. Uluhiyet (İlahlık) Mertebesinde ise her İsim-Sıfat Tam olduğu gibi birbirinden de Ayrı bulunmazlar; İlah Tek ve Bir'dir.. İman Sahibi bunu Gayb olarak Sezer.. Müşahede Sahibi Kamil Kul ise bunu Apaçık Müşahede eder ve Kudreti de İlmi de İlah'ın Zatına mensub olur.. ne Zatı ne Sıfatı, Benliği O'ndan Gayrı bulunamaz.. Vehim Sahibine gelirsek.. Hakikat'den Vehmi sebebiyle Emin olamaz o.. İman edemez ki Müşahede edebilsin.. Hem Cahil kalır hem Zayıf.. Allah'dan Gayrı düşmüştür o!..

Velayet Sırrı Nazarı ve Himayesi..

Allah Velayet Sırrı Nazarı ve Himayesinin bir kısmını, ekmek kırıntısı, en küçük canlılara titremek, nehir suyunu dahi israf etmemek gibi küçük görülen şeylerde gizlemiştir.

Kadim ~ Hadis

O, yarattığından Önce'de bırakılamaz ki, sonra yarattığı "Hadis" olsun; sırf "Hadis"te hapis kalsın, Sevgilisine Vuslat'ı olmasın.. Tecellisi olan Yaratılmış bir tek Kadim yok ki Ezeli olsun.. O'ndan Gayrı Tecelli eden yok ki Zaman'la değişsin, başlasın, varolsun.. Ezeli olan "El An", Kendi Gönül Alemi'dir, o Alemde neler dönüp duruyor şimdi dahi kim bilir..

Sebepler..

Sebepler Hakk'ın gizlenmesi olsaydı, İnsan'ı Cahil yani Kendisinden Habersiz Mahrum bırakırdı.. Halbuki mesela "Peygamberler" (as) O'nun Gizlenmesi değil bilakis Kendi Kendisini açmasıdır.. Neticede aynı şekilde, Açığa çıkması da Kendisi Vasıtasıyladır, sebepler vasıtasıyla değil.. Perde de (ki Celal ve Cemalidir, gizlenme değildir) Zatını Zatına Perde yapmasıdır.. Sebeplerin Hakikati ise Vehim Mertebesinde sabittir, Hakk'ın Mertebesinde değil! Anlasan müşkülün kalmaz, ne de güzel olur ne de güzel..

Cemalinden ya da Celalinden Gayrı..

Burnuna azıcık Zati Tecelli Lütfu koklatılmış bir Kul için, Cemalinden ya da Celalinden Gayrı tutulacak, Yersiz hiçbir şey olmaz..

Zati Tecelli ~ Kulluk

Allah'ın keyfiyetsiz, anlaşılamayan bir şekilde (Kendisi Vasıtasıyla) Kuluna Zati (Apaçık) Tecelli etmesi İmtihanın kalkması demek olmaz.. Bilakis mesela Edeb Doğruluk gibi pek çok Kalbi Amel onun için Zorunlu hale gelir; çünkü her İman eden gereken Takva ve Edeb'e veyahut Aşk'a Muhabbet'e sahip olmayabilir.. Fakat Kendisine Zati Tecelli olunan bir Kul'da bunlar zorunlu -Cemal yönünden Kendiliğinden de diyebilirsin- hale gelir.. O asla Uyuyamaz, yani istese de Gaflet edemez..

Cemaline sığındığın gibi Celaline de sığınman lazım gelir..

Güneşli hava'da, Gölge düştüğünde, kendini kötü hissedersin; o zam-An Cemaline sığındığın gibi Celaline de sığınman lazım gelir.. Sen şimdi "Celaline sığınmak mı, nasıl olacakmış o, öfkelenelim mi yani senin gibi, ne demek bu" dersin..

Hakikat Marifet Yobazı olma..

Hakikat Marifet Yobazı olma; taş kafalılık aynı taş kafalılık.. Kayıtlama, Kayıtlanma..

Muhabbetullah

Sadece kelimelerle değil, duygularınla, sessiz muhabbetler et Rabbine.

Biraz..

Biraz Nazlı ol, hemen yerlere serilme havalara uçma da, Etkilesin seni..

Kuran ~ Mecaz - Metafor

"Dağ" Kuran'da "Benlik" demek ise her Ayet'de "Dağ" o Manaya gelir demek değil.. Kuran'da mecaz metafor vardır da senin kafana keyfine göre değil.. Senin bedenin nasıl bir çok canlıdan oluşmasına rağmen Sen üzerinde Ruh isen, Dağlar da öyle Canlıdır ve Emaneti yüklenmekten çekinmişlerdir; Cahil ve Zalim olan İnsan onu yüklendi!.. Birisine Taş Kafalı dediğinde onun kafası taş olmaz.. Anlıyorsun değil mi!

Sebepler

Sebepler sebepler için değil, Kendisine gelmen için..

Sevgini haketmeseler de.. ~ Vedud

Senin Sevgini haketmeseler de, Sev sen.. "Siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz..".. Sevgi'yi Sev sen; yani Vedud'u Sev, ki Vedud olan Allah da Seni Sever.. O hakedeni de bilir, kavga edeni de; Sen Sevgi'yi Sev de, Sevgi'yi haket..

Allah'ın Kulları..

Alemlerin Rabbi olan O Tek ve Bir Allah'ın Kulları olup da birbirine Muhabbetsiz olmak mümkün mü..

Efendimiz (sav)

Allah'ım biz şu fakirlere ettiğine kıyasla, Efendimize (sav) neler ettin akıl hayal alır mı bunu..

Suret

Çocukluğundan bu yana Fotoğraflarına bir bak, Seni nasıl da türlü türlü Resmetmiştir.. Demek Sen bu "Suret" değilsin, Kendi Suret'i üzere, içinde Ruhundan bir Ruh'sun: "Min Ruhi".. Suret'i anlamak güçtür.. Nur'undan bir Tuval, üzerine dilediğini çizer!

Bilakis Zahir O'dur!

Hiçbir Suret yoktur ki Müşahede'ye Perde olacak şekilde Gayrı olsun.. Bilakis Zahir O'dur! Lakin Haram Suret sana "Bana Gel" diyorsa, bu O'nun "Gelme" demesidir; Sevgilinin Cilvesi biter mi.. Yani Perde veya Kayıt Sen'in O'nunla İlişkinde.. Tanıyorsan Ala.. Tanımak istemiyorsan, Yandın! Tanıyorsan, misal o "Gel" çağrısına kulak vermezsin; bu tersinden, Teslimiyet'in aynıdır.. Kafirler ve Müşrikler O'nu Nefislerinin işine gelmeyip Tanımak istemedikleri ve Tanımadıkları için türlü çeşit Putları Beğendiler de Peygamber Suretini Kabul edemediler; Rezil oldular!

Bu Sıfatları O'na vermeyen, yerini bilmez..

Avukat da O Hakim de O.. Bu Sıfatları O'na vermeyen, yerini bilmez..

Zorlama, Sünnet'e Uy!

Avam'ın seni anlama kuşatma Lüksü olmadığı gibi İstidatı da yoktur.. Fakat Senin herhalükarda Sünnet'e Uymak zorunluluğun var.. Zorlama, Sünnet'e Uy!

"Görüyormuş gibi" ~ İhsan..

Ateist sorsa der ki: "İşte yarattıklarına bak Kudretini Yüceliğini apaçık görmüyor musun..".. Peki yaratılanlarda Kudreti Yüceliği Görünüyor da, Kendi nasıl Görünmez; O'na hiç bakmayı denedin mi?.. Yok, o Şirk olur.. Panteizm, Vahdet-i Vücud, Küfür, İslam dışılık, Küfre girersin, Putperestlik.. Kardeş Cahilsin cahil, bilmediğin şey hakkında neden konuşursun, gitmediğin Yol (İslam'ın ta Kendisi olan Tasavvuf) hakkında neden edebini bozar çirkinleşirsin, neden iftira atarsın.. Sen görmesen de, bi "Görüyormuş gibi" ol da, bakalım görünecek mi görünmeyecek mi.. Ona göre konuş..

Sen o şahdamarı olan Kendine ne kadar Yakınsın?..

O sana şah damarından Yakın da, Sen o şahdamarı olan Kendine ne kadar Yakınsın? Kalbini bilen Rabbini Bilir, Kulluğunu bilen Rabbini Bilir; Nefsini Bilen Rabbini Bilir! Kendini Bil ki, Dışarıda aradığın Sen'de bulunsun!

Putperestlik

Putperestler somut olsun soyut olsun taptıkları Çok olan şeylerin ne Resmini ne Manasını ispat edebilirler.. Halbuki Alemin Kendisi (resimler ve manalar; yani çokluk) her şeyiyle eşit miktarda her yönden Tek ve Bir olan'ın Resmi ve Manasını ifade eder.. Bilgi ise Taptığın (Bir), Öğreten muhakkak ki Tektir Birdir zira Bilgi diye Bütünden (Birlik) ayrı bir şey yoktur; zira cahil olduğunu da iyi bilirsin, halbuki Alem Cehalet kabul etmez.. Sevgi ise Taptığın (Bir), Seven-Sevilen muhakkak ki Tekdir Birdir zira Bütünden (Birlik) ayrı bir şey yoktur.. Dolayısıyla Put ve Putlar yoktur.. Düşünebilir misin bir Doktor çıksın "Hepinize Şifa veren ve bütün Tıp İlmini bilen benim" , veya bir Aşık veya Maşuk çıksın da herkes benim sevdiğimi sevecek, bütün sevgilere layık benim sevgim sevgilimdir, sevgiyi bilen O'dur!" filan desin.. Halbuki bu Sıfatlar Tek ve Bir'dir ve Tapılan Putları Şahısları filan yoktur Alemde, aksine bütün anlamları ve resimleri ile çokluk (Alem) muhtaçtır.. O halde Putperestlik zaten hiç yoktu ki İddiası veya İspatı olsun.. Çünkü Tapılan hep O idi, "ancak" O idi! Anladıysan bu Mananın içeriğinde "Putperestlik" bir Derinlik değil tam Aksine sığlık bayalık ve cehalet, yalan içerir.. Halbuki bunlar Tek ve Bir olanın ancak Cezaları ve Tuzaklarıdır.. Onun için kendini Alim zannetme O'na bir eksiğini gösteremezsin; sen Nefis, Ben-lik, Hırs Putundan kurtul önce!

Nefs ~ Akıl ~ Ruh ~ Sır

Nefs karmaşık, Akıl apaçıktır; Ruh (Saf Sen) bu varlıkları arasında Nötr'dür.. Vehim kuvvesi ile Akıl dolaşık hale gelebilir; bu Nefs'e yansır, etkisi Nefs'te hissedilir.. "Etki" Ruh'un Kendisini Bilmesi ölçüsünce Etkisizleşir.. Kalp, Alemi içine alan Şahsi Alemindir; Zihin ama Duygu da içinde.. Ruh'a (Saf Ben) göre başta "Düşünce" olmak üzere bunların hepsi "Kesif"tir; o yokluk hiçlik demek kaba kalacak ziyadelikte bir Latiflik'dir.. "Min Ruhi".. Bunlar Sır olduğundan Tanımları Keşf olmaksızın Kelimelerle mümkün olmaz, ve anlatmakla kuşatılmaz, ama Bilirsin.. Mesela "Ruh taşımak" derler halbuki Ruh Kendinsindir; lakin Ruh Kendi Kendine başkasıymış gibi bakabilir.. Halbuki o Zat'en "Sen" olduğundan yine zat'en Sen'dir.. Gibi..

Vehim

Düzeltemeyeceğin şeyi asla bozamazsın; sana kalacak Benlik ve Vehim Ateşini ise Zanla Kibirle söndürecek su bulamazsın..

Akıl..

Celal Sillesini yiyen Akıllanır, Akıllı odur, Akıl onunkidir; gerisi ukalalık hırs kibir ve haddini aşmayana bol bol Şefkat Merhamet var..

İnsan ~ Zalimler..

Zalimlerin gençlik hallerindeki şaşalarına büyüklenmelerine bak, bir de yaşlanıp da hatırlarına birşey getiremeyen, çişini tutamayan, kokmasınlar diye bir çukura atılıp üzerlerine toprak örtülen hallerine bak.. Hırs neye neyine.. Kıyas et ibret al İnsan'dan..

Alemlerin Rabbi..

Hayy olan Rabb'dir Alemlerin Rabbi; sadece karşıdakinden zuhur etmez..

Melekler ~ Hafıza ~ Kabiliyet-İstidat ~ Sanat ~ İnsan ~ Sır - Ruh

Melekler her yaptığını yazarlar.. Ama sen Hafızandan gördüğün gibi Allah'ın dilediğini hatırlar dilediğini hatırlamazsın.. İnsan'daki bu Yazma mahareti nerden geliyor ve nasıl öğrendi sanıyorsun.. Öyle ya Ressam kendi ressamlığına eline kalem verip çizdirilmeden, nerden vakıf olacak Sırrına.. Bu Alemdeki şu canlı Resimler ya da, Levhi Mahfuz Kimin eseri.. Bu kadar şeyler oluyor da Mürekkebi bitmiyor da kurumuyor da, Allahu Ekber.. Bir şeylerle meşgul olayım diye çiziktirenle, Elest Bezminden Sanatçı olan Bir olmaz bunu Bil! Kime O Sırrından vermiş ise Sanatçı odur.. Kimsede de bir Eksik yoktur, İnsan'ın Sıfatını Maharetini geçtim Kendi Sır zaten! Kendi Ruhumdan Üfledim Sırrı! Küfür, Şirk, bunlar Arızi varlıklardır.. Hani Mecazen derler ya: "İşin içine ettin, o kadar da değil"!

Hayvani Ruh ~ Ruh..

Anlatmak için şöyle ifade edelim: Hayvani Ruh Bedenin Can'ı, İnsan (Ademoğlu) ise Can'ın Can'ıdır (Min Ruhi).. Onsuz, Hayvanı bırak Alem hakiki değerine erişemezdi.. Melekler dahi onun kan dökücü ve bozguncu olacağını gördükleri halde, Allah onun için "Sizin bilmediklerini bilirim" buyurdu, ve onlar yerine onu Halife kıldı..

"Haddini aşan zıddına inkılap eder".. ~ Nefs ~ Küfür - İman ~ Hakikat

Öfke Kemalini bulduğunda Rahmet'e ulaştırır.. Haddini aşan zıddına inkılap eder buyurmuşlar; Küfrün Hakikisi İman'a ulaşır.. Hakikat'in ise zıddı yoktur.. Kin Kibir Hased Nefs'in resmidir, Kendisini Bilmek değildir.

Allah'a ait olduğunu bilen..

Allah'a ait olduğunu bilen nefsini sahiplenmez. Bilen ise, nefsinden de geçer kendinden de geçer.

Kabul et; Kul ol, Razı ol..

Nefs'ini, Dünya'yı Kabul et; Kul ol, Razı ol.

Kemal ~ Uyanıklık sana külfet geliyor..

Şimdi sen cicim aylarında, Aşk Hallerinde olduğundan, uyuyorsun, Uyanıklık sana külfet geliyor çünkü.. Halbuki Kemal, kabukta öz, batında zahir, uyurken uyanık, sarhoşken ayık, celalde cemal, takvada marifet, şeriatde hakikat, farkda cem, ikide birlik, münezzehlikde vuslat, fenada beka.. Şimdi Hallerin ağır bastığından cehlde ilim gibi türlü iddialardasın, bilmezlikten gelirsin, farkedemezsin O'nu..

İman Geni ~ Elest Bezmi ~ Ruh

Zamanın ve Mekanın üstünde olan Ruhunu (Min Ruhi) yani Özünü, Saf haliyle tecrübe etmediğinden, o bütün İnsanları toplayıp Hitap ettiği An'ı (Elest Bezmi) sonradan oluşa, Dünya'ya, yani Mecaz'a indirir, yok Dna'dır yok İman Geni'dir filan diye, güya Hakikat'ini İdrak ettiğini, o Hitabı Hatırladığını zanneder Avunursun!

Ya Cennet'e ya Cehennem'e..

Ya Cennet'e ya Cehennem'e.. Allah'dan başka gidecek yer yok çünkü..

Allah'ın Kelimeleri..

Zalimlerin öldürdüğü çocuklar Allah'ın "Beni öldüremeyeceksiniz" dediği kelimeleridir.. Çocuklar O Rahim'in Koynuna, Zalimler ise Kuran'da buyurduğu gibi Anaları olan Cehennem'in kucağına..

İbadetler ~ Lütufların cilvelerin ne de hoştur ne de hoş..

Önceden İbadetlerde zorlanınca güya hani birşey yaptığını sanıyorsun Rabbin için.. Sonra zorluğu bırak, Zevk veriyor Lezzet alıyorsun, şimdi ne edeceksin.. O tükenmez lütufların cilvelerin ne de hoştur ne de hoş..

Hakikat!

Hayatın Tavırlar üzerine kurulu!.. Bir de "Hakikat" deyip üzme beni.

Dua ~ Selam

Dua'nın karşılığı, isteğine göredir.. Ama gerçekten Selam verene, O vardır.

Ölmek..

Kimine güzel gelen kimine gelmez.. Ya Güzel yok.. Ya hepsi Güzel; İdeal.. Dünya Perdesi böylesine kalın üstüste perdedir.. Kaldı ki Allah'dan daha Güzel bir şey de bulunmaz.. Şimdi Gerçek Akıl Sahipleri için Ölmek'den başka yol var mı söyle.. Tasavvuf'dan gayrı hani nerede o yol..

Kusurunu söyleyen, Dostundur..

Kusurunu söyleyen, Dostundur.

Söz ~ Tasavvuf

Arkasında sadece bir ya da iki İsim bulunan söz Yetkin Söz olmaz; sadece belli bir yönü işaret eder.. Ya söyleyen nakıs söylemiştir.. Ya da Söz o yönün hakkını vermek ve pekiştirmek için söylenmiştir.. O zaman o sadece o yönden kabul ve icabet etmeyi gerektirir..

Tasavvuf ~ "Zaman" Sırrı..

Gökgürültüsü Şimşek'ten ayrı Zaman'da, ve Gayrı değildir! Sana "göre" olanı ve Hakikat'i ayrı görmeyebilirsin! Bunu apaçık gösteriyor her gün her an, lakin biz tartışmayı çok severiz; Allah henüz olmamış ve olacakları, Yaratmadan, Bilir.. Ve her şey ölçülmüştür, hesabıncadır.. O'nun Zamanı O'ndan gayrı ve kapalı değildir ki O'na bir Gelecek olsun veya Geçmiş.. Lakin aynı zamanda Yaşar, Hayy'dır; sadece Evvel Ahir değil!.. Hepsi O'nda saklı O'nda.. Gani'dir, Hür Bağımsızdır, Zıt ve Gayrı değil; Kendi Ruhumdan buyurmuş, Senin için! Geçmişte Gelecekte bir Karanlık yoktur O'nun için, ve O'nu bilen Senin için; O Vardır O!

Yücelik Büyüklük ve diğerleri, sonradan olan oluşanlarda değildir..

Yücelik Büyüklük ve diğerleri, sonradan olan oluşanlarda değildir.. Oluşa hiç dahil olmayıp, bir Tecelli olarak hepsine neden olan Esma Sıfatlardır.. Sen bunu, O Sıfatların Tecellilerini oluştan bağımsız, Zat'ından alanlara sor!

Kader ~ Peygamber'in Farkı..

Allah'ın Peygamberlere olan eşsiz Lütfunu, onlar için Kendiliğinden, Zorunlu bir Kader zannetmeyesin.. Onların İmtihanı da, tam bu Lütuf kadar da Şiddetli apaçık bir Kahır olmuştur.. İşte Kader bu anlamıyla Ölçü'dür ve asla şaşırmaz! Şu da var: Hadis'de Yakub'un (as) Yusuf'un (as) kaybından duyduğu üzüntünün kırk ana babanın üzüntüsü kadar olduğu, ve bu halde asla Rabbine karşı bir kötü zan beslemediği haber verilmiştir.. Hani evlat acısı derler lakin, evlatlarını Cami avlusuna, çöpe bırakabilenlerin hissettiklerinden Yakub'un (as) hissetlerine kadar, işin iç yüzünde Suretten öte, Hakikatinde bir derecelenme var demek ki!..

Allah'ım Sen Güzel'sin; İstediğim Sen'sin..

Allah'ım Sen Güzel'sin; İstediğim Sen'sin.

Mutlaka sana hitap etti, fakat sadece sana söylemedi..

Peygamber (sav) sadece sana veya belirli bir zümreye gelmedi.. Her meşreb'den bütün İnsanlara gönderildi.. Dolayısıyla mutlaka sana hitap etti, fakat sadece sana söylemedi. Onun için Onun Himmeti her Mertebeyi kuşatır.. Sen Ona uyarsan, Ayırıcı olmazsın, ona göre Kuşatıcı olur, anlarsın, kuşatıcı söz edersin.. Aksi halde Ucb Kibir sahibisin demektir.. Kuran da öyledir, zaten Peygamber (as), Resul, Vahyin Emrin ta Kendisidir.

Tesadüf - Bilim - Küfür ~ Ruh..

Her şey Tesadüf eseri ise Bilim'in varlığı İddia edilemez. Sadece bazı şeyler tesadüfi ise de bunu ancak yine Bilinç tesadüfi göstermiştir.. Halbuki "Kader" bir Zorlama olmadığı gibi "Kaza" da Tesadüf değildir.. Bilinç ise cahillerin Bilim ile asla anlayamayacakları bir Sır'dır.. Ve kendisini ne kadar cahil kılsa, örtemeye çalışsa da İnsan (Min Ruhi) O Sır'dandır! Onun bu Oyununun ve Oyunbozanlığının sonu, işte tam da bu yüzden hep Fiyasko-Hüsran olacaktır..

Bizim eğer bir Üslubumuz varsa..

Bizim eğer bir Üslubumuz varsa, güzelliği çirkinliği, senin algının, kuşatıcılığının seviyesinin değişikliğine göredir..

Göz - Evrim..

İnsanın anlamla ilişki kuran gözlerinin, hangi şey sebebi ile açığa çıktığını soruyorum.. Ayçiçeğinin gün batımını seyreden ve onun manasını anlayan gözleri yoktur.. İnsan'ın her şeyin anlamıyla ilişki kuran o Gözlerinin, hangi şey sebebi ile açığa çıktığını soruyorum.. Bu Göz de zamanla oluşmaz, o Göz de.. Zaten Adem'de böyle bir ayrım da yok! Her İnsan'da bu Sır var, sadece sebepler perde olup kendi Sırlarını Örtmeye çalışıyorlar!.. O Sır ise "Evrim" ile izah edilemez; Sen edildiğini zannedecek kadar akıllsın, o kadar..

Aracı - Şirk ~ Tasavvuf - Kuran

Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (Nisa Suresi, 75)

Kuran-CI'ların "Allah'ın Yardımını" Şirk, Aracılık gören o cahilane anlayışlarının tam aksine, Ayet'de Allah'tan bir Veli isteniyor, ve Allah'tan değil, hem de "gelecek" olan (!) bir Veli'den medet umuluyor! Keramet konusunda da onların anlayışlarının tam aksine olarak Kuran'dan bir örnek verirsek : Ve kafile (Mısır’dan) ayrıldığı zaman onların babası şöyle dedi: “Bana 'bunuyor' demezseniz, gerçekten ben Yusuf’un rayihasını duyuyorum.” (Yusuf 94) Gördüğünüz gibi Yakup (as) Yusuf'un (as) kokusunu onca mesafeye rağmen almakla Allah olmadığı gibi (!) Şirk'e de girmedi!

Vekil..

Nefsini Sen düşünür, Vekili olursan, Allah seni niye düşünsün, sana niye Vekil olsun.. Ömrün sağlam kazık aramakla geçti, buldun mu; aman tedbiri de mücadeleyi de Aklını da bırakma, Küfür Şirk olur!.. Maşaallah sana, Allah'a ne hacet!..

Avam - Havas ~ Tasavvuf

Avam Havas ayrımı muhakkaktır fakat Kamil İnsan bundan doğacak bir Tavır'la asla Hakikat'i Kayıtlamaz! Ayrımı Mutlak kılıp Öz'de Birliği örtecek hiçbir Tutum takınmaz! Böyle bir Müşahede'nin Perdelenme olduğunu bilip, kendisi için gizli Şirk Ucb ve Kibir kabul eder!

"Kuvvet" O'na ait olduğu gibi "Tesir" de Allah'a aittir..

"Kuvvet" O'na ait olduğu gibi "Tesir" de Allah'a aittir.. İyi veya Kötü olsun en ufak bir Tecelli'ye mazhar olan kimse, onu karşısındakine "Tesir" ettiremez.

Allah (cc) Kuranında neden Kulları ile arasına Musa'yı İsa'yı İbrahim'i (as) soktu?!..

Allah (cc) Kuranında neden Kulları ile arasına Musa'yı İsa'yı İbrahim'i (as) soktu?!.. O halde Yetiş Musa! Yetiş İsa! Himmet Geylani! demek, özellikle bu zamanda Şirk değil, tam tersine İrfan belirtisi olsa gerek!

Rüya ~ Sünnet

Kötü suretteki her Rüyayı İyi'ye yormak Sünnettir. Şeytan'ı eritir, Hikmet'e erdirir. Nefsinin Senin üzerinde nasıl Etkisi varsa elbette diğer varlıkların da vardır.. Yüceliğin Kulluğunda gizli ve Allah bütün Kuvvetlerin, Tesir'in Sahibidir..

Vücud derdine düşmeyen..

Vücud derdine düşmeyen, Tecelli'sini Varlık, Vücud'unu Yokluk zanneder.. Ondan tahammül edemez, boşluğa, bir şey bulamaz, Normal'de.. Ruh'u da bundan, Zati değil, sonradan üflendi, oldu oluştu zanneder..

Şunu bilerek; İlmin Kapısı sen olmadığın gibi sana da açılmaz!

Düşünce Seni hep dışa çeker ama aldanma sen yine Sen'de kalırsın.. Çünkü Sen, Vücud'a açılan sana ayrılmış özel kapısın; Adam gibi gir Sen'den içeri.. Şunu bilerek; İlmin Kapısı sen olmadığın gibi sana da açılmaz!

Şifa

Allah yerin göğün Nurudur, vücudunu dudak yap em o tükenmez nuru şifayı.

İstekleri Bir'lenir..

Gerçekten İsteyenin iştahı gider, istediğinden gayrısından eli kesilir.. İstekleri Bir'e iner! Bir'lenir! ; O İstek, hepsine Diyet olur.. Sonra O, Lütfundan, diğerlerini de, istemediklerini de verir..

İhlas..

Maneviyat şekil değiştirmende, kendini paralamanda, şöyle böyle yapmanda değil, İhlas'tadır. O olmadan ne farz var ne sünnet, ne de herhangi bir amel.. Onsuz düşüncede hiç hayır yok.. Kendini veya başkalarını Kandırmak, oyalamak oyalanmak kolaydır, ama İhlas olmaksızın Allah dönüp yüzüne bakmaz!

Deli ol da, görmediğin O Allah'a bir Selam ver..

Deli ol da, görmediğin O Allah'a bir Selam ver.. Görüp de taptıkların almaz, ama bak O nasıl alacak.. Akıllı oldun da, ne geçti eline..

Niye..

Zarardan faydadan geçmişim, sonsuz azaba nimete doymuşum, ne diye kafama takmışım hala Seni.. Şükran duygusu Vefa mı.. Şu garip mahlukunu yoktan var kılıp yaratıp yaşatmandaki o eşsiz benzersiz Şefkatin mi.. Bu bağ yine Sen'den başka nedir..

Yanan Ağacın Kadri..

Sedasını işiten yanan ağacın kadrini nasıl bilmez!

Sen kendinden çok geçmişsin..

Sen kendinden çok geçmişsin, beri gel de Nefsini bilesin!

Rahman ~ Rahim

Rahim'den geliyorsan Rahman'a, Rahman'dan geliyorsan Rahim'e Yolun var! Dahası, Zatında çağlamadan olmaz!

Sen daha Müslümanı sevemiyorsun!

Müslümanım diyenleri, en bilgisizinden veya en kaba sofusundan en Kamiline sevip kuşatamadıysan, sen daha Adam olamadın demektir ne mertebesi ne tasavvufu! Allah zerreden daha küçüğünü de bilir, akla hayale gelmeyeni de! Allah senin gibi "Düşünmez"! İnsansı, Hayvandan aşağı, beşer filan deyip gördüklerinle karşılaşıp imtihan olmaya, onları sevebilmeye ise daha çook yolun var! Sen daha Müslümanı sevemiyorsun nerede kaldı kafir!

Kader İzahları..

Büyüklerin İzahlarına bakın, bir de "Yenilikçi"lerin Kader izahlarına bakın.. Fitne ve kafa karışıklığından başka bir halta yaramayan o eksik noksan izahlar.. Yanlış eksik anlattıktan sonra bir de "siz kabul edemiyorsunuz, siz anlamazsınız" diye ucb ve kibir göstermesine dikkatle bir bakın..

Kader'e İman eden Keder'den Emin olur. { sav }

Allah kazasını yerine getirmek istediği zaman kişinin aklını başından alır ve o kişi bu halde iken, o işi işler. Sonra Allah aklını iade eder ve bu defa kişi yaptığına pişman olur ve "niye ben bunu yaptım" der. Böylece Allah'ın kazası yerine gelmiş olur." { sav }

"..'Allah kaza ve kaderini uygulamak istediğinde akılları insanlardan alır. Kaderini uyguladıktan sonra ibret alsınlar diye akıllarını onlara döndürür.' Gafil ve cahil insanın durumu genel nezdinde yerleşik olandır.." { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

Yüce kanun koyucu (şari) bize kaza ve kadere razı olmamızı emretmiştir, takdir edilene, hükme bağlanana değil. Bu ise Hak tealayı seçmektir, seçtiğini değil. Şunu diyemezsin: Allah’ın benim için takdir ettiği günahlara razı oldum. { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

Allah’ın takdirini O’nun aleyhine delil yapmayın. { Abdulkadir Geylani (ks) } Yunus

Kalp - Ruh - Nefs - Akıl

Kalp, nurunu ve değerini içine girenlere göre kaybeder.. Ruh ona giren her şeyi kabul etmez.. Dolayısıyla o bir İhtiyar'a (!) göre dolar; Onu Kime neye göre boşaltacağın da önemli! Ruh, Nefsine kapılıp gitmişse, elbetteki o Pisliklerle dolar kararır! Akla göre dersen, Akıl aldığın yerlere dikkat et İnsan o kadar da Akıllı değildir! Ve Akıl, her şeyi biliyor değil!..

Hakikat-i Muhammediye..

Vahid denirse Ahad denmiş olmayabilir ama Ahad denirse Vahid demiş olmamak mümkün değil. Muhammed'siz Muhabbet ve Bir-lik olmaması Biz'den yani İnsan-Ademoğlu'ndan Nihai Murad'ın (Kemal) Hakikat-i Muhammediye olmasıdır. Çünkü Muhammed'den (sav) Murad Biz'iz, Biz'den Murad Hakikat-i Muhammediyedir.. Bununla birlikte Kemal'den Murad genel için Mükemmellik olmayabilir.. Zira O Birliği Murad ettiği gibi İkiliği de Murad etmiştir.. Çünkü Celal ve Cemal Sahibidir, Tek ve Bir'dir.. İbn Arabi Hazretleri Zat İsmi için Vahidül Ahad'ı mümkün görmüştür.. Çünkü Allah İsmi'nin İşareti O'nadır.. O ise tenzih teşbih gerektirmeyecek şekilde Açık olandır, ve Gayr kabul etmek gerekmez..

'Allah Bir (Tek) dir Biri sever.' { sav }

Allah Tek ve Bir olduğundan Bilinmeyi Murad etmesi her Mertebeden Birliği-Vahdet'i Murad etmesidir.. 'Allah Bir (Tek) dir Biri sever.' { sav } Şu da var ki Muhammed'siz Muhabbet olmayacağı gibi, Birlik de olmaz..

Kulluk

Kulluğun sahibi elbetteki o makama seni kabul edendir!

Zikir ~ Vücud - Varlık

Allah ile oturan Bismillah'ı unutsa kusur değil.. Nefsiyle yemek başına oturanın ise Bismillah demesi hakkıyla olmaz.

Şirk

Dikkat et de Allah'a Şirk isnadında bulunuyor olmayasın.. Zira Allah'ın murad etmediği bir ikilik olmadığı gibi birlik de olmaz!

Namaz - Salat

Namazındaki Hal devam ettiği ölçüde Salat'dasın demektir..

Salat - Namaz

Salat'ı bilenin Namaz kılmaması imkansızdır.

Sıdk ~ Fena

Sıdk öyle bir Mertebedir ki hiçbir Kapalılık bulunmaz.. Fena da öyle bir Mertebedir ki Yokluk bulunmaz!

Tecelli eden kesinlikle Mevcud olandır..

Tecelli eden kesinlikle Mevcud olandır... Lakin bazı Tecelliler Hissedilirdir, bazıları Hissedilmez.. Hissedilmez olanlar Akıl Mertebesiyle Sınırlı olmadığı için "Akılda" denmesi doğru değildir.. Hepsi Vücud'dadır.. Yoksunluğunun ve sana göre Eksiğinin olduğu Mertebeden sana bir Tecelli Tattırınca, sana O Gizlenmiş gelir.. Halbuki hiçbir Tecelli yoktur ki Zati olmasın..

Tecelli

Espri-Latife, Tecellilerin Hakikatine güzel bir örnektir.. Çünkü "Espri", Hakikatinde Yalanı ve Hakikati Güzellikle Yerli Yerince Bir eder.. Tecelliler Zıt olsa da, Tecelli'de Zıtlık yoktur, yani "Problem" yoktur.. Problem ve Zıtlık senin Latife edenin Latifesini, yani Tecellisini ve Tecellilerini anlamamanda; Zıtlık çıkarmanda! Halbuki "Latife" Efendimizin Doğruluk üzere yaptıkları veya Hz Ali Efendimizle olan Zeytin Şakalaşmalarında olduğu gibi, Zıtlıkları Problemsiz Birleyen bir Hakikat üzeredir! Latif olanın Tecellisidir! O halde Tecellilerden böylece çıkan yükselen, yani Tecelli Edene ( Mütecelli ) ulaşan, O'nunla Zıtlaşmaması gerektiğini anlar ve Tecellilerinde de Çelişki Zıtlık Problem bulmaz! İster Mudil isterse Hadi olsun! O yerini bilir!

İnsansı - Beşer - Hayvan - Evrim ~ Tasavvuf

80 yaşında son nefesde İman eden "İnsansı" oluyor ise Evrim baya baya hokus pokus gibi hızlı ilerliyor olması lazım! Kardeş! Biz senin gibi Laf yapmıyoruz! Şahsi ilim marifet uydurup da onu Din'e yamamıyoruz! Mecazı Hakikat yerine koymadığımız gibi Hakikati de Mecaz yerine koymuyoruz! İşleri karıştırmıyoruz!

Vedud ~ Allah'ın İsimleri

İki kişi birbirlerini ancak Sevgi ile sevebilirler.. Hiç kimse kimseyi sevemez.. Onları Seven Sevgi'dir.. Sevgi bazen hissedilirdir, bazen de Gizli; ama O hep Mevcud'tur.. Vedud'dur O.. Diğer İsimleri de böyle tefekkür edebilirsin.. Sevgi'yi iste, O sever.. Sevgi'yi Sev, O senden gizlenmez..

O vardı, hiçbir şey yoktu.. ~ Alem

O vardı, hiçbir şey yoktu; bu Alem yok idi, lakin Kendi Alemi var idi.. El An Dışta da öyle, Kendi Aleminden gayrı bir Alem yoktur! Şimdi "İnsan'ın İç Alemi" dediğimiz gibi, ama "İç" anlatmak içindir, yoksa O'ndan gayrı, O'nunkinden gayrı bir İç Dış yok..

Ya Sen ya O..

Herhalde sen, ya sen ya O kafasındasın.. Halbuki O her durumda Kendini seninle paylaşıyo..

Yaratmak..

Rabbini Sırrından Tanımak isterken dikkat et Sanatçı Dostum! Senin Zihnine ve önüne gelen her şey uzun uzun Düşünerek, uzun uzun Tasarlayarak gelmez!

Yaratma..

Şimdi sen bi Sanatçısın, bir Karakter çiziceksin, Tasarlıycaksın.. Onu önce hayal ettin, zihninde suretlendirdin, sonra tipini kağıda geçirdin, yeter mi, onu oynattın hareket ettirdin yani canlandı gibi oldu.. ama ona Ruh vermeden yine eksik, o çizimler ne kendini bilir ne etrafını en önemlisi de Seni bilmez.. Bu yaptığın bir kukla ise o sensiz hareket edemez.. Çizim ise sensiz suretlenemez.. Film Karakteri ise yönetmeden oynamadan olmaz.. Senaryosuz mesele anlaşılmaz boş iş olur.. Sen bunları nasıl yaptın, başkasına bakarak mı, kendinden mi.. Elbetteki kendinden, senin sırrın bu tasarladığında yeniden varlık buldu.. Taş Toprak bu, Hayvan bu Melek bu Cin bu, en alası İnsan, Sen bu..

Nefsine uymayan İnsan bunu anlayası!

Kedi Köpek döğüşmekle birbirini bitiremez.. Sen saldırma, sen de paylaş, Selam'a girin haydi!.. Allah Bir, Kul Bir.. Nefsine uymayan İnsan bunu anlayası!..

Felsefe ~ Cennet

Kuran'ı Mitolojiler gibi Mecaz Hikaye Kitabı yapan Felsefeci, Akıllı değil, tam tersi Ahmaktır.. Kendi Dininin Hakikatinin yani Yaşamın Cahili, Halktan kendini Ucb ile ayırıp Akıllı geçinen, Peygamberliğin Hususiyetlerini bile Siyaset'e benzetecek kadar Ucuz! Dünya'ya batmış bir zavallı!.. Ne Aklı ne Akıllılığı! Cennet anlatımları cahil halkın aklını çelmek kandırmak için! ise, ya sen bu Dünya'ya ne ile kandın!

Hayvan - Beşer - İnsansı ~ İnsan

İbn Arabi Hazretleri demek istediğini hiçbir zaman Kapalı bırakmamış, o demek istediğini başka bir yerde Açık olarak da ifade etmiştir.. Örneğin İnsan'ı hiçbir şekilde bölümlere ayırmamıştır.. Bunu basitçe kullandığı "Hayvan-İnsan" tabirinden anlayabilirsin.. Yani "Hayvan" veya "İnsansı" gibi Varlığı Zihinde bölüp güya rahatlatıcak şekilde İnsan'ı Halifelik'ten düşürmez!.. O Canlı Kuran'dır, Kuran ise bölücü değil toplayıcı, ayırıcı değil fark ettiricidir! bunu nasıl yapsın! Kaldı ki Hayvan Mertebesi hakkında yazdıklarını hakkıyla anlasan ben o Mertebeyi elde edememişim diye hayıflanırsın! Nerede ki İnsan olarak Kafir'i böyle rahatça bölerek Hayvan veya Beşer filan diye tanımlayabilesin! Senin kendi varlığındaki Kafirlikten haberin yok nerede dışardaki insansı beşer hayvan!

Yücelik ~ Tevazu ~ Kemal

Yüceliğini göstermediğinin muhtaçlığı ve tevazusu ile gösterdiğinin tevazusu muhtaçlığı aynı olmaz.. Lafla bu gemi yürümez.. Merhametle olur, ama sadece Merhametle olmaz! Celal ile olur, ama sadece Celal ile olmaz! Kemal O'ndadır O'nda, Lafta değil!

Memleketinin Toprağına Yabancı olmak..

Memleketinin Toprağına Yabancı olmak Ergen Tribidir, hemen her Cahilde bulunur; Dünya'ya Yabancı ol da göreyim Kemalini..

Hu

O'nun hakkında O'na güvenmeyen nasıl Yol gidebilir..

Siyaset ~ Tevekkül

Olmaz olası siyasette politikada bile Tevekkül şarttır.. Hoş Tevekkül kendi başına olsa siyasete politikaya ne gerek lakin cahillik şanımız namımız olmuş..

Tasavvuf ~ Adem-lik!..

Eğer birinde Ademlik görürsen, o Yüce Huzurdadır.. Ona göre sen ya şeytansın ya melek, sana bütün İsimleri saymaktadır, bunu da bil.. Sonra o Cennette mi, yoksa indirilmiş mi bunu da bil.. Bunları bi bil de sonra kendi yerini bilesin; ona göre edebini takınabilesin!.. Şu var ki hepsi de Adem'dir, ne insansı ne hayvan beşer ne halife filan diye öyle senin kafandaki gibi ayrılmamış halde, hepsi Adem!

Ukalalık yapma..

Sana Hz Adem'i (as) sorana Ademlik'ten bahsetme kardeşim.. Ukalalık yapma.. Çünkü soran sana onu sormadı.. Sana Mecazı sorana Mecaz anlat.. Hakikati sorana Mecaz anlatma kardeşim..

Aşıkın meselesi..

Aşıkın meselesi O'nun yaptıkları değil, O'dur.. Dikeni gülü, Celali Cemali değil, O'dur..

Dışarıdan eleştiren..

Dışarıdan eleştiren, İçeriden yardım edebiliyor mu..

Kader..

Sebepler dahilinde olsun olmasın "Kader" Allah'ın Hükmüdür, ve O'ndan Razı olan Hükmünden de Razı olur, yani: 'Kader'e İman eden, Keder'den Emin olur'..

Her şey yerli yerince..

Kamil İnsan'ın Aleminde hiçbir şey birbirinden Ayrı ve İrtibatsız değildir.. Her şey yerli yerincedir..

Her Kötü'ye kendi cinsinden bir iyi karşılık vardır.. ~ Kader

Kurtuluş Savaşı Hayali Düşmanlara karşı verilmedi.. Her Kötü'ye kendi cinsinden bir iyi karşılık vardır.. Siyasetçiyse siyasetçi, savaşçıysa savaşçı.. Her işin bir Ehli vardır.. Bilmediği işe karışmak her devirde kötüdür.. Ve bir Kader var, Hükmünü her halde icra eder, ne iyi ne kötü, önüne geçilmez..

Merhamet - Şefkat..

Şuhudu, Merhameti Şefkati üzere olan, Allah'ı niye Kullarından Tenzih etsin.. Hiç şüphesiz Kul öyle bir Şefkat ve Merhamet Sahibi olamaz.. Sabrı da Allah'dan olmaz ise! Hakk'ın her işi tecellisi yerli yerincedir, Sen O'nu Kendi Nefsinden Tenzih et! Esma ve Sıfatlar, Zatı Uluhiyetini gerektirir! Şimdi hiç şüphe yok ki İsmi Sıfatı Zatının Aynıdır..

Vahdet-i Vücud..

Vahdet-i Vücud, Allah'ı hiçbir türlü unutamayacağın, hiçbir şeyden gaflet edemeyeceğin bir şekilde Müşahede Huzuruna erişmen demektir.