Başlıklara tıkladıkça Rastgele yeni kayıtlar gelicektir

Ateizm ~ Akıl ~ Bilim

Ey kendini Akıllı Zanneden.. İman değil, Küfrün Sahte. Akıl dediğin nereden tatmin bulacak ki, zaten Yoktun, şimdi nasıl Varsın; nasıl toprak olasın!

Suret Sırrı

Ruh'un Hareket etmez, "Suret" yürür... Aslında Hareket Surette de değildir.. Hareket eden gördüğün Suret, Hareket'e Suret olan Suret'dir.. Suret'de böyle bir Sır vardır.. Hareket'in Hakikati ise, Karanlıkta, yürüdüğünü görmediğin halde Hissettiğindir (Fiil).. Daha önce zikretmiştik, "Sebep-Sonuç" da, İlmi Suret'den ibarettir.. Yani Hakikatte herhangi bir "Zorunluluk" söz konusu olmayıp, Allah onu Ayet'de belirttiği (Furkan 45) gibi bizim (Nefsimiz ve Akletmemiz) için, Yaratışına bir delil kılmıştır..

İrade - Kesb ~ Kader ~ Ruh ~ Elest Bezmi

İrade ancak Allah'ın sana şehadet aleminde göstererek veya Hayal ile, veya Fikir olarak zihnine getirdiği şey ile, ve ona karşı Sen'de İstek oluşturmasıyla söz konusu olur.. Bunlar olmadan bir şeyi ne İsteyebilirsin, ne de Allah onu Yaratmadan elde edebilirsin; yani kendiliğinden İrade ve Kesb edemezsin.. Allah bu İstekleri sana vererek ve vermeyerek, sonra veya önce Celali Cemali ile Muamele ederek, sana Öğretir, Hesaba çeker, İlim Sahibi kılar.. Zati Varlığımız ise böylece oluşan bir şey değildir; O'ndan bir Ruh olarak tek bir An'da, Kendi Sırrından Elest Bezminde Zuhur etmiştir.. Ve o Bilme-Öğrenme Zaman gibi Türlü (Zulmani Nurani) Perdeler altında olmadığı için, İsa'nın (as) Dünya'da bir Bebek iken söylediği gibi, hesapsız, şaşırma olmaksızın "Bela!" dedik.. Aslında, Hakikatte (!) İrade değil Teslim olma (ki kötü iyi bu anlamda görecelidir), Öğrenme değil Hatırlama, Bilme değil Unutma (Gaflet Perdesi) söz konusudur!

Kul

Selam vereceksin de almayacak.. Kapısında yatacaksın da, içeri almayacak.. Yalansa bari kendine de! Cilvesi Nazına Kurban olmalı ; O'nun için, ölümlerden ölüm beğenmeli!.. Ölmeden önce ölmeli!

Tasavvuf ~ Kelam

Nefs'in Tabiat'ı Ruh'a Şehvet'i "Gerekli" kılsa da bu, Zorunluluk değildir.. Doğa'da Zorunluluk zannedilen diğer Meselelerin hepsinin Sırrı da böyledir; Seni Rızıklandırmak istemesinin neresi Zorunluluktur.. Kendisine Muhtaç olmanı istemesinin, neresi Zorunluluk! İşte Felsefe-Kelam, Aşksızlıktan, ne yazık ki bunları anlayamaz.. Kötü olan, sanki Tasavvufi Hayatı Tecrübe etmişler, Zat Deryasına Dalmışlar gibi İnkar etmeleri.. Kibirli davranmaları.. Sevgilinin Sırlarına Sırrına, akıllı geçinmekle Erilebileceğini zannetmeleri üzücüdür.. Ne yazık ki o yolla bir şey elde edemedikleri de bizce açıktır..

Zahir - Batın ~ Hu

Zahirinde Neşe ile Tecelli ederken, Batınında Yücelik üzere kalır.. Veya tersi.. Hem Zatı ki Bir'dir hiç eksik olmaz hepsi..

Kulluk

Kulluğun Kemali Aklen (Akıllı olmak-Takva), Kalben ve Amel olarak, sürekli bağlılığı, ilişkiyi gerektirir.. Kul bu Bağlılıkta, İlişki'den Muhabbet'e, Amel'den Lütuf'a, Beden'den Aslı olan Ruh'a (Min Ruhi), Tedbir'den Yakınlık Sırrına erdirilir (Vahdet).. Hakk Perdelerini kaldırır.. Kulluğun bitimi olmaması, Lütfun da Kesintisizliğidir.. Aksi halde Kul (ki İnsan'dır) Kulluk'tan uzaklaştırılır, nefsine, kendi aklına, ameline (tabiatının fiiline), yani, Vehmine terkedilir.. Lütuflar -veya "Zikir" de- Unutturulur.. Yani Perdelenerek, Hakikati Unutturulur.. Hakikat İlmine Hakikaten Vasıl olanlar için (Vahdet-i Vücud) bu sonraki Perdelenme hiçbir zaman olmaz! Diğer Kullar için ise Haddi Aşmadıkları (Zulüm) sürece (fetret devri gibi düşün) herhangi bir Uzaklık, bir engel teşkil etmez..; çünkü İş zaten O'nun Lütfundan ibarettir ve Kulun (İnsan'ın Hakikati) zaten O'ndan bir Ruh (Min Ruhi) olması sebebiyle Maddi (Nur'unda Suretlenmeler: Musavvir, veya İlmi Suretlenmeler: Sebep-Sonuç) Tecelliler gibi Değişime uğramaz, "oluşmamıştır" ki bozulsun..

Müzik ~ Sanat ~ İlim

Müzik İlminde Minörler, Majorler, Makamlar denilen, Uyumlu Seslerin-Notaların Terkipleri vardır.. Mesela "C Minör" : Do, Re, Mi diyez, Fa, Sol, La diyez, Si diyez.. Diyelim ki birbirinden farklı Duyulan İki Şarkı da, bu seçilmiş belirli Notalarla, yani "C Minör" yazıldıysa, ikisi de "Benzer" Duyguları Hissettirir.. Aynı Sır, İlmin Hakikatinde de vardır.. Hakikat İlminde! Fakat bu Uyumlar, "Düşünce"de yoktur.. "Düşünceler" sadece Notalar gibidir.. Rastgele Piyano tuşlarına basmak gibi.. Notalar duyulur.. Belki bir Melodi tutturabilirsin.. Felsefe, Kelam, yani Akıl Yolu, Nihayeti bu gibidir.. Bir şeyler duyulursa da, ona "Müzik" denilemez.. Halbuki "İlim", notaları içermekle birlikte, Külli olduğu için, "zaten var olan" o "Uyumlu Notaların Terkiplerini" eksiksiz, yerli yerince Bilmek, tam Bilmek olmasa bile Duymak, Duymak olmasa bile Çalmaktır.. Vahiy ve Keşf.. "Vahiy" Külli yönüyle İstisna olsa da, Keşfi İlim, ve bu Keşfi İlmin Malumat'ı dahi olsa, böyledir..

"Modern-İlerici-Kalbi Temiz"

Sen kendi kızkardeşinin ya da kızının "Modern-İlerici-Kalbi Temiz" olan Yabancı biriyle, aynı yatakta yatmasına izin verir misin?.. Niye ki? İlerici olduğunu ispatlamak gerici olmadığını kanıtlamak mı? Anlamı ne yani.. Kalbin Temiz yani? Yani senin Ahmaklığın nasıl izah olunabilir Sapıtmışlığın nasıl doğrulabilir, onu arıyorum.. İnsan ve Ahlakı üzerinde at koşturanlar, ne "İnsan" sizin ne "Ahlak"ı, kuş kadar da Aklınız yok!

Kuran -CI- lar..

İbrahim (as) Diriliş'i bir Mucize olarak gördü, müşahede etti.. Sen ise bu Müslüman Halkı Akletmeden Atalarına tabi oluyorlar filan diye, Müşriklere Kafirlere benzetiyorsun.. Hem de Kuran'ı Şahit tutarak.. Peki Sen, Dirilişi ne Aklettin, ne de Gördün.. Öyle değil mi! Resul sana Bildirdi, sen de Tabi oldun.. Demek ki.. İman, Tabi olmakla gerçekleşebiliyor.. Eh şimdi Akletmek Akledememek iddia ettiğin gibi İmani bir konu ise, İftiralarını haklı çıkartabilecekse, anlayacağın üzere demek ki Sen de Kafir ve Müşrik olabilirsin?!.. Çünkü bir İnsan'a Tabi oluyorsun! Zaten sana bu tip Akıllı geçinerek onca insanı Aşağılaman İtham etmen Günah olarak yeter, bir de Kafir olma şimdi Kuran-Cı kardeşim!

Felsefe

Felsefe, yani Akıl yolu ile Geçmiş ve Geleceğe dair hangi Hakikat "İddia"sı Kabul edilebilir ve nasıl Doğrulanabilir! Gelecek, "Aklen".. yoktur.. Geçmiş, "Aklen".. yoktur.. Allah'ın "Evvel" oluşu Geçmiş'te, "Ahir" oluşu da Gelecek'te, yani Zaman'la Kayıtlı kalmamış, şu An'da, dilediği gibi Yaratmakla El An Zuhur etmektedir!.. Dolayısıyla "İddia" değil, İman Esas'tır.. Yani Akıl değil, Vahiy Asıldır!

İş "Akıl"da bitmez..

İş "Akıl"da bitmez.. Başta, Bilgi'yi Akıl'dan ediniyorsan, "Sen" Akıl değilsin demektir bu.. Akıl Bilgi'yi yoktan üretmediğine göre de -ki "Yok"tan bir "Bilgi" de meydana gelmez-, o da Bilgi'yi kendisinden edinmiyor demektir.. Bu aynı zamanda, Bilgi'den öte, var'sınız demek oldu.. Şimdi "Sen" Akıl değilsin, o halde Akıl'dan edindiğini söylediğin Bilgi'yi nasıl ediniyorsun.. Ve eğer Sen ve Akıl da, "Bilgi"den ibaret ise.. o halde aradaki bu "Edinme" (Fiil) nasıl ve niye gerçekleşsin.. Yani, "Bilgisizlik" nasıl mümkün oluyor.. Ve yine hepsi "Bilgi" ise, "Farklılaşma" nasıl mümkün oluyor.. Huuu Huu, Huuu Hu..

Kandiller..

"Diğer günler geceler Allah'ın değil mi" diye soran ince fikirli arkadaş.. İsra'yı sadece Hz Peygamber (sav) yaşadı da niye bize Kuran'da anlatıldı.. Abesle İştigal mi oldu şimdi bize de anlatılması! Bu nasıl bir ayrılık gayrılık yabanilik, bu nasıl bir "Fikir" sendeki..

Kandiller..

Kandiller el öpmeye değil Tevbe'ye Vesile! Kaybettiğini geri kazanmaya!

Namaz

Namazını kılmana mani olan Rızık değil Zulüm'dür!

Tecelli

Sen elbiseler içinde çıplak olup hissetmediğin gibi Tecellileri içinde O'ndan bir Ruh'sun; durup dururken soyunulmadığı gibi giyinilmez de değil mi.. Ve, Allah'ın Rengiyle renklen, Rüküş olma!

Miraç

Yaşamın her An'ında ne kadar Ayrıntı ne kadar Bilgi var görebilsen -misal şu baktığın anda kaç renk kaç tonu var gözün önünde- Aklın Hayalin şaşar, varlığın bir tür Komaya girerdi.. Bunu bir de Duygular'da hayal et.. Suretler'de hayal et.. Bilgiler'de hayal et.. İşler'de hayal et.. Sayısız sınırsız sonsuz Tecelliler açar getirebilir önüne.. Hem de bunu sen yaparmışsın gibi zevk ettirebilir.. veya seni oturtur her şeyi sana hizmet ettirir gibi.. Veya hepimize bir anda.. Diyorum ya sonu sınırı yoktur Cennetî Tecellilerin.. Bunları sana Açar açmasına da, hepsini birden, tek vuruşta nasıl, bitsin mi istiyorsun.. Bilmediğin çok şey var.. Bitmeyen ne.. Şu ne anlama geliyor: Hep bu Fazlası olsa, Eksikliğin varlığı meydana gelmezdi.. Eh yani "Mahluk" en baştan olmazdı anla.. "Sen" olmazdın.. Nefs'in olmazdı.. Sonra acaba o Mahluktakilerden başka, İlahi Tecelliler nelerdir, nasıldır.. Hiç Bilinmezdi.. Allah Kulu olmayan onları, şimdi de hiç bilmez.. Dünya'da da şeytan'ın oltasına takılır, Alemlerin Rabbini tanımazlıktan gelip, Nefsinin kölesi kaldığı için.. Şeytan'ın kölesi, Oyuncağı olur.. Acele'ye düşer.. Para'ya kul olur.. Olmazsa da, ya başkasına Kul, ya Kibir'e girmiş olur ki, şeytan'ın en sevdiği şeyler.. Yine Secde edicek ama Şekil çok önemli!.. Neyse uzatmayalım.. Allah'ına Muhabbet edemez yani!.. Miraç Kandilimiz Mübarek olsun.. Allah Kendisine Kul, Habibine Ümmet eylesin, Zat Cennetine girdirsin..

Noktayi Küll olarak Bilincinde olmayı gerektirir!..

Teslimiyet, Reddetmek değildir.. Zatına Teslim olduğunda Esmasının Tecellisini Reddetmeye düşme.. çünkü Tecelliler, olan her şey demek olup, sen belki Celalinden kaçarken, Cemaline de yüz çevirmiş duruma düşersin; bu yabanilik, yüzsüzlük olur.. Elbette ki O Sen'den Razı olmak, ve Seni Kendinden Razı etmek ister! Halbuki oluştan, yani her şeyden çekilmek, bırakmak, nihayette de bidayette de, Kendini O'na Teslim ettiğinin, O'na bıraktığının Bilincinde olmandır.. Unutma ki kurtarıcı olan Ameller değil, Allah'ın Rahmetidir.. Zikir değil, Zikrettiğindir! Ve İnsan Bedeni olsun (Namaz gibi), Kalbi olsun (Tefekkür gibi), Melekler gibi Daimi İbadet'le de Meşgul ve Mesul tutulmamıştır!.. İşte bu, Kendini bütünüyle Neye (!) Teslim ettiğinin, Hesapsız-Zamansız, Noktayi Kül olarak Bilincinde olmayı gerektirir!.. O Celal Cemal Sahibi, Zatında Sıfatında Tecellisinde: Hayy'dır, Kayyum'dur! Nur'dur, Musavvir'dir! Hikmet Sahibidir, Dilediği gibi Tasarruf eder!

Siz Düşünmez misiniz, Anlamaz mısınız..

A Hayvancağızlar Sivrisineğinizden Filinize o sevimli Yavrularınızı Canlarınız pahasına korursunuz Hayatlarınızı onlar için hiçe sayarsınız, sonra onca sene geçer belli yaşlara gelince de bu sefer hiç umrunuzda olmaz onlar, kendi başlarına terkedersiniz; Ne olduydu size de, öyleyken öyle olur.. Neye göredir bunlar.. A Kafir Kardeş İç ne ki Gütsün onları, Kemiklerinden mi bu, Doğa Ana ne Babası da mı var bunun.. Size Lütfedildiği gibi hangi Ruh'a Lütfedildi nedir bu Laf Kalabılığı, nedir bu Ahmaklığınız; ne Güdtü sizi de böyle saçmalarsınız, Aklınız mı Kalbiniz mi! Nerdesiniz Siz, Beyniniz Başınızda, Siz nerde! Nedir bu Körlüğünüz, Nankörlüğünüz, Kıymet bilmemeniz, Değerinizi bilmemeniz! ; nerden geliyor bu Büyüklüğünüz!.. Siz Düşünmez misiniz, Anlamaz mısınız..

Eğer İlim Külli değilse ve Şahsilikten kurtulamamışsa..

Her Nefs aynı mertebeden başlamaz.. Fakat Bilen, her Meseleyi Kuşatan bir İlimle bilir.. Canlı Kuran olan Efendimizde (sav) bütün Mertebeler Kemali ve Mükemmeliyle gösterilmiş, yazılı Ayetler ile de Apaçık Mushaf'da Mühürlenmiştir; apaçıktır ama yine ancak Allah'ı görebilene.. Eğer İlim Külli değilse ve Şahsilikten kurtulamamışsa ya derme çatma olur, ya birinci derecede önemli İkinci, beşinci derece önemli birinci gibi öne çıkarılır, ya da bir şeyler muhakkak eksik bırakılarak geçilir.. Mesela ya Fena ya Beka gibi.. Velhasıl ancak İlmi, yani Malümu, Şahsilikten kurtulan, bunları net olarak anlar apaçık görür.. Kendini Bilince, Başkasını da Bilir yani..

Esas İktidar, Devlet Kim ise ; Hüküm de O'nundur..

Esas İktidar, Devlet Kim ise ; Hüküm de O'nundur.. İsyan da O'na, İslam da, yani Selam da O'na.. Haydi Yerini belirle! Bak, Ölüm İşlerinden Sorumlu Devlet Meleği, kimsenin gözünün yaşına bakmıyor.. O Zalım Sultan'ın Hükmünden o dahi kurtulamıyor, Emrinden çıkamıyor! Sana ise İsyanınla, övünmek kalıyor.. Halbuki Emir de, Ölüm de O'nun, Hayy dahi O! Yokken sana danıştı mı, Diriltirken sorsun! Ferman Padişah'ın, aksiliğine bak, dağlar da O'nun!.. Hey! Halk içinde Tebdili Kıyafet dolaşıyor, ama sen bunları uyanık geçinen esnaf gibi yalan, hikaye diye oku..

Tuzağından daha Hayırlı tuzak bulunmaz..

Yaradan'ın açtığı Yara'ya Kendinden gayrı çare bulunmaz.. Tuzağından daha Hayırlı tuzak bulunmaz..

Tecelli

Herhangi bir İsmin, Sıfatın, Varlık'tan, Zat'ından, kaybolması azalması artması değişmesi eksilmesi yoktur, Mümkün değildir.. Bu Değişiklerin (Tecelli) hepsi ancak, Zati Tecelliden ibaret olan Ruhun (Saf Sen-Min Ruhi), yani Mazhar'ın (Sabit'in), Nefsinde Kuvveler olarak Mümkün olurlar! Yani yeniden yeniye "Tecelli" olurlar! Allah'dan bir Ruh olduğu Sırrına eren, yani Zati Tecelli'ye Mazhar olduğunu anlayan (Zati İrfan Sahibi), Tecellilerin Asıllarını yani Sıfatları, Zatıyla Sabit bulur; Tecelliler içinde Şahsı Manevisinde Sabit Kadem olur!.. Fena'da Beka'ya erer! Esma Tecellerinde kalan ise, Tecellilerle birlikte Değişir; Varlığın azaldığını arttığını, eksildiğini yok olduğunu, Vehm eder! ; Nefsine Uymaması mümkün olmaz!

Tenezzül ~ Esma ~ Akıl ~ Ruh

Esma Terkibinden oluşan "Akıl"dır.. Misal Hafıza, Alemlerin Rabbinin Sıfatının bir Tenezzülündendir.. Kulun iyi kötü yönelişine göre, İlahi hesaba (ceza) veya İmtihan-Tecrübe için bu Akıl Tecellisi (Beyin) ve ondaki Tecelliler bu açıdan bir çok işler yapar, değişiklikler gösterir.. Anlarsan! "Ruh" İsimlerden terkip değil Zati Sırdandır (Min Ruhi) Zati Tenezzüldür, Zati Tecellidendir; Oluşmamıştır!

Maksad Bilindiğinde, Oluş durmaz mı..

Maksad Bilindiğinde, Oluş durmaz mı, düşün dikkatle bak.. Bilindiğinde, Oluştan Bilinmiyor.. Ezel'den Biliniyor.. Celalli Cemalli O Maksud'un oluşta Bilinmesi, şimdi Sen'de; Zevk olur.. Huzurunda Huzur olur..

Maksad ne.. Maksud ne..

Yer, seni ayakta tutuyor sağlam bastırıyor.. Gök, seni genişletiyor içini açıyor.. Hep türlü bunlardan Maksad ne.. Maksud ne..

Hep bunlardan Maksad ne..

Hep bunlardan Maksad ne..

"Subhan Allah" deyip de noksan görmek olur mu?..

Yokum de, sonra noksanın yetmiyor gibi bir de varlığından hayıflan!.. Fena bu mu.. Yalancı tevazunun böylesi.. Bu Şirk'e gider mi gitmez mi.. Konuşmak Cemal ise, Konuşmamak Celali mi olacak mesela! Böyle olur mu.. "Subhan Allah" deyip de noksan görmek olur mu?.. Zikir dille değil diye, nakıs buluyorsun kardeşlerini, Mümin değiller!.. Ya Tam nedir.. Ya Sen.. Çıkmaz sokak.. Bir kedi yavrusuna bakıyorsun, veya köpek ölüsüne.. Burda gördüğün Cemali Celali değil de ne?.. Noksan mı! Hadi bakmıyosun diyelim.. Gördüğün ne! Gösterdiğinden gördüğün belli oluyor! Amayı bırak, Yol'san O'na çık! Ya senin ya başkasının Zavallı Nefsine, Tevazu'dan Övünmeye çıkıp durma! Ruhuna çık!

Selam ile Şalom sana aynı geliyor ise..

Selam ile Şalom sana aynı geliyor ise, Aldanmışlığının göstergesi!

Onlar, sadece “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Ve eğer, Allah’ın insanları birbiriyle defetmesi olmasaydı, (rahiplerin) mabetleri, (hristiyanların) kiliseleri, (yahudilerin) havraları ve içinde Allah’ın isminin çok zikredildiği (müslümanların) mescidleri mutlaka harap olup yıkılırdı. O’na (Allah’a) yardım edene, Allah mutlaka yardım eder. Muhakkak ki Allah, elbette Kaviyy’dir (kuvvetli, güçlü) Azîz’dir (yüce). { Hacc 40 }

"Yahudi bilginlerinden birisi bize şöyle dedi: ‘Sizin birlikte bir nasibiniz yok! Kitabınızın sureleri B ile başlıyor.’ Ben de şöyle yanıt verdim: ‘Sizin ki de öyle! Çünkü Tevrat’ın ilk harfi de Ba’dır.’ Bunun üzerine sustu kaldı ve başka bir şey söyleyemedi. Çünkü Elif ile asla başlanamaz.."
{ Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

"Oldum" deme..

"Oldum" deme zira, olmanın olmamanın oluş'un üstünde!

Nur ~ Min Ruhi

Karanlığın Siyah'ın da, "Nur" olduğunu anlamayan, Ruh'un da İnsan'ın ta Kendisi (Min Ruhi) olduğunu, sonradan dünya zamanında meydana gelen, "oluşan" bir şey değil Bezmi Ezel'den "Saf Sen" ! olduğunu Anlatamaz! "Beynin" değil, Sen'sin sen! Beşer de İnsansı da Evrim de, tanımladığın gibi senin Vehminde, Hakikat'de değil!

Melamet..

İçi sızlayan Günahkarları sever, o haliyle Taht'a oturmaya çalışan Günahkarları değil! Adam olanına bak, Melameti Övünmek için değildir, Yerilmek içindir! Ham Sofu'ya sataşmayı bilir, ama kendisi Surette! İddiası olmaz Makbul Günahkar'ın, Kırık olur! Yoksa o Münafıklık olur haşa Melamet değil! Münafığın da nerede olduğu bellidir; ilgilenmez! Kırık Günahkar Melami bozuntusundan Makamı Yüksek ve Makbul olur..

Melamet..

İçki içenin, Şeriat'e Uymayanın, Melamet'i, Hakikati Muhammediyesi, Tevhid'i, Vahdet'i, "Hu"su ! , Suret'de geçerli, Hakikat'de geçersizdir!

Kuran - CI !..

Edepsiz Saygısız Kuran-CI'lar acaba inceden inceye düşünüyorlar mı Hz Peygamber (as) olmayaydı Kullukları ne halde ne durumda olurlardı.. Hali hazırda Kendileri zaten Resul değiller öyle değil mi!..

“Bizi buna hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah’ın, bizi hidayete erdirmesi olmasaydı, biz hidayete ermezdik. Andolsun ki Rabbimizin resûlleri hak ile gelmiştir.” Araf 43

İnsan neden su içer yemek yer..

İnsan neden su içer yemek yer.. Maddi olarak bedeni ölmesin için mi, yoksa Allah Mahlukunu Rızıklandırmayı istediği için mi.. Anlarsan Rızıklandırmak istemesidir Asli olan.. Başta Varlığını yokluğuna tercih etmesi bundandır çünkü..

Sıkıntı..

Sıkıntısını O'ndan başkasıyla gidermeye çalışanın, müşkülü bitmez, sıkıntısı bitmez.

Kuran ~ Recm ~ Allah Korkusu!

Hiç çekinmez, cinsel ilişkiye girer, ama "Bebek" istemez.. ya doğmadan öldürür ya doğduktan sonra; sokağa atar.. Erkek kadın farketmez, Evli iken Zina eder, çoluk çocuğun hayatını perişan eder.. Ahlaksız, bunca Zulüm'den Eziyet'den Hakka girmekten Korkmaz da.. Allah'dan, Şeriat'den korkar!

Aramak.. ~ Tasavvuf ~ "Allah Muhsinleri Sever" !

Arayanın aradığını bulmaması imkansızdır.. Çünkü aradığı Vehim ise de Vehim yok olduğu için, Hakikat'i bulur! Yeter ki arasın! İnkar etmesin ve Şirk koşmasın; yalanı olmasın yani!.. Aradığı çer çöp değil, yeter ki Hakikat olsun! Geç ve geri kalmasın! Müslüman Sabredendir! Hatta İnkar etmemek ve Şirk koşmamak öyle güzel bir Saflıktır ki, Hakk Celali ile bile Lütfetse Hakikati Ayan olur! "Allah Muhsinleri Sever" !

Farketmez zanneder elbette!..

Senin şimdi hiçbirşeyden haberin olmadığından isyan edebilir küfredebilirsin.. Kör, karşıdan gelen Aslanı nereden görecek de korksun.. Hem de Ateşin görüntüsü uzaktan hoş gelir.. Hakikat'i, farketmez zanneder elbette!..

Mertebene göre..

Melek mi, İnsan mısın.. Topraktan mı yaratıldın Nurdan mı, yoksa Ruhunda-n Ruh musun!.. Allah'da yok yok! Mertebene göre, seç beğen, görebildiğin kadar!

Min Ruhi Sırrı ~ İnsan

Bulanık gören bebeğin gözüne gözlük takınca gülmeye başlıyor.. Netliği nereden biliyor da bulanıklık onu mutlu etmezken, Netlik hoşuna gidiyor.. Ya doğuştan Ama olanın gözü açılsa, memnun olmaz mı.. Anla ki İnsan sadece yaratılışına mahkum değil, sadece yaratılmış bir toprak parçası değil!.. Ezelden öyle değil! Sonradan oluşmuş değil, Kendisi Ruh Kendisi! Allah'ın Hayy oluşunun Belirtisi, soluduğu nefesi! Verdiğiyle aldığı bir! "Min Ruhi" Sırrı öyle belli bir duruma ayrılacak kalacak bir Sır değildir; yok insansı yok beşer, iman-küfür çatışması.. Üstündedir bu lakırdıların.. Görebiliyorsan "İnsan" denilen Sır bunlarla ayrılacak bölünecek Sır değil.. O halde Kafir gibi Dilin ile bölmeye çalışma Sen'i!.. Bize göre Ruhun Ruhu, Sırrın Sırrıdır "İnsan"..

İslam ~ Selam

İslam "Selam-Barış-Teslimiyet" demektir.. Mesela savaş var, Kafirler anlaşma isterse veya zaten Barış yapılmışsa, o Barış ve Antlaşma'ya Uymak, Allah'ın Emrine Uymaktır.. Müslüman da kendi Dininin gereklerini yaşayacak, Tebliğ de yapabilecek, Namaz da kılacak.. Kafir de buna ters hareket etmeyecek.. Velhasılı Kelam Kafir Müslüman hepsinin Dünya'da Selamet'e ermesi!.. Zavallı İnsan'ın Kibri Benliği İkiliği bırakıp Birliğe gelmesi.. Kafir bu dünya'da rahat eder, Müslüman iki dünya'da.. İslam'a Uyumsuz hareket eden ise, iki dünyayı da kaybetmiştir.. Hz Adem'e (İnsan'a) Secde etmeyen kaybetmiştir!.. İster Kafir olsun ister Müslüman, Sözünü Tutmayan, Yalan söyleyen, Münafıklık yapan, İtaat etmeyen vb.. elbette kaybetmiştir! Hakk'a İsyan eden nasıl Felah bulabilir! Müslüman Ahireti sever Kafir Dünya'yı.. İkisi de "İnsan" İkisi de Dünya'da, Bir de dünya'da! İman sadece Ahiret'de değil, "Doğru", "Gerçek" olan her şeyi kabul ve Hakk'a boyun eğmekte!.. Kafir, Adem'i Yalan ile kandırabilir.. Yine Müslümanım diyen, yalancıktan secde ederek Adem'i kandırabilir.. Fakat, Allah'ı nasıl kandıracaksın Ey İnsan!

O sadece Kudreti ile değil, İlmi ile de Üstündür..

O sadece Kudreti ile değil, İlmi ile de Üstündür.. İnsan Kudreti ile Üstün olduğunu zannedebilir; çünkü ya Kudretine aldanır Cahil kalır, ya Zayıftır İlmine aldanır.. Yani Ben-lik'lerine aldanırlar.. Uluhiyet (İlahlık) Mertebesinde ise her İsim-Sıfat Tam olduğu gibi birbirinden de Ayrı bulunmazlar; İlah Tek ve Bir'dir.. İman Sahibi bunu Gayb olarak Sezer.. Müşahede Sahibi Kamil Kul ise bunu Apaçık Müşahede eder ve Kudreti de İlmi de İlah'ın Zatına mensub olur.. ne Zatı ne Sıfatı, Benliği O'ndan Gayrı bulunamaz.. Vehim Sahibine gelirsek.. Hakikat'den Vehmi sebebiyle Emin olamaz o.. İman edemez ki Müşahede edebilsin.. Hem Cahil kalır hem Zayıf.. Allah'dan Gayrı düşmüştür o!..

Velayet Sırrı Nazarı ve Himayesi..

Allah Velayet Sırrı Nazarı ve Himayesinin bir kısmını, ekmek kırıntısı, en küçük canlılara titremek, nehir suyunu dahi israf etmemek gibi küçük görülen şeylerde gizlemiştir.

Kadim ~ Hadis

O, yarattığından Önce'de bırakılamaz ki, sonra yarattığı "Hadis" olsun; sırf "Hadis"te hapis kalsın, Sevgilisine Vuslat'ı olmasın.. Tecellisi olan Yaratılmış bir tek Kadim yok ki Ezeli olsun.. O'ndan Gayrı Tecelli eden yok ki Zaman'la değişsin, başlasın, varolsun.. Ezeli olan "El An", Kendi Gönül Alemi'dir, o Alemde neler dönüp duruyor şimdi dahi kim bilir..

Sebepler..

Sebepler Hakk'ın gizlenmesi olsaydı, İnsan'ı Cahil yani Kendisinden Habersiz Mahrum bırakırdı.. Halbuki mesela "Peygamberler" (as) O'nun Gizlenmesi değil bilakis Kendi Kendisini açmasıdır.. Neticede aynı şekilde, Açığa çıkması da Kendisi Vasıtasıyladır, sebepler vasıtasıyla değil.. Perde de (ki Celal ve Cemalidir, gizlenme değildir) Zatını Zatına Perde yapmasıdır.. Sebeplerin Hakikati ise Vehim Mertebesinde sabittir, Hakk'ın Mertebesinde değil! Anlasan müşkülün kalmaz, ne de güzel olur ne de güzel..

Cemalinden ya da Celalinden Gayrı..

Burnuna azıcık Zati Tecelli Lütfu koklatılmış bir Kul için, Cemalinden ya da Celalinden Gayrı tutulacak, Yersiz hiçbir şey olmaz..

Zati Tecelli ~ Kulluk

Allah'ın keyfiyetsiz, anlaşılamayan bir şekilde (Kendisi Vasıtasıyla) Kuluna Zati (Apaçık) Tecelli etmesi İmtihanın kalkması demek olmaz.. Bilakis mesela Edeb Doğruluk gibi pek çok Kalbi Amel onun için Zorunlu hale gelir; çünkü her İman eden gereken Takva ve Edeb'e veyahut Aşk'a Muhabbet'e sahip olmayabilir.. Fakat Kendisine Zati Tecelli olunan bir Kul'da bunlar zorunlu -Cemal yönünden Kendiliğinden de diyebilirsin- hale gelir.. O asla Uyuyamaz, yani istese de Gaflet edemez..

Cemaline sığındığın gibi Celaline de sığınman lazım gelir..

Güneşli hava'da, Gölge düştüğünde, kendini kötü hissedersin; o zam-An Cemaline sığındığın gibi Celaline de sığınman lazım gelir.. Sen şimdi "Celaline sığınmak mı, nasıl olacakmış o, öfkelenelim mi yani senin gibi, ne demek bu" dersin..

Hakikat Marifet Yobazı olma..

Hakikat Marifet Yobazı olma; taş kafalılık aynı taş kafalılık.. Kayıtlama, Kayıtlanma..

Muhabbetullah

Sadece kelimelerle değil, duygularınla, sessiz muhabbetler et Rabbine.

Biraz..

Biraz Nazlı ol, hemen yerlere serilme havalara uçma da, Etkilesin seni..

Kuran ~ Mecaz - Metafor

"Dağ" Kuran'da "Benlik" demek ise her Ayet'de "Dağ" o Manaya gelir demek değil.. Kuran'da mecaz metafor vardır da senin kafana keyfine göre değil.. Senin bedenin nasıl bir çok canlıdan oluşmasına rağmen Sen üzerinde Ruh isen, Dağlar da öyle Canlıdır ve Emaneti yüklenmekten çekinmişlerdir; Cahil ve Zalim olan İnsan onu yüklendi!.. Birisine Taş Kafalı dediğinde onun kafası taş olmaz.. Anlıyorsun değil mi!

Sebepler

Sebepler sebepler için değil, Kendisine gelmen için..

Sevgini haketmeseler de.. ~ Vedud

Senin Sevgini haketmeseler de, Sev sen.. "Siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz..".. Sevgi'yi Sev sen; yani Vedud'u Sev, ki Vedud olan Allah da Seni Sever.. O hakedeni de bilir, kavga edeni de; Sen Sevgi'yi Sev de, Sevgi'yi haket..

Allah'ın Kulları..

Alemlerin Rabbi olan O Tek ve Bir Allah'ın Kulları olup da birbirine Muhabbetsiz olmak mümkün mü..

Efendimiz (sav)

Allah'ım biz şu fakirlere ettiğine kıyasla, Efendimize (sav) neler ettin akıl hayal alır mı bunu..

Suret

Çocukluğundan bu yana Fotoğraflarına bir bak, Seni nasıl da türlü türlü Resmetmiştir.. Demek Sen bu "Suret" değilsin, Kendi Suret'i üzere, içinde Ruhundan bir Ruh'sun: "Min Ruhi".. Suret'i anlamak güçtür.. Nur'undan bir Tuval, üzerine dilediğini çizer!

Bilakis Zahir O'dur!

Hiçbir Suret yoktur ki Müşahede'ye Perde olacak şekilde Gayrı olsun.. Bilakis Zahir O'dur! Lakin Haram Suret sana "Bana Gel" diyorsa, bu O'nun "Gelme" demesidir; Sevgilinin Cilvesi biter mi.. Yani Perde veya Kayıt Sen'in O'nunla İlişkinde.. Tanıyorsan Ala.. Tanımak istemiyorsan, Yandın! Tanıyorsan, misal o "Gel" çağrısına kulak vermezsin; bu tersinden, Teslimiyet'in aynıdır.. Kafirler ve Müşrikler O'nu Nefislerinin işine gelmeyip Tanımak istemedikleri ve Tanımadıkları için türlü çeşit Putları Beğendiler de Peygamber Suretini Kabul edemediler; Rezil oldular!

Bu Sıfatları O'na vermeyen, yerini bilmez..

Avukat da O Hakim de O.. Bu Sıfatları O'na vermeyen, yerini bilmez..

Zorlama, Sünnet'e Uy!

Avam'ın seni anlama kuşatma Lüksü olmadığı gibi İstidatı da yoktur.. Fakat Senin herhalükarda Sünnet'e Uymak zorunluluğun var.. Zorlama, Sünnet'e Uy!

"Görüyormuş gibi" ~ İhsan..

Ateist sorsa der ki: "İşte yarattıklarına bak Kudretini Yüceliğini apaçık görmüyor musun..".. Peki yaratılanlarda Kudreti Yüceliği Görünüyor da, Kendi nasıl Görünmez; O'na hiç bakmayı denedin mi?.. Yok, o Şirk olur.. Panteizm, Vahdet-i Vücud, Küfür, İslam dışılık, Küfre girersin, Putperestlik.. Kardeş Cahilsin cahil, bilmediğin şey hakkında neden konuşursun, gitmediğin Yol (İslam'ın ta Kendisi olan Tasavvuf) hakkında neden edebini bozar çirkinleşirsin, neden iftira atarsın.. Sen görmesen de, bi "Görüyormuş gibi" ol da, bakalım görünecek mi görünmeyecek mi.. Ona göre konuş..

Sen o şahdamarı olan Kendine ne kadar Yakınsın?..

O sana şah damarından Yakın da, Sen o şahdamarı olan Kendine ne kadar Yakınsın? Kalbini bilen Rabbini Bilir, Kulluğunu bilen Rabbini Bilir; Nefsini Bilen Rabbini Bilir! Kendini Bil ki, Dışarıda aradığın Sen'de bulunsun!

Putperestlik

Putperestler somut olsun soyut olsun taptıkları Çok olan şeylerin ne Resmini ne Manasını ispat edebilirler.. Halbuki Alemin Kendisi (resimler ve manalar; yani çokluk) her şeyiyle eşit miktarda her yönden Tek ve Bir olan'ın Resmi ve Manasını ifade eder.. Bilgi ise Taptığın (Bir), Öğreten muhakkak ki Tektir Birdir zira Bilgi diye Bütünden (Birlik) ayrı bir şey yoktur; zira cahil olduğunu da iyi bilirsin, halbuki Alem Cehalet kabul etmez.. Sevgi ise Taptığın (Bir), Seven-Sevilen muhakkak ki Tekdir Birdir zira Bütünden (Birlik) ayrı bir şey yoktur.. Dolayısıyla Put ve Putlar yoktur.. Düşünebilir misin bir Doktor çıksın "Hepinize Şifa veren ve bütün Tıp İlmini bilen benim" , veya bir Aşık veya Maşuk çıksın da herkes benim sevdiğimi sevecek, bütün sevgilere layık benim sevgim sevgilimdir, sevgiyi bilen O'dur!" filan desin.. Halbuki bu Sıfatlar Tek ve Bir'dir ve Tapılan Putları Şahısları filan yoktur Alemde, aksine bütün anlamları ve resimleri ile çokluk (Alem) muhtaçtır.. O halde Putperestlik zaten hiç yoktu ki İddiası veya İspatı olsun.. Çünkü Tapılan hep O idi, "ancak" O idi! Anladıysan bu Mananın içeriğinde "Putperestlik" bir Derinlik değil tam Aksine sığlık bayalık ve cehalet, yalan içerir.. Halbuki bunlar Tek ve Bir olanın ancak Cezaları ve Tuzaklarıdır.. Onun için kendini Alim zannetme O'na bir eksiğini gösteremezsin; sen Nefis, Ben-lik, Hırs Putundan kurtul önce!

Nefs ~ Akıl ~ Ruh ~ Sır

Nefs karmaşık, Akıl apaçıktır; Ruh (Saf Sen) bu varlıkları arasında Nötr'dür.. Vehim kuvvesi ile Akıl dolaşık hale gelebilir; bu Nefs'e yansır, etkisi Nefs'te hissedilir.. "Etki" Ruh'un Kendisini Bilmesi ölçüsünce Etkisizleşir.. Kalp, Alemi içine alan Şahsi Alemindir; Zihin ama Duygu da içinde.. Ruh'a (Saf Ben) göre başta "Düşünce" olmak üzere bunların hepsi "Kesif"tir; o yokluk hiçlik demek kaba kalacak ziyadelikte bir Latiflik'dir.. "Min Ruhi".. Bunlar Sır olduğundan Tanımları Keşf olmaksızın Kelimelerle mümkün olmaz, ve anlatmakla kuşatılmaz, ama Bilirsin.. Mesela "Ruh taşımak" derler halbuki Ruh Kendinsindir; lakin Ruh Kendi Kendine başkasıymış gibi bakabilir.. Halbuki o Zat'en "Sen" olduğundan yine zat'en Sen'dir.. Gibi..

Vehim

Düzeltemeyeceğin şeyi asla bozamazsın; sana kalacak Benlik ve Vehim Ateşini ise Zanla Kibirle söndürecek su bulamazsın..

Akıl..

Celal Sillesini yiyen Akıllanır, Akıllı odur, Akıl onunkidir; gerisi ukalalık hırs kibir ve haddini aşmayana bol bol Şefkat Merhamet var..

İnsan ~ Zalimler..

Zalimlerin gençlik hallerindeki şaşalarına büyüklenmelerine bak, bir de yaşlanıp da hatırlarına birşey getiremeyen, çişini tutamayan, kokmasınlar diye bir çukura atılıp üzerlerine toprak örtülen hallerine bak.. Hırs neye neyine.. Kıyas et ibret al İnsan'dan..

Alemlerin Rabbi..

Hayy olan Rabb'dir Alemlerin Rabbi; sadece karşıdakinden zuhur etmez..

Melekler ~ Hafıza ~ Kabiliyet-İstidat ~ Sanat ~ İnsan ~ Sır - Ruh

Melekler her yaptığını yazarlar.. Ama sen Hafızandan gördüğün gibi Allah'ın dilediğini hatırlar dilediğini hatırlamazsın.. İnsan'daki bu Yazma mahareti nerden geliyor ve nasıl öğrendi sanıyorsun.. Öyle ya Ressam kendi ressamlığına eline kalem verip çizdirilmeden, nerden vakıf olacak Sırrına.. Bu Alemdeki şu canlı Resimler ya da, Levhi Mahfuz Kimin eseri.. Bu kadar şeyler oluyor da Mürekkebi bitmiyor da kurumuyor da, Allahu Ekber.. Bir şeylerle meşgul olayım diye çiziktirenle, Elest Bezminden Sanatçı olan Bir olmaz bunu Bil! Kime O Sırrından vermiş ise Sanatçı odur.. Kimsede de bir Eksik yoktur, İnsan'ın Sıfatını Maharetini geçtim Kendi Sır zaten! Kendi Ruhumdan Üfledim Sırrı! Küfür, Şirk, bunlar Arızi varlıklardır.. Hani Mecazen derler ya: "İşin içine ettin, o kadar da değil"!

Hayvani Ruh ~ Ruh..

Anlatmak için şöyle ifade edelim: Hayvani Ruh Bedenin Can'ı, İnsan (Ademoğlu) ise Can'ın Can'ıdır (Min Ruhi).. Onsuz, Hayvanı bırak Alem hakiki değerine erişemezdi.. Melekler dahi onun kan dökücü ve bozguncu olacağını gördükleri halde, Allah onun için "Sizin bilmediklerini bilirim" buyurdu, ve onlar yerine onu Halife kıldı..

"Haddini aşan zıddına inkılap eder".. ~ Nefs ~ Küfür - İman ~ Hakikat

Öfke Kemalini bulduğunda Rahmet'e ulaştırır.. Haddini aşan zıddına inkılap eder buyurmuşlar; Küfrün Hakikisi İman'a ulaşır.. Hakikat'in ise zıddı yoktur.. Kin Kibir Hased Nefs'in resmidir, Kendisini Bilmek değildir.

Allah'a ait olduğunu bilen..

Allah'a ait olduğunu bilen nefsini sahiplenmez. Bilen ise, nefsinden de geçer kendinden de geçer.

Kabul et; Kul ol, Razı ol..

Nefs'ini, Dünya'yı Kabul et; Kul ol, Razı ol.

Kemal ~ Uyanıklık sana külfet geliyor..

Şimdi sen cicim aylarında, Aşk Hallerinde olduğundan, uyuyorsun, Uyanıklık sana külfet geliyor çünkü.. Halbuki Kemal, kabukta öz, batında zahir, uyurken uyanık, sarhoşken ayık, celalde cemal, takvada marifet, şeriatde hakikat, farkda cem, ikide birlik, münezzehlikde vuslat, fenada beka.. Şimdi Hallerin ağır bastığından cehlde ilim gibi türlü iddialardasın, bilmezlikten gelirsin, farkedemezsin O'nu..

İman Geni ~ Elest Bezmi ~ Ruh

Zamanın ve Mekanın üstünde olan Ruhunu (Min Ruhi) yani Özünü, Saf haliyle tecrübe etmediğinden, o bütün İnsanları toplayıp Hitap ettiği An'ı (Elest Bezmi) sonradan oluşa, Dünya'ya, yani Mecaz'a indirir, yok Dna'dır yok İman Geni'dir filan diye, güya Hakikat'ini İdrak ettiğini, o Hitabı Hatırladığını zanneder Avunursun!

Ya Cennet'e ya Cehennem'e..

Ya Cennet'e ya Cehennem'e.. Allah'dan başka gidecek yer yok çünkü..

Allah'ın Kelimeleri..

Zalimlerin öldürdüğü çocuklar Allah'ın "Beni öldüremeyeceksiniz" dediği kelimeleridir.. Çocuklar O Rahim'in Koynuna, Zalimler ise Kuran'da buyurduğu gibi Anaları olan Cehennem'in kucağına..

İbadetler ~ Lütufların cilvelerin ne de hoştur ne de hoş..

Önceden İbadetlerde zorlanınca güya hani birşey yaptığını sanıyorsun Rabbin için.. Sonra zorluğu bırak, Zevk veriyor Lezzet alıyorsun, şimdi ne edeceksin.. O tükenmez lütufların cilvelerin ne de hoştur ne de hoş..

Hakikat!

Hayatın Tavırlar üzerine kurulu!.. Bir de "Hakikat" deyip üzme beni.

Dua ~ Selam

Dua'nın karşılığı, isteğine göredir.. Ama gerçekten Selam verene, O vardır.

Ölmek..

Kimine güzel gelen kimine gelmez.. Ya Güzel yok.. Ya hepsi Güzel; İdeal.. Dünya Perdesi böylesine kalın üstüste perdedir.. Kaldı ki Allah'dan daha Güzel bir şey de bulunmaz.. Şimdi Gerçek Akıl Sahipleri için Ölmek'den başka yol var mı söyle.. Tasavvuf'dan gayrı hani nerede o yol..

Kusurunu söyleyen, Dostundur..

Kusurunu söyleyen, Dostundur.

Söz ~ Tasavvuf

Arkasında sadece bir ya da iki İsim bulunan söz Yetkin Söz olmaz; sadece belli bir yönü işaret eder.. Ya söyleyen nakıs söylemiştir.. Ya da Söz o yönün hakkını vermek ve pekiştirmek için söylenmiştir.. O zaman o sadece o yönden kabul ve icabet etmeyi gerektirir..

Tasavvuf ~ "Zaman" Sırrı..

Gökgürültüsü Şimşek'ten ayrı Zaman'da, ve Gayrı değildir! Sana "göre" olanı ve Hakikat'i ayrı görmeyebilirsin! Bunu apaçık gösteriyor her gün her an, lakin biz tartışmayı çok severiz; Allah henüz olmamış ve olacakları, Yaratmadan, Bilir.. Ve her şey ölçülmüştür, hesabıncadır.. O'nun Zamanı O'ndan gayrı ve kapalı değildir ki O'na bir Gelecek olsun veya Geçmiş.. Lakin aynı zamanda Yaşar, Hayy'dır; sadece Evvel Ahir değil!.. Hepsi O'nda saklı O'nda.. Gani'dir, Hür Bağımsızdır, Zıt ve Gayrı değil; Kendi Ruhumdan buyurmuş, Senin için! Geçmişte Gelecekte bir Karanlık yoktur O'nun için, ve O'nu bilen Senin için; O Vardır O!

Yücelik Büyüklük ve diğerleri, sonradan olan oluşanlarda değildir..

Yücelik Büyüklük ve diğerleri, sonradan olan oluşanlarda değildir.. Oluşa hiç dahil olmayıp, bir Tecelli olarak hepsine neden olan Esma Sıfatlardır.. Sen bunu, O Sıfatların Tecellilerini oluştan bağımsız, Zat'ından alanlara sor!

Kader ~ Peygamber'in Farkı..

Allah'ın Peygamberlere olan eşsiz Lütfunu, onlar için Kendiliğinden, Zorunlu bir Kader zannetmeyesin.. Onların İmtihanı da, tam bu Lütuf kadar da Şiddetli apaçık bir Kahır olmuştur.. İşte Kader bu anlamıyla Ölçü'dür ve asla şaşırmaz! Şu da var: Hadis'de Yakub'un (as) Yusuf'un (as) kaybından duyduğu üzüntünün kırk ana babanın üzüntüsü kadar olduğu, ve bu halde asla Rabbine karşı bir kötü zan beslemediği haber verilmiştir.. Hani evlat acısı derler lakin, evlatlarını Cami avlusuna, çöpe bırakabilenlerin hissettiklerinden Yakub'un (as) hissetlerine kadar, işin iç yüzünde Suretten öte, Hakikatinde bir derecelenme var demek ki!..

Allah'ım Sen Güzel'sin; İstediğim Sen'sin..

Allah'ım Sen Güzel'sin; İstediğim Sen'sin.

Mutlaka sana hitap etti, fakat sadece sana söylemedi..

Peygamber (sav) sadece sana veya belirli bir zümreye gelmedi.. Her meşreb'den bütün İnsanlara gönderildi.. Dolayısıyla mutlaka sana hitap etti, fakat sadece sana söylemedi. Onun için Onun Himmeti her Mertebeyi kuşatır.. Sen Ona uyarsan, Ayırıcı olmazsın, ona göre Kuşatıcı olur, anlarsın, kuşatıcı söz edersin.. Aksi halde Ucb Kibir sahibisin demektir.. Kuran da öyledir, zaten Peygamber (as), Resul, Vahyin Emrin ta Kendisidir.

Tesadüf - Bilim - Küfür ~ Ruh..

Her şey Tesadüf eseri ise Bilim'in varlığı İddia edilemez. Sadece bazı şeyler tesadüfi ise de bunu ancak yine Bilinç tesadüfi göstermiştir.. Halbuki "Kader" bir Zorlama olmadığı gibi "Kaza" da Tesadüf değildir.. Bilinç ise cahillerin Bilim ile asla anlayamayacakları bir Sır'dır.. Ve kendisini ne kadar cahil kılsa, örtemeye çalışsa da İnsan (Min Ruhi) O Sır'dandır! Onun bu Oyununun ve Oyunbozanlığının sonu, işte tam da bu yüzden hep Fiyasko-Hüsran olacaktır..

Bizim eğer bir Üslubumuz varsa..

Bizim eğer bir Üslubumuz varsa, güzelliği çirkinliği, senin algının, kuşatıcılığının seviyesinin değişikliğine göredir..

Göz - Evrim..

İnsanın anlamla ilişki kuran gözlerinin, hangi şey sebebi ile açığa çıktığını soruyorum.. Ayçiçeğinin gün batımını seyreden ve onun manasını anlayan gözleri yoktur.. İnsan'ın her şeyin anlamıyla ilişki kuran o Gözlerinin, hangi şey sebebi ile açığa çıktığını soruyorum.. Bu Göz de zamanla oluşmaz, o Göz de.. Zaten Adem'de böyle bir ayrım da yok! Her İnsan'da bu Sır var, sadece sebepler perde olup kendi Sırlarını Örtmeye çalışıyorlar!.. O Sır ise "Evrim" ile izah edilemez; Sen edildiğini zannedecek kadar akıllsın, o kadar..

Aracı - Şirk ~ Tasavvuf - Kuran

Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (Nisa Suresi, 75)

Kuran-CI'ların "Allah'ın Yardımını" Şirk, Aracılık gören o cahilane anlayışlarının tam aksine, Ayet'de Allah'tan bir Veli isteniyor, ve Allah'tan değil, hem de "gelecek" olan (!) bir Veli'den medet umuluyor! Keramet konusunda da onların anlayışlarının tam aksine olarak Kuran'dan bir örnek verirsek : Ve kafile (Mısır’dan) ayrıldığı zaman onların babası şöyle dedi: “Bana 'bunuyor' demezseniz, gerçekten ben Yusuf’un rayihasını duyuyorum.” (Yusuf 94) Gördüğünüz gibi Yakup (as) Yusuf'un (as) kokusunu onca mesafeye rağmen almakla Allah olmadığı gibi (!) Şirk'e de girmedi!

Vekil..

Nefsini Sen düşünür, Vekili olursan, Allah seni niye düşünsün, sana niye Vekil olsun.. Ömrün sağlam kazık aramakla geçti, buldun mu; aman tedbiri de mücadeleyi de Aklını da bırakma, Küfür Şirk olur!.. Maşaallah sana, Allah'a ne hacet!..

Avam - Havas ~ Tasavvuf

Avam Havas ayrımı muhakkaktır fakat Kamil İnsan bundan doğacak bir Tavır'la asla Hakikat'i Kayıtlamaz! Ayrımı Mutlak kılıp Öz'de Birliği örtecek hiçbir Tutum takınmaz! Böyle bir Müşahede'nin Perdelenme olduğunu bilip, kendisi için gizli Şirk Ucb ve Kibir kabul eder!

"Kuvvet" O'na ait olduğu gibi "Tesir" de Allah'a aittir..

"Kuvvet" O'na ait olduğu gibi "Tesir" de Allah'a aittir.. İyi veya Kötü olsun en ufak bir Tecelli'ye mazhar olan kimse, onu karşısındakine "Tesir" ettiremez.

Allah (cc) Kuranında neden Kulları ile arasına Musa'yı İsa'yı İbrahim'i (as) soktu?!..

Allah (cc) Kuranında neden Kulları ile arasına Musa'yı İsa'yı İbrahim'i (as) soktu?!.. O halde Yetiş Musa! Yetiş İsa! Himmet Geylani! demek, özellikle bu zamanda Şirk değil, tam tersine İrfan belirtisi olsa gerek!

Rüya ~ Sünnet

Kötü suretteki her Rüyayı İyi'ye yormak Sünnettir. Şeytan'ı eritir, Hikmet'e erdirir. Nefsinin Senin üzerinde nasıl Etkisi varsa elbette diğer varlıkların da vardır.. Yüceliğin Kulluğunda gizli ve Allah bütün Kuvvetlerin, Tesir'in Sahibidir..

Vücud derdine düşmeyen..

Vücud derdine düşmeyen, Tecelli'sini Varlık, Vücud'unu Yokluk zanneder.. Ondan tahammül edemez, boşluğa, bir şey bulamaz, Normal'de.. Ruh'u da bundan, Zati değil, sonradan üflendi, oldu oluştu zanneder..

Şunu bilerek; İlmin Kapısı sen olmadığın gibi sana da açılmaz!

Düşünce Seni hep dışa çeker ama aldanma sen yine Sen'de kalırsın.. Çünkü Sen, Vücud'a açılan sana ayrılmış özel kapısın; Adam gibi gir Sen'den içeri.. Şunu bilerek; İlmin Kapısı sen olmadığın gibi sana da açılmaz!

Şifa

Allah yerin göğün Nurudur, vücudunu dudak yap em o tükenmez nuru şifayı.

İstekleri Bir'lenir..

Gerçekten İsteyenin iştahı gider, istediğinden gayrısından eli kesilir.. İstekleri Bir'e iner! Bir'lenir! ; O İstek, hepsine Diyet olur.. Sonra O, Lütfundan, diğerlerini de, istemediklerini de verir..

İhlas..

Maneviyat şekil değiştirmende, kendini paralamanda, şöyle böyle yapmanda değil, İhlas'tadır. O olmadan ne farz var ne sünnet, ne de herhangi bir amel.. Onsuz düşüncede hiç hayır yok.. Kendini veya başkalarını Kandırmak, oyalamak oyalanmak kolaydır, ama İhlas olmaksızın Allah dönüp yüzüne bakmaz!

Deli ol da, görmediğin O Allah'a bir Selam ver..

Deli ol da, görmediğin O Allah'a bir Selam ver.. Görüp de taptıkların almaz, ama bak O nasıl alacak.. Akıllı oldun da, ne geçti eline..

Niye..

Zarardan faydadan geçmişim, sonsuz azaba nimete doymuşum, ne diye kafama takmışım hala Seni.. Şükran duygusu Vefa mı.. Şu garip mahlukunu yoktan var kılıp yaratıp yaşatmandaki o eşsiz benzersiz Şefkatin mi.. Bu bağ yine Sen'den başka nedir..

Yanan Ağacın Kadri..

Sedasını işiten yanan ağacın kadrini nasıl bilmez!

Sen kendinden çok geçmişsin..

Sen kendinden çok geçmişsin, beri gel de Nefsini bilesin!

Rahman ~ Rahim

Rahim'den geliyorsan Rahman'a, Rahman'dan geliyorsan Rahim'e Yolun var! Dahası, Zatında çağlamadan olmaz!

Sen daha Müslümanı sevemiyorsun!

Müslümanım diyenleri, en bilgisizinden veya en kaba sofusundan en Kamiline sevip kuşatamadıysan, sen daha Adam olamadın demektir ne mertebesi ne tasavvufu! Allah zerreden daha küçüğünü de bilir, akla hayale gelmeyeni de! Allah senin gibi "Düşünmez"! İnsansı, Hayvandan aşağı, beşer filan deyip gördüklerinle karşılaşıp imtihan olmaya, onları sevebilmeye ise daha çook yolun var! Sen daha Müslümanı sevemiyorsun nerede kaldı kafir!

Kader İzahları..

Büyüklerin İzahlarına bakın, bir de "Yenilikçi"lerin Kader izahlarına bakın.. Fitne ve kafa karışıklığından başka bir halta yaramayan o eksik noksan izahlar.. Yanlış eksik anlattıktan sonra bir de "siz kabul edemiyorsunuz, siz anlamazsınız" diye ucb ve kibir göstermesine dikkatle bir bakın..

Kader'e İman eden Keder'den Emin olur. { sav }

Allah kazasını yerine getirmek istediği zaman kişinin aklını başından alır ve o kişi bu halde iken, o işi işler. Sonra Allah aklını iade eder ve bu defa kişi yaptığına pişman olur ve "niye ben bunu yaptım" der. Böylece Allah'ın kazası yerine gelmiş olur." { sav }

"..'Allah kaza ve kaderini uygulamak istediğinde akılları insanlardan alır. Kaderini uyguladıktan sonra ibret alsınlar diye akıllarını onlara döndürür.' Gafil ve cahil insanın durumu genel nezdinde yerleşik olandır.." { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

Yüce kanun koyucu (şari) bize kaza ve kadere razı olmamızı emretmiştir, takdir edilene, hükme bağlanana değil. Bu ise Hak tealayı seçmektir, seçtiğini değil. Şunu diyemezsin: Allah’ın benim için takdir ettiği günahlara razı oldum. { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

Allah’ın takdirini O’nun aleyhine delil yapmayın. { Abdulkadir Geylani (ks) } Yunus

Kalp - Ruh - Nefs - Akıl

Kalp, nurunu ve değerini içine girenlere göre kaybeder.. Ruh ona giren her şeyi kabul etmez.. Dolayısıyla o bir İhtiyar'a (!) göre dolar; Onu Kime neye göre boşaltacağın da önemli! Ruh, Nefsine kapılıp gitmişse, elbetteki o Pisliklerle dolar kararır! Akla göre dersen, Akıl aldığın yerlere dikkat et İnsan o kadar da Akıllı değildir! Ve Akıl, her şeyi biliyor değil!..

Hakikat-i Muhammediye..

Vahid denirse Ahad denmiş olmayabilir ama Ahad denirse Vahid demiş olmamak mümkün değil. Muhammed'siz Muhabbet ve Bir-lik olmaması Biz'den yani İnsan-Ademoğlu'ndan Nihai Murad'ın (Kemal) Hakikat-i Muhammediye olmasıdır. Çünkü Muhammed'den (sav) Murad Biz'iz, Biz'den Murad Hakikat-i Muhammediyedir.. Bununla birlikte Kemal'den Murad genel için Mükemmellik olmayabilir.. Zira O Birliği Murad ettiği gibi İkiliği de Murad etmiştir.. Çünkü Celal ve Cemal Sahibidir, Tek ve Bir'dir.. İbn Arabi Hazretleri Zat İsmi için Vahidül Ahad'ı mümkün görmüştür.. Çünkü Allah İsmi'nin İşareti O'nadır.. O ise tenzih teşbih gerektirmeyecek şekilde Açık olandır, ve Gayr kabul etmek gerekmez..

'Allah Bir (Tek) dir Biri sever.' { sav }

Allah Tek ve Bir olduğundan Bilinmeyi Murad etmesi her Mertebeden Birliği-Vahdet'i Murad etmesidir.. 'Allah Bir (Tek) dir Biri sever.' { sav } Şu da var ki Muhammed'siz Muhabbet olmayacağı gibi, Birlik de olmaz..

Kulluk

Kulluğun sahibi elbetteki o makama seni kabul edendir!

Zikir ~ Vücud - Varlık

Allah ile oturan Bismillah'ı unutsa kusur değil.. Nefsiyle yemek başına oturanın ise Bismillah demesi hakkıyla olmaz.

Şirk

Dikkat et de Allah'a Şirk isnadında bulunuyor olmayasın.. Zira Allah'ın murad etmediği bir ikilik olmadığı gibi birlik de olmaz!

Namaz - Salat

Namazındaki Hal devam ettiği ölçüde Salat'dasın demektir..

Salat - Namaz

Salat'ı bilenin Namaz kılmaması imkansızdır.

Sıdk ~ Fena

Sıdk öyle bir Mertebedir ki hiçbir Kapalılık bulunmaz.. Fena da öyle bir Mertebedir ki Yokluk bulunmaz!

Tecelli eden kesinlikle Mevcud olandır..

Tecelli eden kesinlikle Mevcud olandır... Lakin bazı Tecelliler Hissedilirdir, bazıları Hissedilmez.. Hissedilmez olanlar Akıl Mertebesiyle Sınırlı olmadığı için "Akılda" denmesi doğru değildir.. Hepsi Vücud'dadır.. Yoksunluğunun ve sana göre Eksiğinin olduğu Mertebeden sana bir Tecelli Tattırınca, sana O Gizlenmiş gelir.. Halbuki hiçbir Tecelli yoktur ki Zati olmasın..

Tecelli

Espri-Latife, Tecellilerin Hakikatine güzel bir örnektir.. Çünkü "Espri", Hakikatinde Yalanı ve Hakikati Güzellikle Yerli Yerince Bir eder.. Tecelliler Zıt olsa da, Tecelli'de Zıtlık yoktur, yani "Problem" yoktur.. Problem ve Zıtlık senin Latife edenin Latifesini, yani Tecellisini ve Tecellilerini anlamamanda; Zıtlık çıkarmanda! Halbuki "Latife" Efendimizin Doğruluk üzere yaptıkları veya Hz Ali Efendimizle olan Zeytin Şakalaşmalarında olduğu gibi, Zıtlıkları Problemsiz Birleyen bir Hakikat üzeredir! Latif olanın Tecellisidir! O halde Tecellilerden böylece çıkan yükselen, yani Tecelli Edene ( Mütecelli ) ulaşan, O'nunla Zıtlaşmaması gerektiğini anlar ve Tecellilerinde de Çelişki Zıtlık Problem bulmaz! İster Mudil isterse Hadi olsun! O yerini bilir!

İnsansı - Beşer - Hayvan - Evrim ~ Tasavvuf

80 yaşında son nefesde İman eden "İnsansı" oluyor ise Evrim baya baya hokus pokus gibi hızlı ilerliyor olması lazım! Kardeş! Biz senin gibi Laf yapmıyoruz! Şahsi ilim marifet uydurup da onu Din'e yamamıyoruz! Mecazı Hakikat yerine koymadığımız gibi Hakikati de Mecaz yerine koymuyoruz! İşleri karıştırmıyoruz!

Vedud ~ Allah'ın İsimleri

İki kişi birbirlerini ancak Sevgi ile sevebilirler.. Hiç kimse kimseyi sevemez.. Onları Seven Sevgi'dir.. Sevgi bazen hissedilirdir, bazen de Gizli; ama O hep Mevcud'tur.. Vedud'dur O.. Diğer İsimleri de böyle tefekkür edebilirsin.. Sevgi'yi iste, O sever.. Sevgi'yi Sev, O senden gizlenmez..

O vardı, hiçbir şey yoktu.. ~ Alem

O vardı, hiçbir şey yoktu; bu Alem yok idi, lakin Kendi Alemi var idi.. El An Dışta da öyle, Kendi Aleminden gayrı bir Alem yoktur! Şimdi "İnsan'ın İç Alemi" dediğimiz gibi, ama "İç" anlatmak içindir, yoksa O'ndan gayrı, O'nunkinden gayrı bir İç Dış yok..

Ya Sen ya O..

Herhalde sen, ya sen ya O kafasındasın.. Halbuki O her durumda Kendini seninle paylaşıyo..

Yaratmak..

Rabbini Sırrından Tanımak isterken dikkat et Sanatçı Dostum! Senin Zihnine ve önüne gelen her şey uzun uzun Düşünerek, uzun uzun Tasarlayarak gelmez!

Yaratma..

Şimdi sen bi Sanatçısın, bir Karakter çiziceksin, Tasarlıycaksın.. Onu önce hayal ettin, zihninde suretlendirdin, sonra tipini kağıda geçirdin, yeter mi, onu oynattın hareket ettirdin yani canlandı gibi oldu.. ama ona Ruh vermeden yine eksik, o çizimler ne kendini bilir ne etrafını en önemlisi de Seni bilmez.. Bu yaptığın bir kukla ise o sensiz hareket edemez.. Çizim ise sensiz suretlenemez.. Film Karakteri ise yönetmeden oynamadan olmaz.. Senaryosuz mesele anlaşılmaz boş iş olur.. Sen bunları nasıl yaptın, başkasına bakarak mı, kendinden mi.. Elbetteki kendinden, senin sırrın bu tasarladığında yeniden varlık buldu.. Taş Toprak bu, Hayvan bu Melek bu Cin bu, en alası İnsan, Sen bu..

Nefsine uymayan İnsan bunu anlayası!

Kedi Köpek döğüşmekle birbirini bitiremez.. Sen saldırma, sen de paylaş, Selam'a girin haydi!.. Allah Bir, Kul Bir.. Nefsine uymayan İnsan bunu anlayası!..

Felsefe ~ Cennet

Kuran'ı Mitolojiler gibi Mecaz Hikaye Kitabı yapan Felsefeci, Akıllı değil, tam tersi Ahmaktır.. Kendi Dininin Hakikatinin yani Yaşamın Cahili, Halktan kendini Ucb ile ayırıp Akıllı geçinen, Peygamberliğin Hususiyetlerini bile Siyaset'e benzetecek kadar Ucuz! Dünya'ya batmış bir zavallı!.. Ne Aklı ne Akıllılığı! Cennet anlatımları cahil halkın aklını çelmek kandırmak için! ise, ya sen bu Dünya'ya ne ile kandın!

Hayvan - Beşer - İnsansı ~ İnsan

İbn Arabi Hazretleri demek istediğini hiçbir zaman Kapalı bırakmamış, o demek istediğini başka bir yerde Açık olarak da ifade etmiştir.. Örneğin İnsan'ı hiçbir şekilde bölümlere ayırmamıştır.. Bunu basitçe kullandığı "Hayvan-İnsan" tabirinden anlayabilirsin.. Yani "Hayvan" veya "İnsansı" gibi Varlığı Zihinde bölüp güya rahatlatıcak şekilde İnsan'ı Halifelik'ten düşürmez!.. O Canlı Kuran'dır, Kuran ise bölücü değil toplayıcı, ayırıcı değil fark ettiricidir! bunu nasıl yapsın! Kaldı ki Hayvan Mertebesi hakkında yazdıklarını hakkıyla anlasan ben o Mertebeyi elde edememişim diye hayıflanırsın! Nerede ki İnsan olarak Kafir'i böyle rahatça bölerek Hayvan veya Beşer filan diye tanımlayabilesin! Senin kendi varlığındaki Kafirlikten haberin yok nerede dışardaki insansı beşer hayvan!

Yücelik ~ Tevazu ~ Kemal

Yüceliğini göstermediğinin muhtaçlığı ve tevazusu ile gösterdiğinin tevazusu muhtaçlığı aynı olmaz.. Lafla bu gemi yürümez.. Merhametle olur, ama sadece Merhametle olmaz! Celal ile olur, ama sadece Celal ile olmaz! Kemal O'ndadır O'nda, Lafta değil!

Memleketinin Toprağına Yabancı olmak..

Memleketinin Toprağına Yabancı olmak Ergen Tribidir, hemen her Cahilde bulunur; Dünya'ya Yabancı ol da göreyim Kemalini..

Hu

O'nun hakkında O'na güvenmeyen nasıl Yol gidebilir..

Siyaset ~ Tevekkül

Olmaz olası siyasette politikada bile Tevekkül şarttır.. Hoş Tevekkül kendi başına olsa siyasete politikaya ne gerek lakin cahillik şanımız namımız olmuş..

Tasavvuf ~ Adem-lik!..

Eğer birinde Ademlik görürsen, o Yüce Huzurdadır.. Ona göre sen ya şeytansın ya melek, sana bütün İsimleri saymaktadır, bunu da bil.. Sonra o Cennette mi, yoksa indirilmiş mi bunu da bil.. Bunları bi bil de sonra kendi yerini bilesin; ona göre edebini takınabilesin!.. Şu var ki hepsi de Adem'dir, ne insansı ne hayvan beşer ne halife filan diye öyle senin kafandaki gibi ayrılmamış halde, hepsi Adem!

Ukalalık yapma..

Sana Hz Adem'i (as) sorana Ademlik'ten bahsetme kardeşim.. Ukalalık yapma.. Çünkü soran sana onu sormadı.. Sana Mecazı sorana Mecaz anlat.. Hakikati sorana Mecaz anlatma kardeşim..

Aşıkın meselesi..

Aşıkın meselesi O'nun yaptıkları değil, O'dur.. Dikeni gülü, Celali Cemali değil, O'dur..

Dışarıdan eleştiren..

Dışarıdan eleştiren, İçeriden yardım edebiliyor mu..

Kader..

Sebepler dahilinde olsun olmasın "Kader" Allah'ın Hükmüdür, ve O'ndan Razı olan Hükmünden de Razı olur, yani: 'Kader'e İman eden, Keder'den Emin olur'..

Her şey yerli yerince..

Kamil İnsan'ın Aleminde hiçbir şey birbirinden Ayrı ve İrtibatsız değildir.. Her şey yerli yerincedir..

Her Kötü'ye kendi cinsinden bir iyi karşılık vardır.. ~ Kader

Kurtuluş Savaşı Hayali Düşmanlara karşı verilmedi.. Her Kötü'ye kendi cinsinden bir iyi karşılık vardır.. Siyasetçiyse siyasetçi, savaşçıysa savaşçı.. Her işin bir Ehli vardır.. Bilmediği işe karışmak her devirde kötüdür.. Ve bir Kader var, Hükmünü her halde icra eder, ne iyi ne kötü, önüne geçilmez..

Merhamet - Şefkat..

Şuhudu, Merhameti Şefkati üzere olan, Allah'ı niye Kullarından Tenzih etsin.. Hiç şüphesiz Kul öyle bir Şefkat ve Merhamet Sahibi olamaz.. Sabrı da Allah'dan olmaz ise! Hakk'ın her işi tecellisi yerli yerincedir, Sen O'nu Kendi Nefsinden Tenzih et! Esma ve Sıfatlar, Zatı Uluhiyetini gerektirir! Şimdi hiç şüphe yok ki İsmi Sıfatı Zatının Aynıdır..

Vahdet-i Vücud..

Vahdet-i Vücud, Allah'ı hiçbir türlü unutamayacağın, hiçbir şeyden gaflet edemeyeceğin bir şekilde Müşahede Huzuruna erişmen demektir.

Nefs ile Cihad..

Nefsini bilmeyen İnsan kendisini kısıtlamanın kendi Hayrına olduğunu "İdrak" edemez. Nefsini gerçekten bilmek, kendi Varlığında Çelişme, Çözülme ve Yarılma'yı gerektirir. Bu bilme çabası Hakikatli olursa, Fayda ve Zarar mütalasını yani Nefsinin Köleliğinden kurtulmayı, varlığının Sınırlarını aşmayı Hediye verir; olmazsa, kişi her fırsatta kendi Faydasına ve Zararına göre hareket ederek Serbestlik yollarını bulacağından, yani Haramı Helal Helali Haram edeceğinden Nefsini bilemez ve onu tümüyle Kendisi zanneder; kendisi zannından kurtulmak şöyle dursun onu Sahip, Rabb, İlah edinmiş olur.. Halbuki o hiçbir şekilde Fayda ve Zarar'dan da yakasını kurtaramayacaktır. Görmez misin; Tabiatın Sen istemesen de Acıkır veya Cinsel birleşme ister.. Ve Sen her şeyi yemezsin, herkesle de Birleşmezsin.. Görmez misin; Sen her Faydalıyı istersin ve Zararlıdan kaçınırsın.. ama neyin Faydana neyin Zararına olduğunu bilmezsin.. Ve ne kadar istesen de her istediğin olmaz, ve ne kadar kaçınsan da zararı başından def edemezsin.. Fıtratını ve Kaderini aşamıyorsan, o halde Nefsine Kul omanın anlamı nedir!.. Kendini İnkar edemez, Yok sayamazsan, Sabredemezsen, Şükredemezsen, Razı olamazsan, Sığınamazsan.. Nefsini aşıp, Hakk'ın Hakikat'ine nasıl Vasıl olabilirsin!

O'nun hepimizi bildiği..

Bazılarımız O'nu bilmese de, O'nun hepimizi bildiği çok açıktır.

Aşık Veli ~ Hal gerektirirse..

Aşık Veli, Hal gerektirirse, Kuluna Merhamet etsin Helak etmesin için, Kulunun Yüzüne karşı, gözünün içinden Allah'a yalvarır..

Kafir - Zalim ~ Münafıklık..

Kafir ve Zalimler Müslümanların casusları gibidir; fakat münafıklıkları, kendi aleyhlerine Müslümanların lehine çalıştıklarını anlamalarına imkan vermez.

"Min Ruhi" Sırrı..

Min Ruhi olmadan, Ömer değil Hz Ömer, Putperest Ömer dahi olamazdı.. Sen şimdi O Ruh nedir düşün.. Cennet de Cehennem de O Ruh'dan (Min Ruhi) sorulur; Amel'den değil.. O Ruh olmadan ne Hayat vardır ne Mana ne Rahmet!.. Kedi Köpek de O Ruh'dan ama, sorulmaz onlara hiç Kendilerinden!..

Madensel Ruh, Bitkisel Ruh, Hayvani Ruh.. ~ Min Ruhi!

Hakikat'de Madensel Ruh, Bitkisel Ruh, Hayvani Ruh vb diye ayrı ayrı Ruhlar yoktur.. Aynı Ruhun Farklı Mertebeleri Anlatılmak için böyle söylenmiştir.. Yani Şeytan'ın Ruhu Meleklerin Ruhu filan diye bir çok ayrı ayrı Özler, Ruhlar değil, her Mahluk Tek Bir Ruh'un (Min Ruhi) Mertebelerinin bir Tecellisi Eseri olan ayrı ayrı Varlıklardır.. Taş'da Bitki'de bu Ruh'un bazı Mertebeleri keskin ayrılmış olarak Tecelli etmişken, Hayvan Melek Cin daha çok Mertebeyi Toplayan Varlıklar olarak, Nihayet İnsan ise bütün Mertebeleri Toplaması Sebebiyle Kendi Ruhum'dan denmeye en layık bir Mahluk olarak, Aynı Ruh'un (Min Ruhi) en büyük Tecellisi bir Varlık olmuştur.. Yoksa Manasız bir İnsan değil Taş bulunmadığı gibi Ruhsuz bir İnsan da yoktur.. Mecaz-Hakikat deyip insanları aşağılarken, dikkat et düştüğün ayrılığa.. Lakin her Mahlukta olduğu gibi Gaflet, Kendinden haberdar olmayış İnsan'da da Mevcuttur.. Kimi beşikte bundan haberdardır İsa (as) gibi, kimi Mezara Kendinden haberi olmadan girer.. Fakat bu o'nun Manasız ve Ruhsuz olduğunu göstermez!.. Şeytan'ın Kendinden haberi olmayıp, Özünün Ateş olduğunu sanıp, Adem'in Özünün ise Toprak'tan olduğunu İddia etmesi gibi!.. Ruh Mana değil, bir Mertebesi Mana'dır! Hele ki İnsan (Ademoğulları), işaret ettiğimiz gibi Kendi Ruhumdan denmeye her açıdan en layık olanıdır!.. Ruh hakkında yaptığın ayrımlar Mecazi olup, Hakikati işaret etmiyor ve Külli Bilgi'yi de Kuşatmıyor.. O halde Ukalalık edip de Haddini aşma..

"İnsan" Sırrı!..

İnsan'ı yok beşerdi yok hayvandı yok şucuydu bucuydu, kategorilere ayıra ayıra, böle böle, parça pinçik yapıp, Kim'e karşı Perde sarınıyorsun üstüne, ben demeyeyim, sen anla..

İnkar - Psikoloji ~ Ben-lik - Ego

Görünmeyen bir su damlasının bu boyuta bu Surete bu sürede gelişini gerçekten iyice düşünen İnsanın herhangi bir şeyi İmkansız görmesi ve İlahi görememesi, İlminin değil Aklının Zayıflığındandır.. İnkar ise psikolojiktir (Benlik-Ego)..

Keramet - Mucize - Evrim ~ Hokus Pokus!

Veli'de görünene "Keramet", Peygamber'de görünenine "Mucize" denir.. "Hokus Pokus" da, Sihirbaz'ların kullandığı göz yanılsamalarına, el çabukluğuna derler! Hakk'ın Mucize'sine Hokus Pokus benzetmesi yapana ise, "Seviyesiz", "Edepsiz" denir! Mucize öyle "hokus pokus" benzetmesi yaparak geçilecek bir mesele de değildir! Edepsiz ve Seviyesiz Cahile göre ise elbette Hakk da Mucize de Komik Basit şeylerdir; o Evrime İnanır çünkü, Bilimseldir o!

Felsefe Akıl - Şeriat Ayrımı..

Haram'ın azı Haram değil ise Ateş'in azı da çok can yakmaz, arada bir çakmağa tut parmağını; Acı da bir Zevk verir sonuçta.. Ben bu Felsefecilerin Akıl ve Şeriat (Nebevi Bilgi) ayrımına bir anlam veremiyorum, aşırı Zeki olsalar gerek..

"Beşer" Ayrımı..

Hz Peygamber "Ben de bir Beşerim" buyurduktan sonra Beşeriyet "Karanlığı" Melekler gibi senin Gözünde demektir ya Hu; "Beşer"de değil ki neyi Tenzih edip neyi neye göre Kötüleyici oluyorsun onu?!.. Göre'n ne şimdi senin de, doğruyu iyiyi huzuru görebil?.. Hep bunlar Felsefe kafası!

Onlara hidayet geldiği zaman insanların inanmalarına, “Allah, beşer bir resûl mü gönderdi?” demelerinden başka bir şey mani olmadı. İsra 94

Nispetler..

Hiçbir şey kendiliğinde Çirkin, Kötü, Haram, Vehim-Hayal, Noksan, Batıl değildir.. Nasıl olsun, hiçbir şeyin Hakk'tan Gayrı vücudu yoktur.. Şu var ki Ateş bedenine Nispetle, Çirkin beğeniye Nispetle, Batıl Haram Allah'ın Rızasına Nispetle! Dikkat et, Tenzih dahi, sana Nispetle, bazen Küfür bazen Hak olabilir! Halbuki o Kendiliğinde Kötü olmaz! Çok kere aktardık, Zina ve Cima Aynı Fiildir! Sen örnekleri çoğaltabilir, daha doğru ifade edebilirsin.. O halde Nispetleri Doğru kurduktan sonra, Hakk'a olan Nispetin de Sahih olur, ve Perde kalmaz!.. Varlık Vücud bakımından ise zaten hiçbir şeyin kendiliğinde Vücudu yoktur ki Hakk'ın Zatı Ruhu Vücudu Tecellisi artık ne dersen Sana herhangi bir şekilde Uzak olsun, Perdeli olsun! Bilakis Yakından da ötedir! Sesini çok yükseltmemeni nasihat ederim, her şeyin yeri belli, Uzaklık ve Perde senin Cehaletinde!

Kedi ~ Tasavvuf

Kedi, köpek gibi kendini kullandırtmaz.. Onun için mi nankör demişler.. Kedi'deki Marifetleri saymakla bitmez..

Kulluk

Kulluk bir Ömür, her An'dır..

Akıl

Akılsızca bir şey yok; Aklı Aşan olduğu ise muhakkak..

Ruh ~ Min Ruhi

Bedenin elleri kolları bacakları var diye zannetme ki Ruhunun elleri kolları bacakları var.. Parçan yok; Bir tanesin Sen.. Endişe etme sana el ayak da O'dur!

"Beşer" Ayrımı!

"Ben de sizin gibi bir beşerim" buyurduktan sonra, Beşeriyet "Karanlığı" artık senin gözündedir, Beşer'de değil!

"De ki: Ben de sizin gibi bir beşerim.." Fussilet 6
Onlara hidayet geldiği zaman insanların inanmalarına, “Allah, beşer bir resûl mü gönderdi?” demelerinden başka bir şey mani olmadı. İsra 94
"..Ve onları sana bakar görürsün ve onlar görmezler." Araf 198

"İnsan" Sırrı ~ Tasavvuf

Bize göre "İnsan" tek bir mana tek bir bütündür.. Bir şey bir yerde bitip bir yerde başlamayacak kadar kestirilemez bir birlik halinde!.. Çocuk da bir Kocaman adam da!

Ruhundan üfledi! ~ Zevk

Kendi kendine başkasıyla konuşur gibi konuşup görüşüp aynı bu oyunu oynar kendi kendine de zevk edebilirdi.. Ama işte O, öyle yapmadı!; Ruhundan üfledi.. Kendinden, başkasını, ; istedi!.. İkram etti, Lütfetti! Zevk ki bir ihtiyaç değildir, bize ihtiyacı olmadığı gibi! Fakat O Allah ki O Allah! Aah ah!

Esma ~ "İlmi Zatının aynı".. ~ Nispet

Esma'nın birliği, çoklukları yanında ancak Zatın birliği ile vardır.. Zat ve Esması demek zorunda kalırız çünkü Duyma ve Görme birbirinden farklı tecelli eder.. Lakin kendi başlarına varlıkları yoktur denemeyecek kadar da kendi başlarına varlıkları yoktur.. Onun için İlmi Zatının aynı buyurmuşlardır.. Duyma ve Görme aynı zamanda Kuvvet'dir diyebilir miyiz?.. Allah neye güç yetiremez ki bu nitelikleri Kuvvet ile birleyelim!.. Şüphesiz ki nispetler bize göredir ve bu bize göre İkramdır, Zenginliktir! Aşk da öyle, bizi Aşık etti Kendini Maşuk, bu İkilikten Kavuşmanın, Birliğin Zevki Neşesi yerine geldi!

"ve nefahtu fihi min ruhi"

"ve nefahtu fihi min ruhi" Ayetinde, "..Ruh üflediğimde.." değil, "..Ruhumdan Ruh üflediğimde.." değil, "..Kendi Ruhumdan üflediğimde.." buyuruluyor.. Kelimelerden Medet umuyorsun ya, işte Kelimelerden Medet sana!.. Bir de neye kısmına dikkatini çekelim.. "fihi" : İçine.. Neyin içine? Tesviye edilmiş Toprağın içine!.. Ruh'a Ruh üflenmez, zira içi de yoktur!.. Nefsinin içine Ruh üflediğimde de buyurulmaz.. He sen buyurursan başka paşam!.. "Can" ise zaten Beden'in Canlılığıdır, kertenkelenin kopan kuyruğunda kalan Can'lılık gibi.. Bu üflemenin örneğine başka bir Ayet'den Hazretin anlatımıyla işaret edelim:

"..Allah Hz. İsa hakkında şöyle demiştir: 'Topraktan kuş sureti yarattığında..' Kast edilen yaratılış suretidir. 'O da Allah'ın izniyle kuş olurdu.' Burada Allah sureti yaratılmışa izafe ederken onun kuş oluşunu da Hakka izafe etmiştir. Seni yaratması hakkında ise şöyle demiştir: 'Onu tesviye ettiğimde...' Bu ayet 'Topraktan kuş sureti yarattığında... ayetinin bir benzeridir. Sonra şöyle der: 'Ona kendi ruhumdan üflediğimde..,' Bu ise 'O da Allah'ın izniyle kuş olurdu' ayetine benzer.."

Evet paşam "ve nefahtu fihi min ruhi" Ayetinin Hakikatte nasıl olduğu, kısaca bildiğin gibi böyle.. Mecazı ve Manevisi ise yani Manevi Ruh ise İman, Haller, İlim, Nur, Manevi Kuvvet, kısaca Esma Tecellileri.. Hakikisi ise işaret ettiğimiz gibi "Sen", yani Özün, yani "Ben", yani Esma değil, Zat Tecellisi oluşun.. Dikkat et ki İmanı olan herkes Zati İrfana kavuşamaz.. Hallerin peşinde koşan O'nu bilemez.. her Alim Hakk'a her Arif Zat'a Arif olmaz.. Hakkın Nur'dan Perdeleri de mevcuttur.. Manevi Kuvvet ise kime neye karşı nasıl?.. Halbuki Kemal Zati İrfandır ve Sen Zati Tecellisin, Sen Allah'dan bir Ruh olduğun Hakikatini bilmeden, Kendini bilmeden, Ruhun Manevisi Mecazisi sana ne lazım!.. Sen Kendin Ondan bir Ruh olduğunu bilmeden, sana dışarıdan nefesler tükene dek üflense ne üflenmese ne!..

İlim - Aşk

Aşk olmadan ne Hal olur ne İlim.. Lakin İlim olmazsa Hal ve Aşk, Gaflet ve Şımarıklıktan öteye geçmez..

O, O, O..

Senden bana benden sana, kendimizden kendimize, insandan insana, biz engel olmadığımız sürece iyilik eden, öğreten, kemal veren O'dur!.. Biz O'na nasıl engel olabiliriz ki? Tanımazlıktan gelerek! İnsan O'nun dürtüşlerine aldırış etmeye etmeye bilmezlikten hatırlamazlıktan gele gele Cehennemin dibine iner.. O zaman O Perdesini indirip Yüzünü göstermez olur; çünkü oyunu bozulmuş olur! Emin ol Mızıkçı kesinlikle biziz! O'nun küsmesi de işte böyle olur! Halbuki bizim Yaramazlığımızdan Küsmelerimizden hiçbir Hayır gelmez, Kin Kibir Savaş doğarken, O'nun Oyunbozanlığından bile Aşk gelir, Bilgelik gelir, sırf Hayır gelir! Sen O'nu bir de Ahirette gör! Sen O'nu O'ndan sormuş ölülere sor! İşi gücü aşkı Dünya olan Yaramazlara sorma, bilmezlikten tanımazlıktan gelir onlar! Perdeden başka bir şey inmez onlara! Sen O'nu Muhammed'den (as) sor! Ben O'nu O'ndan daha tanıyanını görmedim!

Tasavvuf ~ "İnsan"

Ya Kafir gördün ya Mümin.. Ya Halife gördün ya Hayvan.. Ya Şeytan gördün ya Melek.. Sen şimdi "İnsan"ı gördün mü zannedersin?! İnsan'ı görmeden Hakk'ı göremezsin, Hakk'ı görmeden İnsan'ı göremezsin!

"İnsan" Sırrı ~ Tasavvuf

"İnsan" diye taş, bitki, hayvan, beşer hepsini de tekil olarak kuşatan yani Hakk'ın Sureti'nin Halifesi olan Külli Mana'ya derler.. "Ben de sizin gibi bir beşerim".. Yine belki anlamayacaksın ama, dereceler farketmez; Çünkü Mertebesinde bütün beşerler (Ademoğulları) "İnsan", Hayvanlar dahi Halife'dir!.. Hayvan vardır seni Cennet'e Cehennem'e girdirir; halbuki hiçbir Hayvan Kafir değilken Allah Hakikati İnkar eden "İnsanlara" Hayvan'dan daha aşağı buyurmuştur; Neden? En yetkin Halife olan "İnsan" olarak yaratıldıkları için, ne olacak!.. Yoksa hangi Hayvan'a bu şekilde yüksekten Hitap etmiş, hani?! Yaratmazdı bile! İnsan-ı Kamil, ortada "İnsan" olmasaydı, Kamil olamazdı dikkat et.. Şu da var ki İnsan'ların Ruh'u (Min Ruhi!) olmasaydı "İnsan" da olmazdı! Şimdi sen bundan başka Külli bir Mana İddia ediyorsan bu Mana'dan aşağıda bir Mana'ya işaret ettiğini bil.. Yok bu Mana'yı göremiyor ve kabul edemiyorsan da "başkaları"nı bırak, sen önce kendine bak, İnsan-ı Kamil'i görmüşsün güya (!) ama daha "İnsan"ı görememişsin; Dikkat et bu Mana'da "İnsan"ı görmeden Hakk'ı görmemişsin demektir! Bu durumda Sivrisinek Ayetiyle hitap edilenlerden daha aşağı düşersin!.. Şimdi sen bizi senin mertebende olamadığımız için kale almayacağından, sana senin yüce ulaşılmaz mertebende (!) bir Zat'dan Hitap edelim, O'ndan bir Kelam paylaşalım da o zaman belki anlarsın ne dediğimizi!

Allah Adem'i nurdan yaratmak isteseydi, ışığı gözleri alır; görünüşünün güzelliği akılları durdurur; kokusu nefesleri kesecek bir şekilde yaratırdı. Onun için devamlı boyun eğen insanlar kılsaydı, meleklerin yükleri ve musibetleri hafiflerdi. Fakat Allah yarattıklarını onun aslından bilmedikleri bazı şeylerle; hayırlılarını ayırmak, büyüklenenleri içlerinden kovmak, kendini beğenmişleri onlardan uzaklaştırmak için imtihan etti. { Ali (kv) }

Kader ~ Akıl

Hiçbir insan yoktur ki bu dünyada iyilikten ve kötülükten nasibini almamış, almayacak olsun.. Bilmişlerin "Kader" hakkında Tedbir'den, bir de üstüne Akıl'dan bahsetmeleri ne kadar da acıklı!

"Melik" Nedir - Kimdir..

Melik nedir? Ve Melik kimdir? İkisi de bilinmek icab eder.. Çünkü ya Sahibini bilmiyor olursun, ya Sahipleniyor olursun..

Açık olduğunu zannedersin lakin Kuran değilsin!

Eğer Kuran'dan konuşuyorsan Kuran Apaçıktır.. Lakin Sen, kapalı bir kutusun, toplaman ve açılman gerek, ikisi aynı anda bulunman gerek! Mesela "Ruh"? Vahyi mi kastediyorsun? Meleğimi kastediyorsun! İnsan'ı mı kastediyorsun! Ben'i mi! Zat'ı mı kastediyorsun! Nur'u mu kastediyorsun!.. Ahmaklar gibi tartışmaya açmak değil, ne diyorum ben diye ayrıca açman gerek! Toplayamazsan açamazsın! Hepsi yerli yerince bulunman gerek! Yoksa kendini kandıran şeytansın! Hepsi yerinde açmazsan da toplayamazsın! Düğmeleri aşağıdan yukarı mı bağlayacaksın? Yoksa yukarıdan aşağı mı? Rastgele mi! Çocuksun ama büyük sorumluluk! İsimden bahsediyordun? Enel Hakk! Hani Hakk! Açık olduğunu zannedersin lakin Kuran değilsin! Sanki Allah'a bulaşık bırakıyorsun; yıkasın! Oldu! Apaçık değilsin çünkü sen!

Melekeler - Melekler

Sen melekelerinde bir an zaaf hissetsen kıyameti koparansın!.. Onun için Melekler'i melekelerin yapmışsın.. Hayırlı olsun Hakikat Mecaz değiş tokuşun.. Aslında değil Meleke, ve Melek, İsim bile bırakmaman gerekirdi ya! Neyse..

Kuran - Mecaz - Hakikat

"Kuran'da Mecaz'lar vardır siz cahiller Hakikatini anlamıyorsunuz" diyen kimseler, şimdi "Onlar hayvan gibidirler hatta daha aşağı" gibi Ayetlerdeki Mecaz'ı "Evrim", "İnsansı" diyerek Hakikat yerine koymaya çalışıyor! Çelişkinin bu kadarı!

İki-lik - Bir-lik ~ Tek-lik

O'nun Muradı olan İkilik Mübarektir ve Yücedir.. İnsanların Zannettiği ise İkilik de olsa Teklik de olsa! Şirk'tir..

Ruh - Min Ruhi ~ Evrim

Her şey "OL"muştur! Her halinde de "OL"maktadır! "Oluş-mak-ta" değil!.. Yani, hiçbir türlü Evrim söz konusu değildir, her Kare kendi başına Mükemmel ve her Kare Önce ve Sonra kaydı olmaksızın Zamansız bir Taayyün ve Tespit ile Ezel'de Hükme bağlanmış olarak açığa çıkmaktadır! Sonradan oluşan değil bir bütünün An be An mükemmel olarak açığa çıkışı söz konusudur! İsa (as) bebek iken konuşması, her Beşer gibi Allah'dan bir Ruh olduğu Sırrı Perdesinin ondan o vakitte kaldırıldığından olmuştur! Oluşmuş bir şekilde değil! Keza çamurdan yaptığı kuş heykelinin bir anda canlanıp uçması da, Evrimle olmamıştır a Hakikati Zorlayan ve Daraltan! Adem'in (as) yaratılması da aynı öyle Rabbin'den "OL"muştur, Oluşmuş değil! A Alim geçinen Zavallı, Hakikat bunlar, Mecaz ise ağzında gevelediğin ve bir türlü Bütüne bağlanamayan saçma sapan yorumların! Evrim geçirmeyip Berzah'ta olduğunun farkında olmayan da Sensin! Bu seslenişteki sertlik senin ahmakça ve pervasızca yorumların yanında çok çok yumuşak çok çok edepli kalmaktadır! Ama senin elinde ne yazık ki bunu görebilecek bir Terazi yok! Mecaz sensin!

Fena

Düşüncelere dalıp gidiyor bedenini unutuyorsun, Müzikle de kendinden geçiyorsun.. Düşünce'den ve Müzik'den vb böylece fena bulabiliyorsun.. Ya Varlık'ta?.. Varlık'la Fena bulabiliyor musun!.. Yani Varlık'da Beka bulabiliyor musun!

Akıl ~ Felsefe ~ Vahdet-i Vücud

Vahdet-i Vücud nasıl bazıları tarafından tam anlaşılamıyor ise, Aklın Yolu Bir olduğu da öyle anlaşılamıyor.. Aristoteles'in Yolu da kesinlikle Bir'e çıkmıştır.. Çünkü İş İki'ye kalmaz ki Bir'e çıkmasın!.. Elbette ki bu Kemal Resul ve Nebilerdeki Kemal değildir! Çünkü onlardaki Kemal Fikirlerinden gelmediği gibi, Akıllarından da gelmemiş, Vücud'dan gelmiştir! Ve gerçek şu ki, sayısız Felsefeci'de görüldüğü gibi Fikirler ve Nefisler O Yola perde olmuştur; Akıl değil!

Tevekkül

Fiili Dua'nın kabulu Tevekkül'ün içinde sırlanmıştır.. bunlar ayrıymış gibi rezalet etme.. Fiili Dua senin Tevekkülü bırakıp sebeplere gözünü dikmen değildir.. Namaz kılacaksan seni uyandırması.. çalışacaksan güç kuvvet vermesi, işleri kolay kılmasıdır.. Yani sen Tevekkül'e ermiştin de cüzi iraden kalkmıştı, şimdi onu kullanacaksın!; öyle değil!.. Belki şimdi onu gerçekten tüketip, Tevekkül'ün ne demek olduğunu anlama fırsatı açıldı!

Kendin..

İtiraz eden kalmayınca, herkes kabul edince, kendine ne anlatacaksın.

Ey Allahım

Etrafında dönenenleri boş çevirme Allahım.

Esma ~ Kendi Sureti üzere ~ Min Ruhi - Vahdet

Sen Esma değilsin ama hepsi de Sen'in üstünde görünmüyor mu.. "Kendi Sureti üzere yarattı".. Kendiliği, Zat ve Esma ilişkisini böylece kendin üzerinden anlayabilirsin.. Zatını da, yine Sen'in Zatından, "Min Ruhi" Sırrından anlarsın.. Yani hep "Vahdet" ile..

Ayet ~ Muhabbet

Hatrına Ayet getirirsen Muhabbet kilidini açarsın.

Küfür Sırrı - Şımarıklık Sarhoşluğu..

"Allah'ın Rahmeti her şeyi kuşatmıştır".. Öyle olmasaydı, dinli dinsiz bir kerecik olsun rahat nefes alamazdı.. Konuları bu kuşatıcılıkta göremeyen neyi hangi çapta görüp kuşatsın!.. Dağ Taş anlıyor da Kafir mi anlamıyor?.. Mecaz senin babandır afedersin; cahil! Anlayabilirsen, mesele Şımarma meselesi, Derin bir Şımarıklık Sarhoşluğu! Onun için kimisi azıcık sıkışınca kimisi ölünce uyanır gaflet uykusundan!

Kelime ~ Mana

Çocuklar hani "açıl susam açıl" gibi veya hiç anlamsız "sihirli kelimeler" düşünürler.. Hayali Hazine'leri açmak için Hayalden Kelime Anahtarları.. Büyüdükçe bu Anahtarlar değişse de Aranan hep aynı Hazine.. Kelime'ler Mana'dan geldikleri için Mana Hazinesinin Anahtarlarıdırlar; açmak için saçma sapan değil Manalı düşünüp konuşmak gerek.. Mana ise illa Bir şeyin Manasıdır.. Çünkü bin de birdir.. Mana'yı Bulana Tek ve Bir Hazine vardır.. O Hazine'den haberli olmayanın, elinde sayısız anahtar, hangisi açacak bulamaz, hiçbiri de birine uymuyor.. Kaldı ki Hazine'nin ne hayali ne maddi bir anahtarı da yok; Anahtarı da Açacak olanı da Açılacak da Hazinenin Kendisi! Şimdi Hayali anahtarları hazineleri bırakıp O'na Müracat etmek lazım!

Kelime..

Yar, Yaratıcı, Yara, Yardım..

Yar

Hiç geçmiyor ki Yar'ime merhem arayayım.

Akıl ~ Din - Bilim..

Henüz Ölmediği halde -yani ortada deney-gözlem olmadığı halde- Öleceğine-Yok olacağına Aklen (!) Bilimsel olarak (!) kesin İnanmış (!) adam, Ölmeyeceğine İnanan kimseye Aklını kullanmıyor, İnanıyor Cahil diyor! Yani böyle bir Bilim Adamı yahut Felsefeci geçmiş zamanlarda muhtemelen Ölen bedeni soğuyan Sevgilisini Pişirmeyi Ateşe atmayı istemiştir!.. Cahilin İnancının sarsılması -ateist veya felsefeci olması- bu seviyedendir; Hormonları tüplerde gördüğünde Duygu'nun Yokluğuna Hükmetmek gibi (!), yahut H2O dendiğinde Su'yu anladığını zannetmek gibi bir seviye! Hani Fakir'in Kibri gibi! Zengin olsa ne fayda! Allahım Ahmakların Zulmünden koru..

Felsefe ~ Tasavvuf

"Tanrı"ya İnanan bir Felsefeci, İnsan'a varlık vermesi sebebinin Akli olamayacağından ötürü, gittiği Yolun Yanlış ve Kısır-Döngü olduğunu anlamayacak kadar Ahmak olabilir mi.. Böyle bir Felsefeci'nin "Tasavvuf" hakkında görüşü düşüncesi ne olabilir ki!

Melekler - Melekeler

"Sırf "Melekeler"dir asli varlıkları yoktur" deyip, Melekler'e İnanamamanın (!) nesi "Akli"!.. Aklı almıyor Gözü görmüyor diye "Tanrı"yı İnkar eden Cahil'den farkı ne! Putperest neden nasıl somutlaştırırsa, böyle İddia eden Felsefeci de aynı şekilde soyutlaştırır! Fark ne! "Kibir" Fakir'de de aynı Zengin'de de aynı olduğu gibi!

Deizm ~ Tasavvuf ~ Hakikat

Deist, "Hakikat" İddiası ile ortaya çıktığında bu onun Peygamberliği Reddi sebebiyle kendisiyle Çelişmesi demektir.. Herhangi bir Hakikatsizlik İddiası ise, yine "Hakikat"i İddia etmek anlamına geleceğinden bu da "Hakikat" ile Çelişmek olacaktır.. Lakin Deist'in durumu daha kötüdür, çünkü Çelişkisi kendisinin "Tanrı" İnancını da ortadan kaldırır..

Zalim-Mazlum..

O'ndan Gayrı Mazlumlar yoktur! Onları Yaratmakla Mazlumlarla aynı Kaderi paylaşmış, Yok sayılmıştır! "..Allah ve Resulüne Eziyet ederler.." Kendisine yapılan Kötülüğe O'ndan daha Sabırlısı yoktur.. Olur ki Mazlum eline güç geçtiğinde Zalimlere karışıverir!.. Allah ise Mutlak güç sahibidir, asla Zulmetmez!

Diyet..

Hiçbir Küfür, Şirk, Mazeret yoktur ki O'nun Hakikatlerini örtebilsin.. Nasıl Doğruluktan şaşsınlar, nasıl Sapıtsınlar, Aşıklarına Kefil ve Diyet bizZat Kendisi olmuştur!

Sinelerde Saklı olan İyilik..

Ameller, Kalplerde saklı İyiliğe ulaşamaz.. Çünkü biri Fiil öbürü Sıfat, hatta Zat'tır.. İyiliğin Fena'sı mümkün değildir (Sana gelen bütün iyilikler Allah'tandır) ; Perdelenme ise her şeyde mümkün olabilir..

Nefs ~ Ben-lik ~ Yaratılış ~ Ruh

Benlik sahibinin, kendi kendisinden hesap sorup kendisini cezalandıracağı bir Yaratılış üzere bulunduğundan haberi yoktur; yani en büyük Tuzak ve Düşmanı olan Kendi Nefsinden haberi yoktur!.. Halbuki o, Vicdan'ından da öte, Özünde Allah'tan bir Ruh'tur (Min Ruhi) ! Onun için hesap günü Kafirlerin uğrayacağı Hüsran gibi bir Hüsran Dünya'da yaşanmamıştır..

Nefs

Kötülerin Akibetini sen Dünya'da gör, Ahiret'e bırakma.. Hainleri düşün mesela; Dostunu Düşman'a değişen, Düşmanından nasıl Emin olabilir? Yani Kendinden! "Menfaat"in Hainliğine, Kendi Nefsinin Kendisini düşürdüğü Tuzağa bak!

Hürriyet!

Sen Dünya'ya müptelasın ve mahkum zavallı kölesisin; ne Hürriyeti? Hiçbir zaman hür olmadın, bu şekilde zaten olamazsın.. çünkü sen zaten Hür bir varlık değilsin ki!.. Başta Nefsine, Kendi Kendine mahkumsun, ve Alem'e, elaleme Muhtaçsın! Ne Hürriyeti! Hayal Perest!

Hakk-Batıl ~ İman-Küfür

Allah'ın İzni mi seni daraltıyor?! Ne Kafir İman'a engel olabilir ne de Müslüman Küfür'e! İman da var olacak, Küfür de! Ne Kafir Mümini yok edebilir ne Mümin Kafiri yok edebilir.. Kafir de şüphe edecek, Müslüman da! Müslüman Kafir olur, Kafir Müslüman! Hüküm Allah'ın! İstisna ise O Allah'ın Ehli! Onlar nefislerini kendilerini Yok etmekle meşgul oldular! Küfrü de Gaybı da aştılar gerçekten Şehadet'e, Vahdet'e, Beka'ya erdiler!

Nefs

Nefs köpek gibidir usanmadan havlar ve ısırır da.. Onunla Cihad'dan nice ganimetler vardır İnsan'a.. Sabrı ve Azmi talim edersin.. Kalbin pınar gözeleri açılır.. O zaman onun musallatı Arı'nın etrafında dolanmasına benzer, debelenirsen sokar, rahat olursan yani hareketlenmezsen, aradığını bulamayınca gidiverir.. Akıllı olmazsan en kötüsü, debelendikçe şeytanın işi ele almasıdır.. onun "vantrologluğuna" kendi kendine konuşuyormuşsun gibi kanarsın da, seni seninle aldatır.. Nefsi bilmeden olmaz!..

Dua ~ Salavat

"Allah'ım Muhammed'e Rahmet et" diye diye uyuyan Rahmet'le uyanır.

Yüzün nereye dönüyor..

Nefsin sana Seslendiğinde, Yüzün nereye dönüyor..

Akıl Bir'e varmıyorsa.. ~ Tasavvuf

Akıl Bir'e varmıyorsa, Akıl denmez ona.. Felsefe dediğin geviş getirmekten ibaret olur.. Tasavvuf'dan gayrı yol gitmek Aklın Şirki değil de ne oldu şimdi; Aklın varsa söyle!

Kim ne Soracaktı..

Zevk vermese kim ne İsteyecekti.. Acı vermese kim ne Soracaktı.. Celali Cemali Bir etmeyenin Yüzü yok!

Dünya'ya indirerek..

Ruhları Dünya'ya indirerek, Ayrılığı, Gerçek Yaşam'ın nasıl olması gerektiğini, olmaması gerekenleri, Sevgisini, Saygısını, Hasreti Aşkı, Tek Rabb-İlah Kendisi olduğunu!.. Tam olarak belletiyor mu belletmiyor mu!..

Halvet

Halvet bidayette içe olur.. sonra dışta olur.. Nihayet iç dış kalmaz..

Zaman - Evvel, Ahir..

"Zaman" Vakit değildir; geçmişten ve gelecekten (Evvel-Ahir) ayrı düşünülemez.

Son Peygamberlik Sırrı..

Son Peygamber (sav) oluşunun sırlarından birisi de artık dünyanın küçülmesi, insanların tek bir kavim gibi birbirinden haberi olması temas kurabilmesidir.

Yaratan..

O sadece Yaratan değildir.

Hiçbir İmkan ile ulaşılamayacağı bir Hakikat'in içinde..

İnsan hiçbir İmkan ile ulaşılamayacağı bir Hakikat'in içinde yaşamaktadır.. O, şah damarından daha yakındır.. Manayı Hakikati ararsan, iyi kötü manasız bile gelse hiçbir şeyi red ve inkar etme, çünkü irtibatsız hiçbir şey yok.. Sonuçta Uykuda karşılaştığın en manasız Rüya bile Manasız değil, lakin sen Tabirini yapamayabilirsin.. Sen O'nu inkar etsen de dikkat et Hakikat seni inkar etmez.. Layık gördüğün yere koyar.. Manasızlık sen'de, yani Bilgisizliğinde.. Lakin irtibatlar sayısız ve mertebe mertebedir; ama hepsi de tek bir Nispet'e Kul.. Hakikatleri sınırsız sayısız, Hakikat ise tek ve bir!.. İş sadece Mana'da da kalmaz, sözümüzün başında dikkat çektiğimiz gibi hiçbir İmkan ile ulaşılamayacak bir Hakikat içinde yaşıyorsun; Teslim (İslam) ol, iş sana kalmaz!

Ayna

Yansıma, sadece aynalarda, yansıtıcı yüzeylerde değil.. Sanki her şey tek bir Ayna içinde!..

Aklen..

Bir şeyin tanımı yapılmadan diğer bir şeye kavramsal olarak geçmek Aklen mümkün değildir. Mesela sen, İnsan mısın? İnsan nedir! Mahluk nedir? Yaratılmış nedir! Varlık nedir! Varlığı geçtim Akıl nedir! .. Akıl akıl deyip duruyorsun, hani sanki mağazada satılıyor, giyip çıkıyorsun!..

"Teori" ~ Din

Allah Ehlinin Zikrederek açtığı Hususiyetler "Teori" olarak tanımlanamazlar.. Böyle bir tanımlama, iyi niyetle Din'in Hususiyetinin Kuşatıcılığını Zabtetmeye çabalamaktan ileri gelir.. Halbuki Hakikat'in Kuşatıcılığı yanında Hususiyetinin bulunması zaten "Din" demektir..

Mutlak Dostluğu kabul edene kadar..

Mutlak Dostluğu kabul edene kadar, göreceli dostlukta sürünmek hakkındır.

Çocuğa yani Gafile "Din" tabi oyuncak gelir..

Çocuğa yani Gafile "Din" tabi oyuncak gelir.. Ama duygu durumlar değişince, sıkıntı lütfedip yeterince misafir olunca, ilaçlar kar etmeyince, Tanrılar yüzlerini ekşitince, haram helal, cennet cehennem düşünmeye başlarsın.. Akıl eşeği çamura batar!.. Tanrısal şımarıklığın verdiği gaflet uykusu kaçıverir, ciddiyet gelir; Allah Babayı aramaya başlarsın!.. Rahman ve Rahim olanı.. Daha bir şey gördüm sanma; görenedir görene..

O Evvel'dir Ahir'dir..

Celalini hatırla ki zalimlerin sırıtışları yüzlerinde asılı kalır.. Cemalini hatırla kurtlar kuzular dost olmuştur.. Azametini düşün ki Nefsin çıtı bile çıkmaz..

Şimdi O'nun Yokluğu Varlığında gizli;
gam çekme yoksun diye, apaçık görülürsün; yokluğun O'nun Varlığında gizli..

Zaman'ın Dünyadaki geçici görünüşleri seni şaşırtmasın, gereken her ne ise o An'da kalıcı olmuştur.

O Evvel'dir Ahir'dir..

İşte düşün..

Bu Karanlıkta ne işi var Işığın? Çölde Suyun ne işi var?.. Çirkinlikte Güzellik ne arıyor? İşte düşün Kainatta Dünya'nın ne işi var!..

Ruh

Alem'den O'nun Ruhunu çektiğini düşün.. geriye ne kalır?.. Şimdi bu düşünüş mümkün olmayacak, soru da cevap da mecaz kalacağından, anla ki Hakikatte "Ruh üfleme"nin mecazı olmaz.. İsa (as) ölüleri diriltti diye Allah'dan bir Ruh olmadı, o zaten her beşer gibi Allah'tan bir Ruh'tu, Allah ölüyü diriltti.. İbn Arabi Hazretleri Efendimiz "Kuran'da mecaz yoktur" buyurmuştur.. Anla ki anlayasın, ama sen hala zannındaki manadan dolayı mecaz ile avunmaya devam edeceksin.. O Ruh (Min Ruhi) Canın da, Mananın da, Suretin de, her şeyin Canıdır! Bu yüzden, mecazi anlamda Canına kıyanlar, yani Kafirler Müşrikler, Zalimler, Özlerine (Min Ruhi) değil, ancak manalarına kıyabilirler!

Zikr

Kendisini tutmaya kavramaya çalışmadan, "İsmini" Zikret.

Rubik Küpü - Zeka Küpü

Bu Alem, O'na dayandığı için, "Zeka Küpü" gibi değil.. O'nun Keyfiyeti yok çünkü.. O ise, O'dur işte!

Cahilin İnsanlık anlayışı..

Osmanlı'da opera bale yokmuş.. Cahilin İnsanlık anlayışı: Opera, Bale, Bar, Otel, Arena, Randevu evi.. Sonuncuyu Fransız aksanıyla seslendir bak çok büyük bir incelik elde edeceksin: Randevuğh..

Zat Sıfat Tecelli ~ Sıfatları Zatında Sabittir..

Sıfatları Zatında Sabittir.. Değişen, Sıfatların "Tecellileridir".. Zatı değişmediği gibi Sıfatında da değişiklik olmaz; azalma ve çoğalma Tecelli'dedir.. Basit bir misalle: "Zenginlik" Sıfat, Altın "Tecelli"dir.. 40 Dünya dolusu Altının olsa "Zenginlik" artmayacağı gibi, Altınlar azaldığında da bir eksilme olmaz.. Keza Sıfatlar değişmediği gibi Tecellilerinin de bir Sonu yoktur.. Ve bu sadece İlmi, veya Akli bir durum değildir; Tecelliden hissedilen Sıfatının ta kendisidir.. Lakin Tecelli bizim Nefsimiz üzerinden Ruhumuza (Min Ruhi) O'ndan gelirken, O Zatında Zengin'dir, Gani'dir.. Zaten Kamil Kul Sıfatların Zuhuru olan, değişen gelip geçen Tecellilerle meşgul olmaz, Sıfatların Özünü Sırrında (Min Ruhi), O'ndan bir Ruh oluşunda, yani Zenginliği Zatında, Allah'da (cc) bulmuştur!.. Tecellileri Zevk edinir lakin, Eserler ile meşgul olup Sanatçıdan gafil kalarak değil, Müessir ile dolup taşarak!

El Gani

Allah, tuttuğun kağıt para dahil her şeye varlık veren Zengindir, ama hiçbir şeye yukardan ve uzaktan baktığını görmedim.

Kalp ve İlim

Amel'den ziyade asıl Kalp'den ve İlim'den sorar.. Ama pek oralı olmazsın!..

Suret

Dışarıdan baktığında, yani sureten, ameliyat masasındaki insana eziyet işkence ediyorlar zannetmek gibi, "Düşüncede" de Surette kalmak mümkündür.. "Hakikat Suretsizdir" deyip kalmak yeterli olmaz.. Fena'dan Beka'ya geçmeden Kemal bulunmaz..

Kader Sırrından

Niye sığınayım iradem varsa.. yoksa da, nasıl sığınmayayım.. Azcık Düşüncen varsa, Kader Sırrından bir "Serzeniş" sana..

Hu

O, şeytan mı, melek midir, ins mi cin mi, iki mi de bir, kötü mü de iyi dir.. Uzak mı da yakın oluyor?!.. Celal ve Cemali 99 İsmi ile İki mi oldu ki, Birliğini Birliğinden ve Birliğini Tekliğinden Tenzih ediyor, veya Teşbih'de kalıyorsun!.. Cahil mi ki Biliyor, Bildiriyorsun! Muhabbetine doyum olur mu!

Nefs - Tabiat ~ Ruh

Ruh, Tabiatın Emrediciliğinden beridir.. Gerekirse ölür, ama yine de Tabiatının Emrini kabul etmez.. İnsan kadar olmasa da Hayvanlar dahi böyledir, İntihar dahi ederler.. Buna sen Nefs dersen, nefs hakkındaki Cahilliğinden diyorsun.. Hatta İnsan (Min Ruhi) Tasavvurundaki (!) rabbine İsyan edebilir!.. Hakk'ın Sırlarının, İlminin sonu yok..

Tevekkül

Ortada kazık gören, Devesini tabi ki o kazığa bağlayacak! Ya ne kazık ne devesi olmayan ne yapsın!

Tasavvuf

"Onlar kördür, sağırdır, anlamazlar, hayvandan daha aşağıdırlar" Ayetini bu devirde en güzel en tatlı olarak, sokaklara düştüğünde Zevk edebilirsin..

Hesap..

Rahmet isteyene, neden Rahmet olunmasın ki.. Hesap sorandan, neden hesap sorulmasın ki..

Modern Pezevenkler!

Ah Modern Pislikler.. Kadın Hakkı diye kıçınızı yırtarsınız, sonra da Restoranlarda Kafelerde tanımadığı heriflere hizmet ettirirsiniz, Kıçını Başını açtırır elaleme seyrettirirsiniz.. Allah Belanızı versin! Kadının Hakkı bu mu! Modern Pezevenkler!

İlim ~ Salat-ı Daim

Sana İlim verilmemişse, yani ulaşamamışsan, onu gider gelir, alır verilir zannedersin; halbuki Allah'ın İsmi nasıl gitsin gelsin! Giden gelen alınan verilen senin durumuna göre verilen Hükümdür! İlim ise Sabittir!.. Külli olan İlim Sen'de Bilen ve Bilinenini bulmamışsa elbette Aktif olmaz.. Bu Aktif olmayış ise senin Gafletinden ibarettir.. Yoksa alınan verilen bir şey yok ortada! Ben daim namazdayım (Salat-ı Daim) deyip veya Secde'yi seccadede bırakarak Aktif İbadetleri yani "İlişkiyi" Muhabbetullahı ve Marifetullahı kaçıranlar gibi!

Hak-ikat

Rüya'ya Uyanıklığa göre Rüya, Uyanıklığa da Rüya'ya göre Uyanıklık diyoruz.. Halbuki Rüya'da da Uyanıklık'da da Aranılan "Hakikat"tir.. İşte, "Hakikat"; Hakk'ın Zati Tecellisinden ibaret!

Zaman - Hareket - Ruh - Can - Akıl

Varlığın Can'ı Hareket'den kaynaklanmaz. Şeyler Sabit olsa bile Hayat O'nda daimdir.. Zaman da
(Ed Dehr) aynı şekilde, şeylerin akışı dursa da akar.. Daha doğrusu akmak değil de kendi özünden çağıldamak-kaynamak diyelim.. Canlılık bir hareket görünmese dahi O'nda böyle sabittir.. Çünkü Ruh Özü Kendi Zatındandır.. Ruh'un Hareket ile algılanmasına Can deriz.. Peki Zaman'ın akışı durmaktan başka değişse veya Hareketler karışsa, yine de Algılayabilir miyiz?.. Elbette, O'dan birer Ruhlar (Min Ruhi) olduğumuzdan yani Zatımız Kendisinden Sabit olduğundan, sadece Algılama suretimiz değişirdi.. Nedenselliğin ardışıklığı değiştiği için Aklın sadece algılama sureti değişse de o da aynı Ruh'un-Zat'ımızın gözü konumunda olduğundan yine bir şey değişmez, aynı süreç farklı görünümde yaşanırdı.. Nasıl Şimşek-Işık ile Ses ayrı geldiği halde durum değişmiyorsa, Zaman da öyle başka türde yine hareketten ibaret olduğu zannedilirdi!.. Bir şeyin görünümü (Tecelli) değişmesiyle Zatı değişmez.. Ve bir surette örtünmesiyle Hakikati (El Batın) de değişmez!.. Kuran-ı Mecid'den ilgili Ayet-i Kerime ile sözümüzü sırlayalım..

Görmedin mi Rabbini gölgeyi nasıl uzattı?
Eğer dileseydi elbette onu, sakin (sabit) kılardı.
Sonra da Güneş’i ona (gölgeye) delil (yol gösteren) kıldı.
{ Furkan 45 }

Rüya'ya Uyanıklığa göre Rüya, Uyanıklığa da Rüya'ya göre Uyanıklık diyoruz.. Halbuki Rüya'da da Uyanıklık'da da Aranılan "Hakikat"tir.. İşte, "Hakikat"; Hakk'ın Zati Tecellisinden ibaret!

İlim Malum.. Marifetullah

Hz Ali Efendimizin (kv) buyurduğu gibi İlim, kişiler üzerinden değil, Hakikatler üzere elde edilebilir. Mesela "Nefs" dendiğinde sen veya başkasının "dedi kodu"su değil, Nefs ve Mertebeleri söz konusudur.. Ta ki İş tom-jeri, kedi-köpek, Musa-Firavun kavgasından yani masiva'dan böylece sıyrılıp Varlık Mertebelerine, Kendi Nefsine ve Ruhuna-Özüne, Esma'ya, Sıfatlara, Cenab-ı Hakk'a varabilsin.. İşte o zaman senin Düşüncen bile Hakk ile Sohbet olabilir.. O zaman Musa'da da Firavun'da da Halk Perdesi olmaksızın Hakk'ı görebilir bir Marifet'e erişebilirsin.. O zaman sen de sen olmaz, fena bulursun.. İşte İlim ve Malum aynı oldu; Marifetullah gerçekleşti..

Himmet ~ Birleme..

Himmetini Allah'da toplamayanın gücü yoktur..

Manevi Nimet..

Maddi Nimet için dahi olsa Manevi Nimet şarttır.. Paranın yokluğu Manevi Nimetin yokluğu yanında hiçtir hiç!

Kulluk

Para'ya mı kulluk ediyorsun, Nimet'e mi, Veren'e mi?!

Aşk

Verse Nimet artar, vermese Aşk!

Veli Nimet.. Hu

Nimetler bizim mi?.. Yahut O'ndan başkası bize bir Nimet verebilir mi?! O halde "Veli Nimet" O!

Din Nasihat! Hata ise Benlik'tir!..

Hakk'a varmak için Hatalara mı muhtaçsın?!.. Nasihatler yetmiyorsa.., başına musallat olan şu Nefsinden başka Huzur'a çıkış yolu yok mudur dersin!.. Her şeyde O'na gözlerini açanın yolu nefse şeytana dünyaya uğramaz! Din Nasihat! Hata ise Benlik'tir!.. Dini Allah'a Halis kıl! Öyle ya da böyle, Kafire de Müslümana da O'ndan başka çıkış yok!

Nefs ~ Dünya ~ Aşk

Hatalar sana nasıl Doğru'yu gösteriyor, Benliğini Öldürüp Hırsını gideriyor, Hakk'ı işaret ediyor? Çünkü Dünya baştan sona Tuzak kuranların en hayırlısı olan Allah'ın Tuzağıdır! Ta ki kendinden bile geçecek bir Aşk'la O'na düş!

Dünya

Şeylerden İlahmışlar gibi nefsinde endişe edip medet umup, seni hep terkettikleri halde yine onlara ümit bağlayarak onlarla avunuyorsun.. Halbuki onların hükmü sadece nefsinde, vehminde geçerlidir; Kalb ise Dünya ile hiçbir zaman Tatmin ve Huzur bulmaz! Hakk'tan yüz çevirmenin Karşılığı-Ceza olarak Dünya! Onda İlahların sonu gelmediği için Endişenin de sonu gelmez, artar! Allah'dan başka Allah yok ki İlahlar olsun! "Allah'a kaçın!" (Zariyat 50)

Takva ~ Tasavvuf

Belirsiz şeylerden korkma; Takva sahibi ol!

Allah Sevgisi..

Her gün Allah Sevgisi hakkında bir şeyler söyle.. Kendine!

Allah'ın İsimleri ~ Tasavvuf

Resim de Fotoğraf da Heykel de, bütünüyle görünen Alem de, Suret'dir.. Suret, Işık (Nur) ve Şekil (Musavvir) dir.. Sonra, daha öncesinde hepsi de Sanat (Sani) dır.. Yani İlmen (Alim) baktığında, hepsinde hepsi bulunur.. Ama mesela sadece "Fotoğraf" Asıl olamayacağı gibi elbette ki "Sanat" (Sıfat) da sadece "İnsan" (Eser) elinden çıkandır denemez.. Mesela, Sanat mı üstündür İnsan mı, da denemez; çünkü Sanat ondan görünebilirken aynı zamanda İnsan'ı meydana getiren de odur.. Ki her Suret "İnsan" değildir.. Keza Alem'de Işık'sız "Suret" meydana çıkmaz ki Sanat görünür olsun.. Kısaca, Anlarsan, İsimler (Esmaül Hüsna) birbirinden ayrı mütala edilemediği gibi, onların kendileri ile, eserlerinin kendileri arasında da Farklar ve Mertebe farkları vardır.. Yine Anlarsan, onlar kendi başlarına da eser meydana getirmezler.. Ve nihayet görürsün ki onlarla eserleri üzerinde Tek Bir Şey Hüküm sürmektedir.. Nedir "O" !

Mükafat

Sen'den daha büyük mükafat var mı Ey Allahım! Huuuuu Hu! Huuuuu Hu!

Mükafat

Onun bu dünyaya kıyas edilmeyecek mükafatları var.

Canlı Resimler..

Canlı Resimler gözler önünde.. Canlı Resimler Canan içinde.. onlara Can veren Cananı görmez misin..

"Muhakkak ki o, gerçekten Kerim Resûl’ün sözüdür.".. ~ Kuran'da Tasavvuf - Vahdet!

Muhakkak ki O (Kur’ân), gerçekten Kerim Resûl’ün sözüdür.
Tekvir 19

Muhakkak ki o, gerçekten Kerim Resûl’ün sözüdür. Hakka 40

Cebrail'in yani bir Meleğin Sözü mü ? Allah Kelamı mı?

"Resul'e İtaat Allah'a İtaattir" Ayetinin Manasınca Peygamberin (as) Sözü mü? Allah Sözü mü ?

"Ve o, hevasından konuşmaz." Ayetinin Manasınca "Hadis" mi (Söz!) ?
Allah Kelamı mı ?..

Yukarıdaki söz konusu iki Ayet'e göre Resul'ün Manası Tasavvufi Mana'da Vahdet ile açıklanmazsa nasıl açıklanacak?! Aksi halde;
Hz Peygamber'in (as) yani Resul'ün sözü mü ? Cebrail'in yani bir Meleğin Sözü mü ? Allah'ın Sözü mü!

Akılsız Cahiller ne kadar inat etse de "Kuran", ancak Tasavvuf'un İşaret ettiği ve açıkladığı Mana ile, yani ancak "Vahdet" ile açıklanabilir! Gerisi yetersiz ve boş Kelam!

Evrimin Çelişkileri.. (Devam)

Kutup Ayılarını çöllere taşı milyonlarca yıl geçsin Hörgüçleri çıkmaz.. Develeri Kutuplara taşı, milyonlarca yıl gözlemle (!) Onlar da Kutup Ayılarına dönüşmez! Ee? Hani deney hani gözlem hani Bilimsellik!

Yer-çekimindeki Azizliğe bak! ~ Esma

Kola kutusu gibi büzülmüyoruz ve dünyanın dönüşünün olanca hızına rağmen de uzaya savrulmuyoruz.. Dünyanın çevresinde havada öyle geziyoruz da aşağı düşmüyoruz.. Yer-çekimindeki Azizliğe bak!

Matematik ~ Bir - Tek ~ Tasavvuf

Matematiğin temeli, görülen şeylerin çokluğuna dayanır.. 1 ise sayılamaz.. Matematiğin var sayılması, Çokluğa, Parçalara dayanır.. Var sayılan şeylerin var sayılması ve olması mümkündür; keza Vehim ve Hayal veya sudaki pipetin kırılması, yamuk aynalar böyledir.. Yok da böylece var sayılabilir.. Halbuki Yok yoktur; yani daima yok oldukları halde var "sayılan" şeylerin yok olmaları dışında bir yokluk yoktur, daima "Var" olan ise sayılamaz Tek'dir ve O yok olmayan Kaynak'tır.. O Tek ve Bir, Kendisi ile Kaynak olan, yok sayılır ise, diğer şeyler zaten var sayılamaz.. Her şey yok olduğu halde Baki Var olanın ne olduğu gayet açıktır.. Onların var ve sayılması halinde, Kaynakları kendileri olmadığı ve çok oldukları da açıktır.. Halbuki onları Tek ve Bir olmadıkları halde Tek ve Bir olandan ne kendi başlarına ne de topluca apayrı bulunmadığını görürsün; onları bütün yönlerden kuşatan tek şey Tek ve Bir olanın, Tekliği ve Birliğidir.. Sayılanlardan olan Sıfatlar da böyledir.. Merhamet, Adalet, Görme, Duyma vb bütün bu Sıfat denilen şeyler de aynı Kaynak'ta Tek ve Bir olan "Var"da, sayılamaz parçalanamaz durumda, aynı "Kaynak"ta çağıldamaktadır.. O, görülen görülmeyen her sayılanın Kaynağı, Tek ve Bir olan O'dur.. İnsan'larda veya Sıfat'larda var sayılan Bilincin Tek Kaynağı dahi O'dur.. Zira "Var" denildiğinde Zikredilen ancak O'dur!

Akıl - Duygu ~ Büyüklük

Alemde büyük neye göre büyüktür, küçük neye göre küçüktür.. Alem neye göredir ki!.. Vs.. İşte bu salt akıl böyle yarı yolda kalır, fikir de boşa çıkartır, boşluğa düşürür.. Ama Allah sana senin duygularında halinde Büyüklüğünü bir tattırsın, bak bakalım o zaman O Büyüklükten Şüphe duyacak mısın!.. Hatta akıl fikir yine şaşırır da küçüklüğünü unutuverirsin.. Yahut hayret eder kalırsın da O Büyüklük kalbinden aklından fikrinden hiç çıkmaz gitmez..

Mana ~ Nuzul'de Uruc ~ Min Ruhi ~ Münazele

İndiren de O, çağıran da O.. Topraktaki Tevazuyu ve Verimliliği, Sudaki Temizlenmeyi ve Yükselişi, Güneşteki Aydınlığı, Cömertliği ve Nefesteki Alışverişi, Yenilenmeyi vb Sonsuz Manaları görenler, bu gördüklerini inkar edemezler.. Bu Çağrıyı Can Kulağıyla dinleyenler, Beden Arzında Halife Kılınmış Latif Ruhlardır.. Onlar Kendi Özlerine Zulmetmekten sakınırlar; Ayrılıkta Aşk'ı, Nuzülde Urucu, Çoklukta Birliği, Kesafette Letafeti, Ölümde Hayatı, Özlerinde Özlerini (Min Ruhi) bulurlar.. Davete canla başla İcabet ederler! Kaybolmazlar! İnkar edecekleri Küfredecekleri bir şey bulamazlar.. Elest Bezmindeki Ezeli Hitab Kalp Kulaklarında El An Yenilenir.. Onlar Fena'dan Fena bulmuşlar, Beka'dan Beka'ya ermişlerdir..

Nefs

Nefsinden daha büyük yalancı yoktur.

Kamil Kul

Cahil insanların ilgisini, Kamil Allah'ın ilgisini çeker.

Nefs

Nefsine kapılıp gidersen, o oldun demektir.. o zaman onu nasıl karşına alıp da söz geçirebilesin..

Zaman

Son gün gelip çattığında.. Ölüm öldürüldüğünde.. Artık Zamanın Varlığı hakkında düşüncen ne olur..

Ruh - Can - Düşünce ~ Beşer - İnsan - Canlı Cansız ~ İnsan-ı Kamil

Ruh'a (Min Ruhi) göre Can da Düşünce de, Beden gibi dışarıdadır.. Ruh'a göre ne canlılık ne ölülük ne dış iç ne aynı ne gayrı diye ayrımlar da yoktur ya, anlatmak için söylüyoruz.. Beşer İnsan gibi ayrımlar da Ruh Sırrına göre izafi kalır, çünkü İnsan-ı Kamil hem Bitki hem Hayvan hem Beşer hem İnsan, bütün bir Alemdir! Lakin o, Kendi Özünün Sırrına Vakıf olmuş, Dünya Perdesi kalkmıştır!.. Zaten Ezelden (Elest Bezmi) Allah'dan bir Ruh (Min Ruhi) olduğunun Tam farkına varmıştır!.. Şah damarından yakın olan şah damarından yakın olduğu halde İnsanlar, Alem, aynı yerinde duruyor ya?! Öyle! Hele büyük kıyamet koptuğunda seyr et O'nu sen!

La ilahe illallah Muhammeden Resulullah!

"Bulmuşun da bunuyorsun" derler hani halk arasında.. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah! Şükr et, Hamd et, beş vakit davet edenin Huzuruna var!

Tecelli ~ Min Ruhi ~ Suret ~ Vahdet

İki elin farklı iki iş yaptığını düşün.. O'nun aynı An'da hepimize Farklı Tecellisi bu gibidir.. Bu Esma-Sıfat Tecellileri Mertebesindedir.. Zati Tecelliye gelirsek.. O Tek olduğu halde Farklılık nasıl mümkün olur? Ve nerede yer bulabilir?.. Ayrı ayrı mekanlar alemler mi var?!.. Hayır, O'nun Ruhunda her birimiz Ondan birer Ruhlarız (Min Ruhi) da öyle.. Bu Ahirette de böyledir.. Zannetmeki Suretteki Tecelli Aynılandı diye hepimize Aynı An'da Aynı Tecelli olur!.. Her birimiz Esma'dan Sıfat'tan geçip Tecelli Eden Zat O olduğu Bilinirse başka! Yoksa Vahdet Suretin veya Tecellinin Aynı olmasında değil! Yani her birimiz O'nun Ruhunun Aynında Ruhları olduğumuzu bilmemizle mümkün O Vahdet! Yoksa Zati Tecelli, Suretin aynılanması değil.. Şunu unutma: Tecelli olunanlar kalkarsa, Tecelliden Muradı -yani O- gerçekleşmemiş olur! Böyle bir şey de Manasızdır.. Subhandır O!

Mahbub-i Subhani Abdulkadir Geylani (ks) ~ Celalin Cemali

Geylani Hazretlerinin Celalini anlamıyan, Allah'ın Celalinin Cemalinden ne anlar..

Ümmeti Muhammed Cahildir, Akletmez, Allah nedir İman nedir Kuran nedir bilmez!

Adam var dağın başında köyde geleneğin ortasında kafir'dir küfreder.. Böylesini tanımadıysan, yani O Himmeti anlamadıysan, tabi zannedersin ki bu Ümmeti Muhammed Cahildir, Akletmez, Allah nedir İman nedir Kuran nedir bilmez!.. Sen Erdin de Bilirsin, Şehadet edersin!

Müşahede

Gece olsun, Gözlerini kapat da, O seni çepeçevre hudutsuz saran Siyahı iyice bir yokla, Müşahede et..

Zikir

"Allah'ım Seni Seviyorum" demeyi Zikir edin.

Hakk nefsinin hakkıymış gibi..

Hakk nefsinin hakkıymış gibi Oyun Hileye meyleden İmtihanı kaybetti.. Hakk'tan uzaklaşan Hakkı kaybetti!

Vesvese ~ Akıl - Duygu ~ Min Ruhi - Kalu Bela ~ Platonik Aşk!

Uyanık olunmazsa, Vesvese kendini bir başka vesveseyle ör-t-er.. Hakk ise İnsan için kendini böyle kundaklamaya gerek duymaz. O örtülemez apaçıktır! Akıl arapsaçını çözmek ister; Kalp ise Sıfat Tecellilerini zaten "Yetkin-Muhtaç" olarak kabul edicidir, ve burun kıvırmaz..; bu kişiye göre değişir mi?.. Duygusuz salt Akıl, Akılsız salt Duygu -ki bunlar Esma Tecellileridir- olur mu diye sormak daha doğru olur!.. Kaldı ki "Ruh"a (Min Ruhi-İnsan Zatı) gelirsek ikisinden Özünde daha Yetkin olarak onlarla iş görmekten Münezzeh halde "Kalu Bela"dan her şeye Hazır Nazırdır.. Allah Mudil'dir! Allah Hadi'dir! Kim neye Kime varabilirmiş! Kim Kimden neyden uzak durabilirmiş! Sevgilinin "Kendisini" İsteyeni geri çevirmesi düşünülemez! O'nun Platonik Aşığı olamaz!

El Kadim ~ Ayan-ı Sabite ~ Tecelliler ~ Zaman ~ Elest Bezmi ~ Min Ruhi

İlmin'de her şeyin Sabit olması Tecellilerini Kadim yapmaz.. Sıfatları Zatında Sabit ve Kadim olduğu gibi Tecellileri Sabit ve Kadim değildir.. Dün yediğin elma bugün yediğin elma değil.. Sayısız Değişik Tecellilerin Vücud'da yeniden yeniye açığa çıkmalarıyla Zatının (Ruhunun) Sıfatlarıyla Tek ve Bir (Vahidil Ahad) oluşu Değişmediği gibi, İlminde Kendini ve Tecellilerini Ezeli (Zamansız) olarak Sabit Biliyor olması da ne onları ne de O'nu Kayıtlamaz.. Keza O'nun üzerinden Zaman da geçmediği, lakin Kendisi Evvel, Ahir, Dehr (Esma) ve Anı Daim olması gibi.. Şeylerin İlminde Sabit olmalarını şöyle de ifade edebiliriz: Onları Hatırlamamıştır ki Unutsun; yani değişme olsun.. Ve bizler (Min Ruhi) Vücud'a getirildiğimizde Tecellisine (Zati Tecelli) Tam Mazhar kılınmadığımız için Varlıktan bir koku almış sayılmayız; nasıl Kadim olalım.. Sevgilinin Cilvesi bu.. Yani Vücud'a gelmeleri ve bulunmaları (Elest Bezmi) Tecellileri olmak bakımından onları elbette Tek ve Bir olma Kadimliğine eriştirmez.. Belki O'nun Ruhunun Ruhları olmak Lütfuna Mazhar kılınmakla Nur üstüne Nur oldu-k.. Elbette bu Kadimliği, Tek ve Bir olmayı tatmak koklamak demektir! ; yani O'nu.. Sevgiliyi!.. İlminde ise biz, İlmi (Tecelliler) Suretler olarak önce ve sonra, ve şimdi de Sabit olarak, sadece Kendinden Kendine Tecelli ettiği Suretinden ibaretiz; nasıl Kadim olalım!..

Perspektif - Suret - Hayal ~ Geniş!

Suret'de "Çizgi" yoktur.. Yani "Şekil" yoktur.. O (Suret) şekille çizgiyle Kayıtlanmaz Bütün bir "Görüntü"dür.. Şekil Suretle değil Genişlik (Vasi) iledir; Dokunmaktaki veya mesela Perspektif'teki.. Ve Suret "Hayal" de değildir, Hayal "Suret"dedir, ayrı ve üstünü değil ona tabidir.. Mesela "Üçgen".. Yoktur.. O "Perspektif"de vardır.. Ya "Perspektif" var mıdır.. hayır o (prizma ve gökkuşağı gibi) Suretteki bir Belirimidir.. Suret neye ta-bidir, O'nu söylemeye hacet yok..

Şahdamarından daha Yakın.. ~ Mümin Kulumun Kalbine Sığdım..

Şu bütün her şeylerin nedeni, şu bütün her şeylere sebep olan var ya.. Şahdamarından daha Yakında.. Ve Kalbine sığmak istiyor.

Fena - Beka ~ Nefs ~ İkilik ~ Tevazu ~ Birlik

Fena'da iken Sen yok musun ki, Beka'da olanın beraberliğini İkilik görüyorsun.. Nedendir bu devamlı Nefs hatırlatman; Tevazu gibi, yani Kibir mi?! İşin Hal'inde Adetinde kalan, Hakikatini nasıl anlasın.. Senin Aslın Nefs midir ki, Fena Hal'inden çıkınca İkilik olsun.. Fena bir Hal gibi gelir gider diyorsan, Sen Beka hakkında zaten ne bilesin de ne konuşasın.. O İkilik dilemese Sana ne lazım!

Zahir - Batın ~ Tanrılar Zıtlığı!

Zahir diye bir tanrı olsa, bi de Batın diye bir tanrı olsa.. Bunlar el ele verip "gel beraber bir şeyler yapalım" deseler.. Ortaya neler, ne çıkardı acaba.. Bunlar ayrı olsalar birbirlerinden haberleri olmaz, çatışsalar birbirlerine girselerdi de karman çorman, bir şey çıkamazdı ortaya!

Merhametsiz Mazlum olmaktan daha kötüsü var mı!

Ey İsrail, şu gaz odalarına kapatılan, onca zulüm gören Yahudiler Sen değilmiydin! Merhametsiz Mazlum olmaktan daha kötüsü var mı İsrail? Seni Dinin kurtarır sanma, Münafıklar Cehennemin en alt tabakasında İsrail!

Min Ruhi

Sen Allah'dan bir Ruhsun! Erkek Kadın, Zengin Fakir, Irk vs ayrımlarla, bu Kendi Özün Sırrına Vakıf olamazsın.. Sen Allah'dan bir Ruhsun! Tabiatlarını Hayvani Şehvetini, Nefsini Kibrini Küfrünü aşmadan, bu Kendi Özün Sırrına Vakıf olamazsın..

Hayvan sorulmaz Dünya Cennetinden.. Bu Sırdan Haram Helalden, Sen sorulacaksın!

Ey Can, Vehmi bırak
Hayal değil Yanarsın


Gönülden Kulluğa gel de
Latif ve Aziz olanı Tanıyasın

Kendi Özünden Kendin Mahrum kalmayasın!

Tesadüf ! ~ Madde - Ezeliyet

Tesadüf'ün gerçekleşmesi ortada bir şeylerin olmasını gerektirir; yok ise, Tesadüf edebilecek bir şey yok, yani Tesadüf yok demektir.. Elinde ıstaka ve masa ve üzerinde bir sürü toplar olacak ki Tesadüf gerçekleşebilsin, halbuki kim bilardo toplarının, ıstakanın ve masanın Ezeli Ebedi olduğunu ve Tesadüfen oluştuğunu iddia edebilir; eğer bunlar Ezeli değilse -kaldı ki kendisinin böyle bir zamana yayılmış bir varlığı da yoktur- ne imiş o Ezeli diye İddia ettiği Madde!? Ve şu veya bu Ezeli ve Ebedi'dir diye İddia edilen şeyler neler imiş!? ki birbirlerine Tesadüf etmişler! Ahmak veya zır cahil Kafir olmayanın böyle İddiaları olmaz!

Tasavvuf'da Keşf ~ Rüyalar - Aristoteles

Aristoteles'in "Rüyalar Üzerine" söyledikleri, onun sadece sözümona maddi şeyleri kabul etmesi anlamına gelmez.. Yani mesela Rüyalar hakkında konuşurken "Geleceği Görmek"ten hiç bahsetmemesi, o konuda bir Keşfinin olmayışındandır.. Sabah net olarak gördüğü rüyayı gündüz birebir yaşamamış bir kimse zaten bunu başka nasıl bilebilir ki! Veya, nasıl inanabilir ki! Ya bunu ona bir Peygamber söyler ve kabul eder, ya da böyle bir Keşfi olan herhangi biri söyler.. Fakat kişi kendisi birebir yaşamadan bundan nasıl bahsetsin.. İşte Keşf böyle bir öneme sahiptir.. Yalancılar yüzünden onu inkar etmek lazım gelmez, o ham kişilerin işidir..

Evrim ~ Canlılık ~ Çelişki!

Evrimciler Canlı-Cansız ayrımı yapamayıp 'her şey madde enerji kimyasal tepkimelerden ibarettir' dediklerinde Doğa'da-Alem'de veya Kültür'de herhangi bir şey değişmekte midir? Yani Canlı yok mu olmuştur veya Cansız Var mı olmuştur? Sonuçta Canlı-Cansız ayrımını kaldıran kendileri ve bu ayrım kalktıktan sonra neye zaten Canlı veya Cansız denebilir ki de Ruh-Can İnkar etmek onlar açısından anlamı olsun? Sonuçta böyle bir ayrım zaten yok! O halde neden Evrimciler bir marifetmiş gibi bunu söylemekte bu kadar ısrarcı? Kendileri açısından Bilimsel olarak zaten böyle bir ayrım yoksa, Cansız'dan Canlı çıktığı nasıl iddia edilebilir mesela!? Canlı Cansız ayrımı olmadığını zaten kendileri söylüyor! Ve Tanrı bunu zaten ta ezelden beri söylüyor; "canlıydı da ben can-ruh verdim" zaten denilemez ki! O halde Evrimcilerin ağızları sulanarak ve çok eğlenerek dalga geçerek bu Canlı Cansız ayrımı yapmalarının sebebi ne? Sadece Ahmaklık ve Cahillik mi? Cehalet üzerine kurulu Suni bir Din Bilim çatışması mı? Halbuki Din "her şeyin" Tespih ettiğini zaten söyleyegelmiştir! Sadece Canlı-Ruhların (!) değil! Acaba bu çatışma sadece Cahillikten ve bu kadar basit Yanılgılardan olabilir mi? Çünkü zaten böylece bu Ayrım yoksa, Evrimciler 'İnsan'ın hiçbir ayırıcı özelliği yok, madde enerji yığını kimyasal tepkimelerden ibarettir' derken, başka ne olabilir acaba; "Canlılar dedikleriniz taş topraktan ibaret onları istediğimiz gibi deneysel olarak kullanabiliriz ne olacak ki" mi demek istiyorlar!

Derece derece..

Tümü Hakk Tecellileridir bunların.. Ama kimisi Yaratılışa, kimisi Sıfatlara, kimisi Zatına nispetle.. Derece derece.. "Allah en büyüktür"deki "en", 'Tecellilerim içinde "Ben"..' demektir..

"Tek bir Canlı'dan meydana geldi"! - Evrim

Bütün ama bütün Canlılar trilyonlarca farklı baskı altında kalıp onlara göre farklı özellikler sahibi oldular diyorsunuz fakat bir yandan da hepsi tek bir Canlı'dan Evrimleşti öyle mi?.. Sizce bu söylediğinizde Evrim İddiası açısından çok büyük bir çöküş yok mu? Yani gördüğümüz her Canlı Evrim ile bu şekilde trilyonlarca baskılar altında özellikler sahibi olarak oluştu, ama tek bir Canlı'dan! Bu öyle bir Çelişki ve Mantık hatası ki Evrim başlayamadan bitiyor..

Evrim için ileri sürülen en sabit fikir çita veya ayı insan vb bütün canlılar kendilerini birbirleriyle zorlayan miyonlarca şartlara bağlı bugüne geldiler diyor.. E tek bir canlı tek bir canlı iken o halde nasıl ayı kuşa kuş sürüngene veya diğer olası güya milyonlarca baskı hani nasıl nerde oldular -zaten vardıysa hani evrim- ve bu canlılar böylece zaten yokken hani nasıl oluştular, yayıldılar; güya evrimle ama bu canlılar-şartlar daha yok ki hani nerede başlasın evrim? İşte başlamadan bitti! Yobazlık sadece belli bir grupta tarafta olduğunu zanneden adama neyi anlatabilirsin zaten; sorun psikolojik!

"Allahuekber"

"Allahuekber" denmeyecek bir küçüklük yok ki..

İnanç - Hakikat

Bir şeye Cahil gördüklerinin inanması veya inanmaması o şeyi Hakikat yapmaz ki.. Halbuki Hakikat diye İddia ettiğin şeyi Cahil gördüklerin kabul etse onu reddedecek şüphe edecek bir durumdasın.. Peygamber'e (as) 'şu yanındaki ayak takımını biraz bizden uzak tut da sana tabi oluruz' diyen Müşrikler gibi, hatta daha kötüsü..

Haller ~ Hiçlik ~ Kulluk ~ Kurbiyet - O'nunla!

Duygulara (Hallere) tutularak O'nunla "Tanış" olunmaz.. Kapısında öyle duygular haller, dizi dibine varmadan, Cemalin görmeden, ölürsün; olmaz.. Nereye kaldı, niye kaldı Zat'ına Kurbiyet!? Hiçlikle de olmaz.. Onun için buyurdu, Aşk dahi perdedir.. Ancak: O'nunla olur O'nunla!

Allah Zevki ~ Haram - Helal

Allah Zevk'i Haram kılmamıştır.. Bazı Zevkleri, diğerlerine göre derecelendirmiş, bazılarını Haram saymıştır.. Şimdi sen misal Domuz ve Şarap Zevki için, Allah Rızası ve Şarabı Zevkini kendine Haram kıldın.. Eh ne yapalım, zevk meselesi!

Hu ~ Bilinmeyen ~ Şirk!

Kafir de aciz muhtaç hiçbir şey bilmez halde geldi Hayat'a Mümin de.. Bildiğini iddia eden şimdi Kimin İlmini bildi.. Küfreden Kime etti İman eden Kime.. Bilmediğini bilene Selam oldu, İnat edip inkar eden kendi Nefsine yazık etti.. Kimsenin Hakkı kimsede kalmaz.. Arayan mağarada da, firavun'un sarayında da mahrum kalmadı.. İşleri çekip çeviren Kim? İnsanları Teslim et, esir alma.. Seni Kendinden soranı, başkalarından sorma.. O bilinmeyenden yana şüphelere düşme! Soru da tek bir cevap da.. Celali Cemali birle de Kemal bulup, şeytanlığa melekliğe tapma.. Mahkum Muhtaç olduğun en güzel İsimler Sıfatları ara.. Nefsinin derdine düşüp de Şirk koşma; Sevgiyi Aşkı Muhabbeti Sabrı Şükrü İyiliği, En Güzel İsimlerin Sahibini Nefsine Şirk koş!..

"Ve onları sana bakar görürsün, lakin görmezler"..

Putperestler taştan tahtadan yaptıkları putlara bakıp Allah'a yaklaşıyorlardı, ama nedense onlara kendi içlerinden kendi suretlerinde bir beşer olarak gönderilen Peygamber'i göremediler!

"Ve onları sana bakar görürsün,
lakin görmezler" Araf 198

Kuran-CI'lara göre, bu Ayetin manası ne ola ki..

Latif - Kesif ~ Ruh (Min Ruhi) ~ Ruh ve Alem İlişkisi ~ Zaman

Ruh (Min Ruhi) hiçbir zaman bedenle, kesifleşmedi ki ayrı olsun.. Hoş bu Alem de kesifleşmedi, ama illa da öyle diyorsan en basitinden sen bir şeyle meşgul olunca bu alem nasıl yopyok olunuyor, onu açıkla kendine.. ve devam edersek o'nun (Ruh) Rabbisinin üzerinden bir zaman da geçmedi ki o yönden O'ndan ayrı olsun diyelim.. Ya peki nedir durum?.. Şöyle diyelim: "Allahım! Senin rızanı şefaatçi kılarak öfkenden sana sığınıyorum. Affını şefaatçi yaparak cezandan sana sığınıyorum. Senden de sana sığınıyorum. Sana layık olduğun senâyı yapamam. Sen kendini sena ettiğin gibisin."