Başlıklara tıkladıkça Rastgele yeni kayıtlar gelicektir

Sabır Pazusu ~ Kavuşma Vakti

Aklımızla çözdüğümüzü zannettiğimizle duyusal ve duygusal olarak karşılaştığımızda Halimiz nice oluyor?.. Yakub'un (as) karşılaşmasından Yahudiler anlamadı, ama sen bunu anla.. Kol
pazuların güzel hoş da misal Sabır pazuların İlim pazuların ne durumda? Nefsini Kalbin yener.. Şüphesiz ki İnsan zayıf yaratılmıştır.. Cemal'e Aşık.. Zati Cemal'e ise Aşıklardan başkası bakamaz.. Vahdet'de hiçbir zorluk yoktur; Yiğitlik ve tevazu, yokluk hiçlik "gösterilerini" terket.. zira Kavuşma Vakti bunlar çiğliktir hamlıktır, lüzumsuzdur!..

Akıl.. ~ Marifetullah !

Akıl son haddine vardığında O'na yükselmek için bir Burak'tır.. Cebrail'in titrediği yere kadar seni taşımak için.. Sonra O'nda Kemal bulursun.. Marifet budur.. Yani şimdiki zamanda çoğu şaşkının ve aymazın zannettiği gibi Marifetullah, tam tersine Akla varmak için değildir.. O senin Marifet zannettiğin senin bineğinin olgunlaşması ki onu ulaşılacak Makam, son nokta, Kemal zannetmişsin.. bir de bir havalar bir havalar.. Bir İnsaniyet, Medeniyet, Bilim, Felsefe, Evrim aşkı ki sorma gitsin Halini..

İlim ~ Bilim

"İlim" deyince "Eski" kabul ediyorsun, Bilim olarak kabul etmiyorsun.. Sanki bugünki "Bilim" dedikleri yarın yanlışlanmıyormuş gibi, "Kesin" bir Bilim varmış gibi.. Halbuki yanılma payı hep olmakla birlikte "Rüya"nın bile bir İlmi vardır.. Hani sanki İnsan tarafından bir şeyler Biliniyormuş ve Kesin imiş gibi "Bilim" var da "İlim" yok.. Ah kardeşim Cahil misin ve nasıl bir Cahilsin sen bilemedim ki..

Nafile Huzur..

Nafile Kıyamlarda dur, nafile Rükulara Secdelere var, Büyüktür Rabbinin Lütfu, nefsini ko kenara Nafile Huzura var.

Kayıt

İlk önce Tecellileri geçiceksin.. Nihayet Tecellilerini O'ndan Bileceksin.. Bu Seyr Geniş anlamda İlla O'nunla neticeleneceğinden, bu Bilme'de hiçbir Kayıt olmaz.. yani bazen An'da, Zamansız, veya Zaman'a yayılmış, Evvel Ahir.. kimi zaman şuurlu veya şuursuz, ama Gafletsiz.. kimi zaman verirken kimi zaman alırken.. bazı Uzaktan -Esması ile-, veya Yakından, ama hep O'nun ile, bir Ömür ve Ebedi..

Bir ~ İrade - Fiil ~ Niyet ~ Fark ~ Hikmet

Parmakların dahil herhangi bir şeyi yerinden oynatabildiğin kuvvet ile, oynatamadığın kuvvet, aynı Kuvvettir.. Yani kavanozun kapağının sıkılığı ile, senin onu açman, aynı Kudret sayesindedir.. Şu da var: İrade, yani kavanozu açmak "istemen" de Aynıdır.. Ama Niyet'e gelirsek, işte o Farklı.. İçinde bulunduğun Fiilde ve Fiilden, Senin hiç düşünmediğin, hesaba katmadığın veya Niyet etmediğin Sonuçlar meydana geldiğinden, yani Ceza'dan ve ötesinde "Hikmet"den bunu anlayabilirsin.. Yani "İrade" dahi "Gayrı" değildir, fakat onda "Fark" var..

Bazı şeyler dile gelmez ki

Bazı şeyler dile gelmez ki, nasıl yanlış anlayacaksın..

Kul

Şu kediciğim peşimde niye dolanır, neyin kuludur, bende ne Var, ne diye peşimde dolaşır.. Rızık mı.. Muhabbet mi.. Yarın başka evde olsa unutur gider.. Beni tanır mı; hiç tanıdı mı ki.. Güzel mi güzel; kör topal olsa da yine bir alıcısı vardır Kulun; Sahip mi yok.. Muhtaç mı ki bana.. Bu ne demek şimdi?.. Sen benim hiçbir manam yok mu sanırsın Ey Kul? Benim Manam Kendimde.. E Sen neye Kulsun da Ben yokmuşum gibi! Ben düğüm müyüm ki, çözeceksin beni? Yok muyum bulacaksın? Uzak mıyım nasıl Yakınlaşacaksın? Sen neyin Kulusun ki tanımazsın Beni?

Hu

Onları öyle Korkuttu ki, O'ndan başkası olmadığını anladılar.. Aşk oldu, Aşık oldular onlar.. Rabbim, Ey Alemlerin Rabbi, Aşk olsun Sana!

Nefs ~ Haller ~ Ruh

Eğer Nefsini dikkate alırsan, O çok Yüce'dir, elbette sen bir Hiç olursun.. Ama bu senin Nefsinin bir Hal'idir; "Hakikat" değil.. Çünkü O sadece Yüce değil, ve sen de sadece Nefis'den ibaret değilsin.. Yani Sen Hakikatini bilirsen, elbette toprağında kalmazsın..

Müzik Hakkında.. Din

"O" "Müzik" hakkında.. Notalar kendi başlarına hareket etseler oluyor mu?.. Müzik oluyor mu?.. Olur da, O Notalara Hayat veren Müzik, Kendini olduğu gibi göstermez, tatsızlık olur.. Majorler Minörler, Makamlar.. ya Ona ölesiye gözü kapalı Uymak var.. ya da ölesiye Teslim olmak.. Besteciler var, Müzisyenler, Orkestra Şefi de var.. Ama Müzikten başka bi seçenek yok.. Diğer seçenek "Kibir", yani çelişki, tutarsızlık, yabanilik.. Anlamsızlık.. Hiç tavsiye etmem, Ondan daha Kibirlisi yok.. O'nsuz hiçbir şey yok! Her şeyden Kendisine Yol var Teslim olana, Uyana! Teslim olmayana dahi İslam'dan gayrı Hakikat yok!

Tasavvuf ~ Melamiler (!)

Efendimiz Nurumuz Sırrın sahibi idi, Sır idi de Hira'ya çıktı.. Uzletsiz Halvetsiz Salatsız! Tasavvuf, "Melamiyim Ben" ayakları.. Bütün gün Şeriat Ehliyle, Halkla didişte, ama Hak ile, Halkı geçmiş! İki dakka yalnız kalamaz iki lokmaya sabrı yok, ama Hakk ile, Birlik-te O!

Kul ~ Muhabbet ~ Ayna

Sen O'nu Kendin gibi Benliğine Haris mi sandın da, Yalnız olsun, Kulu Kulları olmasın?.. Hangi Hakikat vardır ki, ister Birlik ister Çokluk, Tek ve Çift, O'nun Bir olan Vechinin Aynası olmasın!

Kul ~ Muhabbet

Kul olunca İkilik olmaz, Aşk olur.. O Gizli olan, Kul ile ortaya çıkmış olur; Aşk olur, Muhabbet olur.. Yoksa ne Evvel ne Ahir, El An zaten kimse O'nunla değildir ki, ne Zahiri ne Batını, ne Birliği ne İkiliği! Kul olunca tek de olursun çift de olursun, bir de olursun çok da olursun.. Şimdi sen artık Lafı kes, Laf Ebesi olma, Kul ol!..

Allah Ehli..

Hal Ehlini, Tecelliler yönlendirir.. Sıfat Ehlini, Esmaları.. Allah Ehli ise, bizZat O'ndan etkilenir..

Yabani olma..

Yol belli Yolcu belli Hancı belli.. Kendi arayışına kapanıp da Yol Yolcu Hancı çıkarma.. Yabani olma! Bak ne buyurmuş Selam olsun o Bulanlardan biri : "Seni, kimseye muhtaç olmadan tek başına yaratan o eşsiz varlık, seni sevdâ içinde tek başına bırakmaz.. Kendi içine kapanıp hayâller, düşünceler meydana getirdiğin evde, yâni senin gönül evinde, seni yalnız bırakmamak için, sana yüzlerce güzel yüzlü eş, dost belirtir."

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil Azîm

Görmeyi Duymayı Parmaklarını Ayaklarını, Nefes almayı.. Sana bıraktım dese, Halin nice olur bilir misin? Ya bir de Seni Nefsine bıraksa... Sen bundan korkup ürkme, Vehm'e kapılma, Üstündekinin İdrakine var da bir "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil Azîm" de.. Muhabbetle Gönülden Şükr'e Hamd'e, Huzur'a var.

Allah için Sevdik

Küçük görme, O'nun için söyledik O'nun için dinledik, O'ndan buluştuk, Allah için sevdik, O buluşturdu bizim kalplerimizi.

Hayret ~ Acayip

Sen şimdi Yaratılışın içindesin ya, Hayret etmiyorsun, her şey normal veya anormal, şöyle böyle filan.. Fakat Bir de "Acayip" var.. "O" Acayip olanı görebilmek için, dünyaya hiç yoktan, şimdi, birden gelmen gerek..

Ateizm Çelişkisi ~ Kayıt

Hakk olarak Fıtrat Dini olduğundan, İslam'da hiçbir Kayıt yoktur.. Haramlar, İbadetler ve Küfür dersen, Mümin bunları Nefsinden ve Kader bakımından zaten gayet iyi bilir.. Yani Günah işlememek gibi bir Kaydın olamayacağını bildiği gibi İşlemenin de bir Kayıt olacağını bilir.. Ama Kafir-Ateist bu seviyede bir anlayışa sahip değildir ve asla olamaz.. Günah yoksa, zaten "Kafir-Mümin" çelişkisi de olmamalı değil mi!.. Başta Nefsini bilmediğinden, ve Dini de bir Kayıt gördüğünden, en büyük Çelişki olan Kayıtsızlık Kaydına düşmüştür.. Görmüyor musun hallerini, onlara göre Nefisleri dahil her şey "İlah" edinilebilir (İnek bile..) ve olabilir de, yalnız Bir Tek "Allah" Gerçek-Hakk olamaz.. Güya dinler, hatta Mitoloji bile olabilir de, bir "İslam" olmaz.. Şunu unutma ki biz genel olarak İnsanlardan değil Hakikatlerden bahsediyoruz.. Yoksa Kafirler diye bir grup var da çok mu Merhametliler çok mu Akıllılar ki?! Bu Kayıtsızlık meselesi herkesin değil, ancak Hakikatli bir Hakikat arayışı seviyesine çıkmaya cesaret edebilenlerin, azmedebilenlerin sezeceği bir iş..

"De ki "Kininizle ölün"

"De ki "Kininizle ölün" Ayeti Müminlerin Nefretini değil, Zalimlerden Rahmet Merhamet bakımından Ümit Kesmişliğini İfade eder.

Tasavvufi Kavramlar - Kavramlar..

Bilgisiyle Kibirlenen bir Hayvan göremezsin; ancak Duygusal olarak Kibirlenirler.. Heybet başka, Kibir başka; Kibrin aslı Cahillikte.. Ben başka, ben-"LİK" başka.. Ben "Ruh", Ben-Lik Nefis diyelim; ama bu "Nefs", "Öz, Saf Kendi" anlamında olan değil; "Ego" diyorlar.. "Öz Güven" ise "Öz"den kastın ne, kavrayışın ne kadar Derine iniyor, ona göre!.. Tabii Nefsini mi kastediyorsun, Sıfatlarını Kimliğini mi.. Allah'ın "Min Ruhi" dediği "Sen" mi.. Sonuçta konuştuğumuza nispetle Kavrayışına göre, Allah'a Sığınmak da Güvenmek de, ister gizle ister aç, bir "Sen"den geçer.. Ve bütün İşler O'na döner!..

Seyr-i Süluk

Konu Sıfatların Tecellileri ise Güneşi görmeyen Şimşeği Aydınlık sanır.. Kaldı ki öyle Tecellileri var ki, Güneş Karanlık kalır.. Böyle sonu gelmez sınırı olmaz, Aşk'ında helak üstüne helak var.. "De ki: “Hepsi Allah'ın katındandır.”.."..

Dünya..

Dünya Seni tanımaz, verdiği Sözü tutmaz, Sana değer vermez, her şeyi sallantıda yarına çıkmaz.. Allah'ı tanı, Mümin Kullardan ol.. Dünya bundan böyle, Nefsin Aklı bu işi anlamaz..

Min Ruhi ~ Aşk ~ Vahdet ~ Tasavvuf

O senin gözün kulağın ellerin ayakların olacak da "Sen" Sır olup ortadan kaybolmayacaksın, Nefsinden Amelinden İnsanlığından Dünya'dan uçup "Ruh" olmayacaksın, öyle mi..

Yaratılış

Ey Yalancı! Ey İkiyüzlü! Yaratılışı sevmeseydin yaşamazdın! Hakikaten sevseydin de Yaratanını bulurdun! Ey Riyakar! Senin Sanattan haberin yok ki Sanatçısını arayasın! Senin işin gücün yemek içmek yatmak ve uçkurun!

Akıl - Felsefe - Bilim - Evrim ~ Zaman

Akl'a göre, bir sonraki an yoktur, yarın yoktur, gelecek yoktur.. O halde sözlerinde Sadık olsalar, ne Akıl ne Felsefe ne Bilim ne Evrim ne Kendileri, gayrı hiçbir şey Yok!.. Peki şu güya "Medeniyet"leri, "İnsanlar", filan.. nasıl varlar? Çünkü, hayatları Yalan Dostum! Aksi halde, "yaşamak" mümkün mü!

Ezeliyet - Kadim ~ Alem ~ Zaman

Şu Alem veya herhangi Alemler hiçbir anlamda hiçbir yönden Ezeli veya Kadim değildir.. Alem'den Kainat'dan Sen ne gördün ne anladın?.. Doğru, Kemalince anladınsa, Kadim olan O'dur, Alemler Kainatlar değil.. Senin bi yapıp ettiğin işler alemin var, bir de iç alemin vardır.. İş işlemek olsa da olur olmasa da olur değil senin için.. Fikrin susmamış, Dilin susmamış, Basit Hallerle eğlencede kaldıysan, İç Alemin Kemale ermemiş, Kesintisiz Huzuru tecrübe etmemişsen, Hala Nefsinden konuşuyorsun.. İş güç hareketle zaman doldurur, Nefsini güya Hakla meşgul edersin ya, ondan.. Yoksa Kainat Kadimdir demezsin.. Dersin de cahillğinden dersin, dediğim gibi işgüzarlığından veya dedi-kodu, laf.. Bak Zaman'dan hiç bahsetmedim var mı yok mu..

"Suretimde Yarattım"..

Sen bir zarar görmesen de, İlkeli, prensipli bir kimse isen, duygusal olarak Öfkelenmesen bile Öfkelenirsin, Sınırları Belli eder hatta Cezalandırırsın.. Sen böyle olursun da, seni Kendi suretinde yaratan O hiç Öfkelenmez mi!

Düz Dünya veya Yuvarlak! ~ Akıl - Kuran

Görmedin mi Rabbin gölgeyi nasıl uzattı? Eğer dileseydi elbette onu, sakin (sabit) kılardı. Sonra da Güneş’i ona (gölgeye) delil (yol gösteren) kıldı. Furkan 45

Bu Ayette Allah (cc) Akıl ve Nedensellik bağlarını koparıyor, ve asıl noktaya işaret edip buyuruyor ki "Güneşle Gölgenin aslında hiçbir Nedensel bağı yok, ben onları öyle göstererek size Deliller veriyorum".. yani buna göre işin esasında, mesela Dünya Yuvarlak mı yoksa Düz mü diye bir Tartışma olsa da Hakikatini öğrenmek istesek, hem düz hem yuvarlak, hem yuvarlak değil hem düz değil.. Hakikat arıyorsan, bundan gayrı Hakikat yok! Buradan bakmadın mı da zaten ha düz görünmüş ha yuvarlak.. hiçbi farkı yok, çünkü zaten Hakikat ikisinde de değil!..

"Melami" ~ "Şeriat"ın "Hakikat"i..

Şeriat Ehlinden iki Kişi düşün ki bunlar ikisi de Haklı olduklarına kani olup birbirleriyle Mücadeleye düşsünler, didişsinler.. İşler kızışsın.. Sonra da birden Menfaatlerini düşünsünler ve ikisi de desinler ki "Ben bu didişmeden vazgeçeyim de Allah bana Cennet'de bir Köşk yapsın".. Ve böylece de Azim gösterip Barışsalar.. İşte sana "Şeriatin Hakikati".. İşte sana "Hakikat"!.. Şimdi Sen Hakikat Ehliyim Teranelerini bırak da Hakikat Mertebesinin senin Kayıtlarına rağmen Genişliğine bak! Şeriat'ı değil kendi Cahilliğini, ve yine Şeriat'ı değil, güya Ehillerini Kınayacaksan Kına.. Sen Halk'tan geçememişsin, bari Kendini Kına Kendini! Daha doğrusu Nefs'i Kına Nefs'i! Yok "Melamiyim Ben" filan ayaklarını geç!

Esmaül Hüsna ~ Hilafet ~ Nefs ~ Ruh

Esmaül Hüsna'nın Hilafeti Nefsinde, Zatının Hilafeti Ruhunda Sırlanmıştır. Esmaül Hüsna Celal ve Cemal'de toplandığından Nefsin Kemali için "Denge" gereklidir diyelim; Kalbini bunun için iki parmağı arasında döndürür durur.. Ta ki Suretine, Esmaül Hüsna'sına Temizlenmiş bir Ayna olasın.. Perde olmayasın.. Böylece Ruhun Ayna'da sadece Sureti, Nefsini değil, Müsemma'yı da görsün.. "Min Ruhi" Sırrı Hilafetinden öte Vahdetiyle, Kalbinin en derininde Ruhunda, Sırrında Parlasın..

Rabb - Merbub ~ "Nispet"ler ~ İsim - Fiil - Sıfat ~ Zat - Ruh

"Acz" insana nispetle Acz, O'na nispetle "Kudret"tir.. Aciz bırakır.. "Nispet"lerin Hakikatine er.. "Rabb" "Merbub"u, Merbub Rabbi gerektirirse de ikisi de Kul ve Rabb açısından İsim Fiil Sıfattan ibarettir.. Ama Zatlar açısından durum farklıdır; Min Ruhi.. Hakikat şu ki elbette Rabb de vardır Merbub da..

Mucize ~ "Ülfet" - "Gaflet" Sırrı ~ Yakin ~ Tenzih - Tenezzül

"Yürümek" vesair yerine Uçmayı "Mucize" saymak, Mucize'yi vesair hem red hem de kabul etmek açısından "Ülfet" ve "Gaflet" Sırrına dayanır; "Adetullah" "Sünnetullah" veya "Akıl" deyip de, "Yakin"den mahrum kalanlardan olma. "Tenzih" ve "Tenezzül" açısından da "Hakikat"ler bunu gerektirir.

Esma ~ Ruh ~ Nefs ~ Vahdet

Kedi Görmesiyle yetinmez, mutlaka Koklar.. Ağma, Görme İhtiyacını Duyması ile karşılayabilir.. Şekiller (Musavvir) Fark'lı, Suret (Nur!) aynıdır.. Görme Duymanın, Duyma Görmenin (vb) aynı olmaz.. İnsan için Fazlası (Nafile) vardır, Temiz Akıl (İlim) ve Temiz Kalp (Muhabbet) ; Marifetullah.. Yani Nefsin Temizlenme, Arınma İhtiyacı olur ki onlarla her biri ayrı Esmaül Hüsna'yı algılayabilsin.. Fazlası (Lütuf) ise, Müsemma'dır ki "Ruh" içindir; O Kulun Nuru Celal ve Cemal'e bağlı Nefsin parlaması gibi Kesintili (Zaman) değil Zati'dir (Min Ruhi).. Arınmaktan Münezzeh, Parlamaktan Gani, Ayrılmak-Birleşmek, Uzaklık-Yakınlık olmayan "Vahdet", "Ruh" içindir..

Kalbini eğip bükeceğine..

Kalbini eğip bükeceğine, "Dilediğini Yaparsın ne gam" de.

Gaflettir, Vehimdir..

"Yalnızlık" Yaratılmıştır, yani Gaflettir.. Çünkü İkincin yok, Sen'den başka Yok, ki "Yalnız" olasın da, "Yalnızlık" olsun.. "El an" da öylesin.. Ve Kulun da yine, Sen Varken nasıl Yalnız olsun ki, "Yalnızlık" olsun.. O halde bu Yalnızlık, olmayan bir şeydir, Gaflettir, Vehimdir..

Kullarım..

"Her şeyden kesilin, Bana gelin" dedin.. Kimisi Korktu kimisi Acele Koştu.. Öyle bir pazar kurdun, öyle hile ettin, öyle tuzak kurdun ki, herkes bu işten karlı çıktı.. Kimine Zatın, kimine Sıfatın kimine Nimetin.. Ortağın yok, hepimizin payına Sen düştün!

Ezel ~ Ruh ~ Beyin - Nefs

"Ruh"un Oluştuğunu, hem de "Beyin" aracılığı ile meydana geldiğini iddia etmek, Ezel Kavramının Zamansızlığı ifade ettiğini Dünya'da tecrübe (-Keşf) edememekten, Akıl Perdesini aralayıp anlayamamaktan kaynaklanır.. "Hiçbir şey bir An'da ve aracısız, direkt olarak Varlık Sahibinden Hayat bulmamıştır, her şey Zamanla, Oluşur, aksini Akıl kabul edemez!" İnancından! veya İnançsızlığından mı demeliyim! Yani Akıl ve Madde Bilimsel açıdan (!) Reenkarnasyon'dan çok da farklı bir seviyede değildir bu İddia! Zira ikisi de Madde (!) boyutunu, yani Oluşu, yani Dünya'yı, aşamamıştır!.. Temiz Akıl "Tohum" açısından Teselsül olamayacağını çok net görebilir; Nefs Perdesi arada değilse! .. Eğer "Ruh" derken kastedilen yanlışlıkla "Nefs" olur ise, belki İddia bu açıdan uygun görülebilir.. Zira Kuran-CI isek (!), Allah, Nefs için Kendi Nefsimden dememiştir.. Lakin "Ruh" için "Kendi Ruhumdan" buyurmuştur!.. Yani "bellerinden zürriyetleri" denirken kastedilen, Ruhlara arz edilen kendi dünyevi nefisleridir.. Buradan "Kader" bahsine girilir ki daha önce çokça değindik.. Bazen aynı kelime çok manayı kabul edebildiği ve işaret ettiği kadar, Öz Manası tam bilinirse, yerine göre de aynı bazı manaları bazen dışlayabilir; bunu bilen bilir.. Bu büyük "Yenilenen Hataları" uzun uzadıya anlatmak buraya sığmaz, ama sen "Eskimeyen, dolayısıyla Yenilenmeye İhtiyaç olmayan Doğruları" anla!

"Gaflet", "Muhabbetsizlik" olur..

Her türlü Özrü de Mazereti de kabul eder, ama "Gaflet", "Muhabbetsizlik" olur.. Muhabbetsizlik de Kibir'e, oradan Vicdansızlığa varır.. Zalimlerin durumu budur.. İşte ondan sonra Sivrisineğe bile Muhabbet eden O İlah İnsan'a benzemez.. Düşmanını dahi hasretle anarsın.. O çok beğendiğin Kendin dahi hani? Ararsın da bulamazsın! Ateş'den Merhamet beklenir mi? Ateş'den bile Medet umacak hale getirir seni... Ey Celalinde Cemalinde tek eşsiz olan Zat, dersimizi aldık! Hakikat şu ki bize Senden başka Dost da yok, Düşman da; şu halde Dostluğunun Hakkı için Yalvarırız, bizi Zıtlıklardan azad eyle! Muhabbetin Hakkı için bir an olsun Muhabbetinden Gafil etme!

Vech..

Her başa gelende binbir veche vardır, tek bir veche'de kalma.. Ama, Kul olana Tek bir Vech var; O'nda kal ki, hepsini yerli yerince görürsün..

Tecelli

Hiçbir şey O'ndan daha Zahir değildir; Tecellisi dahi..

Hayat Kanına karışmış..

Hayat Kanına karışmış, Bedenin Aşk Şarabının Testisi; Sarhoş ol!

Kuran ~ Tasavvuf ~ Şirk

İbrahim gördüğüne "İşte bu benim Rabbim!" dedi ve Alemlerin Rabbi de "Biz ona öyle gösteriyorduk, ki Yakin sahibi olsun" dediyse, Sen bundan Sevgilinin Cilvesini anla! Anla da Şirk'ten korkma, Kurtul!

Anahtarla Kilitle oyuna dalıp da, çoğu gibi Hazine'den Gafil kalma..

Kilit yaratılmışsa, Anahtar da yaratılmıştır.. Sen bundan Zamanın olmadığını bir çabuk anla.. Celal Kilit, Cemali Anahtar.. Zatı Hazine.. Lakin bu Anahtar ve Kilit, dikkatli ol, yaratılmış değil.. Anahtarla Kilitle oyuna dalıp da, çoğu gibi Hazine'den Gafil kalma.. Çünkü bu Anahtar ve Kilit, yaratılmış değildir.. Sana Kendi Ruhumdan demiştir..; Anahtar sensin, Kilit de sende, Hazine de Sen!..

Nefsim imiş..

Dün gece "Şehri" şöyle bi gezdim, tanıdık eş dosta göründüm..; meğer Nefsim imiş.

Mezhep ~ Tekfir ~ Garipler

Nefs'in bir an Kafir bir an Mümin olduğunu bilen kimse nasıl olsun da Tekfir davasına, Mezheb Didişmesine vs düşsün.. Bu Din Gariplerin Dinidir, Ahkam kesenlerin değil.

Kulluk

Güzel bir Sabırla Sabredemezsek de, ne Gam, Utancımız var !

Dedikodu ~ Vesvese

Şeytanların ve Nefsin Vesvesesi en büyük Dedikodudur.. Ama Allah ile Kulunun arasını açmaya imkan var mı!

Nasıl..

Sen benimle meşgul olurken ben nasıl olsun da Seninle meşgul olmayayım..

Haller ~ Cezbe

Haller Cezbe'dir.. Kendine ersin, varsın gelsin diye Aşıkları.. Gelmeyeceksen, Haller ile Marifet gibi oyun oynama, boşa yorma, yorulma.. Hangi Hal imiş ki O, Zatına Vuslat bulunsun!

Ne vakitte..

Çalılıktan Düzlüğe, Dünya'dan Huzuruna, Esma'dan Müsemma'ya ne vakitte varırsın..

Tayyi Mekan.. Tayyi Zaman..

Sana senden yakın olana hangi mesafede ne derece ne kadar tayyi mekan tayyi zaman yapabiliyorsun?.. Mesele varsa, İlim, Aşk, Muhabbet meselesi..

İhtiyaç.. Muhtaç..

İhtiyacın giderildiğinde unutuyorsan, neye ihtiyacın olduğunun İlminden gafilsin demektir. Mesela Sabır, nedir?.. Acaba hangi Esma?.. Hangi Müsemma! Marifetullah?

Yaratıcı ~ Min Ruhi ~ Esma - Müsemma

Başta sen bir yaratılmış iken, yaratılışı sevmeme gafletine düşme. Yaratmayı sevmese, veya maksadı sadece Sanat olsa, üstüne bir de Ruh vermezdi.. Taş, Bitki, Solucan kadar bile Canı Aklı olsa, yine yaratmış.. Bir de İnsan'ı, Seni düşün, Kendinden Ruh vermiş. Hatta neredeyse hepsi Senin için.. Öyle ki, Yaratılışı sevmese, bu Kendini sevmemek gibi olurdu. Sevilmeyene dahi izin vermiş, olsun demiş; neticede Af'fa, Merhamet'e, Sabr'a, Şefkat'e, Akl'a, Adalete, Aşk'a varır iş.. Yani yine Kendine.. Sen, yeter ki Yerini, yani Hakkı bil!.. Celalinde de Tatlılık bulur seversin o zaman.. Kim Aşık kim Maşuk kim Zalim?..; yerini bil de Kafirlerin başına gelen gibi fazla Naz Maşuk usandırmasın! Hangi Esma'sı Çirkin, Kötü buldun?.. Hangi Müsemma'ya vardın! Yerini bil Yerini!

Hu

Bir de O'nu düşünme derler.. Nasıl ifade edeyim Aşkım; Sendeki belirsizliği.. Cemalinde Eşsiz, Celalinde Eşsizsin.. Senden gayrı Kim çıkar, Bu dibi görünmez kuyu tuzağından..

Zat ~ Esma Mertebesi ~ Ruh ~ Nefs

Kendi Kendisi ile olan da, Zahir Batın kalır mı.. Sen'i (Min Ruhi) "benliğinden" (Nefs) alan da, Gayrı Müşkülün kalır mı..

Nefs

Sen Nefsinden Münezzeh değilsen de O şah damarından yakın olan Münezzehtir, O'na sığın.

İlim ~ Hal

Aşığı putperestten ayıran İlim'dir.. Haller gelir, gelmez.. İlim, Allah'ı Bilmendir.. O şüphesiz Gafilsen gelir, İlim sahibi olur isen gitmez.. O'nu tutacak bir Hal bulunmaz; Aşık ise O'nsuz yapamaz.. Boşa yorulmaz Aşık, muhakkak.. Gel sen O'nu Bil.. O nedir?.. O, O'dur..

Edep ~ Kul

Edep gittimi.. Her şeyin kendine göre bi yolu vardır.. Dinsiz oldun çıktın demektir.. Yani Edepsizlik, Dinsizlik demektir.. Ama Edep öyle kendini hatalı hor hakir bilmekten ibaret değildir.. Edep Akıllı olmak ve İhlas'tır.. Yanık, Dürüst ve Samimi olmaktır.. Serin Selamet olan Ateş gibi.. Aslında Edep senin anlayacağın değil, O'dur O.. O'na Kulsan anla!

Zikir

Vesvese için değil, Menfaat için değil; Allah'ı Allah için Zikret.

O ~ Zati Tecelli

Gafleti giderince.. Veya Yaklaştırınca diyelim.. pire, kendini deve zanneder.. fani, Ezeli Ebedi hisseder.. Bu, Sıfatlarına Yaklaştırması.. Ya Zatı mı, Varlığı mı?.. Var dediğin zaten O, O'nsuz bir tane Var yok ki!

Evrim ~ Kuran - Mecaz ~ Tasavvuf-ÇU ~ Ruh

Evrim'in Tevazu ile bir ilgisi var mı? Bilakis Kibirle, Kaba Kuvvetle, Cisimle, "altta kalanın canı çıksın"la alakalı! E güya Tasavvuf-çu! Senin Evrimle ne alakan var? İnsan'ı yeryüzünde debelenen Dabbe, Hayvan yaptılar! Heh sen Kuran ve Evrim de şimdi! Ben sana "Rezil bir Hayvandan, Madde Yığınından ibaretsin" desem, sen Nefsini güya Hor Hakir görüyorsun diye, bu Hakaretim Hakk mı olacak! Allahta Fena bulmak, nefsini hor hakir bilmekten anladığın bu mu senin, güya Akılcı güya Kuran-cı güya Tasavvuf-çu! Senin Evrimle ne alakan var, Ahmak! Güya Sen Akıllısın çok Bilimselsin de bu Halk Kompleksli de ondan mı Evrimi kabul etmiyor? Allah Musa'nın Asasını Yılan yaptı, bir kavmi Maymunlara Domuzlara çevirdi, İsa ile çamurdan yaptığı kuşu canlandırdı..; "Topraktan Yarattım" dedi, "Kendi Ruhumdan üfledim" dedi, "Sizi Yeryüzünde Halifeler kıldım" dedi.. ne Kompleksi! Asıl Kompleks İlimi beğenmeyip, güya Bilim'e aldanan, Aklına uymayan her şeyi Sembolik Mecaz Edebi yapan, Din'e uyacağına, her boku Evrim'e uyduran o Yobaz Taş Kafalı Nefsine uyan, Sen'de! A Kibirli Ahmak, Kompleksli, Batı Yalakası, daha Ruh ile Can'ı ayırd edemeyen Hor Hakir Tasavvuf-çu, Adem ile İsa'yı aynı göremeyen, Şirk Küfür, Hakk Batıl, Beşeriyet Nefs ayırd edemeyen Din Cahili, Tesadüf Eseri, Soyu Şaibeli, Nereden geldiği nereye gittiği belirsiz, bir türlü olamamış olamayacak Mahluk!.. Hadi, Evrim'e Tevil et şimdi şu Sezdiğin Manaları! Olduğun gibi Hor Hakir gör kendini! Evril Evril!

Zahir Batın Ehli..

Birbiriyle Didişen Zahir ile Batın Ehlini, Celal Hamamında bir Keseletesim gelir..
Çok değil bir sene, Cehennemi şöyle bir gezdiresim gelir.

Vehim - Vesvese

Zihnine gelen her türlü düşünce, nefsi-şeytani, geçmiş-gelecek, vehim-gerçek, kusur-günah, acı-tatlı; bilsin ki, Allah hepsinin Üstünde, hepsinden Üstündür.

O'nun vereceği mükafat da O'nun gibi olacağından, uygun yer uygun zaman gerek..

Madem şikayetin sızlanman büyük, o halde sen şu dünya günleri kendini sırat'da bil!.. O'nun vereceği mükafat da O'nun gibi olacağından, uygun yer uygun zaman gerek.. Azla yetinme! Gönlün İman basamağında nazlansa da, gam yeme, O seni o az az yemlerle asıl o büyük o Hayırlı tuzağına çekmekte!..

Esma ~ Ruh ~ Kader Sırrı - Ayan-ı Sabite ~ İbn Arabi (ks) ~ "Adem Ruh ile Cesed arasındayken.." ~ Zaman - Dehr ~ "Cehennem için yarattık"..

Hiçbir şey yok iken ilk seni var etseydi, Zahir İsminin İlk Tecellisi Sen olurdun. Bu durumda Sen, Hayat Sahibi Var olduğun halde Bilgi bakımından tıpkı Bitkisel veya Hayvani Mertebede bir "Bilmez"likte olsaydın da, bu O'nun İlk defa Batın olması olurdu.. Ama bu örneğe göre Ruh, yani Sen, İnsan olarak Zuhur edeceğinden, yani O'ndan bir Ruh olduğundan, Bilgin de bu Mertebe'ye uygun olacaktı.. Ki Elest Bezminde "Rabbimizsin" diyebilmemiz bundandır.. Bu Örnekte olmasa da, Batın İsminin Zuhuru yine, Dünyevi yaşama geçtiğimizde bizim nezdimizde, bize nispetle Taayyün etmiştir. Ve Elest Bezmi hususiyetinde Zahir İsmi Genel olduysa da Allah'ın Bilgisi Dünyevi Yaşamı ve Akıbetlerimizi Kuşattığından (Ayan-ı Sabite), Ruhun bu Yüksek Biliş Mertebesi Dünya ve Ahirette Arızi olarak perdelendi, ve İnsanlar Hakk'a Yakınlık Bilgisinde Mertebelendiler.. Bu anlamda Hz Peygamberin (as) "Adem Ruh ile Cesed arasındayken ben Nebi idim" Hadisini örnek verebiliriz.. Halbuki Adem (as) da İstidat bakımından Nebi olarak seçilmişti.. Ve Allahtan bir Ruh olma bakımından hiçbir beşer'in-insan'ın diğerinden farkı yoktur.. Lakin Dünyevi yaşam başlı başına Perde olduğundan, kim Allah'tan bir Ruh olma Mutlak İstidadına tam Dönebildiyse, O hem Bilgi hem her bakımdan, daha Yakın ve daha Lütfa mazhar bir Nefs-Ferd oldu.. Kimisi de çamurdan çıkmak bir yana Allah'dan bir Ruh yani İnsan olduğu halde Hayvan'dan daha aşağı olan Nefsinde kaldı, Ezeli Aşk Ateşini söndürdü, terkettiği gibi kendisi de terkedildi, hatta çoğu Cehennem için yaratıldı!.. Eğer o Hayvan olsaydı, Sorumlu tutulmaz, Azab da görmezdi.. İşte "Zaman-Dehr" O'nun İsmi olması böyle olduğundan, Kader Sırrı, Ayan-ı Sabite vs gibi İlimler-Bilgiler gayet de Azametli Meselelerdir.. İbn Arabi (ks) Babamıza ve Sevenlerine Selam olsun.

Gönül

Sonsuz Sınırsız Hamd olsun! Sonsuz Sınırsız Şükürler olsun!

Din ve Yasaklar ~ Hikmet ~ O

O'nun Rızası yanında, yasaklanan şeylerin ne değeri kıymeti olabilir? Yasaklananların Emredilenlerin nedenlerini faydalarını, Hikmetlerini arıyor, soruyorsan, ara sor, çokça bulacaksın.. Ama O'nu arayana, O'nu seçene, O Yetti.. Şimdi Akıllılık seninki mi?..

Hasan Hüseyin..

Hasan'sın, Namerdi Namerde, Dün'ya Leşini Dün'ya Köpeğine bırakırsın.. Gam yemezsin, Aşık olunansın.. Hüseyin'sin, Aşıksın.. Namerdin elinden ölsen, yine Gam yemezsin Hakk'sın..

Psikolojik Problem-lerler..

"Psikolojik Problem-lerler" yoktur.. Nefs'e uymamak, Hakk'a Uymak vardır.. Şükretmek, Sabretmek.. La ilahe İllallah.. SubhanAllah vardır.. 99 Esma vardır.. Aşık olmak, Muhtaçlığını İtiraf etmek vardır!.. "Ama" yok, Naz Niyaz vardır!.. Pek Yücedir, Pek Yakındır, İhlaslı olmak vardır.. "Vardır" da vardır!..

Panteizm - Evren - Alem - Tek-lik Bir-lik - Vahdet-i Vücud

Alem diye Tek Bir şey yoktur.. Her bir şey birliğini, suretini, varlığını, hayatını, Tek ve Bir olandan alır..

Kayıtlanma..

Yolda arabalar birbirlerine izin vermeye çalışırken de birbirlerine çarpabilirler.. halbuki çok da kibardılar, naziktiler, birbirlerine titriyorlardı.. İnceliğin üzerinde bir incelik, tevazunun üzerinde bi tevazu, düzenin üzerinde bir düzen var.. Ne Horla kendini ne tersi.. "Kibirli" de deme!.. Kayıtlanma.

Akıl - Meleki İlham - Hikmet - Ruh

İnsan Hikmet doğuramaz-yaratamaz, çünkü Hikmet, Hakikat-ler ve Hakk da, zaten Var ve Hazırdır.. Ruh'un Ameli, "Anlamak"dan ibarettir; Manaları Kabul veya Reddederek, Hüküm açığa çıkar.. O, çıplaktır.. ona ulaşan Manalar kendinden değil, Şeytani-Nefsi İlhamlar, Meleki İlhamlar, Esmai İlhamlar-Tecelliler; nihayet ki hepsi de Zati Tecelli sayesinde ona ulaşmaktadır.. Ameline göre, Erişebildiği Hakikat Mertebesi, onun bizatihi Yaşamıdır.. Yaşam'ın -belki Hayat'ın- ta kendisidir!

Kalp vermiş en büyük Hazine - Tasavvuf - Terk

Dünya'dan bir şeyim mi var ki, Rızası için Dünya'yı terkedeyim deme.. Kalp vermiş en büyük Hazine, O'na Döndür.. Erişebiliyorken Dön Yüzünü, Yaşlanırsın elin ayağın zaten tutmaz olur, Yüzün Kara, belki Yarın ölürsün.. Rızası için, Yasaklarını terket, Emirlerini tut, Ölmeden Öl de Hayat bul!


Ruh - Duyular - Min Ruhi

Duyularının hiçbirisi Ruhunu, yani Sen'i, algılamıyor.. Öyle böyle değildir acayibliğin..


Hasan Hüseyin..

Hasan ile Hüseyin Cennet'de Ağabeylerdir. Allah Kardeş olmayı nasib etsin onlara.


Kuran-cı-lar.. - Şirk - Tasavvuf

Nerede iki müslüman bir araya gelse.. hatta bir de Zikir etse, Şirk koşuyor, Şeyhlerine tapıyorlar, Allahtan başkasından yardım istiyorlar, Hücum Tekfir diyen, uzaklaştırılmışlar topluluğu.. Allah'ın Veli, Cami, Rahim gibi sayısız En Güzel İsimlerine Şirk koşuyorsunuz.. Yahudi İngiliz'den öte şeytanın ajanlığı Mertebesine Yükseldiniz, Tebrikler.


Felsefe - Akıl - Tasavvuf - Keşf - Rüya

Gece gördüğü Rüya Gündüz birebir çıkmış Keşf Ehli bi İnsana Akıl yok, Din yok Tanrı yok, Batı Felsefesi, Bilim!.. filan desen.. Sence bu adam yüzüne merhamet ederek bakıp neden susar.. Veya küfür etse sana neden eder?.. Yani Hal ve Akıl mertebesi farkı, Keşf Yolu ne demek, düşün bunları..


Kötü Enerji..

Kötü Enerji uçup gidebilir de, Allah kaybolup gitmez.. "Bütün işler O'na döner" dikkat et..


Bilinçli olmak - Ciddiyet

Bilinçli olmanın eşlik edemeyeceği bir durum hal, toplayamıyacağı hiçbir şey yoktur.. Belki Gaflete eşlik edemez ve, Sapmaya.. Ama Ciddiyette siz biz, mesafe, kabalık, muhabbetsizlik vb vardır..


Hu - Zikir

İnsan ile konuşurken yüzüne "Sen İnsansın sen İnsansın" deyip durmadığın gibi, Muhatabının O olduğunu Bilen de O'na O olduğunu hatırlatıp durmaz. Dostunsa Dilden Kalbine indir Dostluğunu, "Dostsun Dostsun" deyip durma. Şunu da unutma ki "Seven sevdiğine kavuşmuş olsa da özlem duyar"

Vech - Kıble

Kıble taştan ibaret olsa, aynı Ayette neden "Vech" kelimesi geçsin? Nereye dönsen "Allah! Allah!" ise, o halde Kabe'ye dönmem deme!


Felsefe - Var-lık

"Var" ve "Yok" Mutlak olarak kabul edilmedikçe geçici var ve yok Hükümsüzdür. Mutlak "Yok", Mutlak "Var" hazır bulunduğu için, zaten ne var ne yoktur, Mutlak olmayan var ise bu durumda yok ile aynı durumdadır, birbirinden ayırd edilmez. Mutlak "Var"ı herkes kabul edebilecek kemalde, temiz bir Akıl seviyesinde olmasa da, "Hiç" apaçık mevcud olmadığı için Yol geçici olduğu hükmü verilen var'a klavuzlanmıştır. Kim diyebilir ki, şu bu geçici olduğu için "Var" da geçicidir, veya hükümsüzdür.. Böyle bir şeyi ancak "Var"ı mutlak olarak geçici şeylere bağlamış zavallı kişi söyleyebilir; halbuki o bu geçicileri geçici kılan "Var" nedir bilmez.. Daha doğrusu bilemez, çünkü geçici var'ı Mutlak saymış, yani Şirk koşmuştur, artık nasıl bilebilir! Mesela Merhamet nedir ona göre, geçici ve akli bir şey, insana özgü, fiil.. Adalet nedir, geçici, akli hatta yok, insana özgü, fiil.. Vb.. O bu durumda nasıl olur da Mutlak Var'ı mutlak geçici saydığı şeylerde ve daha ötesi O'nu Kendisinde görsün.. En büyük Perde zaten kendisi saymış!


Felsefe - Bigbang - Var-lık - Ateizm

Ateist, "Olabilirci" Modern Felsefeciler "Big Bang öncesinden -ne demek istedikleri kendilerine belirsizdir- buraya Akıl getiremeyiz" demekle sadece Tanrı'nın Varlığıyla sonuçlanacak bir Yürüyüşü değil, mevcut Felsefe ve Bilime varacak Akıl Yürütmeyi hatta Aklın bile yolunu kestiler! Yol kesmek Manevi yönden olunca, kat be kat Zulümdür; ve Zulüm, hakikatte kişinin  ancak kendi kendine edip bulmasıdır! Bugün bir ot, hap, bir hastalığa rahatsızlığa şifa olabiliyorsa, işte basitçe bu "B-İlim"dir.. nasıl olur da Big Bang öncesinden Akıl buraya gelmez? Fiziki "Fayda" olunca, geliyor fakat, Tanrı'nın Varlığından kendilerine Aklen Manen Fayda sağlayamadıkları için, Tanrı gelemiyor! Gelemeyen O değil, Manevi Körler Yolu! bulamıyor, O'na gidemiyor!


Aynılama Kaydı - Uzakdoğu - Osho

Evrensel, Kozmik, Uzakdoğucu vb depresyondan yeni çıkmış Mutlulukçu arkadaşlar.. "Aynılama" Kaydından ! geçin.. Bir ile Bir-lik arasında Fark var.. Basit bir örnekle: New Age ile Deep House ne kadar "Elektronik Müzik" olsalar da Aynı olmadıkları gibi, Meditasyonla Mürakabe de kesinlikle aynı değildir.. Henüz Uzakdoğu Mutluluğundasınız, Mutlulukla Huzur, Huzur'da olmakla Mutluluk Aynı değildir! Henüz Huzur'a -İslam'a- gelmediniz, Rahman'dan Rahim'e Uzun İnce bir Yolunuz var! Uzakdoğu'dan Mekke'ye Medine'ye Uzun İnce bir yol var! Osho vb ile Aşk Muhabbet Vahdet Allah Ehli arasında çok büyük Fark var!

"Her Zıt Farklıdır ama her Farklı Zıt değildir"
Muhyiddin İbn Arabi (ks)


Felsefe - Var-lık

O'nun "Var"ı, bizim akılla edindiğimiz yok ve var bilgimizin üzerindedir.. Eğer böyle olmasaydı, bildiğimiz -aslında bilmediğimiz- Var, var olmazdı.. Yani, biz de olmazdık.. Çünkü, "Yok" yoktur, ve "Var" da bildiğimiz var değil! "Yok" gerçek anlamda var olsaydı, bildiğimiz vardan hiç söz edemezdik.. Eğer bildiğimiz var da gerçek anlamda "Var" olsaydı, o zaman, bildiğimiz yoktan da hiç söz edemezdik!.. Fakat o halde bu bilmediğimiz "Şey" nasıl ki, hem var hem yok olabiliyoruz?! Ve o "Yok" olmazken "Var" ki, biz de var olabiliyoruz!.. Bizim bildiğimiz -aslında bilmediğimiz- bu var, hiçbir şeye benzemeyen, başka bir "Var"!.. Ama O bizden ayrı da değil, O'nda balıklar gibiyiz, balık da ne su içinde su gibiyiz, sanki O "Şey" de, bizler de "Şeyler"i!


Tekfir

Kim kendisi dururken, başkasının İmanı hakkında şüpheleniyor, şüpheye düşürüyor, Tekfir ediyorsa, Tekfir edilir, Lanet'e uğrar. Kim de İhlas ile sırf kendi nefsiyle meşgul olursa, işte Mümin odur.. Allahtan bir Nur üzeredir, ölmeden önce ölür, Cennetle, Cemalullahla ferahlanır.


Felsefe'nin Temel Meseleleri..

Felsefe'nin bütün Meseleleri toplanıp "Var" ve "Yok"un Huzuruna dönmüşler.. Hep bir ağızdan demişler ki: "Tevbe ettik, Huzurunda toplandık İtiraf ederiz, Ey "Var", Sen'den Azametli Sen'den Yüce bir Mesele yok! Dahi Mesele yok, ancak Sen Varsın!".. Şimdi ben derim ki; Önce Uyku'da tam olarak "Yok" olduğunun bir farkına var! Eğer iş Madde'de, o "Var" dersen de, var Kasap Dükkanı, Morg, Mezarlıkları gez, bak bakalım Bedenin Beynin Madde'nin Can'a ne faydası var! Ekmek Su, Gafletten ibaret Canlılığı, Madde bağımlılığını azalt, azalt da bak bakalım, O Sendeki Ruh Kim'de "Var"!..

Ayan-ı Sabite ~ Ayn-ı Sabite ~ Kader Sırrı

Sen bir kimsenin sana veya başkalarına kötü şeyler yapacağını Bilsen, o veya başkası bunu bilemediğinden, mesela onu bu kötülükleri işlemeden hapse koysan, itiraz ederlerdi, hatta sen bile tam da emin olamazdın değil mi?.. Ama Allah'a göre her şey çok çok net! Ve filmi baştan on kere oynatmaya da gerek yoktur! Lakin iyi olalım kötü olalım bizim için bir Açıklama gerekli.. Çünkü biz Ondan bir Ruhuz, bir İnsan olma yaratılışı üzere yaratıldık, Sınırlar var, Lütuflar var.. İsimleri üzere Yaratıldık, türlü Rızıklar Nasipler var, sorular var cevaplar var, Af var Ceza var, çok çok incelikler var.. Ne O bir şey eksik etti ne de biz etmek isterdik.. Bunları hiç mi hiç düşünmeyen ise aslında zaten Adil Mahkeme de istemez de, işte, ona kalmadı, Allah Adl, hiçbir şey eksik ve kapalı olmayacak.. Ona kalsa Dünya'da istediği cürmü işleyip kafasına göre takılsındı veya "bilmiyor mu bu Tanrı da direkt cehenneme cennete koyaydı" der ama, ona kalmadı işte!.. Öyle bir biliyor ve işliyor ki hem de!

İşte Ayn-ı Sabite böyle bazı önemli boyutlarından, Kader Sırrı yönünden, kısaca böyle bir Mesele ve Hakikat'tir..

Quantum ~ Tasavvuf

Quantum'u Batılı Bilim Adamlarının neden anlayamadığını henüz anlayamamış bir sürü Geri Kafalı güya Bilim Meraklısı Zevzek var ve Kıyamet Kopana kadar da anlayamıyacaklarını düşünüyorum.. Zira mesele Bilim'den çıkıyor.. İman değil ama Akli İnanc'a da tamamen ters.. Einstein'ı bile zorlamış bu Quantum Meselesini kısaca şöyle izah edeyim: Altyapı Üstyapı Uyuşmazlığı! Altyapı Üstyapı Uyuşmazlığı! Halbuki Klasik Bilim'e göre ki daha ötesi Bilim'e göre böyle bir şeyin olması İmkansız! Bilim'in Temeli çöktü, yani anlıyamama olayı Zeka ve Problemin Kompleksliği ile ilgili değil! Bilim Adamlarında bunun şaşkınlığı ve korkusu var.. geniş kitlelerce bunun anlaşılması ve açıklanması da daha zor olduğundan henüz Bilim Meraklıları Uyanabilmiş değil! Allah'ın Kibirlileri Rezil etmesi böyledir! Abartmıyorum, hiç ümit yok! Bilim Temel'den çöktüğünden, Hakikati kabul edemeyen Körlere, binlerce yıldır ne rezillik düşüyorsa yine aynı zavallılıklar düşüyor; ya Tesadüf-Olasılık.. ya da Kadercilik (Cebr)-Tanrı zar atmaz! Yani yine İfrat ve Tefrit!.. Yine Hakk'dan uzaklık.. Halbuki Keramet zaten Musa'nın asasında değildi ki! Ah Dinsizlik İmansızlık! Ah Quantum Laneti! Ah Güneşin Batı'dan Doğuşunun Cezb edici Güzelliği!

Adem Havva (as) ~ Anadolu - Ahmed Arif

Bu Ağacın Tohumunu, Yeryüzünde arama bulamazsın a cancağızım! Ben Anamın Havva, Babamın Adem olduğunu, senin aldandığın o Düşünemeyen Cüzi Aklından, aldatıldığın Uyduruk Tarihinden değil, Külli, Ulvi Akıl'dan, Hakikati Muhammediye'den Okuyorum! Hakikat çok Duru Yalın Apaçık, lakin, Kalbinin Gözüne Şeytan kaçmış, ondan Basit Saf  Düşünemiyorsun cancağızım! Bu Ağacın Tohumunu, Yeryüzünde arama bulamazsın a cancağızım!

Kuran'da Sembolizm! ~ Kuran'da Mucize ~ Tasavvuf Büyüklerinin Sözleri ve Hadsizler..

Hiç harikulade hal yaşamamış biri büyüklerin menkıbelerini sözlerini hatta Kuran'ı tabi ki Sembolik bulup haddini aşabilir. Yazık, bari hiç tattırılmamış, ama haddini bilip kendini aklıyla birşey zannetmese ya! Mucize'yi geçtim bir Yücelik Hali yaşasa, bakalım o sözleri abartılı bulacak mı, veya acaba kendisi neler neler diyecek! Tasavvuf Büyüklerini aklınca tevil etmek, hatta ayıplamak, Kuran'a Sembolik demek kolay, yaşa bakalım bi, senin durumun şu halde ne olacak!

Nefis

Bir başarı nasib olur, eline para geçer, yükselirsin, millet seni över, hemen nefsinde, Getirildiğin Makama yakışmıyan bir Büyüklük, Kibir peyda olmaz mı? Hayırlı bir iş ise İmtihandır, daha iyisi daha güzeli var, nefsini gör bil Rabbini gör bil!.. Yok baştan Razı olunmıyan bir iş idi ise, yandı, cehenneme dört şeritli asfalt yol!

Cebrail gelse dese ki..

Cebrail gelse şöyle yap dese, Peygamber gelse şöyle yapma dese.. Yani Kendisine yapmayı yakıştırmadığı ameli Melek emrediyor, yakıştırdığı amele de Peygamber mani olmaya çalışıyor..

Cehennem O'nun yanında nerede kaldı..

Cemalini gördüğün gibi Celalini de zalimlerin elinde yüzünde suretinde gördün mü? İşte zalimlerin canına acıyıverirsin o zaman ama ne fayda! Cehennem O'nun yanında nerede kaldı..

Hayy İsmi ~ Hayat ve Yaşam..

"Yaşam" biter, "Hayat" devam eder. Hayy!

Vicdan ~ Kalp ~ Merhamet

Vicdan'ın Akılla veya Sosyallikle hiçbir ilgisi yoktur.. o direkt Kalpten zuhur eder.. Kişi onu Akıl ile sonradan perdelerse de bu, Sarhoş olmak gibidir, ayılınca Dert daha şiddetli açığa çıkar. Bu perdeleme Aklı saçmasapan meşguliyetlerle tamamen terke kadar götürür; bu ise Karanlık üstüne Karanlıktır. Hiçbir saçmasapan adet gelenek davranış yoktur ki Merhamet'i görmezden gelebilsin, etkisiz kılabilsin. Yaşam meşguliyeti sona erdiğinde, hiçbir perde Kalp Ateşine engel olamaz; bilene Nur, bilmezlikten gelene Ateş, gayet makul! "Onlar ancak kendi nefislerine zulmediyorlar! Keşke bilselerdi!"

Din ~ Vicdan - Kalp ~ Hesap - Hüküm - Ceza ~ Nefs ~ Ruh

Hesap, Kalp Nurlarını (mesela Vicdan) görmezden gelip, Nefis Karanlıklarına (mesela Menfaat) dalan Ruh'dan sorulur. Hüküm de Ruh'a verilir.. fakat o, Kaynağından (Min ruhi) Asli Kutsiyete sahip Münezzeh olduğundan, Ceza, Kalpte, Nefiste açığa çıkar.. Mesela; Kalp Katılığı-Karanlığı, Nefsin Vehim etmesi gibi..

Zikir ~ Niyet

Bir Zikir Kelimesini çokça tekrarlayıp hepsini Kalpten söyleyemezsen de, onu Tespih etmeye başlarkenki "Niyet"in, onun her tekrarını Allah Katında makbul kılar. Niyet'in nedir?..

Kendi ile de..

Eseriyle, "oluş-her şey", Tüm İsimleri ile, Senin ile, Sitemi Rahmeti ile Yakın olan, Kendi ile de daha Yakın.. Bu ikisi de bir olmadı mı şimdi?..

Zaman ~ Felsefe'de Fizik'de Zaman..

Sabrın yoksa, Acelen varsa, yani Tedirginsen, Huzur'da değilsen, "Zaman", vardır.. Felsefe'de veya Fizik'te aranan Zaman nedir ki?.. "Perdeler kalksa Yakinim artmaz" diyen Kullar için, dün geçti bugün de geçti, yarın da geçti, ondan sonraki de ondan sonraki de... Eh kaldır şu Zaman Perdesini de bak bakalım bi?..

Celal Cemal ~ Şeriat ~ Aşk

Celalini bilmeyen Cemalini göremez. Ne Aşk bilir yani Naz bilir, ne Muhabbet bilir, ne de hesap bilir.. Sadece şeriat'e bağlı olmakla olmaz, çünkü o şeriatle kendi nefsine yan çıkar, zekatı tam hesap eder, fazladan Canını vermez.. Farz der, Nafile demez.. dese de Nafile'den Sevaptan başka bişey çıkarmaz.. Allah hepimizi candan eksiltmeyle imtihan eder ama, niyetler, nazlar, istekler başka.. Pervane olmadan, Canı başı Aşk kokmadan, olmaz.. O, yalnız O.. O olmadan ne olmuş..

Tasavvuf - Hayal ~ Diriliş Cismen-Bedenen mi Ruhen mi!

Bilmeyene Hayal, bilene Kadiriyetidir.. Mucize'yi görsen gözlerini ovuşturup Hayal mi dersin, halbuki o, Hakk'tır.. Buna göre anla ki, Ahirette 'Diriliş Maddi olmayacak, Bedenlenme yok' diyen, ancak laf ebeliği yapmıştır, Cahilliğini ortaya koymuştur.. Şu da var: Vehim, Hayal veya Batıl, Batıl olmaklığıyla Hakk'tır.. Kendi başlarına değil.. Misal, Allah'ın Mülkünü sahiplenirsen, Rabblik iddia edersen, Allah'dan başkasına dayanırsan, seni de mülkünü de sarıldıklarını da Hayal Vehim Batıl yapar, savurur atar.. O'na bundan hiç zeval gelmez.. Bazen de sana bir Rüya Hayal gösterir ki, gerçek dediğin, o Rüya yanında Hayal kalır.. Her şeyin dayandığı Asıl O'dur, ne Rüyası ne Hayali vs.. Ben şimdi bunları anlattım ama şahdamarından yakın olan O anlatmadıktan sonra bunlar sana tabi hayal vehim.. O sana Kendini göstermeden, hayal ne gerçek ne bilmezsin.. O halde laf ebeliği yapma..

Yalnızlık

Biz İlahlıyız, O İlahlı değil.. Biz hiç O'nsuz olmadık, olamayız.. O'nun bir rabbi yok, Tek idi, yine Tek'dir. O'ndan başkası yoktur ki yalnızlık diye bir şey olsun, O'nunla yalnız-halvet-kurbet olmak dışında.. İşte Hakikate göre Yalnızlık sadece Gafletten ibarettir..

Saidlik Şakilik

Hal bakımından Said Şaki olmak başka, Hüküm bakımından Said Şaki olmak başka.. Hakikat'de Şaki olmıyan yoktur, Allah Hidayet eder.. Hal bakımından Said ve Şaki olmıyan yoktur, sadece Şaki sadece Said olan da yoktur.. Kalp Halden Hale inkılap eder; Eminlik (Mutlak, Garanti) yoktur.. Hüküm bakımından ise her şey Adalet üzere bir Kaderledir.. Cennetlik Cehenneme, Cehennemlik Cennete girmez.. Allah'ın Bilgisi ile Hükmü de farklıdır.. Kader Sırrınca, Cehenneme giren, Adalet üzere kendi girmiştir, bunun Bilinmesine rağmen yaratılması ile şimdi Hükümle açığa çıkarılması arasında Allah Katında bir fark yoktur.. Ki onlar ancak kendi kendilerine zulmederler.. Cennet'e giren ise yine Adalet üzere, lakin Cennet Allah Lütfundan ibarettir, kimse onu kendi nefsiyle elde edemez.. Şu da bilinmeli ki Said-Şaki olma, İsimlere değil Müsemma'ya, yani Zat'a ilişkindir.. Kader Sırrı, aynı şekilde Zat'a ilişkindir.. Yani İsimler kendi başlarına Mutlak olmayıp, Zat'a ilişik oldukları gibi, Hükümler de Nefislerinin Hallerine Mağlup veya Galip Ruhlara-Zatlara verilir.. Yani Mutlak Hüküm değil, Sorumluluk vardır, Mutlak bir Said ve Şaki oluş değil.. Anla! İsimlerin Hükmü Mutlak değil, Zat'ın Hükmü mutlak!.. Hallerin değil, Ruhların sorumluluğu mutlak!

İman ~ Tasavvuf

Kendine Fayda kaydıyla doğan İman, Hakk'a İman değildir. Mertebe aldırmaz. İlk ağır İmtihanda, ilk Celali Tecellide, dağılır bozulur gider. Zaten o aslında İman da değildi, belki o nefsine iman etmişti, işler bozulunca da kabahati Rabbinde görecek değildi ya.. Fazla Naz Aşık usandırır derler ya, yalan, işin aslı Menfaatin girdiği hangi şey bozulmaz.. Pervanelere, ölmeden önce ölenlere, yani Tasavvuf Ehline dil uzatanlar bu açıdan münafıklar gibidirler, İmanlarından emin olunmaz; faydayı zararı insanlardan bildiklerinden, Hakk ile değil Halkla meşgul olurlar, veya şeytanla.. Yüzleri Allah'a dönmez, ölmeden önce ölemezler, 'Sen'den Sana sığındım' diyemezler, Halvet'e girmezler, Bir olamazlar, Vahdet Şarabı içip sarhoş olamazlar, Haram olur Şirk olur!.. Şu var ki Allah Hakkın ta Kendisi olduğundan dilde de olsa İman müslüman kafir her nefis sahibine Hakk Katından bir Lütuf olarak yine Faydalıdır.. Hakk olmadan İman olmaz çünkü, Aşk olmaz, Vahdet olmaz.. herkes kendi nefsini İlah bulurdu, kendi nefsine Aşık olur, kendiyle bir olurdu..

İlim - Alim

Bilmekliği Yaratan olmasa kim ne bilecek, sen Bilen'e bak.

Bak bakalım..

Ses söz arama, bak bakalım her şey Allah demiyor mu..

Kulluk

Kendisinden sorasın diye, cahil yaratmış; öğrenmeyecek misin?.. Kendisini Hatırla diye, unutkan yapmış; Zikretmeyecek misin?.. Kendisinden isteyesin diye, fakir yaratmış; O'ndan istemeyecek misin?.. Kulu olasın diye yaratmış, özgürlük mü isteyeceksin!.. Dost olasın diye yaratmış, düşman mı olacaksın!.. Kendini vermek için yaratmış, almayacak mısın!..

Zaman ~ Zat-Sıfat-Fiil ~ Ruh

Mesela; "Düşünmek", senin bir fiilindir.. "Düşünen" ise, senin Sıfatındır.. Düşünmediğinde, bu Sıfat senden gitmediği gibi, düşündüğünde de Zatında bir değişme olmaz.. Fiilin, Sıfatını değiştirmediği gibi, Zatını da değiştirmez.. Ve, bu senin Sıfatlarından sadece bir Sıfat, Fiillerinden sadece bir Fiildir; yani Sen Ruhunda-Zatında bunlar olmadığın gibi, Sıfatın Fiilin de sadece bu değildir.. Bu sözlerin yeri "Nefsini Bilen Rabbini Bilir", "Kendi Ruhumdan üfledim", "Kendi Suretinde Yarattı" Manaları-Hakikatleri arasındadır; O'na Nispetle.. Sen kanlı canlı bir Misal'sin, O'nun benzettiği! "Zaman" dersen, O'na nispetle yoktur, çünkü hiç değişmedi.. Yine O'na nispetle, yoktun, ve Varlığın O'nda bir şey değiştirmedi, yoksun.. Ve Varsın, yine O'na nispetle ! ; Şükret.. Ve haddini yerini bilirsen, Evvel'de, Elest Bezminde, Rabbimizsin dediğin gibi Ahir'de de yine Rabbimizsin dersin, yani Zaman sen'de de bir şey değiştirmez.. Zira, Evvel, Ahir, Zahir, Batın, yine O'dur.. Fiillerine dikkat et!.. Hatırlayanlara, Unutmayanlara, yani Zikredenlere, yine Selam olsun.. Alemlerin Rabbi Allah'a Hamdolsun!

"Gerçek Hayat Ahiret Hayatıdır"

"Gerçek Hayat Ahiret Hayatıdır" buyuruluyor.. Dünya'da sevinenler gamlananlar, halden hale girenler, hayal kuranlar.. daha birşey görmediniz sayın!.. Dünya'ya saplananlar, küçük düşünür!.. Bir kere yoktan Hayat'a geldiniz ya! Size Hayat verenin Büyüklüğünü, Ahiret'i düşünün, büyük düşünün de küçük düşmeyin!

Tasavvuf ~ Bir-lik ~ Vahdet

Şurdan sağa doğru git, Bir'e çıkarsın.. Şurdan sola doğru git, Bir'e çıkarsın.. Burada her yol, Bir'e çıkar. Fakat O Bir nedir, ne suret putuna tapanlar bildi, ne batın putuna.

Hu

Ömürler boyu yalvarmaya değecek Sevgilinin bir tebessümü için çok kısa kısa sürünüyoruz.. bence bunun için şükretme! Ömürler boyu dediğime de takılma!

Nerenden tutayım..

Sen bir yanan ağaçsın, dalın yok ki nerenden tutayım; kül yok oldum, Sana tutunamasam ne olur, uçurum zaten Sen'sin, dipte de Sen!. Ne güzelsin hem çare yok, hem Sen'den kurtuluş yok!

Namaz

Namaz gibi dürüstlük bulunmaz.

"Ben kulumun Zannı üzereyim"..

"Ben kulumun Zannı üzereyim" buyurmuştur.. Yani onları kırmak üzmek istemem..

"Var" ~ Vahdet

"Var", Bütün olmadığı gibi, "Parça" da değildir.. Ve, "Oluşmuş" da değildir.. Kaldı ki "Yok" da Oluşmaz, ve Değişmez.. Parçalardan Olmuş da, değilsin.. Vahdetine bir Kelime ararsan.. "Min Ruhi".. Ondan bir Ruhsun..

Kelime - Mana - İlim

Ay'a Nar denmez.. Gül'e Kaktüs denmez.. Portakal'a Greyfurt denmez.. 'Kelimelere takılma manaya geç' gibi lafları geç; ukalalık yapma da Güzel Doğru, Sadık Kelimeler öğren, onları oldukları yerlerine makamlarına getir, yer ver ki sana da yer versinler genişle, derinleş.. Ya dilini gönlüne uydur ya da afilli laflar etme sevdasından vazgeç.

Sakalla Sarıkla olmaz.. ~ Tasavvuf

Sakalla Sarıkla olmuyor diye kim diyebilir ki Sakalsız Sarıksız Donsuz olur? Bu ne biçim bir mantık.. Hem Olan ne? Kötü misal zaten nasıl, neye misal olabilir ki!?

Kafirler..

Elbette bilemeyiz kimi ebu cehil kalır kimi Hz Ömer olur.

Melamiler ~ Tasavvuf ~ Namaz

Peygamber Namaz için 'göz aydınlığım' buyurduktan sonra Namazın Nurunu tartışacak da kim oluyor.

Mekandan Münezzeh ne demek.. ~ Allah Nerede..

Nasıl ki O, Kabe'nin dört duvarı İçinde değil ve o Bina O'ndan başkasına da Nispet edilmeksizin O'nun Mülkü Mekanı ise, Gökte de O'na Nispet edilmiş bir Kabe bir Makam var, ama O yine o Mekanın içinde değil elbet! Hangi Mekan O'nun olmayabilir ki, Mülk O'nun! Yerde de Gökte de Tek İlah! Mekandan Münezzeh derken bu kastedilir, yoksa kimse O'nun Mülkünü İnkar edecek değil! Ve bu Mülklerin en Yücesi de Manevi olan, Müminin Kalbidir ki, o Kalp zaten Mekansızdır, ne içi ne dışı! Bu ne manasız bir Yer Mekan arayışıdır, sanki O Beden sahibi de burası dar gelmiş, göklerden yukarıda gepgeniş Bomboş Mekan tutmuş! Sanki Beyni var da Düşünce gücüyle Dünyayı Kainatı Uzaktan yönetiyor; yani Sıfatının Cismi yok Yakın da, Zatının Cismi var, onun için Uzakta! Yukarıda demen Yüceltme manasında değil ise, aksi hiç şüphesiz Putperestçe; itiraf et, O Zatı Sıfatıyla Yakın da, Sen Yakın olamadığın için Uzaklarda!

Hu

Sen nasıl olur da şunu bunu dinleyip seyredip oyun oynayıp, O'ndan başkası ile nefsinden kurtulmaya, Zikri olmaksızın kendinden geçmeye çalışırsın! Haram ne diye Haram olmuş ki!

Hormonlar - Beyin - Ruh ~ Nevzuhur Tasavvuf!

"Mutluluğunuza hormonlarınız yön veriyor" diye iddia eden veya inanan, hem Ahmaktır hem Cahildir.. Bu tıpkı Etten Beyni veya Nöronların Işıltılarını Ruh sanmak gibi bir Ahmaklık ve Cahilliktir.. Gazete Sloganları tarzında Lafları Din'in Batın'ı veya Tasavvuf zannetmişlere bu sözümüz. Din'in Batını Allah'a Gönül vermektir, Muhabbetle Kulluktur Muhabbetle!

Es Sabr..

Ya Sabır Ya Sabır Ya Sabır... O Güzel İsimlerinden biridir Rabbimizin, Es Sabr..

Zikir - Dua

Allahım ben Seni Zikretmeyi bilemiyorum, beceremiyorum, bana Senin Zikrini göster, öğret.

Tasavvuf - Bilim ~ Sır ~ Şahdamarından daha da Yakın..

Bilim adamları, asla çözemeyecekleri bir Sırrı kıyısında durup seyrediyorlar; halbuki O Sır onlara şah damarlarından daha yakındır.

Vesvese

Vesvese kördür, sen vesveseyi görürsün.

Yasak ~ Muhabbet

Rabbim bana, beni Yasakladığı şey ile Muhabbet etmiştir; yani bana, Celalinden Sakındırmak ile Muhabbet etmiştir; O'na nasıl İtaat etmem.

Ezanla Uyanmak ~ Salat ~ Riya

Melekler ve Büyükler seni Salat'a Uyandırırlarsa, elalem görsün görmesin diye değil, Allah seni Huzurunda Uyanık görsün diyedir.

Kuran Apaçıktır.. ~ Tasavvuf

Evet, şüphesiz Kuran Apaçık bir kitaptır; şöyle söyler: "...Allah bilir, siz ise bilmezsiniz." [Nahl/74]

İsyankar Genç..

"Şu Ahir Zamanda Dinsiz Donsuz geziyorum İmanımı çaldırmayayım, Namaz kılayım, Zikredeyim, Rabbime Yakınlaşma yolları öğreneyim vesileler arayayım" değil de "Allah Peygamber Din Kitap Kötü, Ben İyi" öyle mi?.. Senin ben o zaten olmayan dini gelmişini geçmişini iyiliğini kötülüğünü.. daha yazardım da yazmıyım!

Teslimiyet

İkilemde kalma, Teslim ol, hiç şüphesiz;
Hakk yapar İşini Mutlak, Lütfeder senli ya da sensiz.

Bir-lik ~ Ayniyyet - Fark ~ Ruh

El ayak parmaklar dahi aynı Ruh'dan, aynı Zat'a bağlı, Bir'dir ondan, çünkü O Bir'den Ayrı değil. Duyma Görme Misali elbet aynı olmaz Farklıdır; Fark var, ama Ayrılık değil.

Ben'i Unutur İsyan edersin..

Sen'de Sabır yok,
Din dışarıda mı Yok zannedersin!
Daha Hiç Yok olamamışsın,
Bana Kibir İsnad edersin..
İki bela bi haksızlık gördün diye,
Ben'i Unutur İsyan edersin..
Kazana koysam "Anam!" dersin!
Bu halinden utanmazsın Rezil,
bi de Ben'siz Cennet mi istersin!..
Sen ancak kendine küfreden,
Kendine zulmedensin!

Min Ruhi

Sen Avukat Hakim değilsin Hukuk okumadın ama Hakk Katında Yerin en yüksekte değil mi?.. Kendi Ruhumdan demesini kastediyorum! Hatta Hayvanlar dahi öyle!.. Lakin İki Ruh Mahkeme Salonunda düşün biri Hakim biri Sanık ama ikisinde de Hukuksuzluk var! Yani bu ne demek, yerlerini bilmiyorlar, beğenmemişler, yani Kendilerini! Yahut mesela Domuz'a Aygır'a Çamur Cennettir ama İnsan kalksa Eşeklik etse de Şehvet Ahırında yaşasa? Elbette İnsan Cin Hayvan Melek cümle mahluk aynı Ruh'dan (Min Ruhi) ama İnsan'ın Mertebesi Makamı Ahır mı, Çamur mu! Böyle olunca nefsini özünü yerini değerini haddini -hepsi aynı manaya gelir- bilmeyene, yani nankörlük edip hayvandan dahi aşağı inene, O'nu bilmek nasıl mümkün olacak! Bir söz verdi ama iki çamur iki ahır gördü vefa kalmadı ahdini unuttu, iki belaya Sabrı çok gördü, beğenmedi, unuttu gitti!

Tasavvuf ~ Ruh ~ Adem ~ Nebi idim..

Kendini Adem'e değil, daha çamuru karılmamışken Nebi olan Zat'a Nispet edersen, anlamakta zorlanmazsın Ruh hakkında söylediklerimizi!

Yoktan Yaratılma - Topraktan Yaratılma ~ Min Ruhi ~ Tenzih ~ Fena - Beka

Şeytan yaratılışını Ateş'e nispet ettiği gibi Adem de Toprağa nispet ederse, yahut mesela yaratılışı Yokluğa nispet ederse, orada İdrakte bi nakıslık var demektir.. İkilik asıl orda.. Yani Min Ruhi diye sadece Mecaz Mana buyurmadı.. Misal sana Ayak verdi ama Yürüyen Ayak değil, El verdi ama Tutan El değil.. bilirsen.. Fena'da olan varlıktan kaçar, kendinden geçer.. Beka'da ise tam tersi.. Misal: Attığında.. Sen atmadın.. Veya.. Siz yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz.. Oysa sizi de yaptıklarınızı da Allah yarattı.. İdraki Tam olana aynı Mertebe'yi işaret eder.. Şimdi senin Günahın var ve Allah Affedici değil mi.. Zaten Settar değil mi.. Neyi zorluyorsun o halde.. Elbette Günah işle diye vermedi Yakınlığına er diye verdi bu Sırlarını sana ya!.. Zaten Günah başka ne yolla gidecek, Uzaklıkla mı! Ee, daha neyi konuşuyor zorluyorsun! Belki işleyip işleyebileceğin en büyük Günahtan daha zararlı bu Kulluk diye Tenzih diye koyduğun Engel! Ben de ne konuşuyorum ki Allah abes işten Münezzeh, o Engel sana Müstehak demek ki!

Feyz

Kuran sana Düşünmeye güç yetiremeyeceğin Hakikatleri Hatırlatır; Duygulanmaya değecek şeyleri Yaşatır. Nefsin seni zorla Kalp elini kolunu bağlayıp hapseder, kendine mahkum eder; iki sayfa da olsa Kuran Oku da sen onu hapset!

Min Ruhi ~ Nur Üstüne Nur

Allah (cc) nasıl sonradan Alem ile Kendi Ruhunu-Zatını Perdelediyse, o Kendi Ruhundan bir Nefes-Ruh (Min Ruhi) olan bizleri de Bedenlenme-Nefs-Beşeriyet-Oluş-Alem ile Perdeledi. Sonra Ruh Güneşi-Mücevheri-Aynası Çamura battı! Sabredenler Müstesna "Evet!" dediğini Unuttu! "Allahı unutanlar gibi olmayın; Allah da onlara Kendilerini (Hakikatlerini) Unutturdu".. Çamurdaki Ayna Nuru kabul edip Parlamaz ki Kendi değerini bilebilsin! Ne var ki Allah'ın Nuru Ateş değmese de parlar ve üflemekle sönmez! Ne Mutlu Özünün Değerini ve Yerini Bilenlere ki bu Perdelenme onlar için Nur üstüne Nur oldu!

Suret ~ İnsan

Bir Manzara Sureti, Kuş, Kedi fotoğrafı Gördüğümüzde "Subhanallah" deriz de.. "İnsan".. Ah!

Allah Nerede

Dünya dönüyor hangi Yukarı!.. "Nereye dönerseniz Vechi oradadır" buyururken Mümin'e Kalpten bir "her yerde" demek elbette Caiz olur; ne desindi "hiçbir yerde" mi!.. Cisim-Madde (Görünür Alem) dediğin Gökkuşağı gibi Nur'dandır Nur'dan! Sen onu Çölde Serap gibi Cisim görürsün; Rüyada olduğu gibi de dokunur, tadarsın ya.. Allah'ın Nurunun Misalini Oku.. Mekanın Mekanıdır O Zat!.. Allah yerlerin göklerin Nurudur ve Allah'ın Vechinden gayrı her şey Helak-Yok olucudur Ayetlerini iyi Oku Anla da, bu Mekan Çölünden, Cisminden kurtul! Uyan da Nur'unun şu acip Tecellisinde gark ol! Mekansızlık Aleminde neler ne nimetler yok ki, Yok yok! Asıl Var orada! İlmi, Rahmeti Merhameti, cümle Esma Sıfatıyla Zatı! Uzak değil Ruhun (Özün) Kalbin de ordadır orda! Kendi Ruhumdan demiş, O'ndadır O'nda!

Elest Bezmi

Kuran'da çokça "Döndürüleceksiniz" buyurulması Ruhların bu Dünya'da İnsan olarak daldıkları Oluş-Zaman Uykusundan "Elest Bezmi" Hakikatine, Diriliş Gününde Uyanacaklarına işarettir. Sanki hiçbir şey olmamış, hiç Zaman geçmemiş gibi! Ölmeden önce ölenler ise Zaman-Oluş-Gaflet Uykusundan Uyanmış An'da Hakka Rücu eden bu Dünya'da O'ndan bir Ruh oldukları Hakikatine ulaşmış İnsanlardır.

Zanneder misin ki, İsteyen İstediğine kavuşmaz..

Zanneder misin ki, İsteyen İstediğine kavuşmaz.. Zanneder misin ki, Seven, Sevilen olmaz.. O, hiç yok iken İstedi, Sevdi İnsan'ı, Özünü.. Kötü Zan sahiplerine ise hep işin sonrası, kabuğu posası kaldı!

"Min Ruhi" ~ Parçacıklar - Quantum

Güneş ışığında ancak görebildiğin havada salınan tek bir toz zerreciğini parmaklarınla tuttuğunu düşün,

bu toz zerreciği Atom'dur desek,

ondan daha daha küçüğü Parçacıklar (Kuarklar) var ve o kadar daha küçüktürler ki

tutmak istesen elin Hayal gibi içlerinden geçer.. İşte Quantum Çıkmazı..

demiyeyim çünkü aslında artık Döndürücü (açıklayıcı) bir Sır vermiştir Bilenler için..

Belirsizlik denilemez, çünkü İrade, İlim, Kudret yani Sıfatların hepsi her zaman her katmanda en apaçık gösterirdi Kendini..

İş ki Zatı anlayabilelerdi!..

Şimdi bu dediğim gibi inanılamıyacak derecede ufak parçacıklar ki senin Bedeninin Maddeleridir.. Ve esası ise şu ki, neye Madde derse, onu madde bilirsin..

Düşünce, ya da daha ötesi olan Ruhun (Özün) ise -işte asıl püf noktası ki hep "İnsan"da idi- hiçbir şekilde bunlarla (Madde) alakası yoktur,

ne ışıktır ne küçüktür ne hayaldir vs..

"Min Ruhi" buyurulmuş: yani mevcuttur fakat Sıfattan dahi öte hiçbir belirimi nasılı keyfiyeti yoktur!..

Ah keşke gerçekten Varlık'tan, Varlığın Biliminden, gerçek İlim'den-Felsefe'den-Tefekkür'den, Kibir etmeden,

anlasaydın Batı!..

"..Yıldırım çarpması sonucunda hastanelerin yoğun bakımlarında 1-2 ay süreyle tedavi görenler, beyinde meydana gelen hasarlar nedeniyle yürümeyi, yutma refleksini daha genel bir ifade ile yeniden yaşamayı öğrenmektedirler. Bu kişiler adeta “ölümü yaşamış ve dirilmiş gibi” hissettiklerini ifade etmektedirler.."

“Ve demiştiniz ki: "Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız." Bunun üzerine yıldırım sizi (kendinizden) almıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz. Sonra şükredesiniz diye, sizi ölümünüzden sonra dirilttik.” (Bakara Suresi, 55-56)

"Allah nerede?"..

"Allah nerede?" sorup durduğuna göre "Nerede olursanız O sizinle beraberdir" müjdesi sana ulaşmamış, aradığından uzaktasın da sesi sana ulaşamıyor demektir.

Celal'ine uğradıkça "Aneee ! Babaa !" diye feryad'a koyuluruz..

Henüz İlim'den verilmediği için, Celal'ine uğradıkça "Aneee ! Babaa !" diye feryad'a koyuluruz.. Cemal'ine uğradığımızda ise Çığlıklar atar Zıplayarak kendimizden geçeriz.. Biraz erdikçe, İlim'den kaçılırsa, Cemal'ini Gayrında yani Nimet'de görüp Tembellik ederiz. Celal'inde yine Feryadı basar, Cahil kaldığımız için yine Gayrından İlahlar edinmeye tutunmaya bakarız.

Göz ~ Görme

Göz çizmiş Görmeyi o Çizdiğine Nispet etti; halbuki Görmek hiçbir Çizim (en-Nur-el-Musavvir) olmaksızın hem Ruhun (Sen'in-Min Ruhi) İşi, hem Kalbin ("..Göğüslerdeki.."), Sıfatıdır, ve Görünen O'dur. Ama Haram dediği Haram olduğu gibi, Yaratılış da Yaratılış olmaktan çıkmaz; ne dersen O, ne derse O.

Aldatıcı

Ahir Zaman olsun olmasın Zulmü, Kötülüğü, Çirkinliği, o Aldatıcı Şeytanı her yanda gördüğün gibi İyiliği, Güzelliği, Hakkı da içte dışta her yanda görebilir bulabilirsin. Aldatıcı, Aldatmak için herbir yana koşturuyor.. Hakk ise içinde dışında cihetsiz her yönde Sabit, Mücadele edenleri, Dönecekleri bekliyor.

Türbeler Kanunu..

Türbeleri ellerinden gelse kapatacak olanlar, Ankara'nın göbeğine en büyük Türbeyi diktiler; defteri bile var, yazıyosun.. düzenli olarak gönderiliyor olsa gerek..

Rıza

Allah'dan yana Nefes almaktan razı gelmeyen, neyden razı gelebilir.

Tevbe - Yüzünü Dönmek

Tevbe Nasib mi olur, yoksa sen mi kafana göre geçmişten bir günahını seçersin de tevbe edersin!.. Tevbe demek Dönmek demektir; Yüzünü Dönmek!

Muhabbet ~ Ölmeden Önce Ölmek

Allah'ın İnsan'a Emri ve Yasağı onu Melek veya Şeytan kılmak için değildir. Sorumlu tutmak veya Serbest kılmak için de değildir. Sırf Fayda veya Zarar vermek hiç değildir! Azabı ve Lütfu dahi cümlesi başta sonda Nihayet: Muhabbetindendir Muhabbetinden! Ey Sorumluluktan beli kırılacak, İmtihanlardan aklı çıkacak kimse, ölmeden ölmeyecek misin! Ne zaman anlayacak göreceksin Gani ve Münezzeh iken sana Celalinden Cemalinden mada O Muhabbet edeni!

Ruh ~ Beyin

Beyninle Ruhun arasında kol bacak tuş filan mı var.. Nasıl kullanıyormuşsun Beynini?..

Sermaye

Şu paha biçilmez Kulluk Sermayesi, Sen'de mi O'nda mı..

Rabb ~ Ben - LİK

Ayakların üzerinde durmaya başladıktan sonra artık Anne'ne Anne demesen ne saçma olurdu değil mi? Ben-lik, kendini bir şey zannetmek ne kadar da kötü.. Allah Katında ne büyük aldanış!

Vesvese ~ Zikir

Vesvesenin içeriğine bakma, vesvese dahil her olan biteni Allah demeye vesile kıl, birer birer hepsinden böylece Zikir Ganimeti topla! Tespih gör bu alemi boş bakıp eziyet çekip durma!

Zaman ~ Evvel - Ahir

Ne evveldir ne ahir, hem Evveldir hem Ahir, bul An'dadır Kavuş dur.

Hu ~ Elest Bezmi - Diriliş, Toplanma Günü

Elest Bezmini, Diriliş Toplanma Günü, Hatırlayacak, Hakikatleri Mecaz sanan! O Mertebede Hayale hiç yer yok! O'nun Makamında O'nun Gerçeğinden başka ne hayalin hükmü var ne zanlardaki bir gerçekliğin!

Min Ruhi

Nefs'in Vehim'dir, bağlanma kaybolur çölde serap gibi. Ruhun Hakktır Hakktandır, Dün'ya'da Vahiy gibi.

Allahın Rengi.. ~ Tasavvuf

"Allahın Rengiyle boyandık" desen "Vay bre Deyyus, vay Müşrik, Allah'a Renk mi isnad ediyorsun!" diye çıkışacak kadar Tasavvuf Düşmanı Cahil Aklı bozuk bu Harici Kurancıların şerlerinden bizleri muhafaza et.

Zaman ~ Varlık ~ Tecelli

Geçmiş yok ki Gelecek olsun. O'ndadır Varlık; Tecelli eder Gündüz olur, Tecelli eder Varsın, Tecelli eder Gece olur, Tecelli eder Yoksun.

Ya Tecellisidir ya Tecellisi..

O O'ndan başka ne ile bulunabilir.. Ya Tecellisidir ya Tecellisi. Gayrı sus, bulunmaz gayrı ile.

İrade ~ Ben-LİK

İnsan'a verildiği zannedilen İrade'nin zayıflığı "Ben beceremedim" deyip yüzünü Allah'a dönmesi, varlığını Allah'a Kavuşturması içindir, "Ben" demesi, Tırmalaması için değildir. Meleklere dahi nasib olmadı bu türlü Kavuşma!

Hu

Şahdamarından daha Yakını, Uzakta olanlarla perdeleme.

Zıtlıklar ~ Esma

Arif için, Işığın yokluğu Karanlık olmaz. Sıcağın yokluğu Soğuk olmaz. Sevginin yokluğu Nefret olmaz. Sanki bir başka alemdedir onun vücudu, bir başka alemde atar onun kalbi.

Dua ~ Ümit

Ümid ağacı Dua Suyuyla kök salar.

Kader ~ Kuran

Ve O ki, bir kader tayin etti. Sonra da hidayet etti (sevk etti, klavuzladı).
(Ala 3)
Muhakkak ki Allah, Âdem'i, Nuh'u, İbrâhîm'in ailesini ve İmran ailesini, âlemlerin üstüne seçti.
(Ali İmran 33)
Hani Allah peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı: 'Andolsun size Kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız.' Demişti ki: 'Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?' Onlar: 'İkrar ettik' demişlerdi de 'Öyleyse şahid olun, ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım,' demişti. 
(Ali İmran 81)
Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk.”
(Araf 172)
İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?
(Dehr 1)
Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.
(Necm 10)
"..Allah, elçiliğini kime vereceğini çok iyi bilendir.."
(Enam 125)

Vesvese ~ Kalp ~ Zikir ~ Öz

Hakk'dan başka hiçbir varlık Öz'ünde bulunamaz, Kalbine direkt nüfuz edemediği gibi kalıcı yerleşemez. Gaflet anlarından oluşan boşluklardan sızıntılar olmuş ise, içeriden yakından Saf İtikadın ile ve İmanınla oynamaya başladıklarını hissedersin; Şeytan bundan sonra Vantrologluğa başlar.. Uykudan Uyanmak, Temizlik yapmak Farz oldu! "La" kılıcını bileyli tut! "Estağfirullah" Hırkanı giyin! Niyetini tazele! Müşahede Gözlerinden çapakları sil! Esma denizine dal, Müsemma İncisini çıkar! "İlla Allah" Tacını tak! Zikir Şarabıyla Kalbini yıka! Muhabbet'den gayrı Taht'a yerleşme!

Vesvese - Şeytan ~ Nefs ~ Ruh

Şeytan fiziksel veya manevi en ufak bir korkuda ve zayıflıkda Vesvesesiyle Nefs'e (!) iliştiği yapıştığı gibi, Nefs de öyle en ufak bir gaflette Ruhuna ilişir yapışır. Mümin Ayıktır Uyanıktır; hatta öyle ki Allah'dan başkasını bilmez görmez duymaz hale gelir.

"Allah! de ötesini bırak"

Kayıtlanma ne İnsan şeytan melek ile, ne Celal Cemali ile; diyebilirsen öyle "Allah! de ötesini bırak".

Münafıklık ~ Takiye ~ Hu

Münafık gerçeklikle, ateşle oynayandır.. Hakikatlerle oyun oynayanlara Münafık denir.. Bu sebeple onların Azabı çölde serab peşinde koşturup her seferinde hüsrana uğramaktır; Ebediyen.. Kafirle dahi olsa oyun oynama. Takiye, canını kurtarmak gibi durumlar için bir Ruhsat'tır, yoksa herhangi bir Ulvi (!) amaç için de olsa Mümin asla Yalan söyleyemez, Oyun oynayamaz; ne yaparsa İhlas ve Dürüstlüktür! İbrahim (as) putperestlere Yalan söylemedi! Yusuf (as) kardeşine İftira atmadı! Bütün Dünya'ya İslam'ı getirmek (!), Dünya'yı kurtarmak (!), Amaç Allah'tan Gayrısı olmadı mı! başı yoldan çıkmışlık, sonu sapıtmışlık bil! Vallahi biz kendimiz adına O'ndan gayrı bir Garanti Yol bulamadık! Elimiz ayağımız varlığımız O'ndan tutuldu! Korktuk biz, Ondan Korktuk! Eminliğimiz O'ndan!

Muhabbetullah

Ne güzeldir zannımızca olsa da Muhabbet edişin.

Tevhid - Vahdet

Tevhid "Birleme-Ayırma", Vahdet "Birleşme-Kavuşma" diyelim.. Değil ama, biri Fark biri Cem "gibi".. Biri Tecrit biri Halvet gibi.. Vahdet elbette tarif olmaz..

Ahad - Vahid - Ferd

"Ahad" Ruh'unu, "Vahid" Nefs'ini, "Ferd" Zat'ını İşaret düşün.

La Faile İllallah ~ Müşahede ~ Muhabbet

Namaz kılmadan önce bir daha bi bak bakalım sana Abdest aldıran Kim.

Ehadiyet ~ Vahidiyet ~ Ferdiyet

Ne Ehadiyet ne Vahidiyet "İnsanlık"da Tamam ve Kemal bulmaz, belki Dünya'da Özel ve Ahiret'de Genel bir Lütuf olarak Cennet'de "Tattırılır". Kemali ve Tamamı ise ancak "İnsan"da, "Ferdiyet" yoluyladır.

Ruh ~ Nefs ~ İnsan-ı Kamil

Allah Kendinden bir Ruh olan İnsan'a, Hayvanlığını, Beşeriyetini, İnsanlığını, Kulluğunu, Halifeliğini.. Farkettirirse, O İnsan'ın Nefsinin Kamil olmaktan başka çaresi kalmaz..

Bu devirde İnsan-ı Kamil varmıymış! ~ Tasavvuf

Bu devirde İnsan-ı Kamil varmıymış yokmuymuş!.. bir sürü boş lüzumsuz gözü yüksekte laf, burnu büyük hadsiz değerlendirme.. Sen önce şu Gazi Şehit Halkın ayağının altına toprak ol, şu Müslüman Kardeşlerinin bi ayaklarının altını öp, sonra İnsan-ı Kamil var mı yok mu Lütfederse anlar görürsün, bulursun.

Ahmed ~ Tasavvuf - Fena Beka ~ Uzakdoğu Öğretileri - Felsefe - Dünya

Musa geldi, İsa geldi, Muhammed geldi, aldanma Dünya'ya onda ne gelişme ne değişme ne de karar olmaz; tanımıyorsun Onları, yani Kendini. Uzakdoğu'da kalma Fena'sı var Beka'sı yoktur, Felsefe'de kalma Fikir'den öte yolu yoktur. Tanımıyorsun daha Muhammedi Varisleri, Evvel Ahir Kemal'in Cem'i Ezel'de Ahmed oldu!

Tuzak Kuranların En Hayırlısı

Hazreti İnsan'ı aldatmanın kandırmanın hiçbir yolu yoktur, hevanı hevesini topla, o Celaliyle Cemaliyle baştan ayağa bizatihi Allah'ın Tuzağıdır!

Enel Hakk - Tasavvuf ~ Kurancılar

Hiçbir Tasavvuf Ehli Kamil Zat "Ben Allah'ım" dememiştir. "Ben Rabbim" de dememiştir. Allah nasıl Kendi İsmini Kullarına vermiş "Mümin" demiş ise, veya nasıl "Rabbaniler olun" demiş ise, nasıl "Kendi Ruhumdan" demiş, ve nasıl Batıl Ehli "Batıl" olmuş ise, Hakk Ehli de öyle, "Ben Hakkım" demiştir! Kurancılar Dilleriyle o kadar Kuran Kuran dedikleri halde şu Manalardan o kadar habersizdirler, Cahil, Kötü Niyetli, Yabani, Sui Zan sahibi, Kibirli, Hasedçi, Tekfirci-İftiracıdırlar ki neredeyse Arı'ları bile Peygamberlik İddia ediyorlar diye Din'den dışlayabilirlerdi! Kuran da Kuran dedikleri halde Manasından o kadar Uzaktırlar ki birisi gelse onlara "Nereye dönerseniz Allah Vechi oradadır" deseydi onu taşa tutarlar "Sen Panteistsin, Şirk koşuyorsun, vay Müşrik" diye Afaroz ederlerdi! Bir ellerinde "Mushaf" bir ellerinde "Tekfir", Kalplerinde Kötü Niyet, Dillerinde İftira, Sui Zanları, Kötü Huylarından dolayı, Allah'a olan Uzaklıklarına bak! Şahdamarından Yakındır Aracıya ne gerek dedikleri halde aradaki Mesafeye bak! Eti kemiği bırak, Musa'ya seslendiği Ağaç dahi anladı da bu Odun Kafalılar Müslümanlıktan daha bir şey anlayamadı! Canlanamadılar öldüler gitti! İftira eden kendine etti, Tekfir eden kendini Tekfir etti gitti! Ben kime ne anlatıyorum!

Vedud

Gizli Sevgi'yi bilmeyen, Zahir olanı da bilmez.

Kurancılar - Panteizm ~ Tasavvuf

"Yalnız Kuran" diyenler "Şahdamarından daha Yakındır", "Nereye dönerseniz Vechi oradadır", "Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır" gibi Ayetleri görmeyip birilerinden duysalardı "Şirk! Panteizm!" diyeceklerdi.. Düştükleri Hali, İftiraları, Cahilliği düşün.

Kurancılar ~ Aracılık Şirk

"Yalnız Kuran" diyenlerin "Aracılık Şirk" diyenlerin işi hayli zor, zira Çelişkileri Cahillikleri daha "Besmele"den, "İnşaallah"dan başlıyor. Tasavvuf Bilgisi olmaksızın Kuran Hakkında, Allah Hakkında Doğru Anlayışa ulaşmanın, Kemal elde etmenin imkanı yoktur.

Mutlak İman

Ama şöyle oluyor böyle oluyor diyerek İmanın azalıyor çoğalıyorsa dikkat et, Allah Mutlak İman ister.

Hu

Çok çok Zengin Bir'inin Fakirler arasına girip, onlar gibi davranarak içlerinden dürüst ahlaklı hele ki Kendisine yönelenleri seçerek zamanla hepsini Zengin kıldığını, Dost edindiğini düşün.. Tedbili kıyafet.. Bu çok uzun, ince bir iş.. Allah'ın Tenezzülü böyledir.

Tek bir Nefisden ~ Şuculuk Buculuk

Hakk tek bir Nefsi Adem Havva diye iki etti. Ademoğlunun şucu buculuğunu, İkiliğini, ta buraya kadar gör. Halkı kesrette parça parça olmuş Yok bil, Hakk'a Rağbet et, Muradına İtibar kıl. Hakk Ehli Kamil Kul, Fena bulmuş, Er olmuş, Tek bir Nefis olmuş Kul olmuş; Kesrette Vahdeti bulmuş. İsimlerden öte, Zati Vahdet'e Ermiş, Ondan bir Ruh idi, Muradı Muhabbeti buldu.

Sabahın Rabbi

Sabahın Rabbi Senden Gayrı Ahir yok, neyden gamlanayım.

Şucu Bucu ~ Benlik - Hiçlik

Sana "Allahçı" diye laf edene bak ki gitmiş mutlaka bir şeyi "Tanrı" edinmiştir, İnsanlığın Yüz Karası! "Tarikatçı" diye Suç bulan, gider bir "Uzaylı Tatikat"ına girer! Ha "Dinci"si ha Padişahı ha Önderi, ha İnkılabı ha İdeolojisi, Kafa Keser Özgürlük Budalası! Şu Beşeriyetin hepsini bir yere topla da Hiçliğe çağır! İki dakka sabredemez ele verir kendini Benlik Davası!

Vesvese ~ Emin

"Kulumuz Eyyub'u da an. O, Rabbine: Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmişti. Biz ona: 'Ayağını yere vur. İşte, yıkanılıp şifa bulunacak, içilecek soğuk bir su.' dedik."
{Sad 42}

Allah'dan Emin olmazsan kimden neyden Emin olabilirsin! Korkuyla Ümit arasında olmak, bir öyle bir böyle Belirsiz olmak mı! Kovulmuş Şeytan'ın Vesveselerinin verdiği Bıkkınlık Bezginlik Yorgunluk, Azap olmuş, Seni Allah Hakkında Sui Zanna sürüklemiş. Kalb'te ne zaman bir Ümit Pınarı fışkıracak olsa, onun üzerine Vesveseleriyle basar, görmüyor musun.. Sürekliliğini kırar, Kararını bozar! Çalımlarının verdiği Bıkkınlık Bezginlik Seni Cehennemlik olduğun Vehmine kadar düşürmüş! Neredeyse Acıdan Ümitsizlikten Zevk alma aşamasına gelmiş iş! Vehminle oynadığı bu oyunu, bu büyüyü bozmayacak mısın! Allah'ın Kuluna ne zaman acıyacaksın! Vesvesesine Allah Hükmü gibi yapışmış, Kendini Yargılıyorsun! Saflığınla oynayıp duruyor! Bu bile Şüpheli, Belirsiz, öyle değil mi ! Halbuki Allah Emin olunan, Emniyet verendir! Celaliyle Cemaliyle Allah Tuzak kuranların en Hayırlısı değil mi! Ne zaman olgunluğa erişeceksin! Belirsiz olmamalısın! Kalp Ayağını yere vuran Sen olmalısın! Bu kararsızlıktan belirsizlikten ne zaman bıkacaksın! Allah Emin olandır, Kulu da öyle!

Hz İnsan ~ Putlar

Putperestler hiçbir yaşam emaresi göstermeyen Taşları Allah'a Yakın Vesilesi edindiler de, Mustafa'yı bıraktılar ya.. başlarına ondan sonra taş yağdı, altında ezilip gittiler! ; Hz İnsan'ı, Vesile olmada Taştan aşağı gördüler ya, kendilerini aşağıladılar, kendilerinin kıymetini bilmediler; kendi kendilerine zulmettiler!

En zor, en kolay, en açık

Celali Cemaliyle kopardığı fırtına, yaptığı onca oyun, onca gösterişden sonra, birdenbire öyle Normalleşir ki.. terk mi edildim.. gafil mi oldu'm (!).. dersin.. Normalde müşahede, en zor, en kolay, en açık olandır.. Normalde beraberlik, en zor, en kolay, en açık olandır.. Daha da bişi demiyim..

Bilinmek Diledi, Kendi Ruhundan Üfledi

Bu bütün her şeyi Sanal bir Oyun gibi Ruhsuz Yaratabilirdi. Hayır, Bilinmek Diledi, Kendi Ruhundan Üfledi.

Sivrisinek Ayeti

Seni asıl Büyüklük İspatına girişmen, bu derde düşmen Küçültür, Hor kılar. Sen Kurandaki Sivrisinek Misali gibi, Allah Katında hiç Şüphesiz Büyük ve Değerlisin.

Vahdet-i Vücud ~ Hikmet ~ İsimler

Hayvanlar Fazla Duygusal olsalardı, birbirlerini yiyemezlerdi.. Bu, ölmeleri demek olur. Sui Zann'a geçit bırakmadı.. Sadece Otçullar mı Yaşam bulsaydı.. Onlar da, Otlara üzülmezler.. Ve Aslan, Ceylanı yedikten sonra, ne yaptım ben deyip kendini helak da etmez böylece.. İnekler Koyunlar, Ölmek için değil, Kurban olmak için Can atar.. Böyle Yazan Yaradan'ın, Celali Cemali, Sıfat'ı Can buldu da, hiç Zulmetmedi.. Biz bu Yazıyı hem Yaşıyor, hem Okuyoruz. Hayat Sahibi olduğunu Yaşamından başka nereden bildik! Okumakdan okumaya, Yaşamaktan yaşamaya da fark oldu Zenginliği, ve Cömertliği. İnsan'a Tattırdı en Güzelini.. Hz İnsan olmak lazım!

Tasavvuf ~ İsimler ~ Zıtlık ~ Uluhiyet

Sevgi Sabrın, Sabır Sevgi'nin yardımcısıdır.. Bütün İsimleri, Uluhiyet Mertebesinde, Zatında Bir'dir, Zıtlık yoktur.

Sevgi ~ Vedud - Seven Sevilen

Başkasını Sevmek istediğinde, Sevgi yalnızca karşındakini değil, Seni de Sever. Vedud'dur O, Seven ve Sevilendir.

Zan ~ Nefs

Bir insana bir sürü laf edip sonra o lafların doğru çıkmazsa ne yaparsın.. Haksızlık etmişim, yanılmışım, bilemedim, İftira etmişim dersin, özür dilersin, gıyabında da olsa Helallik dilersin değil mi.. Yok işte, Şeytan'ın Oyununa gelenlerde, Kibrine uğramışlarda, kendini İlah zannedenlerde öyle değil.. İftiraları, Sui Zannları, Şüphe, Paranoyaları daha da artarak derinleşir bu işgüzarların.. Asla Af dilemezler, Yanıldıklarını kabul etmezler, Helalleşmek mi o da ne demek, ölene kadar kem göz kötü sözü artırarak devam ettirirler.. Hüsnü Zan'mı.. "Aptal mıyım Ben!".. Hatta ellerinden gelse, onu hile tuzak ile suçlu duruma düşürürler.. Peki neden? Çünkü etrafı o kimseyi kötülemiştir ona.. Taraf olmuştur bir kere.. Yalnız kalamaz.. Ve bir kere, sevmemiştir!.. Artık nasıl sevebilir.. Ve hiç yere boynuna kadar Zanna Günaha da batmıştır bir kere.. Görevli Memermuydun da bu kadar vazife ettin üzerine o kimsenin suçunu günahını.. Yo.. Kibirlilerin, Şeytan'ların işgüzarlığı işte!.. Allah kurtuluş versin.. Kul Hakkı'na girmeye Dedikodu'ya bu kadar can atan Cehennem'e atlamıştır, Cennet'e düşecek değil!

Tasavvuf ~ Sır

Allah'ın Sırrındadır, çözemezsin Srrını
Aklın Kalbin Nefsin Ruhun, Bilirsin Aslını

Settar ~ Rahim

Settar olur günahım yok dersin
Rahim olur günahım çok dersin

Rahim

Lütfeder İman edersin
Kahreder Küfr edersin
Şımarık ve Döneksin
Hesap istemezsin belli de
O'ndan başka ne istersin
Rahim olsun Günahın itiraf etmez misin

Kalu Bela - Elest Bezmi

Ne Kalp vardı
ne Nefis
Bir Ruh idik
hepimiz gördük
Rabbimizsin dedik
Sonradan değil hep Hakk'tı
Ondan Benlik etti
Nefsimiz var şimdi de,
kah İman ettik kah Küfr ettik
Sonradan olma değil,
O'nda Bir Ruh Kalp Nefis
Dünya Ahiret,
Toprağı silk, Perdeyi kaldır,
Zamansız Mekansız
Rabbimizsin dedik

Takiye

İftira atmayı Takiye diye Mübah sayabilecek bir insanın Dini yoktur. İsterse bütün dünyaya barış getireceğini umsun.. Bu Din bir heves ve umuş değil, Hakk''dan Razı olmak ve Dürüstlüktür. Öyle bir Dürüstlük ki ne Red var ne de İnkar! Allah var Allah!

İbadet ~ Vahdet - Muhabbet

İbadet'den Gaye Huzur değil Huzurunda olduğunun Bilincine ermektir, Vahdet, bir İlişki, Muhabbet'e ermektir.

Aracı ~ Tasavvuf ~ Şirk

"Allah'la arana aracı koyuyorsun, Müşriklktir bu!" diyene, "Peki Seni Kim araya soktu?" de.. Bi düşünürse, "Ben Sana Müşriksin demeyeceğim ama yüzyıllardır hamuru Vahdet ile yoğrulmuş bu Topraklara Senin Çiğlini ve Yabaniliğini kullanarak Deizm'i yaymaya ve Din Kardeşlerinle arana da Fitne sokmaya çalışıyorlar; Haberin var mı? Yaptıklarından hiç Kuşku'ya düştün mü!, yoksa Sen Masum, Tertemiz misin? ; Hain ve Ahmak olma!" de.. Bunları şöyle bir Düşünmüyorsa artık onun Tasavvuf hakkındaki Zanlarına ve Kuran demesine aldırış etme, üzülme.. Zira Şeytan Kendi Hainliğini ve Ahmaklığını gayet iyi bilir; fakat derdine deva yoktur, hevesi kursağındadır.

İnsan ~ Hayvan ~ Nefs ~ İlah



İnsan Allah'ı bilmiyor da, nereden nasıl İlahlık taslıyor! O, Batılıların İddia ettiği gibi, Hayvan olsa, öyle büyüklenemezdi. Biliyor biliyor da, Tanımıyor! Tanımak nefsinin-egosunun işine gelmiyor!

Kötülük ~ Marifet

Kötü olmayı marifet zannedersen, Allah'dan daha kötü olabilecek yoktur bilesin. Fakat, O Zulmetmez!

Akıl ~ Kader ~ Kul

Akılların değişmesini imkansız gördüğü geleceği, muhakkak şöyle olacak diye zannettiği Mukadder'i, Kulunun Ümidi, Duası, Kalbi değiştirir.

İnanıyorsanız "üstün olan" sizsiniz!

Dünya'da bir tane Mümin kalmış olsa, o tek başına bir Millettir! Kayıp, kaybediş yoktur bize. Ayet "İnanıyorsanız üstün -gelecek- olan sizsiniz" değildir, yanlış meal bu, doğrusu: "..üstün olan sizsiniz.." şeklindedir! Arada çok fark var Uyan!

Mümin Yumuşak, fakat Ahmak olmayandır ~ Hakk'ın Hatrı !

Mümin Yumuşak, fakat Ahmak olmayandır. Kötü Zan'dan ölesiye sakınır ama Aklı Kalbine bağlı olduğu için Uyuyamaz. Son derece Sabırlı ve kusurları örtücüdür. Uygunsuz davranışlar Hatrında birikip son Haddine varınca, Hakk'ın Hatrını kırmak yerine de kim olursa olsun adamın kafasını kırar. Yanlış demedim Hakk'ın Hatrı, Hakk, "el Mümin" bunu yapar!.. Hakk İman bunu gerektirir, aksi halde o İman değil, Ahmaklıktır! Şeytanın Büyüsüdür!

Tasavvuf'da Hayal

"Hayal", Halk Mertebesinde Hayal'dir. Sonra "Tecelli" olduğu anlaşılır Hakk Ehline ki, Zati Tecelliye varmadan kişi Beka'ya ulaşamaz, ne de Fena'dan ve Halk Mertebesinden kurtulamaz. Döner durur.. Bu durumda Yükselme gerçekleşmeyip, "Zan" İlim Mertebesine ulaşınca Hayal (Suret) "Nur" zannedilir, Huzur Hali "Hakk olmak" zannedilir, Hakk'ın Sıfatlarını (görebilse Zatını) görmezden gelir, Mümin'i (!) görmezden gelir, Ruh Sır Vücud vb ise böylece hiç anlaşılmaz.. İtikad bozulmaz ise bu Kula Zannına göre muamele olunur. Aksi halde İddiası onu Resulün (as) yolundan-şeriatından Zahir veya Batın yönden mutlaka saptırır. Hakk'tan yana Zati bir Makama asla kavuşturulmaz. Vahdet'den Muhabbet nasibi Halk Mertebesinde yani "Hayal-Zan"da kalır.

Sosyetik Tasavvuf-ÇU Topluluk - Modern Cemaat

Mümin'e Zekasına göre değer biçen, daha kötüsü Cahil'dir. Bu Cahillik de öyle okumamışlık anlamında değil İnsanlık Cahilliği olan Kibir'dir! Feraset Allah Nuru'dur! Ne Zeka ile ne Okumak ile de ele geçmez! Kalp iledir Takva iledir Kulluk iledir! Zamanımızın sözüm ona modern sosyetik eğitimli tasavvuf-çu-ları, cemaatleri toplulukları! İnsanlık Cahili olmayın!

Tecelli ~ Hu

Fiillerinde Çocukların O'na bak, nasıl da Mutludur onlarla, nasıl da Saf, ve Haylaz! Ya da nasıl da Onlarla Yalnız, Onlarla Dertli! Şu sözlere de bak, nasıl da ölmüyoruz, nasıl da Diri!
Yaşlandın diye nefsinden korkma, Allah'dan kork, Ölmeyeceksin. Ölmeyeceksin, Alem değiştirecek, Alemlerin Rabbine daha da yakınlaşacaksın. Ümitlenecek Amelimiz yok, yine Rahmetine sığınacağız. Haber verdi Peygamberimiz (sav), Kavuşmayı isteyenle Kavuşmayı Severmiş Rabbimiz.

Doğruluk ~ Mükemmel

"Doğruluk" başka "Mükemmel" başka! Kul'a "Doğruluk" Yaraşır! Dünya Mükemmel olmaz, Kul Mükemmel olamaz, yine Doğruluktan vazgeçmez de, Mükemmel onu bulur!

Güzellik

Yılan'da da Güzellik var Fare'de de.. Ama ormana gidip koyun koyuna yatmanın bi gereği yok.. Farz değil Sünnet değil! Sen Asıl Güzeli bul da O'nunla yat kalk! O'nu bul da asıl şaşılıktan kurtul !

Hu ~ Nazar ~ Tecelli

Bir gölgeden bile Nazarı olur.

Teklik ~ Fena ~ Beka ~ Vahdet - Muhabbet

Kamil Kul ne Cemalle kayıtlanır ne Celalle, her An bir Şen'dedir desem, bu dahi Haller ile kayıtlanmak olur onlar için. Beka'ya ermiyen için Fena Kayıttır, Teklik dahi Kayıttır, onlar Vahdet'de Beka'ya Ermiş İki olmuşlar, Mahabbeti bulmuş, Seven Sevilendirler!

Şeytani bakış

Şeytani bakışla, düşman çıkmayacak dost yoktur. Öyle de bir bakış var ki nanköre bak Rahman'ı gör.

Manevi Askerlik ~ Salat-ı Daim

Askerlik gurbette birkaç yılcık "Emir Kulu" olmak değil, Ezeli Ebedi Allah Kulu olmaktır! Namaz'ı beş vakitten, "Daim Salat"a çıkarmaktır! Nur'u, Nazar'ı, Şefaat'i Nefsinden, Cemaatinden Tarikatından gayrına da ulaştırmaktır! Hem Rahman hem Rahim, Batın, Zikir, Dua, Salavat, Mümin Kulun Kalbi olmaktır! Askerlik, Manevi Askerlik!

Şehitlik ~ Tasavvuf ~ Şehadet

Samimiyetle Şehadet'i Arzu edeni Allah Bilir.. ve Dilediği Şekilde onu Şehadet'e Eriştirir. Dilerse döşeğinde, dilerse sokakta veya Ölmeden Önce.. Dilediği Şekilde. Halk, Allah ve Kullarının işine Akıl erdiremez..

Birlik ~ Birlik Sırrı

Birlik Sırrı Kim'indir Bilenlerin Birliği, Ezeli Ebedi, Daimidir.. Şeytan'ın alevi gibi bir parlayıp sönüvermez; ne insanda melekte, ne devlette demokraside..

Nübüvvet ~ Velayet

Nübüvvet İlmi, Uymayı gerektirir ve Uymak Kemal için yeterli olur. Velayet ise Uymak'tan mada Talim ve Tahkik gerektirir.

Hacc 78: "Allah’a Sarılın"

Şah damarından Yakın olana "Sarılış", Sen'sin.

Küfür ~ La!

Kafir Hakk'ı yok sayabiliyor da, Sen Kafiri mi Yok sayamıycaksın.

Riyaset ~ Hoca Efendi !

Kuran, Yaşlı, evlenme ümidi kalmamış Kadınlara dahi "Örtünmeleri kendileri için daha hayırlıdır" derken, "Tesettür Furuattır" Lafı, hele ki "Peygamberi Rüyada gördüm, twitleri ikiye katlayın" Lafı.. Ezan'dan yahudiler, hristiyanlar incinmesin diye "Muhammeden Resulullah" kelimesini çıkartırken, Müslümanım diyenle Beddualaşma'yı -ki Mübahele Hristiyan ve Yahudilerle olmuştu- "Sünnet" saymak... Hoca Efendi kardeşim!.. daha hangi birini sayayım.. Papazın elini öpecek kadar mütevazi ol (!), ama Müslümanım diyenle Lanetleşmeye kalkış, hiç çekinme; Allah'ın duanı kabul ettiğine de inanabilecek misin!

Merhamet ~ Rahman Rahim - Adl

Çok Merhametli olunca, fark Gözetmeksizin içine bir Hüzün, Şefkat gelir.. Gerçekten fark gözetmiyorsan herkese!.. Ama Allah, aynı zamanda Adil'dir, bunun yansımaları da olacak yaşamda!.. Kime Merhamet edeceğini bilemiyorsun ama, bunu bil!

Küfür ~ Cehennem ~ Oyun - Kurgu

Şimdi Hissetmiyorsun ya, "Cehennem", "Hesap", ondan "Oyun", "Kurgu" gibi gelir sana.

Velvele - DüşmanCILIK ~ Nefs

Ortalığı velveleye vermek ve DüşmanCILIK, Rezil, Çirkin Huylardır.

Dürüstlük ~ Mertlik

Kendine Dürüst olsan yeter.

"Oyun"

Ne acayip, Sen yapınca "yanlışlık oldu, bilerek yapmadım; niyetim..", başkası yapınca "Oyun".. Yalan'ın, Haram'ın azı da çoktur..

Emir Kulu ~ Allah Kulu

Emr edileni muhakeme etmeden yerine getiren kimse, hele ki İnsan hayatı söz konusu ise, başına gelene de aynı öyle şikayetsiz katlanacak demektir. Muhakemesiz "LAF" da böyle..

Fena ~ Tenzih

Fena'dan bahseden Erkek, Rabbinden Kadınlığı Tenzih eder de Erkekliği O'na yakın sayar. Halbuki ne Rabbi Kadın veya Erkek'tir ne kendi! Lakin kişi Hakiki Fena'ya erip de Sırf Ruh kalmadan Tenzihin Hakikisini ona gel de anlat! Kaldı ki kadınlık erkeklik Teşbih konusu da değil, O'nun Celalinden Cemalinden Kendi Kendine ait İlminden Tecellileridir; Sen henüz Erkeklikten geçememişsin bu varlıkla ne Fenası ne Tenzihi ne Şirki ne Küfrü!

Tasavvuf ~ Kuran ~ Muhabbet

İbrahim'den (as) oğlunu kurban etmesini değil, Muhabbet'i istedi. Eğer maksat Muhabbet olmasaydı, kanın akıtılması gerekirdi. Sen ise Muhabbet'i boş bulduğundan olsa gerek, kendini meşgul edecek, yapacak iş arıyorsun. Acaba hangi iştir ki o, Allah Nezdinde Muhabbet'den daha değerli olsun. "La ilahe illallah" kelimesi nasıl söylenir ki de Teraziyi doldurur! Allah'ın Rızasını kazandıran Amellerin Özü Muhabet'den ibarettir, İslam Aşk Dinidir. Gaflet'e bak, Allah İbrahim'den evladını Kurban ister de Müslüman'ım diyen, Kuran da Kuran diyen Gafil, Aşkı aşırılık sayar, Tasavvuf'u kabul etmez!

Min Ruhi

Ruh'un su ekmek hava toprak ile hiçbir alakası yoktur; Allah'tandır (Min Ruhi) , dahi O'nun Emri olmaksızın, bunlarla Hayat bulmadığı gibi bunlarsız da Ölmez ; Lakin Tabiat olan Nefs, Ses'in Kulağı, Suret'in Gözü Meşgul etmesi gibi O'nu meşgul eder, perdeleyebilir (Gaflet). Gözü açık olanlara ne Mutlu!

Fakr

O'na Muhtaçlık sonu gelmeyen en güzel şeydir.

Allah'ın Dilemesi ~ Allah'ın Rızası

Dilemediği şey, olmaz ; Razı olmadığını yaptıranlara Acıması olmaz!

Kul

Firavun'u Mısıra Sultan yapmış, Musa'yı (as) elinde büyütmüştür. İkisinden de Kendisine dönmelerini ister.

Hu

Allah bunca Kafir'i Şeytan'ı Zalim'i barındırıyor, Sen Tertemiz Ruhunda Gepgeniş Kalbinde Vesveseye Tahammül etmeyecek misin.

Tecelli ~ Suret

Çocukluk'ta O'nu Tonton Dede, Bulut ve benzeri Hayal etmek, Çocukluk Vakti Tecellilerindendir.

Takva Nedir ~ Edep - Tasavvuf

Kamil Kulun Korkusu Nefis'den değil, Edep'tendir. Yani o, "Gereğince" Korkar (Takva) ; Endişe etmez. Nefsinden ve şeytan'dan gelen Vesvese'ye, Vehm'e aldırış etmez.

Tabiat - Nefs

Köpeğin havlaması, ısırması, Kedinin tırmalaması hiç anormal şeyler değildir. Çünkü onlar Doğal olarak Tabiatlarına Nefislerine Mahkumdurlar. Ne Sorumlu tutulurlar ne İmtihan'a tabidirler.

Akıl

Hayvanlar, mesela Arı ve Örümcek, Petek yapmayı, Ağ örmeyi kendi başlarına Akıllarıyla Fikrederek, veya türdaşlarından bazılarının Talimiyle Öğrenmezler; Yeteneklerini bir süreç içinde kazanmazlar, öyle Hazır Yetkin halde doğarlar.. Yaşam Akıllar sayesinde değildir.. Adem'in (as) durumu da böyle idi.. Sana da Süt Emme'yi Annen Öğretmedi veya sen Akletmedin. Şimdi o halde, bizdeki bu "Akıl" nedir ?.. Bu soru ve cevabı da şüphesiz ki diğer her soru ve cevabı gibi, İlahi olmaIı!

Ey Güzel

Ey Güzel, bilmedin mi ki Güzelliği başa beladır.

Sevgilinin Hüviyeti

Hiç mümkün mü Aşığın gözünde Sevgilinin Hüviyetine herhangi bir şey perde olabilsin. O göze perde, yine O'dur O.

Suret ~ O

Geceleyin odanda sevgilinin Hayali, Sureti, zuhur etse, Şüphe ederdin O değil, Hayali, Sureti diye.

Allah'ın Celali

"Celal" sahibidir ve bunu kabullenebilen çok azdır.. O'nun Nazını Kamil Kulundan başkası çekmez. Bu yüzden sevdiği çoktur, sevebileni azdır. Hani "Melek gibi" denir.. Hiç değil.. Yaşlı Aksiliği de değil.. Ali'yi görebildiysen, Ali gibidir Ali.

Kâlû Belâ

Kâlû Belâ'yı hiçbirimizin unutmadığını, hatırladığımızda anlayacağız.

Ahiret Sabahı

Allah'ın Unutturması yaşanmışı hiç yaşanmamış kılar. Ahiret Sabahı Mazlumların Unutması böyledir.. Zalimlere ise o Sabah aksine çok şiddetli bir Uyanma, çok şiddetli bir Hatırlama vardır!

Zalim - Zulüm - Kötülük ~ Şirk

Kötüleri zikredip varlık verme, ellerinde bir şey yok, zulümleri de kendi aleyhlerine! ; büyütme onları, Şirk koşmuş olursun.. Allah'dan daha Can Yakıcı olan yoktur! Fakat O Güzel'in Nazı Hakk, Tuzağı dahi Hayırlı!

İmtihan ~ Kötü Fiiller - Sıfatlar ~ Nefs ~ Allah'ın Tuzağı

Hased Ehli değilsen, Hırsızlar olmaksızın Allah'ın kimsenin malını çaldığını göremezsin; yani Kötü Fiili-Zulmü, Allah'a Nispet edemezsin. Fakat O, Hırsızın-Zalim'in kötü fiilinden seni her zaman Korumayabilir; ve bu zarar göreceğin durumu da Allah'a Nispet edemezsin: Çünkü manevi maddi bütün Mal Mülk nihayette hepsi Allah'ındır. Anlarsan, her türlü Zulüm Allah'adır.. ki bu Yüksek Anlayışa ulaşamasan da, Allah senin Nefsine her şeye katlanabileceğin Kendinden bir Sabrı ve Hırsız olmadan önce o suçu işleyenin Nefsine de Muhakkak ki İyi İlhamı ve Sakınmayı vermiştir. Öyle ki, Kötülük gördüğün için, Zulüm gördüğün halde, asla Kötülük etmeye, Zalim olmaya için el vermez.. Bak ki Zulüm görmek, seni Zalim olmaktan Korur.. Acz'e düşmen, Sen'i bütün kötülüklerin kaynağı olan Kibir'den Korur.. Hırs'a, Ben-liğe kapılıp Haklılık Hesabı gütsen de, bu Dava'nın Lehine sonuçlanacağı Garanti değildir.. Kötülük'den ise Payına Mutlaka bir şeyler düşecektir. Mutlak Fayda'nın ne olursa olsun Doğruluktan vazgeçmemekte ve Temiz kalmakta olduğunu gayet net anlarsın. İş hayli Karışık ve Zor'dur.. Allah'tan Korkanın Varlığı Tutulur! Ben diyorum ki bu Dünya İşi Allah İşidir, Halifelik (Yeryüzü Halifeliği), ve Kader (!) dahi bir yere kadar.. Dolayısıyla, bütün Zorlukların İmtihan ve bütün Kötülüklerin de "Nefs'e uymak"dan kaynaklandığı açıktır. Varlık verilmeye, Kendisinden Korkulmaya Tek Layık olan ancak O'dur ; her şeyden Gani, Münezzeh, Celali ve Cemali ile her şeyin Tek Sebebi, her şeyin Tek Hakiki Sahibi O Allah Övgü'ye ve Şükran'a Layıktır.

Vahdet-i Vücud Nedir ~ Vahdet

Allah'tan başka Sığınak olmadığını anlamış olan, Allah'tan başka bir Varlık olmadığını, yani Şirk'in Hakikat'de mümkün olamayacağını da gayet net anlamıştır. Vahdet-i Vücud'u da, Vahdet'i de anlamıştır. Bundan başkası çiğlik, lüzumsuz iddia, cahilane tenzih.

Dua

Allah'ım Sen'de takdir etmiş olduğun varlığımın iliştiği her şeye Huzurunu, Korumanı, Feyzini yay.

Şekur İsmi

Allah "Şekur"dur, şükrün karşılığını verendir; Sen nasıl İnsanlara Teşekkür edici olmaz Şükran duymazsın. Allah Sabredendir, Şefkatlidir; Sen nasıl Sabretmez ve Şefkatli olmazsın.

Her şeye Kadir ~ Muhabbet

Her şeye Kadir bir İlah olduğunu dünya gözüyle göremeyen, başka hiçbir şekilde görüp kabul edemez. Zira Kudreti Mutlak, sonsuzdur, nihayeti yoktur ki, başka nasıl görecektik. Ne zaman anlayacaksın bu dünya O'nun için değil, Bizi istediği için.

Zekat Hesaplama ~ Şeriat - Hakikat

Zekat hesabından (Şeriat) önce, şu Ayet'i (Hakikat) iyice düşünmeli:

Sevdiğinizden vermedikce İyiliğe, gerçek hayra erişemezsiniz. Allah her ne harcarsanız bilir.
Ali İmran 92

Cömertlik

Allah senin ne kadar malın mülkün paran var sormaz, Seni sorar, Cömertliğini sorar.

Allah'ın Görülmesi

Görünme sadece Maddi değildir. Mesela Hayal, bir Fikrin doğması, bir Kelimenin Anlamını bulman da Görme'dir. İşte O'nun görünmesi, ne sadece maddi ne de sadece manevi değil, bu bütün Görünmelerin Özüdür.

Tenzih ~ Fena - Beka ~ Fani - Baki

Fani olan Baki olandan kendini nasıl nereye kadar Tenzih edebilir!

İnsan ~ Kamil İnsan

Allah'ı birkaç Eser, birkaç İsim, bir Yönden seven bağlanan insan, Allah'ı Tanımış olmaz. Marifetullah ve Kamil İnsan O dur ki, bütün Eser ve İsimlerine açılarak O'na bir yönden değil Zatında Tanış olur. Öyle değil mi ya, çocuk babasını ancak Çocuk ve Babası olması yönünden bilir tanır, O'nun İnsanlığını kendisi gelişip serpilmeden bilemez, tanıyamaz.

"Allah'ın Varlığı"

"Allah'ın Varlığı" dediğinde artık Eseri Tecellisi, Sıfatı Zatı ayrı Zikrolunmaz. Bunu anladığında, Güzel, Üstün bir Menzile, Tertemiz bir Müşahedeye eriştin demektir.

Kafirler

Allah kafirleri arkalarından tekmeleyerek Cehenneme atmıyor; onların zulümleri kendi nefislerine!

Şefkat ~ Merhamet

Kafirin ölüsüne dahi Şefkat Merhamet esas iken, İnsan'ın dirisine, hele ki Kardeşine, Merhametsiz Şefkatsiz olma.

Kulluk ~ Nihayet

"Merhametimi, Sabrımı, Duygularımı, Aklımı kaybettiğimde dahi Müslümanlıktan vazgeçmedim, Sana Teslimiyeti bırakmadım", diyebilecek kadar Mümin ol! Nihayet ne Sen ne Senliğin ne de Emanet, Hakikatte Sana ait değil, bilecek misin?

Şekspir ~ Shakespeare ~ Şeyh Pir

Şekspirin asıl isminin Şeyh Pir olduğunu ilk defa Safer Efendi hazretlerinin bir sohbet kaydında duymuştum kendi dilinden; ne kadar da hoşuma gitmişti.. Şimdi ise sen bunu komik ve aşağı buluyorsun.. ne kadar da bilmişsin sen.. kafirlerin hoşuna gitmeyen şey senin hoşuna gitmiyor.. ne kadar da müslümansın ve bilmişsin dostum, bi bilsen..

Ey iman edenler. Bir grup diğer bir grup ile alay etmesin! Onlar (alay ettikleri), kendilerinden daha hayırlı olabilirler! Kadınlar da kadınlarla (alay etmesinler)! Olabilir ki onlar kendilerinden daha hayırlıdır! Nefslerinizi (birbirinizi) ayıplamayın ve birbirinize (kötü) lakaplar takmayın! İmandan sonra fusuk (inancın bozulması) ne kötü bir isimlenmedir! Kim tövbe etmediyse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir! { Hucurat 11 }

Velilik - Velayet - Tasavvuf

Gör ki hepsi, Allah'ın Velayeti.

Sıfat ~ Tecelli

Sana her şeyi olduğu gibi biliyormuşsun gibi gelebilir. Halbuki Sıfat başka Tecelli başka.

İhlas

Sana yapay gelen yapmacık görünen, tam tersine İhlas olabilir.

İhlas

İhlasla verilen 1 lira yüzlerce liradan değerlidir. Her İbadetin Hayrın ve Halin de başı sonu anahtarı İhlastır.

Yabani Olma

Herhangi bir insanlarla arkadaş olmamak olamamak uygun ve hoş değildir. Hazreti Peygamber (sav) öyle idi.

Gaflet - İbadet ~ Kamil Kul

Oruçlunun uykusu ibadet ise Kamil Kulun hiçbir şekilde gafleti düşünülemez. Onun bayramının güzelliğine bak sen.

Dünya'nın Yuvarlaklığı - Akıl

Güneş yuvarlak Ay yuvarlak.. ama üstünden düşmediğimize göre tepsi gibi düzdür diye düşündüler herhalde..; bu akl fikr ile Mevla elbette ki ne aranır ne bulunur.

Türkler nasıl Müslümanlaştı ! ~ Tasavvuf - Hakikat

Türkler nasıl şamanlaştı veya daha önce İnsan nasıl ırklara ayrıştı gibi sorular sormak Hakikat açısından daha samimi daha dürüstçe olacaktır. Tabi insanın derdi Hakikat ise.

El Vedud

Sevdiğinde, Seven O'dur, Sevildiğinde, Seven O'dur.

El Hayy ~ Es Sabr

Sabredilmeye değmez mi Hayat ? Sabredilmeye değmez mi Hayy !

Her şeyin Yaratıcısı

Her şeyin Yaratıcısıdır, neye İhtiyacın olabilir, neye Muhtaç olabilirsin, neyden Korkar, neyi Sevebilirsin, O'ndan gayrı!

Senin Kadrin

Kalbimin gündüzünü gecesini, Senin Kadrin aydınlatır.

Hu

Bizi yok iken var etmiş, her gün ölümün kardeşi uyku'dan diriltir, ve Kayyum olarak hayatımızı her an daim kılmaktayken, Hayret etmeyiz, şah damarlarımızdan Yakındır ama, Fiillerini O'na nispet etmeyiz. İsa'nın (as) ölü'yü dirltişine Mucize der, İman eder, Hayret ederiz, veya İsa'ya nispet edip, yine O'nu görmezden gelir, İnkar ederiz. Hoş İnsan olmasa, ne Peygamber var, ne Sen-Ben.. ne İnkar edilecek şey, ne Hayret edilecek şey !


Evrim ~ Tasavvuf

Deve'yi Kuzey Kutbuna yollasan, üçyüz milyon yıl gözlemlesen.. Kutup Ayısı olur mu ?.. Böyle "Deney" olmaz.. öyle Evrim deyip durmakla da "Yaratılış", "Evrim" olmaz!

Allah'ın Konuşması

Ağaç'tan da konuşur, Hayvan'dan da konuşur, İnsan'dan da!.. Lakin senin sözünle Ali'nin sözü arasında ne kadar fark var anlarsın di mi? Anlar mısın ? Fark edebilir misin ? Sen bu farkı gözetirsen ne ala, o zaman seninle odun da olsan anlaşırız.

"Ve kendi ciltlerine (uzuvlarına): “Niçin bizim aleyhimize şahitlik ettiniz?” dediler. (Onlar da) dediler ki:

“Bizi, herşeyi söyleten Allah söyletti.."
{ Fussilet 21 }

Seyri Sülûk ~ Tasavvuf

Zâti Vuslat Hallerden soyunmayı gerektirir. Halk içinde Hakk ile olmak dedikleri gibi Haller içinde olmak gerektir. Nasıl ki aşırı Tenzih Rabb'e Kavuşmağa muhakkak Perde olacağı gibi Aşk ve Muhabbet dahi Bidayet'te olan için Maşukuna Kavuşmağa Perde olabilir.. "bana bunu nasıl yaparsın anlayamıyorum" der gibi haller tavırlar içine girebilir.. Yani Sevgiliden Razı gelemeyebilir.. Sevgilisinin Güzelliğini, Kadri Kıymetini, O'na sonsuz İhtiyacını Muhtaçlığını daha tam anlamış tam kavrayabilmiş değildir.. Biraz Kahır gerek ki Sevgilinin herhangi Sevgili olmadığını, Baki olduğunu, Hakkal Yakin tam bir görsün.. Kıvam tamam olunca da, önce Perde olanlar şimdi türlü türlü ziynetler, elbiseler, hediyeler haline gelir, istediği hale girer çıkar hepsi onun için Sevgiliden bir Zevk olur, Naz biter, her şey onun için Muhabbet demektir.. Fena, Beka olur..

Allah'ın İlmi ~ Sıfatları ~ Tecellileri

İlmi ile Rahimiyetinden "Anne"yi, İlmi ile Rahmaniyetinden "Baba"yı İcad Tecelli eylemiş; Beni ile de "Sen"de, Zatıyla Tecelli eylemiş. O Zatında İyi, Güzel idi, Rahman Rahim böylelikle Sıfat eyledi. Dikkat et annesiz babasız sensiz de O idi O; Seni beni lütfetti Kendinden Kendine misafir eyledi.

Vechullah - Zat ~ Sünnetullah

Bu Menzilden dikkatle bakarsan, kadın Suretinin Kadın'a, erkek Suretinin Erkeğe Mutlak olmadığını ya da tanımadığın İnsanların, Çocukların hatta hayvanların, eşyaların, televizyondakilerin, seni bildiğini tanıdığını düşünür görürsün.. Halbuki, Vechullah'ın göz kırpışlarıdır.. Sakın gafil olup uçma, bu Menzil Sünnetullah'a ve Sünneti Resulullah'a varır.. Seni korumak -kimi kimden- için söylesem, bunları hiç söylemezdim.. Her Menzilin varacağı yer, senin "Gelenek" zannettiğindir.. Resulullah'ın (as) Velayet'i nere vardı, o başka.. Eğer iş dediğimiz gibi Sünnetullah'a ve Sünneti Resulullah'a varmasaydı, Ayet "Ana Babana ve Bana.." şeklinde değil, "Ana Babana ve Rahman'a.." şeklinde gelirdi. Halbuki Vechullah Sıfat (vs) Mertebelerden değildir.. Sözümüzün başında verdiğimiz örnekleri azıcık tecrübe eden, dediğimiz Menzil nerelere varır anlayabilir.. İtiraz edense, neye neden itiraz ettiğini iyice düşünmelidir!

Teslim ol

Teslim ol da öyle bir "Allah Bilir" de ki ne soru kalsın ne cevap.

Sabır

Aşıklar Allah ile Sabırda sevişirler.

"ve nefahtü fîhi min rûhi" - Ruh ~ Vahdet

Ruh (Saf Kendin - Öz Zâtın), bedeni, duyuları, duyguları algılayabilir hissedebilirken, Kendini algılamaz, hissedemez; çünkü O, maddi ve manevi şeylerin en Latifidir, o'na "yok-varlık" demek uygun olur; öyle ki, hiçbir şeye benzemez: "ve nefahtü fîhi min rûhi"..

Akıl - Ruh ~ Felsefe - Sanat - Tasavvuf

Akıl Ruhun Gözüdür diyelim. Düşünce ve Fikir Akıl için Ressamın Eskiz yapması gibidir.. Görüneni (!) Resmetmeye çalışır.. Ve "Kişi" neyi Resmetmeye çalışıyor ? Ve nasıl, yani Tarz nedir ? ; bu önemli: Sürreal, Hiperrealist, Soyut vs.. Kişi deyip özelleştirmemiz Resmin Yetkinliğinin Gören ile Görünen arasındaki Özel ilişkiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan ve Düşünce, Fikir bakımından Eskiz'den öteye geçemeyebileceği hakikatindendir.

Hu

Putlaştırma, Suretimi Düşünce Kalemi ile Resmedemezsin;
Nakşım da Mutlaktır Benim..
Nasılımı sorma, Kaçma Benden; kurtul Benim Sen Kayıtlarından..
Yakınlaşıp soğuma, Uzaklaşıp ısınma Benden; ya da tersi..
Zıtlaşmak mı istersin; Zıtlığım Sensin Benim.
Habibim, Halilim, Kulum..; Dünya, Ahiret; Şeriat, Marifet, Hakikat,
Razı ol; Beni iste Benden..

Ateizm ~ Ahiret ~ İnanç ~ Tasavvuf

Sen "Ahiret yok, ölmüş yakınlarımla bir daha buluşamıycam, toprak oldular" diyorsun öyle mi ?.. Ne de Merhametsizsin! Sen şimdi "Hesap yok, Cennet yok, her şey tesadüf" diyorsun öyle mi ? Ne de hesapsız konuşuyorsun!

Halk

Halkın İkiliğini de bırak Birliğini de.. Ya Hakkı söyle, ya da var oyun oyna.. Sad 17'den 25'e oku..

Vahdet-i Vücud Nedir ~ Tasavvuf

Azrail'in (as) Suretinde neyi Müşahede edeceksin ?.. Allah'ın bir Meleğini/Mahlukunu mu ?.. Ölüm'ü mü ?.. Hayatı mı ?.. Allah'ın bir Meleğini Müşahede etmen zaten sana kalmamıştır, bu bir Maharet değildir.. Ölüm'ü Müşahede etmen, Ebedi Hayat'ı Müşahede etmenden eksiktir.. Hayat'ı Müşahede etmen ise, ondan daha eksiktir.. Bu lafların hepsi de olması gereken Müşahede'ye göre eksiktir.. Maharet de Marifet de sayılmaz.. Şimdi sen bu sözlerden bir şey anlamadıysan, zaten bu hayatta hiçbir şeyi ne Müşahede etmiş ne de görmüş olmadın.. O halde ne Vahdeti Vücudu ne Tasavvuf'u diline dolama da, haddini bil.. Ve şunları da bil: "Ve burada, kim kör ise artık o ahirette de kördür" { İsra 72 }.. "baş gözleri kör olmaz. Lâkin sinelerdeki kalpler kör olur." { Hacc 46 } 

17.Onların söylediklerine sabret, kulumuz Davud'u, o kuvvet sahibi zatı hatırla. O, hep Allah'a yönelirdi.
21.Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanmışlardı.
22. Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan ürkmüştü. “Korkma! Biz, iki davacıyız. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler.
23. Bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz dişi koyunu var. Benimse bir tek dişi koyunum var. Böyle iken "Onu da bana bırak" dedi ve tartışmada beni bastırdı.”
24. Dedi ki: doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına istemesiyle sana zulmetmiş ve zaten yakınların çoğu da birbirlerine aynı şeyi yaparlar. Ancak iman edip, erdemli davrananlar bunun dışındadır.Onlar ise sayıca ne kadar az!" Davud, biz, kendisini sınadık zannederek hemen rabbine istiğfar etti, eğilerek yere kapandı, Allah'a döndü.
25. Biz de o zannettiği şeyi kendisine bağışladık. Şüphesiz yanımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri vardır.

Sad Suresi

Allah'ın Lütfu

Allah'ın Lütfu çölde vahadır, geceyi gündüz yapar. Allah'ın Lütfuna İman et de, kötüye yoruşu, kötü düşünceyi, şeytanlığı bırak. Böylelikle sonuç ne olursa olsun, nasıl görünürse görünsün bir şey kaybetmemiş, hem kazanmış olursun. Allah'ın Lütfuna İman, Güven, Ümitsizlik hastalığının devasıdır, vesvese zehrine panzehirdir. Sonuç öyle ya da böyle, Allah'ın Lütfuna zararı yok!

Yenilenme - Yenilik ~ Tasavvuf

Kamil'in Kelamı Ezeli Kadim'dir, ne eskir ne yenilenir.

Adem'e Secde ~ Şirk ~ Kuran-CI-lar ~ Uydurulan Din - İndirilen Din

De ki: «Rahman´ın bir oğlu olsaydı, ben ona tapanların ilki olurdum. { Zuhruf 81 }

Kuran-CI'ların hiçbiri normalde böyle bir örnek veremez ve bu örneği vereni de böyle bir şeyi söyleyeni de Şirk Ehli sayacakken nasıl Tasavvuf Ehli Şirk'te oluyor da kendileri Kuran'cı oluyor hayret! Adem'e (as) Secde'nin Allah'ın Emri olmasına hiç girmeyelim bile.

Hayal - Akıl - Yaratma ~ Allah'ın Nefsi

Allah’ın Hayal ettiğini gerçekleştirmede, yaratmada sınırı yoktur; fakat İlkelerine bağlı kalır “..Rahmeti nefsi üzerine yazdı-kendine farz kıldı..” (Enam 12) İnsan Nefsi ise ne Hayal ederken ne de yaparken, İlkeler sahibi olmak, bağlı kalmak ve Akletmek hoşuna gitmez. İnsan, Hayalini ve Aklını Nefsine Uydururken, Allah asla Nefsine Uymaz; Merhamet eder Affeder, Adildir Zulmetmez!

Zaman ~ Perdeler

Dün perdene Gün perdene kurban olayım Aziz Vechine.

Oruç

Oruç Nefsi neredeyse öldürür de Allah Merhamet eder İftar'a yetişir; Ölüm Allah'ın Emri (!) ama Aşk ile!

Oruç ~ İbadetler ~ Kulluk

Allah için olsun O'nun Adına az bir sıkıntıya düşmüş olsan da belki güzel bir yalvarış elde edersin, fazladan istemeye fazladan ihsanına lütfuna yüzün olur belki, azıcık Allah Yolunda bir Sıkıntın olmuş olsun en büyük bitmez Hazinendir, Merhamet Nazarına uğrarsın belki!

Yumuşaklık

Papazlar da gayet Sakindir lakin bu onların Kemaline delil sayılmaz.

Zikir

Gerçekten Rahatsız olan, Rahatsız olduğu şeyi değil, Rahatladığını Zikreder. Nefsini ya keser atarsın, ya da o senin Gönlünü keser atar.

Sen olmasaydın yaratmazdım..

"Dünya üzerinde ne varsa sizin için yaratan.." { Bakara 29 } Fakat aynı Hitap Peygambere gelince "Yok Onun için Yaratmış olamaz, çünkü bu Şirk olur" demek, nasıl bir Çelişki, nasıl bir Akıl-Gönül noksanlığıdır ?!

Kuran-CI-lar

Arada ne Peygamber ne bir Allah'ın Veli Kulu, ne de zamanda hiçbir Geçmiş-Gelenek olmaksızın -yani hiçbir "ÖRNEKLİK" olmaksızın- sadece Kuran okumakla oluyorsa, bütün Kurancılar Peygamber ve hatta Allah konumunda olmalılar! Aracılık diyerek Şirk saydıkları şeyi kaldırmaya çalışmakla aslında çok açıkça Kuran'da Emir buyurulan "Örneklik" Kavramını kaldırmaya çalışmakta, Kuran'ı yok saymaktalar; arada hiçbir Örnek yoksa, o halde herkes sadece Kuran okumak ile aynı Peygamber, aynı Kulluk Makamında olacak öyle mi! Değil ise zaten değiştirmeye çalıştığınız nedir! Kuran'ı Putlaştırırken, bir yandan Kuran'ın Emirlerinden "Örnekliği" yok saymak! Bunun ileri zamanlardaki sonuçlarını (Felsefeciler gibi herkes ayrı İDDİA binbir türlü İHTİLAF, herkes bunu Kuran söylüyor diyerek Allah'ın ELÇİSİ!) Tasavvufla bir derdin varsa bunu kendi nefsinle veya problemin olan kimselerle yani bu Ümmet ile Kardeşlerinle aranda hallet! Sen Peygamber değilsin! Bunu Kuran'a, Şirk'e türlü türlü iftiralara taşıma! Bunu görememekten büyük körlük! Bundan daha şaşkınca ve sapkınca bir hareket olur mu! Eğer "Örneklik" Şirk ise siz bu şirkin başı oluyorsunuz, Şirk değil ise bu Ümmetten (Ehl-i Sünnetten) ne istiyorsunuz! Çelişkinin sonu yok ama sadece Kuran demekle sanki Peygamber gibi Tek başına aynı makamda Hüküm Sahibi, gayrısı herkes Şirkte! Nasıl bir akılsızlık nasıl bir çiğlik bu!

"Her bir halkı önderleriyle birlikte çağırdığımız gün.." { İsra 71 }
"nimet verdiklerinin yoluna.." { Fatiha 7 }
"..nebîlerle (peygamberlerle) ve sıddîklerle ve şehitlerle ve salihlerle beraberdirler." { Nisa 69 }
“De ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki,
Allah da sizi sevsin..”
{ Ali İmran 31 }
"..Sana öğretilenden, bana, rüşde ulaşmama yardımcı olacak bilgi öğretmen için sana tâbi olabilir miyim ?.." { Kehf 65, 66 }

Daha sayısız "Kuran" Ayeti !